Yeni Dünya ( RP EKRANI )

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
aransayes
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1861
Joined: Fri Oct 08, 2004 10:00 am
Location: aksaray-izmir
Contact:

Post by aransayes »

Gelen yaratıkları gördüğünde dişlerini sıkarak zorlu geçecek savaşa hazırlandı. Eğer savaşçılar düşerse geriye kalanların zaten şansı kalmazdı.
"İlk gelenin kellesi benim,"
Saelnir savaşçı kadının sesinde ki beklentiyi ve ateşi fark ettiğinde dönerek ona baktı. Tam dikkat etmesini söyleyecekken savaşçının "Geri kalanları bölüşmemizde sakınca yok” cümlesiyle hafifçe gülümsedi. En azından gözü kararmış bir şekilde değil de dikkatle savaşırdı.
Diğer tünelleri koruyanları görmeye çalıştı. Elinde hazır tuttuğu okuyla bir kadın sabırla kurbanını bekliyordu. Kızıl büyücü büyüsüne odaklanmıştı.
Sealnir aklında ki büyülerden birinde karar kıldı. Eline madalyonu alarak tanrısına dua etmeye başladı. (Prayer)
Ã?nünde savaşmayı bekleyen savaşçılar için endişe duyuyor okuyacağı dualarla onlara yeteri kadar yardımcı olmayı umut ediyordu.
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
Lupus Nigra
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 236
Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
Contact:

Post by Lupus Nigra »

Damarlarındaki adrenalin etkisini yitirmeden gene çarpışşma başşlamıştı. Ales, yayını elinde sıkıca kavradı ve.... elfin rengi degismeye basladı.

Elf magra duvarları ile aynı renk saçlar, ten rengi ve kıyafete bürünmüş savaş alanını inceliyordu. Aslında bu tarz bir deisimin karanlıkta görme kabiliyeti olan yaratıklara karsı pek avantaj saglamayacagını biliyordu ama... Savaşşın ışıklarının bu yaratıkları normal görüş tayflarına geçirecek yeterli ışık çıkaracagını ümit ediyordu.

Atıs yapabilecegi temiz bir rota yada hedeflerinin arkasına geçebilecegi bir bosluk arıyordu.
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

İki tüneli de korumaya karar veren Xyra artık yaratıkları rahatlıkla görebiliyordu. Tünelin girişinde mevzilenmiş ve savaşmak için hazır bekleyenlerin arkasından seri bir şekilde öne doğru yürümeye başladı. Sonra aniden onları uyarması gerektiğini düşündü. Pek işe yarayacağından değil ama yine de bilmeleri daha iyi olurdu. Ya da tam tersine korkularını artırırdı. Etrafındakilerin duyabileceği bir sesle konuştu:

“Eğer mümkün olursa yaratıklardan darbe yememeye çalışın çünkü dokunuşlarında taşlaştırıcı etki var. Nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız tecrübeli olanlara sorabilirsiniz.”

Bu son cümleyi paladine bakarak söylemişti.

Kimseye zarar vermeyecek şekilde herkesin önüne geçip büyüsüne konsantre olmaya çalıştı. Bir taraftan güç sözcüklerini telafuz ederken diğer taraftan elleri de büyüyü şekillendiren hareketleri yapıyordu. Ellerini uzatıp içinde kabaran gücü serbest bıraktığında alevler parmaklarının ucundan koni şeklinde yayılarak ilerledi. (Burning Hands)

Geriye doğru birkaç adım atıp tekrar arka tarafa geçerek diğer tünele bakmaya başladı.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
calida
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 293
Joined: Mon Feb 27, 2006 10:00 am
Contact:

Post by calida »

Tunelden uzerlerine dogru gelen sevimsiz seyleri artik gorebiliyordu. Kisalar, sevimsizler ve sayica coklar. “Neden bir ordu degilsiniz?” diye alayli bir sekilde soylendi kendi kendinin duyabilecegi bir sesle. Arkasina bakdi, Xyra’yi gorebiliyordu, Elf rahibi de oradaydi. Onune donerken Xyra`nin dedigini duymustu, ayagini sinirle yere vurdu. Kilicini hirsla havada sallarken “Bir bu marifetiniz eksikti.” diye sinirle uzerlerine dogru gelen yaratiklara bagirdi.

Derken Xyra bir anda onunde bitivermisti ve Elanora`nin anladigi kadariyla bir cesit buyu yapmakdaydi, Drow kizin buyu yapmasi onu biraz da olsa rahatlatmisti. Ama gene de sinirleri tamamen bozulmustu. Icinde bulunduklari durum kesinlikle fazlasiyla sacmaydi. Kendi dunyalarindan kacmak zorunda kalmislardi ve ciktiklari yerse daha beter bir yerdi. “Lanet bir sekilde belaya battik.” diye soylenmeye devam etti.

Kendini sakinlestirmesi gerekiyordu ama pek mumkun gibi gozukmuyordu. Iyice sinirlendigini ve dudaklarini isirmaya basladigini fark etti. Kiliclarini hirs ve ofkeyle oylesine sIkIyorduki, neredeyse parmaklarina kan gitmiyordu. "Eh ne de olsa bu yaratiklarin yolundayim, yapabilecegim tek sey var" diye dusunerek gardini aldi ve saldiraya hazir bir sekilde bekledi..
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Amora ve Edmond birbirlerine destek olarak mağaranın önünden uzaklaşmaya başladılar. Bu esnada Amora mağaranın içerisinden gelen seslerin çoğaldığını ve birilerinin yaklaştığını farketti. Çok yakın zamanda oranın içindekiler herneyse dışarı çıkacaklardı. Ve Edmond da bu sesleri duyabiliyordu artık. Bekleyeceği giriş birazdan gelenler herneyse onlarla dolacaktı.

Xardas kendisine neler olduğunu düşündü bir an, tehlikeli olanı seçiyordu. Alt tünelleri koruyan çok az kişi vardı ama o alt tünelleri korumayı, yani canını tehlikeye atmayı seçiyordu. İlk başta bunu garipsedi ama daha sonra eğer ora korunmazsa er ya da geç öleceğini ve bunu hesaplayarak bu hareketi yaptığını düşündü. Ama bu düşüncelerinin uçlarında dolaşan ufacık bir kıpırdamaydı. O büyüsüne konsantre olmuştu ve ellerinden çıkan yıldırımlar ilerideki kadın ve adamın yanından geçerken saçlarının havalandığını hissettiler. Elektrik akımı doğrudan mağaranın ağzından girmiş ve hızla yaklaşmakta olan yaratıkları bulmuştu. En az biraz önce çığlık atan kadının sesi kadar tiz çığlıklar bir anda mağaranın bu tarafını doldurmuştu. Büyü iyi iş görmüştü, seslerden anlaşıldığı kadarıyla ufak çaplı bir katliama neden olmuştu.

Lineas okunu arkadaşlarının arkasından gönderdiğinde bir an ıskalayıp arkadaşlarını vuracağını düşünmedi değil. Hani yakın da geçmişti önündekine ama başarılı bir atışı belli eden çığlık bir saniye bile geçmeden kulaklarına geldi. Oku yaklaşmakta olan bir varlığın boğazına saplanmış ve yaratığı biranda alaşağı etmişti. Ama Lineas dikkatli olmalıydı, yoksa bu açıdan başkalarına zarar verebilirdi.

Shuriak bu kez en önce olmamanın daha faydalı olacağına karar vermişti ve bu durumda yapabileceği en iyi şeyin büyücü kadını korumak olduğuna karar vermişti. Melez izliyordu ve ilk oklar,ilk büyüler gelenlerle buluştu. Bu savaş bir katlima dönüşebilirdi, her ne olursa olsun iyi bir savaş çıkacaktı ve eğer öncekiler düşerse bir şekilde savaşmak zorunda kalacakmış gibi görünüyordu drow melezi. O da bu zamanı bekliyordu, en önde saldırmak işine gelmemişti.

Clesnyé ilerlemiş ve savunma hattındaki yerini almıştı. Bunun için sıkışık düzen yerleşen savaşçıların biraz açılmaları gerekti ama taktik olarak birbirlerine zarar vermemeleri için biraz boşluk olması gerekliydi zaten. Bu esnada mağaranın içinden cüce yaratıklar hızla üzerlerine doğru geliyordu. Mesafe neredeyse sıfırlanmış, dişediş bir mücadeleye girebilecekleri mesafeye kadar kısalmıştı. Yaratıkların gözlerinde korku emaresi görünmüyordu, anlaşılan cesur yaratıklardı. Bu esnada bir yıldırım az aşağıdaki mağaraya girip kayboldu ve anında çığlıklar doldurdu çevredekilerin kulaklarını. Siyah cüppeli büyücü mağaradan çıkan ilk yaratıklara büyüsünü göndermiş ve silme bir katliam gerçekleştirmişti.

Piijek kara tenlinin sözüne bozulmuştu, şimdi neden demişti ki bunu ? Ama sakin olmaıydı, nitekim düşmanla yüzleşmesine saniyeler kalmıştı. Bu esnada hemen yanından geçip karşısındaki cüceyi yerden havalandıran ok işe tuz biber ekti. Halbuki onun için hazırlanmıştı ama yine de Piijek tecrübeli bir savaşçıydı, o yüzden saldırısını arkadaki cüceye yönlendirmekte hiç sorun çekmedi. İlk saldırısı hızlı ve temizdi, cüce bir anda kesilen bileğine bakakaldı, yara ölümcül değildi ama ölümcül yaranın gelmesi gecikmedi. Ardarda gelen Piijek'in darbeleri cüceyi yere yıkmaya yetmişte artmıştı bile. Bu esnada sağ tarafından kafasına doğru nişanlanmış bir baltadan zorla kurtuldu savaşçı. Anlaşılan birşeyler fırlatmaktan da çekinmiyorlardı.

Alegria bir süredir yaşamadığı bir duyguyla karşı karşıyaydı. şimdiki düşmanı ona ezici bir üstünlüğü olan değil, sayı avantajlarıyla birlikte denk oldukları bir rakipti. Savaş heyecanı heryanını sarmıştı kadının ve dengelediği kılıcını üzerine ilk gelen cüceye savurdu. Acele etmişti ve hafif dengesiz bir şekilde savunma hattından ileri fırladı ama kılıcı da cüceyi buldu. Midesindeki çeliğin soğukluğu cücenin ifadesiz duran yüzünü değiştirmeye fazlası ile yetmiş, bir anda panikle geri sıçramıştı. Bu sıçrayısla arkasından gelen cüceye çarpmış, acımasız cüce ise onu çekici ile yolundan çekmişti. Alegria düşmanlarının pek de acıma sahibi olmadıklarını görme şansını yakaladı çevredeki herkesle birlikte ama bunu düşünecek zaman değildi. Herkes hareketlenmiş, düşmanı karşılamaya hazırlanıyordu.

Cody düşmanın tünelden hızla çıkışını izledi. Gerçi yandaşları bu hızlı çıkışı yavaşlatmakta kararlıydı ve çıukanları haklamaya çalışıyorlardı ama düşman sayısı fazlaydı. Cody iyi bir fırsat için bekledi ve bu fırsatı bulması da çok zaman almadı. Yandaşları düşmana saldırı üzerine saldırı yapıyor ve düşmanı geri çekilmeye zorluyordu. Cody buna bir süpürme hareketi ile destek verdi. Bu arada da düşmanın sayısına tanık olma şansı oldu. En az 10 tane cüce daha tünelin içinden onlara doğru hareket ediyordu. Cody'nin darbesi ile yere yıkılan cüce, bir nebze yolu kapamıştı ama cüceler hiç acımadan yandaşlarını ezip salrıya devam ediyordu.

Argay Cody'den erken davranmış, ilk saldırdığı yaratığı devirmekte de zorlanmamıştı. Ama bu esnada kendisine doğru gelen bir balta omzuna çarpmış, ama zarar vermeden sekmişti. Eğer iyi isabetlense oldukça etkili olabilecek bu saldırılardan çekinmesi gerektiğini anladı savaşçı anında.

Balamir savaş heyecanına kapılmıştı, hızla koşarken hançerini saplayacağı ilk kurbanını arıyordu, bulmakta da zorlanmadı ama zaten koştuğu için darbesini fazla hesaplayamamıştı ve ıskalayan hançer Balamir'in dengesini iyice bozdu. Hemen kendine gelmeliydi, fevri davranırsa bu kadar kalaalığa karşı şansı çok fazla değildi.

Susy düşmanın geldiğini görüyordu, hatta yandaşları çarpışmaya başlamıştı bile. O da onlara yardımda bulunailmek için aydınlatmayı sağlama kararı aldı. Gerçi aydınlatma büyücü çok iyi bir aydınlatıcı değildi ama en azından karanlıkta savaşmaktan iyidir diye düşündü kadın ve büyüsünü başarı ile yaptı. Ã?nündeki tünelin girişi daha aydınlanmış, yandaşları da saldırı yaparken daha rahat hareket eder olmuşlardı.

Saelnir çevreye bakındı, son tünel hariç oldukça iyi durumda gibi görünüyordu tünel çıkışları ve son tünelle de kara cüppeli ilgileniyor gibi duruyordu. Cazırdayarak giden büyü ve ardından gelen çığlıklar belki de en sağlam katliamın orda olduğunun işaretçisiydi. Rahip daha sonra arkadaşlarına yoğunlaştı, herkesin moralini yükseltecek birşeyler yapmalıydı, birşekilde onları daha güçlü kılmalıydı ve bunun için tanrısına dua etti rahip. Ve bir kez daha emin oldu ki tanırlar yanındaydı. İlahi gücün ondan arkadaşlarına dağıldığını hissedebiliyordu ve bu hissi yeniden yaşamk çok güzeldi.

Ales bedenini çevreye göre değiştirdi, yaratıklar arkadaşları ile çarpışmaya başlamıştı bile ve o da onlara destek vermek için kendisine iyi bir yer edindi. Yayını hazırladı, okunu yerleştirdi ve hedef kestirmeye çalıştı.

Xyra düşmanı görmeye başladığı anda rahatlıkla büyü yapabileceği bir yer aramıştı kendine. Düşmana fazla yaklaşmamalıydı, savaşçılar kadar güçlü olmayan bedeni çok fazla dayanamayabilirdi. O yüzden önündeki cüceleri kavuracak büyüyü yaptığında sadece arkadaşlarının savunma hattına kadar sokulu. Ellerinden fışkıran alevler karşısındaki cüceleri yakmaya başladığında kendi gücünü kullanmanın nasıl birşey olduğunu hatırladı drow dişisi. Bu duyguyu hiçbirşeye değişmezdi, ne bir büyülü çubuğa ne de başka birşeye. Elinden püsküren alevlerin kudreti bittiğinde neredeyse ona doğru koşan cücelerle arasındaki mesafe kapanmıştı ama bu olmadan geri çekildi, bu esnadaysa Alegria hızla öne atılıp ona doğru koşan cüceyi haklamıştı. Xyra'nın büyüsü ile kavrulan cüceleri öldürmek hiçde zor olmayacaktı arkadaşları için. Hatta bazıları ölmüştü bile.

Elenora drow büyücüsünün yaptığı alevli saldırıyla kavrulan cücelere sinirle bakıyordu. Onların zarar görmesi içine su serpmişti. Bu sersemlerle uğraşmak iyice canını sıkıyordu. Bu esnada çevredeki herkesin bu yaratıklarla uğraştığına şahit oldu Elenora. Daha biraz önce bir yıldırım aşağıdaki mağaradan içeriye girmiş ve ilikleri donduran çığlıkları beraberinde getirmişti. Elenora acımış mıydı ? Hiç de bile ! Gebersindi pislikler. Biraz önce öne fırlayan kadın savaşçının yanından kılıcını cüceye sallarken hiç de vicdan azabı çekmeden cüce yaratığın kolunu koparıverdi kadın.

Bu esnada Khedan büyüsüne devam ediyordu. şu anda çevresindekiler onu koruyor olmalıydılar, çünkü bedeni savunmasız bir haldeydi ve zihni o kadim köle tüccarının huzurundaydı. Biraz önce ölen hizmetçisi için özür dilemekle meşguldü.

DM NOT: Salrısı sırası geldiği halde saldırmayan arkadaşların yerine ben normal saldırı yaptım. şu anda iki tünelin girişindeki herkes melee attack mesafesindedir. ( Savunma hatlarındakiler )
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Kathranis
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 65
Joined: Wed Jan 10, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Kathranis »

Kathranis bir asn çok dışarda kaldığını ve savaşın başladığını zor fark etti; gülümseyerek doğruldu ve bu hırçın elementallerin ve cüce ordusunun olduğu yere döndü ve bir savaş narası attı ardından

"dios du bir en bin vaos bon laksor"(soften earth and stone)

Toprak gevşemey başladı ve balçığa dönüşmeye başladı, Kathranis zevkle güldü .

Bir ok çıkardı ve bunu atmak için sağlam bir hedef seçti.
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Işığın yardımıyla, tünelin içinden yaklaşık bir düzine cüce daha geldiğini gördü.
Piijek ve Shruiak ın tam arkasında, uygun bir konum aldı.
İki kolunu yay gibi gererek, büyük bir yıldırımı, tünel ağzını kapatmak için yukarıya girşin sağ yanına gönderdi.
"kalanları öldürüp diğer tünele geçelim" piijek ve shruiak'a.
Rhalazarn
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 148
Joined: Mon Feb 05, 2007 10:00 am
Location: Nordmar
Contact:

Post by Rhalazarn »

Xardas, katletme duygusunun verdiği hayvani zevkle isterik kahkahalar atmaya başladı.
Ancak başka bir büyücünün sesi, kahkahaları bastırdı.
Biraz kuzeyinde bir dişi büyücü kayalara yıldırım göndermek için büyü yapıyordu ve muhtemelen tüneli yıkmayı amaçlıyordu. Bu, kara cüppeli büyücünün sinirlerine dokunmuştu ve bu dişi büyücüyü pek de zekice olmayan cesareti yüzünden içinden tebrik etme zorunluluğu hissetmişti. Giriş kapansa bile boşluklar kalırdı ve bu yaratıklar buralardan geçebilecek kadar kısalardı zaten, bir işe yaramazdı. Yaratıklar bu kadar yakına gelmişken tüneli yıkmak buradaki kişilerin ölümüne de yol açabilirdi.
Buradaki kişilerin ölümü, Khedan'ın ölümüne yol açabilirdi.
Kara cüppeli Khedan'ın güvenliğinin tehlikeye girmesine izin veremezdi ve bu sebeple bu yapılan büyüyü bir şekilde engellemek zorundaydı. Üstün zekası, hızla düşünmesini sağlamıştı ve kısacık bir süre içinde dişi büyücünün göndereceği yıldırımın yolunu saptırabilirdi belki.
Eğer dişi büyücünün göndereceği yıldırımın önünü kesecek bir şey bulursa, büyüyü engelleyebilirdi.
Sağ elini hızlı bir şekilde cüppe cebine soktu ve dev yaratığın parçalarından almış olduğu ufak taş parçacıklarından iri olan bir tanesini seçerek yıldırımın geçeceğini tahmin ettiği yere fırlattı tüm gücüyle ve diğer parçaları yeniden cebine soktu. Gerisi artık onun işi değildi.
Belki de hayatında ilk kez, tıpkı buradaki düşman ırkların birbiriyle dostluk yapması gibi, o da tanrılarla dostluk yapmış ve bir kez olsun işi onlara bırakmıştı...
Bir daha olmayacaktı.
Yüzünü yeniden tünele dönen Xardas, şimşeğin çarpış sesini duymasına rağmen, neye çarptığını görmek için arkasını dönmedi. şu anda ilgilenmesi gereken başka işleri vardı.
Yaratıklara yeni bir büyü göndermek için hazırlanan Xardas, büyünün bedeninde gezinmesine ve onu ısıtmasına izin verdi...
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Edmond gücünün tüm yettiğiyle kadını ilerideki tünele doğru götürmeye başladı.Sonra savaş seslerini duymaya başladı.Kadını daha hızlı götürmeye çalıştı.Kadının elini omzuna attı.Hızlandı.Ne yapacağını bilmiyordu.Sonra arkasına baktı.Geldiği mağarayı kimse tutmuyordu.

*LANET OLSUN.BİRİNİZ AşAğIDAKİ MAğARAYI TUTUN.HERKES AYNI MAğARAYI TUTMASIN.HADİ O MAğARADAN DA CANAVAR GELEBİLİR.*

Sonra daha çok hızlanmaya çalıştı.Biraz daha ilerlediğini ve Khedan'a yaklaştığını anladıktan sonra kadını olduğu yerde bırakmaya karar verdi.Ama kadın sefil duruyordu.Bırakamazdı.Yapacak çaresi yoktu.Ne yapacağını bilmiyordu.Kadını bırakmayaya karar vermişti.Olduğu yerde durdu bir müddet.Yorulmuştu.Ancak durmanın zamanı değildi.Edmond biraz ilerideki kalıntının olduğu yere doğru kadını götürmeye başladı.

*Etrafta hiç tanıdığınız var mı?* diye sordu yorgun bir şekilde.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
EldariL
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 137
Joined: Mon Sep 18, 2006 10:00 am
Contact:

Post by EldariL »

Cüceler tünelden akmaya başladığında Alegria karşılamaya hazırdı. İlk geleni haklamak için gözüne kestirmişti ki drow kızı öne çıkıp büyüsüyle gruba destek verdi. Bu bir an için dikkatini dağıtmışsa da, hızla drowa doğru yaklaşan cüceyi gördüğünde refleksleri bedenini çoktan ele geçirmişti. Savurduğu kılıcı onu deşerken, savaşın heyecanı geçtiğinde daima pişmanlık duymasına sebep olan o duygu benliğini sarmıştı. Her darbe, ölecek olan her bir yaratık, geçmişteki düşmanlarından aldığı sonu gelmez bir intikamın parçası gibiydi.

İlk kurbanın ardından bir kahkaha savurup savunma hattına geri çekildi. Bu arada hızla çizmesindeki hançerlerden birini kaptı. Yüzünde kocaman bir sırıtışla, "Hey Saelnir!" diye seslendi. Başka bir şey söylemesine gerek yoktu.

Buna vakit de yoktu zaten. Eğleniyor olmasına rağmen gülümsemesi yerini o buz gibi maskesine bıraktı. Az önce öldürdüğü cüceyi çiğneyerek gelen ikincisi için kılıcını havada geniş bir yay çizecek şekilde savurdu. Amacı iyice yaklaşmadan kafasını uçurmaktı.Olur da bu darbe onun sonu olmaz ya da kaçınmayı başarırsa, kılıcını tekrar savurmadan önce, hançeri yaratığın boynuna saplanmak için elinde hazır bekliyor olacaktı.

Öldürme isteği vücudunu enerjiyle doldurmuştu ve kılıcı daha fazla kan istiyordu...
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Cody önünden gelen cücülere baktı bunlar kesinlikle dışarı cıkmamalı idi.. Ã?nünde düşmüş cüceye baktı.

Lanet olası yaratık...

Hıraaaaaaaaa GEBERECEKSİNİZ SİZİ CEHENLEM P....LERİ

Diye yerde yatan cücenin üstüne basarak biraz zıpladı HAvada hamlesini kurgulamıştı bile.

Kalkanı ile inerken bir cüceye vurup geriye doğru iterken Baster Swordunuda diğer cücenin tam omzundan aşa doğru yarmayı planlıyordu....

Bir anada sinirlenmiş di cody...
Belkide bu sinirin nedeni hayata kalma dürtüsü idi.
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Savaşın heyecanı ve karmaşası içinde bulunduğu pozisyonu değerlendiren Lienas, arbadeye çok yakın olduğunu anladı. Adımlarını sıklaştırıp arkadaki sarışın büyücü kızın yanında mevizlenmek için harekete geçti. Ağzındaki okunu eline almış ve kızın yanına hızla yürümüştü.

"şimdilik beraber çalışmaıyz, arbadeye yakın olmak istemiyorum. mevzilenecek bir yer bulalım yada sırtımızı birbrimize yaslayam, karar senin" dedi.

gözlerinde ciddyiet vardı ve gözlerini çıkışları tutanların üzerinden ayırmıyordu

"hadi çabuk olmalıyız, sence ne kadar dayanabilriler?"

şu anda yapılması en iyi gözüken şey, buydu Lienas için. ve hala oku ile yayını elinde hazır tutuyordu.
Image
haldor_goraxe
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 275
Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
Location: İstanbul, sen??
Contact:

Post by haldor_goraxe »

Piijek kafasını sıyıran baltayla savaşın ciddi olduğunu daha iyi kavrıyordu. Bir kaç adım geriledi ve savaş alanını incelemek için biraz zaman kazanmaya çalıştı. Arkadan gelen birlikler yavaşlamaya başlamıştı. Daha dikkatli baktığında toprağın bataklık gibi olduğunu gördü. Bu güzel bir şeydi. En azından daha sakin olacaklardı. Piijek elindeki hançeri en yakındaki cüceye attı ve bir kaç adım daha yaklaştı.

Tam o sırada tüylerinin dikildiğini hisetti. Sanki bir şey oluyordu. Arkasına baktığında mavi-beyaz bir şeyin geldiğini gördü. Bu kesin büyücü işiydi. Susy'ye baktı ve yeni bir büyüden çıktığını anladı. Biraz bitkin gözüküyordu.

Piijek tekrar savaşa odaklandı. Ã?nüne döndü bir hançer daha çıkardı. Ve ilk gelen cüceye karşı hazırlandı.

(Dodge +2, 1 saldırı)
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

Shruiak`ın gözleri, Xyra`nın yaptığı alev büyüsünü görmüştü.Bu sırada Piijek de öne çıkmıştı ve bir balta neredeyse kafasını biçiyordu.Susy bir ışık büyüsü yapmıştı ve doğrusu bu Shruiak`ın hoşuna gitmedi.Daha parlaklıktan toplanamamışken Piijekle ortalarından bir yıldırım fırladı ve ileride patladı.Ardından Susynin diğer tünellere gitmeleri yönündeki uyarısını duydu.Ama piijek çoktan savaşa girmişti bile.

Susy`e:'(ve eğer duyarsa piijek`e) Ben aşağıdaki tünele gidiyorum, burası fazla kalabalık oldu'' dedi.Ve düşünüyordu içinden bir cevap beklemeden yürümeye başlamıştı mağaranın aşağısına.Evet, melzin kendini tehlikeye atmaı için bir neden yoktu.Bıraksın öndeki ahmaklar kendilrini feda etsinlerdi.
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

“Eğer mümkün olursa yaratıklardan darbe yememeye çalışın çünkü dokunuşlarında taşlaştırıcı etki var. Nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız tecrübeli olanlara sorabilirsiniz.”

Derinden gelen bu ses Swain’in dikkatini hemen sahibine çekmişti. Kendisine yarı endişeli bakan bu gözler bir drow’a aitti ve yarasına baktığında gerçektende bir katılaşma hissediyordu. Tam savaş sırasında ne bu iyi niyetliyle kendisini şaşırtan lanetliyle ilgilenecek hali vardı. Nede taşlaştığını söylediği yarasıyla. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Sağolun ama şimdilik arkamda kalsanız iyi olur! Bir hayat bile vermeye tahamülüm yok.”

****

Swain çekicini her salladığında acı bir çığlık duyuyordu. Her birinden az önce duyduğu çığlık kadar acılı bir çığlık çıkartmaya uğraşıyordu. O sesin sahibine yaptıklarının cezasını ancak bu şekilde ödeyebilirlerdi. Ayrıca ona güvenip arkasına sığınanları hiçbir zaman yanıltmamıştı. Bundan sonra da yanıltmaya niyeti yoktu.

Henüz hayatına son verdiği yaratık yerde hareketsiz yatarken ona doğru koşan yandaşları biraz bile tedirginlik göstermeden üstüne koşuyorlardı.

Swain çekicini sıkıca kavradı. Böylesine küçük bedenlerde böylesine büyük cesaret. Saygı duymuştu. Birçok insanda olmayan bir erdemdi bu ama ne yazıkki karşısındaydı. Son birkez baktı kendisine koşan karartılara karanlıktan, bunun cesaret mi yoksa aptallık mı olduğunu anlamaya karar verdi ve Kavradığı çekici büyük bir gürültüyle yere indirdi. “Tanrılar adına yemin ediyorum ki buradan asla Geçemeyeceksiniz!” (Intimidate)
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest