Yeni Dünya ( RP EKRANI )
Amora ve büyücü çok hızlı adımlarla olmasada birbirlerine destek olarak mağranın önünden uzaklaşmaya başlamışlardı. Amora mağradan gelen seslerin gittikçe çoğaldığını ve birilerinin yaklaştığını dehşetle farketti. Endişeli bir şekilde büyücüye baktığında artık büyücününde bu sesleri duyabildiğini anladı. Yaşlı adam tedirgin olmuştu yeterince hızlı hareket edemiyorlardı ve yakında bulundukları yere gelenler her neyse onlarla dolacaktı. Büyücü bu durumu bildiğinden yapabildiği kadar hızlı adım atıyor Amora?da ona ayak uydurmaya çabalıyordu. Biran büyücü *LANET OLSUN.BİRİNİZ AşAğIDAKİ MAğARAYI TUTUN.HERKES AYNI MAğARAYI TUTMASIN.HADİ O MAğARADAN DA CANAVAR GELEBİLİR.* diye bağırmaya başladığında Amora büyücünün içinde barındırdığı korku ve endişenin yüzeye çıktığını anladı.
Bu lanet yere geldiğinden beri tüm duyuları tetikte ve hazır bekliyordu, bu durum şimdilik Amorayı hayatta tutan en önemli şeydi. Bunu bildiğinden, az önce hissettiği ani hava değişimini büyücüğe söylemek için döndüğünde yanlarından hızla geçen elektrik akımı ile olduğu yerde kaldı. Gördüğü ışık direk arkadaki mağranın ağzından girmiş ve hızla yaklaşmakta olan yaratıkları bulmuştu. Hemen ardından dehşetin ve ölümün çığlıkları duyulmuştu. Büyücü bu olayın hemen ardından daha da hızlanmıştı. Yürümeye devam ederken ona bakarak *Etrafta hiç tanıdığınız var mı?* diye sordu yorgun bir şekilde. Amora kendisini perişan ve yapayalnız hissediyordu, bu duyguların yarattığı hisle ? Ne bu lanet yerde bir tanıdığım nede geldiğim dünyada bir yakınım var. Anlayacağınız kimseyi tanımıyorum. Aslına bakarsanız sizi de tanıyor sayılmam. Bir an büyücünün ona acıyarak baktığını gördü, normal şartlarda bu şekilde davranan birisiyle asla bir arada olmazdı ama artık yalnız kalmak istemiyordu. Özellikle ölümle böylesine yüz yüzeyken...Etrafta savaşan insanların çığlıkları duyuluyordu. Birden yapması gerekeni anladı ve hızla büyücünün kollarına yapıştı, "Bana şimdi sormayın ama beni dinleyin bu savaşta hayatta kalmak istiyorsak biri haricinde diğer tüm geçitleri kapatmalıyız. Lütfen bunu insanlara söylemek zorundasınız geçitleri havaya uçurun! Yoksa hayatta kalamayız. Bana inanın, lütfen biri haricinde tüm geçitleri kapatmalıyız. Bunu insanlara söylemelisiniz ama acele edin yoksa çok geç olabilir!"
Bu lanet yere geldiğinden beri tüm duyuları tetikte ve hazır bekliyordu, bu durum şimdilik Amorayı hayatta tutan en önemli şeydi. Bunu bildiğinden, az önce hissettiği ani hava değişimini büyücüğe söylemek için döndüğünde yanlarından hızla geçen elektrik akımı ile olduğu yerde kaldı. Gördüğü ışık direk arkadaki mağranın ağzından girmiş ve hızla yaklaşmakta olan yaratıkları bulmuştu. Hemen ardından dehşetin ve ölümün çığlıkları duyulmuştu. Büyücü bu olayın hemen ardından daha da hızlanmıştı. Yürümeye devam ederken ona bakarak *Etrafta hiç tanıdığınız var mı?* diye sordu yorgun bir şekilde. Amora kendisini perişan ve yapayalnız hissediyordu, bu duyguların yarattığı hisle ? Ne bu lanet yerde bir tanıdığım nede geldiğim dünyada bir yakınım var. Anlayacağınız kimseyi tanımıyorum. Aslına bakarsanız sizi de tanıyor sayılmam. Bir an büyücünün ona acıyarak baktığını gördü, normal şartlarda bu şekilde davranan birisiyle asla bir arada olmazdı ama artık yalnız kalmak istemiyordu. Özellikle ölümle böylesine yüz yüzeyken...Etrafta savaşan insanların çığlıkları duyuluyordu. Birden yapması gerekeni anladı ve hızla büyücünün kollarına yapıştı, "Bana şimdi sormayın ama beni dinleyin bu savaşta hayatta kalmak istiyorsak biri haricinde diğer tüm geçitleri kapatmalıyız. Lütfen bunu insanlara söylemek zorundasınız geçitleri havaya uçurun! Yoksa hayatta kalamayız. Bana inanın, lütfen biri haricinde tüm geçitleri kapatmalıyız. Bunu insanlara söylemelisiniz ama acele edin yoksa çok geç olabilir!"
küfürler saçtı Argay.bu yaratıklar boylarına göre baya güçlüydü.geriye yaratık bırakmamalıydı.kılıcını oldukça hızlı kullanarak yaratıkları arka arkaya gebertmeliydi.kılıcını var gücüyle kavradı.kalkanını az önce balta darbesi gelen tarafa doğru tutuyordu.(not:great cleave i kullanıcam tabi buna fırsat olursa)
-
Lupus Nigra
- Kullanıcı

- Posts: 236
- Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
- Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
- Contact:
Savaş alanında kılıç çarpışması küfür ve bağrışmalar başlamıştı bile.
Ales savaşş alanını hızlıca gözden geçirdi.
Güney tünelini savunan yeterince savaşçı var gibiydi. Ama güney tüneli tehlikeli görünüyordu. Güçlü savaşçılardan 3'ü orada mevzzilenmişş arkalarına da büyücüleri almışlardı ama tünelin ağızını tamamen kapatmaya yetmeyecek gibiydiler. Ve gelenlerin savaşçıların yanından savunmasız büyücülere ulaşması yada savaşçıların arkasına dolanması daha olası gözüküyordu.
Ales Codynin önündeki cüceye daha iyi atış yapabilmek ve codyi vurmamak için Kuzey Batı yönünde mağraduvarına doğru yaklaşıp atışını yaptı.
Ales savaşş alanını hızlıca gözden geçirdi.
Güney tünelini savunan yeterince savaşçı var gibiydi. Ama güney tüneli tehlikeli görünüyordu. Güçlü savaşçılardan 3'ü orada mevzzilenmişş arkalarına da büyücüleri almışlardı ama tünelin ağızını tamamen kapatmaya yetmeyecek gibiydiler. Ve gelenlerin savaşçıların yanından savunmasız büyücülere ulaşması yada savaşçıların arkasına dolanması daha olası gözüküyordu.
Ales Codynin önündeki cüceye daha iyi atış yapabilmek ve codyi vurmamak için Kuzey Batı yönünde mağraduvarına doğru yaklaşıp atışını yaptı.
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Joseph Stalin
Saelnir tünelden ardı arkası kesilmeden çıkan kana susamış gibi görünen cücelere baktığında umutsuzluk dalgasına yakalandı. Çok zor diye fısıldadı. Her ölenin yerini bir diğeri hemen dolduruyordu.
Yanında sürüklediği savaşçı kadının yaratıklardan birini kestiğini gördü.
“Hey Saelnir!" diye gülerek kendisine bağırdığında Saelnir karşılığını veremedi. Onu buraya sürükleyerek ölüme mi getirmişti yoksa. Bu yük omuzlarına ağır bir dağ gibi binmişti.
Ã?ift elle savaşan kadına baktı. İdare ediyordu şimdilik ama alnındaki terlere bakılırsa daha ne kadar dayanabilirdi. Aklında ki bir sonra ki duayı okumaya başladı.( Bull.s Strength Elanora ya)
Yanında sürüklediği savaşçı kadının yaratıklardan birini kestiğini gördü.
“Hey Saelnir!" diye gülerek kendisine bağırdığında Saelnir karşılığını veremedi. Onu buraya sürükleyerek ölüme mi getirmişti yoksa. Bu yük omuzlarına ağır bir dağ gibi binmişti.
Ã?ift elle savaşan kadına baktı. İdare ediyordu şimdilik ama alnındaki terlere bakılırsa daha ne kadar dayanabilirdi. Aklında ki bir sonra ki duayı okumaya başladı.( Bull.s Strength Elanora ya)
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
Balamir hemen ayağa kalktı. Kendini toplamaya çalıştı. Dengesini topladı. Yaptığı saçma bişeydi. Çok heycanlanmıştı ve bu heycan onun ölmesine neden olabilirdi. Hislerini kontrol etmeye çalıştı. Bu sefer hedefi gözüne kestirmişti. Sıkı bir kararlılıkla hançerlerini ona doğru salladı. Aklında sadece Balanis ve hedefi vardı.
Uzerlerine akin akin gelen cirkin yaratiklarin sayisi hic durmadan artmaya devam ediyor gibiydi, kendi gibi yaninda savasanlarda artik zorlanmaya baslamisdi. Ya da en azindan kendi oyle dusunuyordu. Kiliclarini hic durmadan sallamakdan kollari agrimisdi, etrafindaki hedefler o kadar fazla ve hareketliydi ki, delicesine savurdugu kilic darbelerinin hasar verip vermediginden emin bile olamiyordu, sadece arada celigin kayaya carparken cikardigi sesi duyuyor, ve hemen arkasindanda bileklerinde bir sizlama hissediyordu.Xyra`nin soledigi aklindaydi, bu yuzden mumkun oldugunca yaratiklarin darbelerinden kaciyor, bir yandanda onlara hamle yapiyordu.
-
WizardOfQuarks
- Kullanıcı

- Posts: 757
- Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Yaratıkların kendi büyüsünün etkisiyle zarar görmesi ona o kadar büyük bir zevk veriyordu ki bu kolaylıkla dile getirilebilecek bir şey değildi. Ama Xyra fazla zamanı olmadığının bilincindeydi ve bu zevkin onu ele geçirmesine izin veremezdi. Arkasındaki kadının tünelleri yıkmak için söylediği şeyleri duymuş ve hemen yeni büyüsü için harekete geçmesi gerektiğini anlamıştı.
Cüppesinin eteklerini dalgalandırarak hızla en alt tünele doğru döndü. Büyü için gerekli şeyleri hazırlayıp tünelin üst kısmını gözüne kestirdikten sonra ellerini hedefine doğru uzatıp büyünün sözlerini telafuz etmeye başladı. Ellerinde biriken sıkıştırılmış gücün varlığı ona buradaki hiç kimsenin veremeyeceği bir güven vermişti. Ve bu gücü tünele yollamak ve ardından etkisini izlemek ona biraz öncekinden çok daha fazla zevk vermişti. (Battering Ram)
Cüppesinin eteklerini dalgalandırarak hızla en alt tünele doğru döndü. Büyü için gerekli şeyleri hazırlayıp tünelin üst kısmını gözüne kestirdikten sonra ellerini hedefine doğru uzatıp büyünün sözlerini telafuz etmeye başladı. Ellerinde biriken sıkıştırılmış gücün varlığı ona buradaki hiç kimsenin veremeyeceği bir güven vermişti. Ve bu gücü tünele yollamak ve ardından etkisini izlemek ona biraz öncekinden çok daha fazla zevk vermişti. (Battering Ram)
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..." Einstein
Kathranis ilerleyip okunu çekmeden önce düşmanın keyfini bozmaya karar vermişsi. Bunun için önündeki mağaranın iç taraflarına doğru kayaları yumuşatacak bir büyü gönderdi. Büyü başarılı olmuştu ve tünelin içi bir anda balçık kıvamına gelmişti. Kısa boylu yaratıkların birkısmı bu değişikliğe hazırlıksızdı. Küçük bir kısmı ise pek etkilenmeden sadece azcık yavaşlayarak düşmana saldırmaya devam etti. Ama asıl mesele birkaç adım sonrasıydı. Büyü tamamen toprağın ve taşların sıkışması ile ayakta duran tünelin yapısını zayıflatmaya başlamıştı. Bunu yakınlardaki tüm savaşçılar rahatlıkla anlayabiliyorlardı.
(Kathranis +1 seviye(tünel))
Edmond Amoraya destek oluyor, bu esnada da kadınla konuşuyordu. Kadın sanki birşeyler biliyor gibiydi ve aynı zamanda da zor durumdaydı. Onu biraz önce canavarın yok edildiği yerdeki kalıntıların yanına kadar taşıdı.
(Edmond +1 seviye)
Amora adama yaslanarak insanların daha yoğun olduğu biryere kadar ilerledi. Bu esnada bir anda az önce gördüğü şeyler kafasına dank etti. Anlamıştı, görülerin ne demek istediği açıktı. Adama tünellerin biri hariç çökertilmesi gerektiğini söylemekten öteye birşey yapamaması ne kadar da kötüydü.
Alegria hızla savunma hattına çekildikten sonra ikinci saldırısı için hazırlandı. Kılıcını hızla savurmuş, kadının güçlü kasları biraz önceki darbesi ile tarttığı kadarı ile kısa varlığın kafasını koparması gereken darbe cücenin çevik bir hareketi yüzünden boşa gitmişti. Zaten küçük olan yaratıkların birde başını hedeflemek deneyimli kadın için bile zor olabiliyordu. Ama hiç değilse ters bir durumda kalmamıştı. Bu esnada az önceki saldırısından sıyrılan cüce keskin baltasını Alegria'nın baldırına doğru salladı. Zaten zor bela düşmemeyi başarmış olan savaşçı bu saldırıdan kaçabilmek için birşey yapamadı. Sadece bedenini saran zırhlar bu saldırıyı biraz engelleyebildi. (Alegria : 4 dmg)
(Alegria +1 seviye)
Susy gelen düşmana toplu birşeyler yapmak gerektiğini hissediyordu. Bir şekilde onların yollarını kesmeliydi kadın büyücü ve bunun da mağarayı yıkmaktan geçtiğini düşünüyordu. Bunun için elinde büyü var mıydı ? Bir lightning bolt daha yapmaya karar verdi kadın büyücü. Elindeki cam çubuğu ve kumaş parçasını bir kez daha birbirine sürtüp büyü sözlerini söylemeye başladığında bu büyüyü bi kez daha yapıp yapamayacağından emin değildi. Bu esnada onu seyreden bir kişi daha vardı. Kara cüppeli Xardas ta kadın büyücüyü seyrediyordu. Biraz önce kendisinin yaptığı büyüyü şimdi o yapıyordu ama Xardas bunun doğru bir hareket olduğunu düşünmüyordu. Bir şekilde bunu engellemeliydi ama nasıl. Karşı büyüsü de yoktu ki bu büyü için. Hızla çalışan kafası hemen ona bir çözüm önermişti. Elini cüppesinin cebine atıverdi ve biraz önce incelemek için aldığı topraktan bir kısmını büyünün tahmini doğrultusunda fırlatıverdi. Daha sonra da bir sonraki büyüsünü hazırlamaya başladı. Bu esnada da Susy zorlanarak da olsa büyünün sözlerini söylemiş ve yıldırım oklarını serbest bırakmıştı. Ya da öyle yapmayı umuyordu. Ã?ünkü başaramamıştı.
(Mark 6. seviye olmana karşın henüz uyumadığın için 3. bir 3. seviye büyü ezberleyemezsin. O yüzden bu büyüyü yapamıyorsun. Feet lerin sayesinde ise sadece 3. seviyeden 1 büyü fazladan kazanıyorsun. 1+1=2)
Lineas biraz önce neredeyse arkadaşını vurduğunu farketmiş ve daha iyi bir yere mevzilenmek için geri çekilmişti. Kadına bir iki şey sorarken aynı zamanda da okunu hazırlıyordu. Bu esnada yanından geçen adamın tünelin içini balçığa boyadığını ve neredeyse orayı çökertmek üzere olduğunu farketti.
(Lineas +1 seviye)
Cody üzerine bastığı cüceden güç alarak zıpladı ve kalkanı ile önündeki cüceye bindirdi. Yaratık dev gibi varlığın böyle bir hareket yapmasını beklemiyordu açıkçası. Kafasına inen kalkan bir anda küçük kafasını paramparça etmiş ve ona hızlı bir ölüm sağlamıştı. Gelen savaşçının ne dediğini anlamıyordu ama onu çok kızdırdığını anlamak için illa cümlelere anlam vermesi gerekmiyordu. Cody daha sonraki adımını da hesaplamıştı. Piç kılıcı hızla yanındaki cücenin omzuna doğru yol aldı ve çekilmeye çalışan cücenin kolundan bir parçayı koparıp geçti. Ama herşey Cody'nin planladığı gibi gitmemişti. Yaratık çok kısa boyluydu ve o da zıpladığı için kalkanı vururken çok eğilmesi gerekmişti ve bu da savaşçının dengesini bozmuştu. Büyük bir gürültü ile yere kapğaklandı deneyimli savaşçı. İyice yere serilmemişti ama ancak oturur vaziyette kalabilmeyi başarmıştı. Bu halde düşmanlarından ancak 10 santim daha kısa idi.
Piijek başını sıyıran baltanın onun kafasına çarpma ihtimalinden rahatsız olmuştu. Böyle birşey zevk düşkünü han savaşçısı için pek de güzel bir son değildi. Birkaç adım geri çekildi ve bıçaklarından birini ilerideki cücelere doğru fırlattı. Bu esnada yanındaki savaşçı adeta uçarak cücenin tekinin başına bindirmişti. şaraplar aşkına, ne kadar da hoş bir vuruş olmuştu o. Yaratık neye uğradığını şaşıracak kadar bile yaşayamamıştı. Ama bunun bir bedeli de vardı. Savaşçı yere kapaklanmıştı ve yanındaki cüce kafasına çekicini indirmek için hazırdı bile. Ama Piijek'in gönderdiği hançer buna izin vermedi. Boğazına saplanan hançer yüxünden cücenin saldırısı başlamadan kesilmişti.
Shuriak bu tünelin fazla kalabalık ve aşağıların savunmasız kaldığını farketmişti yanındakilerin uyarılarıyla. Bu herifler için de canını tehlikeye atmak istemiyordu. Aşağıdaki tünelin önüne doğru harekete geçti drow melezi.
Swain karşısına gelen cücenin kafasına indirdiği vuruştan sonra ezilen kafanın bir anda patlamasını çığlık mı zannetmişti ? Yoksa ikinci kez çekicini savurduğunda ıskaladığı cücenin kaçarken çıkardığı nefesi mi bilinmez ama bir şekilde bu yaratıkların canının acıması gerektiğini, hatta acıdığını düşünüyordu. Paladin adeta dehşet saçıyordu çekiciyle. Vurduğu yeri kırıyordu ve bu cesur yaratıkların sayısını azaltıyordu. Bir fırsat bulduğında çekicini yere vurup yaratıklara doğru bağırdı. Sesi oldukça güçlüydü ama karşısındaki yartıklar için anlamsızdı. Bir kadahardan darbe yemektense bu nispeten çelimsiz varlıktan yemek daha mantıklı gelmiş olacaktı ki hiçbiri ciddi bir şekilde etkilenmedi bu güç gösterisinden.
Argay güçlü kollarının yönlendirdiği kılıcını karşısındaki cüceye doğru yöneltti. Karşısındaki yaratıklar çok çevik değildi ama her nasıl olduysa bu yaratık saldırıdan kaçınmayı başarmıştı. Bunu nasıl becerdiğini bir türlü anlayamadı Argay ama cevap vermekte gecikmedi. Kılıcını aynı şekilde bir kez salladığında rakibinin biraz önceki kadar şanslı olmamasına nedense pek de şaşırmamıştı.
(Argay +1 seviye)
Ales çevreyi analiz etmiş ve en iyisinin olduğu yeri biraz değiştirerek Cody'nin olduğu tünele saldırmak olduğuna karar kılmıştı. Uygun bir yere mevzilendi elf ve okunu bıraktı. Ok havada kısa bir süre süzüldükten sonra hedefini buldu. Ales buna sevinmişti ama malesef okun saplandığı cüceyi devirecek kadar kritik bir noktaya saplanmamıştı.
Saelnir kadını buraya getirdiğine üzülse mi sevinse mi bilememişti ama kadın oldukça iyi idare ediyordu anlaşılan. Hatta bu işten keyif bile alıyordu. Neyse, bununla ilgilenecek zamanı yoktu. Hemen bir sonraki duasına başladı. Elenora'yı güçlendirmeye karar vermişti ve ona bir boğa kuvveti verecek duayı mırıldandı. Bu esnada ise kollarına fazladan kuvvet veren büyünün etkisi ile Elenora kendisini çok daha iyi hissetmişti.
(Saelnir +1 seviye)
Balamir kendisini toparlamaya çalışmış ve düştüğü berbat durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başlamıştı ki yanından uçarak Cody geçti ve onun için en büyük tehlikeyi bir anda yok etti. Balamir rahatlamıştı ama bu uzun sürmedi, hemen kendini toparlayıp saldırısını hazırladı. O esnada bir ok hızla uçup hemen yanındaki cüceye saplanmıştı, bu onun dengesini bozup Balamir'e saldırmasını engellemişti ama Balamirin fırlattığı bıçağı ve onun kendisini öldürmeisni engelleyememişti. Kısa boylu yaratık hayretle gözleri büyümüş şekilde yere devrildi. Etraf yaratıkların kanıyla kıpkırmızı olmuş, kan kokusu artık herkesin burunlarına gelmişti. Ortam kızışmıştı ve tanrılar aşkına çok az kişi yaralanmıştı.
(Balamir +1 seviye)
Elenora çılgına dönmüştü, hiç sevmezdi zorda kalmayı ve şimdide lanet olası *iç kurularından onlarcası üzerine geliyordu. Psikopata bağlamıştı kadın, rakip seçmeden saldırıyor, kesiyor biçiyordu ve lanet olsun !! ağrıyan kollarına biryerlerden güç gelmişti. Kendini bir öküz kadar kuvvetli hissediyordu. Kılıcını savurdu ve talihsiz cücenin kafasını bir vuruşta kopardığında kendinden memnun bir şekilde gülmesi başka bir zaman olsa muhtemelen çevresindeki herkesin korkuyla uzaklaşmasını sağlardı. Ama şimdi savaş zamanıydı ve kimse fark bile etmemişti. Ya da o öyle sanıyordu.
(Elenora +1 seviye)
Xyra böyle sağlam bir savaşta bulunmayalı uzun bir zaman olmuştu ve drow bundan fazlası ile hoşlanıyordu. Ama ölmeye de niyeti yoktu. Bir sonraki büyüsünü hazırlamaya başlayacaktı ki arkadan gelen uyarıyı duydu. Acilen aşağıdaki tünele bir çözüm bulmalıydı. Zeki büyücü toplu bir çözümün en iyisi olacağını düşünmüştü ve bir koçbaşı büyüsü yapmanın en akıllıcası olacağına karar verdi. Yumruk şekline getirdiği elini tünelin üzerine doğru hızla uzatırken kadim lisandaki harekete geçirme sözünü de bitirmişti ve o anda elinden ileriye doğru fırlayan ve bir anda büyüyen hayali bir koçbaşı tünelin tavanına şiddetle vurdu. Bir anda mağarada yankılanan sesin ardından tünel çökmeye başlamış ve ileriye hücum eden cücelerin yanlızca iki tanesi bu yıkıntının altından kaçmayı başarabilmişti.
(Xyra +1 seviye(tünel))
Bu esnada Khedan köle tüccarı lord ile görüşüyor, söz verdiği gibi onları getirdiğini iletiyordu. Ama nedense köle tüccarı bu işten hiç de memnun kalmamıştı. Çok fazla bela getirdiklerini idda ediyordu.
"Efendim başka çaremiz yoktu " dedi Khedan sesindeki gerginliği köle tüccarına hissettirmemeye çalışıyordu.
"Bedel ödemelisiniz diye kestirip attı acımasız yaratık " sinirlenmemişti, adeta sevinmişti. Bu büyücünün kendini kandırmaya çalışması, ne kadar korktuğunu belli etmemeye çalışması hoşuna gitmişti. Bu sefil insanla biraz daha oynasa çok da sorun olmazdı. Ama yine de çok uğraşmasa iyi olurdu. Her ne kadar insan olsa da güçlü biri olduğu muhakkaktı.
"Eveeeet, o güçlü... " diye düşündü kendi kendine köle tüccarı. "Diğerleri güçlü olmasa da o güçlü.." bir anda ölen Kadahar için ne bedel isteyeceğine karar vermişti köle tüccarı ama bunu büyücüye söylemeye niyetli değilidi.
DM NOT:
(Kathranis +1 seviye(tünel))
Edmond Amoraya destek oluyor, bu esnada da kadınla konuşuyordu. Kadın sanki birşeyler biliyor gibiydi ve aynı zamanda da zor durumdaydı. Onu biraz önce canavarın yok edildiği yerdeki kalıntıların yanına kadar taşıdı.
(Edmond +1 seviye)
Amora adama yaslanarak insanların daha yoğun olduğu biryere kadar ilerledi. Bu esnada bir anda az önce gördüğü şeyler kafasına dank etti. Anlamıştı, görülerin ne demek istediği açıktı. Adama tünellerin biri hariç çökertilmesi gerektiğini söylemekten öteye birşey yapamaması ne kadar da kötüydü.
Alegria hızla savunma hattına çekildikten sonra ikinci saldırısı için hazırlandı. Kılıcını hızla savurmuş, kadının güçlü kasları biraz önceki darbesi ile tarttığı kadarı ile kısa varlığın kafasını koparması gereken darbe cücenin çevik bir hareketi yüzünden boşa gitmişti. Zaten küçük olan yaratıkların birde başını hedeflemek deneyimli kadın için bile zor olabiliyordu. Ama hiç değilse ters bir durumda kalmamıştı. Bu esnada az önceki saldırısından sıyrılan cüce keskin baltasını Alegria'nın baldırına doğru salladı. Zaten zor bela düşmemeyi başarmış olan savaşçı bu saldırıdan kaçabilmek için birşey yapamadı. Sadece bedenini saran zırhlar bu saldırıyı biraz engelleyebildi. (Alegria : 4 dmg)
(Alegria +1 seviye)
Susy gelen düşmana toplu birşeyler yapmak gerektiğini hissediyordu. Bir şekilde onların yollarını kesmeliydi kadın büyücü ve bunun da mağarayı yıkmaktan geçtiğini düşünüyordu. Bunun için elinde büyü var mıydı ? Bir lightning bolt daha yapmaya karar verdi kadın büyücü. Elindeki cam çubuğu ve kumaş parçasını bir kez daha birbirine sürtüp büyü sözlerini söylemeye başladığında bu büyüyü bi kez daha yapıp yapamayacağından emin değildi. Bu esnada onu seyreden bir kişi daha vardı. Kara cüppeli Xardas ta kadın büyücüyü seyrediyordu. Biraz önce kendisinin yaptığı büyüyü şimdi o yapıyordu ama Xardas bunun doğru bir hareket olduğunu düşünmüyordu. Bir şekilde bunu engellemeliydi ama nasıl. Karşı büyüsü de yoktu ki bu büyü için. Hızla çalışan kafası hemen ona bir çözüm önermişti. Elini cüppesinin cebine atıverdi ve biraz önce incelemek için aldığı topraktan bir kısmını büyünün tahmini doğrultusunda fırlatıverdi. Daha sonra da bir sonraki büyüsünü hazırlamaya başladı. Bu esnada da Susy zorlanarak da olsa büyünün sözlerini söylemiş ve yıldırım oklarını serbest bırakmıştı. Ya da öyle yapmayı umuyordu. Ã?ünkü başaramamıştı.
(Mark 6. seviye olmana karşın henüz uyumadığın için 3. bir 3. seviye büyü ezberleyemezsin. O yüzden bu büyüyü yapamıyorsun. Feet lerin sayesinde ise sadece 3. seviyeden 1 büyü fazladan kazanıyorsun. 1+1=2)
Lineas biraz önce neredeyse arkadaşını vurduğunu farketmiş ve daha iyi bir yere mevzilenmek için geri çekilmişti. Kadına bir iki şey sorarken aynı zamanda da okunu hazırlıyordu. Bu esnada yanından geçen adamın tünelin içini balçığa boyadığını ve neredeyse orayı çökertmek üzere olduğunu farketti.
(Lineas +1 seviye)
Cody üzerine bastığı cüceden güç alarak zıpladı ve kalkanı ile önündeki cüceye bindirdi. Yaratık dev gibi varlığın böyle bir hareket yapmasını beklemiyordu açıkçası. Kafasına inen kalkan bir anda küçük kafasını paramparça etmiş ve ona hızlı bir ölüm sağlamıştı. Gelen savaşçının ne dediğini anlamıyordu ama onu çok kızdırdığını anlamak için illa cümlelere anlam vermesi gerekmiyordu. Cody daha sonraki adımını da hesaplamıştı. Piç kılıcı hızla yanındaki cücenin omzuna doğru yol aldı ve çekilmeye çalışan cücenin kolundan bir parçayı koparıp geçti. Ama herşey Cody'nin planladığı gibi gitmemişti. Yaratık çok kısa boyluydu ve o da zıpladığı için kalkanı vururken çok eğilmesi gerekmişti ve bu da savaşçının dengesini bozmuştu. Büyük bir gürültü ile yere kapğaklandı deneyimli savaşçı. İyice yere serilmemişti ama ancak oturur vaziyette kalabilmeyi başarmıştı. Bu halde düşmanlarından ancak 10 santim daha kısa idi.
Piijek başını sıyıran baltanın onun kafasına çarpma ihtimalinden rahatsız olmuştu. Böyle birşey zevk düşkünü han savaşçısı için pek de güzel bir son değildi. Birkaç adım geri çekildi ve bıçaklarından birini ilerideki cücelere doğru fırlattı. Bu esnada yanındaki savaşçı adeta uçarak cücenin tekinin başına bindirmişti. şaraplar aşkına, ne kadar da hoş bir vuruş olmuştu o. Yaratık neye uğradığını şaşıracak kadar bile yaşayamamıştı. Ama bunun bir bedeli de vardı. Savaşçı yere kapaklanmıştı ve yanındaki cüce kafasına çekicini indirmek için hazırdı bile. Ama Piijek'in gönderdiği hançer buna izin vermedi. Boğazına saplanan hançer yüxünden cücenin saldırısı başlamadan kesilmişti.
Shuriak bu tünelin fazla kalabalık ve aşağıların savunmasız kaldığını farketmişti yanındakilerin uyarılarıyla. Bu herifler için de canını tehlikeye atmak istemiyordu. Aşağıdaki tünelin önüne doğru harekete geçti drow melezi.
Swain karşısına gelen cücenin kafasına indirdiği vuruştan sonra ezilen kafanın bir anda patlamasını çığlık mı zannetmişti ? Yoksa ikinci kez çekicini savurduğunda ıskaladığı cücenin kaçarken çıkardığı nefesi mi bilinmez ama bir şekilde bu yaratıkların canının acıması gerektiğini, hatta acıdığını düşünüyordu. Paladin adeta dehşet saçıyordu çekiciyle. Vurduğu yeri kırıyordu ve bu cesur yaratıkların sayısını azaltıyordu. Bir fırsat bulduğında çekicini yere vurup yaratıklara doğru bağırdı. Sesi oldukça güçlüydü ama karşısındaki yartıklar için anlamsızdı. Bir kadahardan darbe yemektense bu nispeten çelimsiz varlıktan yemek daha mantıklı gelmiş olacaktı ki hiçbiri ciddi bir şekilde etkilenmedi bu güç gösterisinden.
Argay güçlü kollarının yönlendirdiği kılıcını karşısındaki cüceye doğru yöneltti. Karşısındaki yaratıklar çok çevik değildi ama her nasıl olduysa bu yaratık saldırıdan kaçınmayı başarmıştı. Bunu nasıl becerdiğini bir türlü anlayamadı Argay ama cevap vermekte gecikmedi. Kılıcını aynı şekilde bir kez salladığında rakibinin biraz önceki kadar şanslı olmamasına nedense pek de şaşırmamıştı.
(Argay +1 seviye)
Ales çevreyi analiz etmiş ve en iyisinin olduğu yeri biraz değiştirerek Cody'nin olduğu tünele saldırmak olduğuna karar kılmıştı. Uygun bir yere mevzilendi elf ve okunu bıraktı. Ok havada kısa bir süre süzüldükten sonra hedefini buldu. Ales buna sevinmişti ama malesef okun saplandığı cüceyi devirecek kadar kritik bir noktaya saplanmamıştı.
Saelnir kadını buraya getirdiğine üzülse mi sevinse mi bilememişti ama kadın oldukça iyi idare ediyordu anlaşılan. Hatta bu işten keyif bile alıyordu. Neyse, bununla ilgilenecek zamanı yoktu. Hemen bir sonraki duasına başladı. Elenora'yı güçlendirmeye karar vermişti ve ona bir boğa kuvveti verecek duayı mırıldandı. Bu esnada ise kollarına fazladan kuvvet veren büyünün etkisi ile Elenora kendisini çok daha iyi hissetmişti.
(Saelnir +1 seviye)
Balamir kendisini toparlamaya çalışmış ve düştüğü berbat durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başlamıştı ki yanından uçarak Cody geçti ve onun için en büyük tehlikeyi bir anda yok etti. Balamir rahatlamıştı ama bu uzun sürmedi, hemen kendini toparlayıp saldırısını hazırladı. O esnada bir ok hızla uçup hemen yanındaki cüceye saplanmıştı, bu onun dengesini bozup Balamir'e saldırmasını engellemişti ama Balamirin fırlattığı bıçağı ve onun kendisini öldürmeisni engelleyememişti. Kısa boylu yaratık hayretle gözleri büyümüş şekilde yere devrildi. Etraf yaratıkların kanıyla kıpkırmızı olmuş, kan kokusu artık herkesin burunlarına gelmişti. Ortam kızışmıştı ve tanrılar aşkına çok az kişi yaralanmıştı.
(Balamir +1 seviye)
Elenora çılgına dönmüştü, hiç sevmezdi zorda kalmayı ve şimdide lanet olası *iç kurularından onlarcası üzerine geliyordu. Psikopata bağlamıştı kadın, rakip seçmeden saldırıyor, kesiyor biçiyordu ve lanet olsun !! ağrıyan kollarına biryerlerden güç gelmişti. Kendini bir öküz kadar kuvvetli hissediyordu. Kılıcını savurdu ve talihsiz cücenin kafasını bir vuruşta kopardığında kendinden memnun bir şekilde gülmesi başka bir zaman olsa muhtemelen çevresindeki herkesin korkuyla uzaklaşmasını sağlardı. Ama şimdi savaş zamanıydı ve kimse fark bile etmemişti. Ya da o öyle sanıyordu.
(Elenora +1 seviye)
Xyra böyle sağlam bir savaşta bulunmayalı uzun bir zaman olmuştu ve drow bundan fazlası ile hoşlanıyordu. Ama ölmeye de niyeti yoktu. Bir sonraki büyüsünü hazırlamaya başlayacaktı ki arkadan gelen uyarıyı duydu. Acilen aşağıdaki tünele bir çözüm bulmalıydı. Zeki büyücü toplu bir çözümün en iyisi olacağını düşünmüştü ve bir koçbaşı büyüsü yapmanın en akıllıcası olacağına karar verdi. Yumruk şekline getirdiği elini tünelin üzerine doğru hızla uzatırken kadim lisandaki harekete geçirme sözünü de bitirmişti ve o anda elinden ileriye doğru fırlayan ve bir anda büyüyen hayali bir koçbaşı tünelin tavanına şiddetle vurdu. Bir anda mağarada yankılanan sesin ardından tünel çökmeye başlamış ve ileriye hücum eden cücelerin yanlızca iki tanesi bu yıkıntının altından kaçmayı başarabilmişti.
(Xyra +1 seviye(tünel))
Bu esnada Khedan köle tüccarı lord ile görüşüyor, söz verdiği gibi onları getirdiğini iletiyordu. Ama nedense köle tüccarı bu işten hiç de memnun kalmamıştı. Çok fazla bela getirdiklerini idda ediyordu.
"Efendim başka çaremiz yoktu " dedi Khedan sesindeki gerginliği köle tüccarına hissettirmemeye çalışıyordu.
"Bedel ödemelisiniz diye kestirip attı acımasız yaratık " sinirlenmemişti, adeta sevinmişti. Bu büyücünün kendini kandırmaya çalışması, ne kadar korktuğunu belli etmemeye çalışması hoşuna gitmişti. Bu sefil insanla biraz daha oynasa çok da sorun olmazdı. Ama yine de çok uğraşmasa iyi olurdu. Her ne kadar insan olsa da güçlü biri olduğu muhakkaktı.
"Eveeeet, o güçlü... " diye düşündü kendi kendine köle tüccarı. "Diğerleri güçlü olmasa da o güçlü.." bir anda ölen Kadahar için ne bedel isteyeceğine karar vermişti köle tüccarı ama bunu büyücüye söylemeye niyetli değilidi.
DM NOT:
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Edmond kadının verdiği bu tepki karşısında ne diyeceğini bilemedi, bir an kararsız kaldı öncelikle.Ancak sonra *Elbet bir bildiği vardır* diyerek duyuru yapmaya başladı.Bir yandan kadını taşımaya devam ederken, bir yandan da *Tünelleri Yıkın* diye bağırıyordu.Bu yaşına rağmen yine de genç gözüküyordu.Ancak sanki 2 saatte yaşlanmış gibiydi.Nefes alış-veriş'leri yavaşlamıştı.Nabızları bozulmuştu.Yaşaması için tek sebep kurtarmakta olduğu hayatlardı.Mahfettikleri değil.
Edmond *HADİSENİZE YIKIN şU TÃ?NELLERİ* diye kükredi bir anda.Kadının söylediği şey doğruydu.Tünelleri yıkmaları gerekiyordu.Nasıl dikkat çekmeleri gerektiğini bilmiyordu.Ancak kadın tünelleri yıkmaları gerektiğini bildiğine göre, nasıl olcağını da biliyor olmalıydı.*Nasıl dikkat çekeceğiz herhangi bir fikrin var mı?* diye sordu sakince
Edmond *HADİSENİZE YIKIN şU TÃ?NELLERİ* diye kükredi bir anda.Kadının söylediği şey doğruydu.Tünelleri yıkmaları gerekiyordu.Nasıl dikkat çekmeleri gerektiğini bilmiyordu.Ancak kadın tünelleri yıkmaları gerektiğini bildiğine göre, nasıl olcağını da biliyor olmalıydı.*Nasıl dikkat çekeceğiz herhangi bir fikrin var mı?* diye sordu sakince
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
- C_Deschain
- Kullanıcı

- Posts: 291
- Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
Clesnyé,etrafına hızlıca bir göz attı.Herkes sıcak savaşın çindeydi kendisi ise uzakta durmuş olanları izliyordu.Birden kendini suçlu hissetti.Ve kendisi savaşın içine attı.Elenora yı savaşın içinde gördü ve ona yardıma seyirtti.Kılıçlarını kınında çekip savaş çığlığını koyverdi.Delice kahkahalar atarak yakınındaki ilk cüceye saldırdı.Bu savaş onun için çok kanlı olacağa benziyordu.Bir kere savaşa girdimi ya düşman temizlenene kadar ya da kendisi ölene kadar savaşı bırakmazdı...
<div>Tári Nénharma....</div><br>
Balamir kendini toparlamıştı hançerini aldı. Birisi tünelleri yıkın demişti(Edmond). Bunu yapmak akıllıcaydı ama kendisi bunu nasıl yapacaktı. En iyisi bunu büyücülerin yapmasını beklemekti. O arada Balamir bulundukları yerdeki düşmanları temizleyebilirdi. Hedefini gözüne kestirdi ve saldırıya geçti.
Argay cücelerden birinin daha yılkılmasının verdiği hazın damarlarında dolaştığını hissedince keyiflenmişti.tam sırada bulundukları tünelin de küçük oynamalar hissetti.arkalarındaki bir büyücü yapmış olmalıydı.cücelerin altındaki toprak yumuşuyordu buda tünelin temellerini gevşetiyordu.Bu gidişle yakında tünel yıkılacak gibi geldi Argay'a.kendini yıkıntıdan koruna bilecek mesafede tutmaya karar verdi genede yaklaşan yaratıkları kesmekte kararlıydı bundan sonra gelmelerini bekleyecek,yaklaştıkalrında ise var gücüyle ölümcül darbeler vuracaktı.
Amora'nın uyarısına karşılık büyücü fazla sorgulama yapmadan tünellerin yıkılmasını duyurmak için bağırıyordu. Ama bu yakında olanların duyabileceği türden bir bağırıştı. Bunu bilen büyücü *HADİSENİZE YIKIN şU TÃ?NELLERİ* diye yapabildiği kadar yüksek sesle bağırdıysa da pek fazla ilgi çekememişti. Amora'ya dönerek .*Nasıl dikkat çekeceğiz herhangi bir fikrin var mı?* diye sordu sakince. Amora'nın kafası hızla çalışıyordu, o ne bir savaşcı nede bir büyücüydü, ama insanların dikkatini bir yere çekmek istiyorsa aklındaki düşünceden daha iyi bir yol olmadığınıda biliyordu. Hızla yaşlı büyücüye bakarak, bir büyü yapmasını söyledi gruptaki her kesin duyabileceği ve görebileceği türden bir büyü... Küçük bir kızken karnaval zamanlarında gökyüzüne doğru atılan parıltılı ve gürültülü çiçekleri izlemeyi çok severdi. Belli bir yaşa geldiğinde bu patlayan ve parlayan ışıklara havayifişek adı verildiğini öğrenmişti. Daha sonraları her türlü şekilde ve renkte havayi fişek olduğunu gezğin bir ozandan duymuş ama hiç bir zaman farklı bir gösteri izleme fırsatı bulamamıştı. şimdi aklındaki düşünce büyücünün yapabildiği en dikkat çekici havayifişek gösterisinin karanlık mağrada patlatmasıydı. Böylece bir an bile olsa insanların dikkati onlara doğru çekilecekti. Bunun işe yarayabilmesi için büyücünün bu tarz bir büyü yapabilmesine bağlıydı.
-
haldor_goraxe
- Kullanıcı

- Posts: 275
- Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul, sen??
- Contact:
Piijek bu işten zevk almaya başlamıştı. Artık daha yavaş geliyorlardı ama sayıları fazlaydı. Biraz yorulmaya başlamıştı. Normalde en fazla 3 adamı pataklar ve handan dışarı cıkarırdı. Bu kadar cüceyle aynı anda uğraşmak onu biraz yormuştu. Ama Susy'yi ve Khedan'ı korumalıydı.
Sonra arkadan birinin bağırdığını duydu. "Tünelleri yıkın!!" Bir tünele baktı bir elindeki silahlara birde çevresindeki insanlara. Kendisi ve şu an burada savaşanların birşey yapabileceklerini sanmıyordu. "Hey Susy! şu tüneller için bir kaç hokus pokusun var mı???" diye seslendi ve kendisine doğru koşan cüceye hırlayarak saldırdı...
(Dodge +2, 2 saldırı)
Sonra arkadan birinin bağırdığını duydu. "Tünelleri yıkın!!" Bir tünele baktı bir elindeki silahlara birde çevresindeki insanlara. Kendisi ve şu an burada savaşanların birşey yapabileceklerini sanmıyordu. "Hey Susy! şu tüneller için bir kaç hokus pokusun var mı???" diye seslendi ve kendisine doğru koşan cüceye hırlayarak saldırdı...
(Dodge +2, 2 saldırı)
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
Xardas, üçüncü tünelin yıkılışını ifadesizce izledi. Bu, onun işine gelmişti çünkü yaratıklar Khedan'ın Koruyucuları'ndan uzaktaydı ve yıkılan tünel, koruyuculara zarar veremezdi. Kendini ve diğerlerini artık bu durumda görüyordu ve bu durumun onu yavaş yavaş rahatsız ettiğini fark etmişti. Mantıklı olanın yaşlı büyücüyü korumak olduğunu bilmesine rağmen, bilinçsizce bu işten rahatsız oluyordu. Başta buraya kendi çıkarları için geldiğini düşünmüş olan kara cüppeli, hareketlerini gittikçe daha da bilinçsizce yapmaya başladığını fark etti. Rahiple konuşması, bir taşla şimşeği durdurmaya çalışması, üstelik bu yaptıklarından rahatsız olmayışı... kesinlikle bilinçsizdi.
Ama şimdi bilinçlenmeye başlıyordu zira bulunduğu durumu sakince izlemeye ve yorum yapmaya başlamıştı. Sanki birileri ya da biri tarafından bilinçli olarak bilinçsizleştirilmişti. Konsantrasyonu sadece savaştaydı ve asıl amacını unutmaya başlamıştı. Kafasında beliren hafif şüpheyi kesinleştirmek için yaratıklara daha dikkatli baktı.
Hepsinin ellerinde çekiç vardı, aralarında rütbe farkını belirten herhangi bir şey de yoktu. Eğer ciddi bir saldırıda bulunuyor olsalardı aralarında komutanları olurdu, başıboş saldırmazlardı. Belki de göremedikleri bir komutan vardı, ama kara cüppeli böyle olduğundan şüpheliydi. Cücelerin arasında büyücü de yoktu. Sayıları fazla olmasına rağmen tecrübeli bir grup tarafından kolaylıkla dağıtılırlardı aslında.
Bu, Xardas'ın şüphelerini artırdı. Denendiklerini hissediyordu, sanki bu cüceleri yenebilecekler mi diye denenmişlerdi. Etrafındakiler hırsla yaratıkları parçalıyorlardı, onların ruh haline dikkat etmiyorlardı. Xardas da dikkat etmemişti. Acemice davrandığını fark ederek kendine lanet etti. Khedan'ın kesinlikle çok önemli bir planı vardı ve zekice tasarlanmıştı, çünkü Xardas'ın kendi planını unutması sağlanmıştı, daha doğrusu muhtemelen buradaki herkesin asıl planı unutturulmuştu. Herkes şu anda bilinçli ya da bilinçsiz tek bir plana uyuyordu, o da Khedan'ınkiydi.
Anlaşılan Khedan, onca canlıyı iyilik olsun diye buraya getirmemişti.
Cücelerin ruh halini incelemeye karar veren Xardas, daha sonra bunun da hafif kalacağını düşünerek onların düşüncelerini denetlemeye karar verdi. Ne için saldırdıklarını anladıktan sonra, şüpheleri kesinleşebilirdi ve yapacağı diğer hamlenin ne olacağı konusunda kesin bir karara varabilirdi kara cüppeli...
Büyüsüne konsantre olan Xardas, ruhunu karşılıksız satacağı tek şey olan büyünün damarlarında dolaşmasını zevkle hissederek, kendini onun yakıcı derecede sıcak olan battaniyesiyle sarmaladı...(Detect Thoughts)
Ama şimdi bilinçlenmeye başlıyordu zira bulunduğu durumu sakince izlemeye ve yorum yapmaya başlamıştı. Sanki birileri ya da biri tarafından bilinçli olarak bilinçsizleştirilmişti. Konsantrasyonu sadece savaştaydı ve asıl amacını unutmaya başlamıştı. Kafasında beliren hafif şüpheyi kesinleştirmek için yaratıklara daha dikkatli baktı.
Hepsinin ellerinde çekiç vardı, aralarında rütbe farkını belirten herhangi bir şey de yoktu. Eğer ciddi bir saldırıda bulunuyor olsalardı aralarında komutanları olurdu, başıboş saldırmazlardı. Belki de göremedikleri bir komutan vardı, ama kara cüppeli böyle olduğundan şüpheliydi. Cücelerin arasında büyücü de yoktu. Sayıları fazla olmasına rağmen tecrübeli bir grup tarafından kolaylıkla dağıtılırlardı aslında.
Bu, Xardas'ın şüphelerini artırdı. Denendiklerini hissediyordu, sanki bu cüceleri yenebilecekler mi diye denenmişlerdi. Etrafındakiler hırsla yaratıkları parçalıyorlardı, onların ruh haline dikkat etmiyorlardı. Xardas da dikkat etmemişti. Acemice davrandığını fark ederek kendine lanet etti. Khedan'ın kesinlikle çok önemli bir planı vardı ve zekice tasarlanmıştı, çünkü Xardas'ın kendi planını unutması sağlanmıştı, daha doğrusu muhtemelen buradaki herkesin asıl planı unutturulmuştu. Herkes şu anda bilinçli ya da bilinçsiz tek bir plana uyuyordu, o da Khedan'ınkiydi.
Anlaşılan Khedan, onca canlıyı iyilik olsun diye buraya getirmemişti.
Cücelerin ruh halini incelemeye karar veren Xardas, daha sonra bunun da hafif kalacağını düşünerek onların düşüncelerini denetlemeye karar verdi. Ne için saldırdıklarını anladıktan sonra, şüpheleri kesinleşebilirdi ve yapacağı diğer hamlenin ne olacağı konusunda kesin bir karara varabilirdi kara cüppeli...
Büyüsüne konsantre olan Xardas, ruhunu karşılıksız satacağı tek şey olan büyünün damarlarında dolaşmasını zevkle hissederek, kendini onun yakıcı derecede sıcak olan battaniyesiyle sarmaladı...(Detect Thoughts)
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br> <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest