Yanlış anladın. Aslında ben kesinlikle öyle savaş sahneleri yazmaktan hoşlanan birisi değilim. Eğer kendi hikayemi okumuşsan yaklaşık 50. sayfalara gelmeme rağmen bir tane bile savaş sahnesi yok (bir tane kavga var o pek sayılmaz, daha çok dayak yemeydi. Bir tanede iki kişinin kaynaşması açısından kısa bir kavga yapmıştım).Artemis Entreri wrote:Role play icabı saldırmak? Evet, güzel. Bu bahsedilen sorun hikayenin başından beri var. Yazılan herşey, sonradan hikayeninin akışına uydurulmaya çalışılınıyo sonuç olarak ortaya bulamaç kıvamında bir şey çıkıyor. Bunun en büyük sebebi ise karakterlerin fazlasıyla güçlü olması. Geleceği gören bir kahin, sınırsız büyü repertuarına sahipmiş gibi gözüken bir ozan, gördüğü herşeyi kesip biçen ne idüğü belirsiz bir cüce... Dönüp bi tekrar okursanız eminim ki hikayemizin içinde hiç roleplay kalmadığını göreceksinizdir.
Not: Alenthas yanlış anlama, orka saldırma sebebini çok iyi anlıyorum. Hatta belki de bizim de en başta yapmamız gereken bu olmalıydı. Ama sizin grubunuzun yaptığı keşke bununla kalsa. Hareket eden her canlıyı kesmeye davranıyorsunuz. Oyunun bu kısmından zevk alıyorsanız yollarımızı ayırmamız gerekir.
Not 2: Orklardan nefret eden bir karındeşen üyesi, birkaç büyü kullanıcısından oluşan grupta yerini bulmuş gözüküyor o da ilginç.
Aslında Edmond yapıyor ve bunu yapmasının nedeni yazarları biraz eğlendirerek daha çok yazmalarını sağlamak ama sanırım yanlış anlaşılıyor. Sonuçta kaç sayfadır yazdığını görmedim Artemis, belki bizim yazdıklarımız hoşuna gitmiyor, yazmak içinden gelmiyor ama Edmond bunları sırf sizi bir araya getirebilmek için yapıyor. Bilmem anlatabildim mi?
Bu arada hikaye sırasında neden bu grupta olduğumu yazdığımı çok iyi hatırlıyorum. Gimble onların peşinden gidiyordu, benimde ona ihtiyacım olduğu için onu aramaya koyuldum ve kendimi başka bir boyutta buldum. Yani tamamiylen mecburiyetten bir durum oluştu, yoksa ben tersyüzle birlikte Cehennem kapısına gidecektik...

