***KIZIL KANAT HANI***

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

***KIZIL KANAT HANI***

Post by ElessarTelemnar »

Kapi calinmisti.Garlador homurdana homurdana yattigi yerden kalkmis ve agir adimlarla kapiya dogru yurumeye baslamisti.Ayni zamanda da sokranarak bagiriyordu
"Geldik beeeee.... Catlama arkadas" Kapinin cok israrli calinmasi onu sinirlendirmisti.
Sonunda kapiyi acmis karsisinda kucuk bir cocuk duruyordu.Cocuk kapiya goz ucuyla bile bakmadan arkadaslarinin oynadigi oyunu izlemeye dalmis ve o sekilde vuruyordu hatta okadar dalmisti ki kapinin acildigini farketmemis ve Garlador'un gobeginede bir iki kere kapi gibi vurmustu.Fark ettigindeyse kizarmis bozarmis bir sekilde (hatta ozur dilemeye bile utanmisti)

"Efendim .... eeeee ..... seyyy....." eliyle sag tarafindaki buyuk bir tahta levhayi isaret etmisti
"Siparis ettiginiz levha hazir efendim" dedikten sonra kosar adim uzaklasti.
Garlador'un o eksimis surati bi anda paril paril parlayan bir gulumsemeye birakmisti yerini.

"Demek sonunda hazir ha sonunda " diyerek kostur kostur levhanin yanina gitti.Zar zor on tarafini cevirdikten sonra gozleri buyuk bir mutluluk icinde okumustu yaziyi

KIZIL KANAT HANI yaziyordu kocaman harflerle evet Garlador sonunda hayalini kurdugu hani bu aksam acabilirdi.Levhayi buyuk bir sevk ve dikkatle han kapisinin ustune astiktan sonra iceriye girdi yapacagi cok seyler vardi.Sonucta hani bugun resmi olarak acilmisti.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Re: ***KIZIL KANAT HANI***

Post by Lugtarias »

Kızıl Kanat Hanının açıldığını duyduğu akşam sabırsızlıkla evinde bekleyen ve hanın bir gün sonra daha tenha olabileceğini düşünerek, köpüklü bira hayalleriyle rakseden Kager'in güçlü tükrük bezleri, henüz eskimemiş bir ocakta, iyi yanan kömürlerin üzerinde çevrilen sıra sıra piliçlerin düşüncesiyle uyarıldı. Uzun saatlerdir kendi içinde büyük bir savaş vermekteydi obur cüce. Zira hergün yeni bir han açılmıyordu oralarda ve bir hanın ilk günündeki hevesli hizmet ve müthiş lezzet ikinci defa yakalanamazdı genellikle. Hem ilk gün olması nedeniyle fiyatlar daha düşük olmaz mıydı? Evet bu büyük ve güzel bir olasılıktı! Kendi içinde verdiği savaşı kaybetmiş olmaya şaşmayan savaşçı, tombul parmaklarıyla postallarının bağlarına basit bir düğüm atarak Kızıl Kanat Hanı'nın yolunu tuttu...
Last edited by Lugtarias on Sun May 11, 2008 11:27 pm, edited 1 time in total.
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Kapı aralandı ve yeşil cübbeli, siyah saçlı bir yarım-elf girdi içeriye. Kollarını sonuna kadar açıp gerinerek esnedi. "İyi günler," dedi hancıya, görünüşe göre bu sabahki ilk müşterisi oydu. Ardından bir masaya oturarak "Güne başlarken hafif bir şarap iyi olurdu doğrusu," dedi hancıya. Bir süre sonra şarap getiren hancı "yiyecek bir şey ister misiniz?" diye sorduğunda "hayır, teşekkürler," diye cevabını verdikten sonra elinde bir kaç parça meyve belirdi. Hancı ilk müşterisinin fazla para kazandırmayacağını anlayarak kafasını salladı. "Güzel bir yere benziyor, insan yüzü görmek hoşuma gitti. Umarım bugün dolu olur," diye mırıldandı kendi kendine. Sonra çocukluğundan hatırladığı bir şarkının melodisini ıslıkla çalmaya başladı.
Image
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Kager, Kızıl Kanat Hanı'nın cümle kapısını büyük bir hevesle aralayıp, kurşuni gözlerine cücelere özgü bir ''böyle olacağını biliyordum'' ifadesi yerleştirdi. Zira kalabalık tam düşündüğü yoğunluktaydı. Bunun yanında, hiçbir zaman eskimeyeceğim dercesine haykıran sıvalı duvarları ve henüz is tutmamış, kuru yaprak rengindeki perdeleriyle oldukça iç açıcı olan mekana şöyle bir bakıldığında, sunulmakta olan hizmet, kabarık iştahlı savaşçının düşlediği gibiydi.

Oturabileceği bir yer bulmak içen kısa bir gezinti yaptıktan sonra, hanın bir köşesinden diğerine boylu boyunca uzanan ve duvara bitişik sayılabilecek genişçe bir masanın tenha olan tarafında kendisine uygun bi sandalye bulup çabucak yerleşti. Büyük bir zevkle, gözlerinin seçebildiği ilk garsona haykırdı. ''Koca bir kupa dolusu ucuz bira ve iyice baharatlanmış bütün bir piliç getir bakalım genç efendi.'' Özlemiş olduğunu hissettiği bir hazla, ayı postundan yapılma kabanını cıkarıp sandalyesinin sırt kısmına asarken, yüzünde beliren koca sırıtışa engel olamadı. Ã?yle ki, böylesine gecelerle dolu bir yaşamdı onun geçirmek istediği. Ve sık sık olmasada, birçok savaşçıdan daha çok yakalayabildiği sorumsuz geceleri gerçekten seviyordu. Kıkırdayarak han sahibine içten bir minnet duyduğunu hissetti ve kesesinden birkaç gümüş sikke çıkarmaya koyuldu. Bir yandanda sohbet edilebilecek kafa dengi birilerini yakalama çabası içerisindeydi neşeli bakışlarıyla ...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Onca zaman içerisinde han dolup taşmıştı, Alènthas şarabını yavaşça yudumlarken konuşulanları dinliyordu. Adamın teki yaptığı bir kahramanlığı anlatırken inananların ağzını açık bırakıyor, inanmayanlarınsa şikayet etmelerine neden oluyordu. Bazıları daha şimdiden sarhoş olmuş, biraları ağızlarından akarken çürük dişlerini göstererek sırıtmaya devam ediyorlardı. O sırada kapının açıldığını gördü, ilk başka kapıdan giren kimseyi göremesede sonra masanın üzerinde biraz doğrulduğunda bir cücenin girdiğini farketti. Cüce masasındaki bir sandalyeye oturarak tombul parmaklarıyla kesesine uzanmıştı. Alènthas cücenin kaba hareketlerini gülümseyerek ve zevkle izlemeye koyuldu.
Image
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

Post by ElessarTelemnar »

Garlador bir ara mutfaktan basini cikarmisti.yaptigi sosu musterileri cok begenmis ve hergelen bundan istiyordu.Ardindan kostura kostura garson gelmisti elinde bos tabaklarla ve telasli bir sesle "uffffffffffffff.... Su ilerki masadanda Koca bir kupa dolusu ucuz bira ve iyice baharatlanmış bütün bir ............ neydi neydi kuzumuydu yok yok pilic evet pilic istediler" dedi alnini silerek.

"Oh oh bugun dusundugumden daha da galabalik oldu yavvvv.Peh iyi bu peh iyi " dedi homurdanan bir sesle garlador.sonra devam etmisti sakalini ovusturarak "Iyi bakalim sen biraz dinlen mutfaga gec yorgun gozukuyorsun.Geri kalanla ben ilgilenirim" dedi
Hemen koca bir kupa bira doldurdu.Ardindan kopugunu soyle bir silkeledikten sonra siparsi veren adamin yanina gitti.
"Buyurun efenim ve lutfen bizde ucuz bira pahali bira yoktur hepsi en iyi kalite ve cok makul bir fiyattir efendim pilicinizde birazdan hazir olur hemi " dedikten sonra adamin sirtina soylece bir vurmustu o ana kadar gulumseyen sempatik adam adeta avina odaklanmis bir kurta donusmustu.Yuzu kizararak hemen oradan uzaklasan hanci "Aman yavvvv benimde bu el sakalarim olmasa" dedikten sonra hanin ortasina dogru yurudu.Burdaki hanin digerlerinden bir farkida tam ortasinda masa olmamasi ve yukarsinda cam olmasiydi bununda gerci bir amaci vardi konusma yapmak icin daha uygun kiliyordu.

"Ohom ohommmm....." bianda hafif konusmalar esliginde millet kendisine donmustu.
hanci bir an konusmaya cekinmisti sanki en azindan oyle duruyordu.ardindan soyle bir bogazini iki parmaginin arasina sikistirdi biraz gerip birakti hafif bir oksurme faslindan sonra fazlada uzatmadan.

"Efenimmm bu hanimiza geldiniz hosgelmisinizzzz ve bugunun serefineeeeee" bianda herkesin gozleri ona kesilmis kimseden cit cikmiyordu
"Su andan itibaren 2 fici birayi bedavaya dolduracak garson " demesiyle handa cigliklar kopmustu.Ardindan hanci once mutfaga yoneldi. Sonra geri kapiya dogru yoneldi.Cebinden bi kagit parcasi ciakrdi ve kapiya yapistirdi

" ARDI M c---I ARAMAK" yaziyordu afiste astiktan sonra soyle biraz kagidi suzdu sanki dogru olmayan birseyler vardi kagitta ama bulamadi "Amaaaan yardimci aradigimi anlarlar heralde " diyerek yine homurdanan bir sesle yerine dondu
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Kager'in önünde duran bira, hevesli cücenin gırtlağı tarafından henüz yudumlanmamış olmasına rağmen, etkisi altına almayı rahatça başardığı obur savaşçının ağzında mayhoş bir his eşliğinde, buğday birasına özgü o seçkin tadın belirmesine neden oldu. Pisboğaz cücenin başına sık sık gelirdi bu. Birşeyi yemeye ya da içmeye fazlasıyla yoğunlaşmışsa ne olduğunun farkına varamadan, arzuladığı şeyin tadını, yanaklarına saplanan tatlı bir kasınçla ağzında hissediverirdi. Derken daha fazla dayanamayacağını anlayan Kager, gelmesini beklediği pilicin yolunu gözlemeyi bırakarak, derin bir iç çekişle koca kupayı kaptı ve kızıl sakallarından öbekler halinde köpük kütlelerinin akmasına neden olarak dikti soğuk birayı kafasına. Koca yudumunu bitirdiğinde, gerçek bir tatmin olmuşluk duygusu ile bakan kurşuni gözleri yaşarmıştı. Gerçekten de kaliteli biraymış diye düşünerek etrafına bakınmaya devam etti. Tam bir sohbet arkadaşı bulmak için verilen bu aranın yeterli olduğunu düşünüp ikinci bir yudum alacaktı ki gözleri kendisini izleyip gülümsemekte olan yeşil cüppeli bir yarım-elf'e takıldı. Adamın neden güldüğünü anlamayan Kager, sıkıca kavramakta olduğu kupasını sertçe masaya indirip şöyle bağırdı kendisine pek uzak sayılmıyacak bir masada oturan kara saçlı yarım-elf'e ''Dokuz cehennem kaçkını bir iblisçikle içki tokuşturduğumu mu gördün de vardı ağzın kulaklarına ha seni gidi uzun boylu, sivri kulaklı, yapraktan cüppeli, sırıtık adam seni.'' Söylediği sözü gülümsemeye devam ederek dinlemiş olan kara saçlı adamın vereceği tepkiyi görmek için beklemeden, ikinci defa büyük bir yudum aldı birasından. Ardından diyaframından gelen içten bir kahkaha patlatıp seslendi yarım-elf'e ''şaka yaptım elf! Geliver bakayım yanıbaşıma. Bu gece sohbet edilecek birileri gerek bana.'' Üçüncü bir yudum almadan önce gördüğü son şey gülümsemesi iyice genişlemiş yarım-elf'in oturduğu masadan neşeyle kalkışıydı...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Alènthas yüksek sesle kahkaha attı. "Bir cücenin bir elfi masasına çağırması alışıldık şey değil. Bir elfinde bir cüceden hoşlanması, ama sanırım bugün inanılmazların inanılır kılındığı bir gün olsa gerek," diyerek içi kırmızı şarap dolu teneke bardağını aldıktan sonra cücenin masasına yaklaştı.

"Merhabalar cüce efendi," dedi reverans yaparak. O sırada bir kaç kişinin rahatsızca kendisine bakmakta olduğunu görünce daha dikkatli olması gerektiğini anladı. Boğazını temizledikten sonra devam etti. "Ben Alènthas," dedi bir sandalyeye oturarak. "Buzun hakim olduğu dondurucu topraklardan geliyorum...tamam biraz abarttım, ama soğuk işte," dedi gülümseyerek "çoğu zaman."

"Peki ya sen saygıdeğer cüce?"
Image
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

''Alénthas... Güzel ismimmiş be! Ahh sen beni sordun ama değil mi? Pekala ben de saygıdeğer Kager öyleyse. Uzun zamandır bu civarlarda yaşarım. Ama aslını soracak olursan kuzeydeki büyük ormanların altında yatan, güneş kadar parlak, gece kadar kara ve Göğün Otuz Sekizinci Katı kadar kadim olan, ork gübresinden daha az iç açıcı bir görünüm sahibi, Ulu Madenler'den geldim buralara.''

Bu sözünün ardından bira kokan salyaları, bir kulaç yakınındaki her nesneye mide bulandırıcı bir sesle yapışarak, cücenin neşe kokan kahkahasına eşlik etti.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Büyücü yavaşça han kapısına doğru yaklaştı. Dudakları kurumuştu ve çok yorgundu. Hemen kendine uygun bir masa buldu ve sessizce hancının onu fark etmesini bekledi.
Konuşamayacak kadar halsizdi. O yüzden hancı onu görene kadar oturduğu yerden kıpırmadan bekeleyecekti.
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

Post by ElessarTelemnar »

Garlador kapiya en yakin masadaki boslari toplamis ve tam mutfaga dogru gidiyorduki yeni giren yasli adami farketti.cok bitkin bir hali vardi.Elindekileri mutfaga biraktiktan sonra hemen adamani yanina gelmisti.
"Ne arzu edersin buyuk bey" yasli adamlar saygisi olan Garlador nazikce konusmaya calismisti ama pek basarili olduguda soylenemezdi.
ardindan hizli bir sekilde devam etti. " suan biralarimiz bedava size de getireyim ama isterseniz sarap, su veya yesil bitki caylarimda mevcuttur."
Adam biraz sarabindan tatmak istedigini soyleyince hemen kosar adim harekete gecti Garlador
o giderken bir masadanda bi fica bira istenmisti.once masaya bakti ama masadaki 5-6 cuceyi gorunce ficinin bitecegini hemen anladi ve siritarak mahsene indi.Daha sabah getirttigi ficilarin ceyregini coktan bosaltmisti.Hemen birtane daha kapti ve yukari cikti kosar adim cucelerin bulundugu masaya gitti ve ficiyi sert bir sekilde yere koyduktan sonra eli uzerinde adamlara konustu.

"Beyler yanliz bu bedava ficiya girmiyor ona gore" cucelerin bu umrunda bile degildi biranin tadini cok begenmislerdi ve oldukcada paralari vardi.Garlador mutlu bir sekilde cucelerin masasinda ayrildiktan sonra sole bir etrafina bakindi bir anda
"Ayyyyyyyyy adamin sarabinin unuttuk yaavvvvvvvv" diye kostur kostur servis etmeye gitti.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Cüce savaşçı, yarım-elf'le koyu bir söyleşiye gömülmüş haldeydi ki aniden ince sesli elfin konuşmasını sabırsızlık tınısıyla bastıran ve koca göbeğinden yükselmekte olan, yaramaz bir gurultu, aklına baharatlanmış piliç görüntüleri getirdi. ''Affedesin gayrı beni Alénthas'' dedi ve herhangi bir garson görmeyi beklemeden doğruca mutfağa doğru böğürdü: ''Nerede kaldı benim pilicim beee. Ork sofrasında oturan bir gobline bile daha erken yemek giderdi! Sizi uyuşuk aşçılar! Kaldırın koca popolarınızı bakayım!''
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Derken kulaklara hoş gelen tiz bir ıslığın eşliğinde, alaca tüylü ince bir ok, henüz keyiflenmiş cüce savaşçının gırtlağına saplanıp, kalın boynundan büyük göğüs kafesine doğru akan al bir ırmak yarattı. Ne bir haykırış, ne bir çığlık ne de bir fısıltı eşlik etti Kager'e son anlarında. Onurlu bir şekilde ölme düşü bilincinin derinlerine kazılı olduğundan, damarlarını hızla terkeden yaşam gücünün son parçasını kullanıp belinden baltasını çekti ve silahının elinde olduğundan emin olmak istermişçesine adamantitten yapılma balta sapını sıkıca kavrayarak, bir cüce için körpe görünen gözkapaklarını isteksizce yumdu.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Sıçrayarak uyanan ve baltasının gerçekten de elinde olduğunu gören Kager, yeni açılan Kızıl Kanat Hanı'na gitmeyip, evde kurduğu yoğun düşlerle kendisini yatıştırmaya çalışmasının sonucunda, güzel başlayıp korkunç biten bir kabus gördüğünün farkına vardı.

Böyle evde kalıp kendisini tutmaya devam ederse, bir sonraki kabusundan uyandığında elinde bir balta yerine ne tür bir tehlike kaynağı tutacağını merak eden afallamış cüce, bu sefer gerçekten yerinden kalktı ve kahverengi kunduz postuyla sarmalanmış koca postallarının deri bağlarına birkaç düğüm attı. Hızlı adımlarla kendini sokağa attığında aklında ne yarım-elf Alenthas kalmıştı ne de gırtlağını deşen alaca tüylü ok. Kabusundan miras kalan tek düşünce, güzelce yağlanmış koca bir piliç ile büyük bir kupa dolusu sert biraydı...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Ama gördüğü kabusun aklına dolması uzun sürmedi. Ã?yle ki, hanın her köşesi rüyasındaki gibiydi ve olayların akışı da rüyasına göre ilerliyordu. Kendisine bakıp sırıtan yarım-elf'i gördüğünde, iyice huzursuzlandı fakat uykusundan az da olsa bildiği adamı kırmamak için -asıl neden içinde bulunduğu durumu açıklayabilecek birilerini aramasıydı- elinden geldiğince belli etmemeye çalıştı rahatsızlığını.
Last edited by Lugtarias on Mon May 12, 2008 1:57 am, edited 1 time in total.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: Majestic-12 [Bot] and 2 guests