Douglas biraz kazanır, biraz kaybeder henüz başladığı yerdedir, masada beş kişi vardır ama aralarından en iyi oynayan Pier denilen adamdır. “Ben Pier Lagun, beyefendi,” diyerek Douglas’a -tokalaşmak üzere- elini uzatır. “Bu gemiye ilk defa ayak bastığınıza bahse girerim, hah hah zaten benim işim bahse girmek!” Zayıf, uzun, ince bıyıklı, yakışıklı ve şık giyimli birisidir. Tipik kumarbaz-silahşor karışımı dikkatli bakışlara ve soğukkanlı bir duruşa sahiptir, yüzünden eksik olmayan gülümseme sıcaktır ama Douglas adamın sinirlense bile gülümsemesini eksik etmeyeceğini sadece soğutacağını tahmin edebilmektedir. Sanki biraz birbirlerine benzemektedirler.
Bu arada kurpiye kağıtları dağıtır. Herkese kapalı olarak ikişer kağıt verir. Geri kalan kağıtları tek tek açacaktır. (Texas Hold’em Poker) Douglas’ın elinde Kupa-3 ve Maça-4 vardır. Yere açılan kağıtlar ise: Kupa-Papaz, Karo-9’lu, Sinek-2’lidir. Diğer üç oyuncu pas geçer. Pier ise elindeki kapalı iki kartı kontrol ederek “arttırıyorum!” der ve yere bir 5$ daha atar. Yerde toplam 10$ vardır. Dağıtıcı soran gözlerle Douglas’a bakar, eğer oyuna girerse iki kağıt daha açacaktır çünkü. “Evet bayım, var mısınız?”
Kid madenden içeri yavaşça süzülür ve biraz ilerledikten sonra sesler duyar. İki kişi konuşmaktadır. Sağda solda yanan gaz lambaları galeriyi aydınlatmaktadır. Köşeden gizlenip izlediğinde bu terk edilmiş madenin aslında saklanmak için kullanıldığını anlar. Takip ettiği adam ile arananlar ilanında resmini daha önce gördüğü Dr. Morbid’in konuştuğunu anlar.
“Demek sonunda Demirci çizdiğim projeye göre siparişimi tamamlamış, güzeeell! Kim için olduğunu sordu mu?” der Dr.Morbid.
“Hayır efendim, parasını alınca hiçbir şey sormaz demirci, işine bakar sadece.”
Adamın getirdiği belli ki bir tür silahtı ama garip görünüşlü bir silahtı. İri bir tabanca gibiydi ama beş namlusu vardı ve bir de ucunda sivri bir kama bulunuyordu. Ölümcül olduğu aşikardı.
Aline müreası bir şekilde başı ile selam verdi James'in amacasına.
"Evet ama ben yakalamadım. Biz yakaladık. Üç kişiydik. Hatta arkadaşlarımızdan birisi Bob'u yakalama uğrunda hayatını feda etti."
Kader dercesine kafasını salladı.
"Sizinle tanıtşığıma sevinim efendim."
Kurpiye bir kağıt daha açar: Maça valesi.
şimdi yerde:
Kupa-Papaz,
Karo-9’lu,
Sinek-2,
Maça-Vale
Douglas’ın elinde:
Kupa-3
Maça-4
Pier, pis pis sırıtır. “Dostum isterseniz fazla zorlamayın, ama cüzdanınız hafiflesin istiyorsanız o başka! Hah hah!” der. Ve tekrar arttırır: “20$ daha koyuyorum,” der.
Dağıtıcı en son bir kağıt daha açacaktır ama Douglas’ın ne söyleyeceğini beklemektedir.
Kızılderili birkaç gün içinde söylenen yere varır. Uzaktan evi görünce atını kayaların arasına bırakarak saklana saklana çiftlik evine yaklaşır. Etrafta kimse yoktur ama bacadan hafifçe duman tütmektedir, hatta yemek kokusu duyulur. Belli ki içeride akşam yemeği yeniyordur, zaten akşamüstü olmuş hava yavaş yavaş kararmaktadır.
Boğa Avcısı, ilk gerçek deneyimini yaşamak için pencerenin önüne doğru ilerlemeye başladı.(X3-Y8)
Oraya gidecek ve içeride adamın olup olmadığına bakacaktı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
Jessica bu adamın kendisi ile hiçte ilgilenmediğini fark etmişti şimdi. Kendisi ile ilgilenmeyen erkeklere alışkın olmadığından biraz afallatmıştı bu onu. En azından ön ödemeye bir şey dememişti.
"Yani ön ödeme işini hallettik. Teşekkürler bay Priston. O paraya işimi yapabilmem için ihtiyacım olacaktı."
James'in tarafına bakarak
"Tabii onları da davet edelim. Mutlu çiftlerin masada olması hoşuma gider."
Aynı masada birbirini tanımayan iki kadın olursa bazı tatsızlıklarda olabilirdi. Kendi başına çok gelen bir şeydi bu. Kadınlar yalnızken ona hayranlık duyarken erkekleri yakındayken gözleri yılan gibi kısılırdı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Dağıtıcı tekrar kağıtları dağıtır.
Yerde açlılanlar:
Maça Vale
Sinek-2
Kupa-6
Douglas’ın eline gelen iki kağıt ise:
Sinek Vale,
Karo-8
1. 2. ve 3. oyuncular 5$ atarak oyuna girer. Pier ise “elimde kötü kağıt bile olsa her oyuna girmek adetimdir! Hah hah,” diyerek 5$ atar ve oyuna girer. Yerde 20$ birikmiştir.
Ã?ift yanlarına geldiğinde “Ah James bakıyorum da ikimizin yanında gecenin en güzel iki bayanı var. Tanıştırayım Jessica Amber James,” der. “Bak James, Jessica’nın soyadıyla adaşsınız! Ha ha! Jessica da biraz önce Pinkerton’a girmeyi kabul etti, yarın ona kurs vereceksin. Ama sen yanındaki bu güzel genç hanımı neden bize tanıştır mıyorsun?” der Pinkerton müdürü Junior Priston.
“Ama amca senin konuşmandan fırsat bulamadım ki! Bu hanımefendi de Aline Redfox. Azılı haydut Bob Troble’ı yakaladı!” der James.
Amcası çok şaşırır. “İnanmıyorum! İnanamıyorum, benim adamlarımın yakalamayı beceremediği Bob Troble’ı siz mi yakaladınız! Nasıl olabilir bu? Etrafımız hem güzel hem yetenekli kadınlarla çevrildi. Gerçekten de siz mi yakaladınız o haydutu?”
Aline müreası bir şekilde başı ile selam verdi James'in amacasına.
"Evet ama ben yakalamadım. Biz yakaladık. Üç kişiydik. Hatta arkadaşlarımızdan birisi Bob'u yakalama uğrunda hayatını feda etti."
Kader dercesine kafasını salladı.
"Sizinle tanıtşığıma sevinim efendim."
“Otursanıza çocuklar, yemekte bize katılın!” der Amca Pinkerton ama Yeğeni James “bizim masamız çoktan kuruldu amca kusura bakmazsanız ayrı yiyeceğiz,” diyerek amcasına göz kırpar ve ayrılırlar.
Junior Jessica’ya bakarak “görüyor musun el kadar kızcağız azılı haydutu yakalamış! Vay canına şaştım kaldım doğrusu. Ama bana söz ver Jessica, sakın ola kendini tehlikeye atıp haydutları tek başına tutuklamaya kalkmayacaksın; senin görevin sadece ama sadece casusluk yapmak!” der.
“Otursanıza çocuklar, yemekte bize katılın!” der Amca Pinkerton ama Yeğeni James “bizim masamız çoktan kuruldu amca, kusura bakmazsanız ayrı yiyeceğiz,” diyerek amcasına göz kırpar ve ayrılırlar.
Kendi masalarına oturduklarında James “kusura bakma sana sormadan amcamın yemek davetini reddettim ama zaten seninle ilk defa yemeğe çıkıyoruz, tanımadığın insanlarla bir arada bulunman doğru olmaz diye düşündüm. Zaten amcamı gündüzleri büroda bulabilirsin istersen...” der. “Eee şimdi söyle bakalım, ödül avcılığına devam mı? Bu sefer kimin peşine düşeceksin?” Bir yandan yemeklerini yemektedirler.
Gizlice pencereye yanaşır; evin pencerelerinde altışar adet kare cam vardır ve kapalıdır. İçeride sofrada oturan insanlar görür; kırk yaşlarında bir adam (öldürmesi istenen kişi) bir kadın ve 14 yaşlarında bir erkek çocuk vardır. Duvarda asılı bir çifte dikkat çekmektedir.