Powerplay: Macera1: şeytan kuyusu
Saint Anger;
"Sanırım Edmond'u bölgenin tapınağına götürmeliyiz, bir de onlar baksın neyi varmış.Hem belki ayın için yiyecek te buluruz belki?Savaşçix, ben yokken burada nöbet tutar mısın? Birşeyler olursa bize haber vermeyi dene yani kahraman olmaya kalkma,dostum"
Tikel;
"hımm ayım için Yiyecekse bende geliyim"
"Sanırım Edmond'u bölgenin tapınağına götürmeliyiz, bir de onlar baksın neyi varmış.Hem belki ayın için yiyecek te buluruz belki?Savaşçix, ben yokken burada nöbet tutar mısın? Birşeyler olursa bize haber vermeyi dene yani kahraman olmaya kalkma,dostum"
Tikel;
"hımm ayım için Yiyecekse bende geliyim"
Büyüsüne başvurdu ve ayısı için yemek yarattı. Ama yeticeğini düşünmüyordu. (Purify Food-lvl 0(6/day))
"Ye bunu daha sonrada bulcaz bişiler sana." dedi ayısına. Ayıdada bir homurtu çıkartıp yemeye başladı.
"Handaki yiceği yemek yetmezdi, bununla beraber anca doyar." dedi sırıtarak arkadaşlarına.
"Ye bunu daha sonrada bulcaz bişiler sana." dedi ayısına. Ayıdada bir homurtu çıkartıp yemeye başladı.
"Handaki yiceği yemek yetmezdi, bununla beraber anca doyar." dedi sırıtarak arkadaşlarına.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
"Bravo!"
"Muhteşem!"
"Harikulade"
"Olağan üstü. İnanılmaz bir başarı"
"İyi bir başlangıç. Diğerlerinin bunu geçmeleri daha zor olmuştu değil mi?"
...
Yaşlılar heyeti, hep bir arada kahramanlarımızı kutluyorlardı. Ancak ayı'nın saldırgan tavırları nedeniyle pek yaklaşmak istemiyorlardı.
Yaşlıların arasında kamburu en çıkmış olan uzun sakallı, kel kafalı olan Ayı'ı göstererek,
"Sanırım aç dedin az önce değil mi? Yani bize saldırabilir değil mi? Yani uzaklaştırsan iyi olur değil mi? Hani ormanına gitse veya çağırdığın boyuta geri dönse nasıl olur... değil mi?"
Ã?ökmüş gözlerinden ve bir kısmı örümcek ağı tutmuş bastonunu dahi zorlukla kaldırırmış gibi duruşundan en yaşlısı olduğu anlaşılan üye, hafif azarlar bir havayla,
"Eeee? Ne duruyorsunuz, size günlük para vermiyoruz herhalde. Bizi bu beladan kurtardıktan sonra 100 altınınızı alacaksınız."
derken elinde az önce imzaladıkları antlaşmayı gruba doğru sallıyordu.
"Ayrıca adınızı da belirlerseniz en azından size altınınızı teslim ederken vergi muafiyeti için gereken evrakları tek seferde doldurabilir ve işlem parasının sadece 1/6'sını vererek kurtulabilirsiniz." diye ekledi sarı saçlı yaşlı.
"Muhteşem!"
"Harikulade"
"Olağan üstü. İnanılmaz bir başarı"
"İyi bir başlangıç. Diğerlerinin bunu geçmeleri daha zor olmuştu değil mi?"
...
Yaşlılar heyeti, hep bir arada kahramanlarımızı kutluyorlardı. Ancak ayı'nın saldırgan tavırları nedeniyle pek yaklaşmak istemiyorlardı.
Yaşlıların arasında kamburu en çıkmış olan uzun sakallı, kel kafalı olan Ayı'ı göstererek,
"Sanırım aç dedin az önce değil mi? Yani bize saldırabilir değil mi? Yani uzaklaştırsan iyi olur değil mi? Hani ormanına gitse veya çağırdığın boyuta geri dönse nasıl olur... değil mi?"
Ã?ökmüş gözlerinden ve bir kısmı örümcek ağı tutmuş bastonunu dahi zorlukla kaldırırmış gibi duruşundan en yaşlısı olduğu anlaşılan üye, hafif azarlar bir havayla,
"Eeee? Ne duruyorsunuz, size günlük para vermiyoruz herhalde. Bizi bu beladan kurtardıktan sonra 100 altınınızı alacaksınız."
derken elinde az önce imzaladıkları antlaşmayı gruba doğru sallıyordu.
"Ayrıca adınızı da belirlerseniz en azından size altınınızı teslim ederken vergi muafiyeti için gereken evrakları tek seferde doldurabilir ve işlem parasının sadece 1/6'sını vererek kurtulabilirsiniz." diye ekledi sarı saçlı yaşlı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Kuyudan çıkan yaratığı öldürdük işte paramızın verin de gidelim! Hem yardımımıza muhtaç nice kasaba nice köy vardır daha. Üstelik xp hesabı yapıp seviye atlayıp atlamadığımıza bakacağız bir sürü işimiz var."
Sonra şunu diyen adama döndü
"İyi bir başlangıç. Diğerlerinin bunu geçmeleri daha zor olmuştu değil mi?"
"Ne yani test filan mı bu? Yoksa Ejder magazinin hazırladığı kötü senaryolardan mı?"
Sonra şunu diyen adama döndü
"İyi bir başlangıç. Diğerlerinin bunu geçmeleri daha zor olmuştu değil mi?"
"Ne yani test filan mı bu? Yoksa Ejder magazinin hazırladığı kötü senaryolardan mı?"
Ayısına baktı. Sonra elinin bir hareketiyle gitmesini söyledi. Ayı da salya sümük aç bir vaziyette ormana doğru koşturdu.
Gruba döndü. "Biz bunnun için almıcakmıydık parayı." dedi. Sonra thorkil'e döndü.
"İstersen senin yarasaylan benim ayıyı beraber gönderelim kuyuya. Senninki önden gitsin benim ki biraz arkadan. Onların arkasında da biz olurus. Ne dersin?" dedi.
Gruba döndü. "Biz bunnun için almıcakmıydık parayı." dedi. Sonra thorkil'e döndü.
"İstersen senin yarasaylan benim ayıyı beraber gönderelim kuyuya. Senninki önden gitsin benim ki biraz arkadan. Onların arkasında da biz olurus. Ne dersin?" dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Yaşlılar sırasıyla konuşmaya başladılar."Ne yani test filan mı bu? Yoksa Ejder magazinin hazırladığı kötü senaryolardan mı?"
"Hadi ama! Sizden önce buraya girmek isteyenler olduğunu bilmediğinizi mi söylüyorsunuz? Hikaye girişlerini biraz daha dikkatli okumalısınız."
"Sizden önce girenler oldu ama kuyunun içinde sanırım daha büyük sorunlar var. Bu sorunlar sayesinde size adam başı 100 altın veriyoruz herhalde. Gruptan biri ölmeden önce kuyudan çıkmayı başardı ama kaderin bir cilvesi olarak zehirlenmişti ve ikincil hasarı bünye düşüren bir zehirdi. Bizde size olan ödeme için üstündeki eşyaları sattık."
"Ayrıca eğer ölecek olursanız lütfen ya kuyu dışında yada girişe yakın bir yerde ölmeye bakın. Kuyu içindeki büyülü eşyalara ne yazık ki hala ulaşamadık."
En yaşlı ve aksi olan elindeki kağıdı sallayarak
"Hadi hadi! Bütün gece kuyu sizi bekleyemez değil mi? Bir an önce girin de bizde rahat bir uyku çekelim."
"Bu arada bulduğunuz tüm büyülü eşyalara yarı fiyatını değil 6/10 fiyatını verebiliriz. Karlı bir anlaşma değil mi?"
Diyerek gözünü kırptı kamburu en çok çıkmış yaşlı. Sonra uzaklaşırken kendi aralarında grup üyelerinin duymasını umursamadan konuşmaya başladılar.
"Heh. Bizimki gibi bir köyden sırf bir yaratık için adam başı 100 altın çıkacağını düşünmüşler."
"Zamane maceracıları. Paranın nereden nasıl geldiğini sorgulamıyorlar bile. Tanrı aşkına 600 altın!"
"Eheheheheeheheheeh!"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Hohohoh! Yani bulduğumuz eşyaları size mi vercez, HEPSİNİ? Sizin için eşya toplucaksak daha fazla vermeniz gerekirdi yaşlılar heyeti. Neyse aramızda konuşalım çünkü ölenlerin eşyalarından haberdar edilmemiştik. Bize bulcamız eşyalardan bahsetmiştiniz. şimdi konuşçaz aramızda, sonra diplomasiyi yapmaa gelir biri." dedi yoldaşlarına döndü.(Burda diplomasi felan yapmıyorum yanlışlık olmasında
)
"Bunlar bizden çok şey kaçırcak." dedi sessizce.
"Bunlar bizden çok şey kaçırcak." dedi sessizce.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
(oops. Tanrıların gözünden kaçmış!)
Efendisi çağırınca yarasa kuyudan çıktı. Efendisi ile göz göze geldiğinde sadece efendisinin anlayabildiği sesler ve titreşimler yayarakefendisine neler gördüğünü anlatmaya başladı.
"Aşağıda bir sürü bir şey var. Birde sanki başka bir şeyler de hareket ediyor ama tam emin olamıyorum nedense. Hissedip göremiyıorum, görüp hissedemiyorum. Aşağısı karanlık biraz rahatlayayım dedim ama olmadı. Sizin kadar olmasın kocaman şeyler bunlar."
Efendisi çağırınca yarasa kuyudan çıktı. Efendisi ile göz göze geldiğinde sadece efendisinin anlayabildiği sesler ve titreşimler yayarakefendisine neler gördüğünü anlatmaya başladı.
"Aşağıda bir sürü bir şey var. Birde sanki başka bir şeyler de hareket ediyor ama tam emin olamıyorum nedense. Hissedip göremiyıorum, görüp hissedemiyorum. Aşağısı karanlık biraz rahatlayayım dedim ama olmadı. Sizin kadar olmasın kocaman şeyler bunlar."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
.
Thorkil diğerlerine de öğrendiklerini aktarır: "Hey grup hemen rehavete kapılmayın, aşağıda sürüsüne bereket yaratık varmış, kımıl kımıl kımıldaşıyorlarmış kuyunun dibinde!"
Yarasasına tekrar sorar: "Aşağıdaki yaratıklar ne kadar büyüktü; large, huge filan? Bu öldürdüğümüz şekil gibiler mi? Sonarlarının ayarı mı bozuldu evladım?"
.
Thorkil diğerlerine de öğrendiklerini aktarır: "Hey grup hemen rehavete kapılmayın, aşağıda sürüsüne bereket yaratık varmış, kımıl kımıl kımıldaşıyorlarmış kuyunun dibinde!"
Yarasasına tekrar sorar: "Aşağıdaki yaratıklar ne kadar büyüktü; large, huge filan? Bu öldürdüğümüz şekil gibiler mi? Sonarlarının ayarı mı bozuldu evladım?"
.
"Valla bana medium gibi geldiler. Ama bir yerden sonra boyutları pek anlayamıyorum. Intellegence de pek yerinde değil yani 9 kadar. Hayvanlık iç güdüleri filan derken pek anlayamadım."
"Bu arada beni aşağıya neden gönderdin. Sen son seviyeleri alırken ben de bir sorgulama güdüsü gelişmeye başladı ondan sonra kafama dank etti. Efendi sen beni tehlikeli yerlere girerken kendi canını tehlikeye atmamak için mi kullanıyorsanki? Ya başıma bir şey gelseydi ne olacaktı o zaman?"
"Bu arada beni aşağıya neden gönderdin. Sen son seviyeleri alırken ben de bir sorgulama güdüsü gelişmeye başladı ondan sonra kafama dank etti. Efendi sen beni tehlikeli yerlere girerken kendi canını tehlikeye atmamak için mi kullanıyorsanki? Ya başıma bir şey gelseydi ne olacaktı o zaman?"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Sen hayvan halindeyken ikimiz de daha mutluyduk. Ne zaman ki magical beast oldun, iyice dilin uzadı, mızmızlanır, her şeyden şikayetçi eder oldun. Sana bir şey olmasın diye üzerine mage armor büyüsü yapmadım mı, hit pointimin yarısını sana bonus etmedim mi; sayemde fazladan Natural armorlar edindin; bak hala 'yok tehlikeymiş, yok başıma bir şey gelirseymiş' milyonlarca yarasa her gün mağaralara girip çıkıyor, senin kendini evinde hissetmen lazımdı aşağıda. Neyse uzatmayalım konuyu, sanki evliyiz yaa, yarasaya bak, dır dır dır, töbe töbe..." diyen Thorkill grup arkadaşlarına dönerek, "evet beyler aşağıya önce kim iniyor?" diye sorar.Darkgnome wrote:"Valla bana medium gibi geldiler. Ama bir yerden sonra boyutları pek anlayamıyorum. Intellegence de pek yerinde değil yani 9 kadar. Hayvanlık iç güdüleri filan derken pek anlayamadım."
"Bu arada beni aşağıya neden gönderdin. Sen son seviyeleri alırken ben de bir sorgulama güdüsü gelişmeye başladı ondan sonra kafama dank etti. Efendi sen beni tehlikeli yerlere girerken kendi canını tehlikeye atmamak için mi kullanıyorsanki? Ya başıma bir şey gelseydi ne olacaktı o zaman?"
.
"Ben önce senin yarasan sonrada benim ayım gitsin derim. Bişey çıktımı arkasına geçer ayının." sonra thorkil'e yaklaştı ve fısıldayarak "Ayıma bi meyç armır atarsan çok makbule geççek." dedi. "Hem öncelikle yaratıklar aşağıda hareketli değilse büyüler açısından dinlenmeliyiz. Ya da herhangi bişşeyden." dedi. Sonra thorkil'e sırıtıp göz kırptı.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Thorkill, "tabii tabii, senin ayına da bir meyç armır çekelim, ne de olsa ayı da yabancı değil köprüyü geçene kadar!" der ve ötede toplanmış köyün yaşlılarına dönerek, "ben şimdi kuyudan içeri bir fireball sallasam olmaz değil mi, işinize gelmez herhalde? Yıkılır mı acaba kuyu?" şeklinde ilave eder.CLiCKs wrote: "Ayıma bi meyç armır atarsan çok makbule geççek." dedi.
.
"Aşağıda değerli eşya olabilir tabii. Ama Anlaşmaya göre değerli eşyalar sizin olacaktı. Yani nasıl isterseniz. Zaten kuyu biz buraya geldiğimizde vardı ve sağ olsun kim yaptıysa çokta güzel yapmış kalın kalın taşlardan. Yalnız senin alevler suyun içinde yanacak mı?"
Kimse bakmazken bir rahip gelip Edmond'a restoration yapıp gitmiş. Edmondda bir anda ayaklandı.
Kimse bakmazken bir rahip gelip Edmond'a restoration yapıp gitmiş. Edmondda bir anda ayaklandı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
