Powerplay: Macera1: şeytan kuyusu
Thorkill:CLiCKs wrote:" O zaman gitme vakti geldi! Hadi bakam önden yarasa sonra ayım gerisinide sıralamamız lazım. Ne yapcaz? Millet bi ses verrin." der grupta sus-pus kalanlara.
"Ben büyü gücümü kullanarak uçmayı düşünüyorum da, senin ayı kuyuya nasıl inecek? En iyisi halatla aşağıya sarkıtalım, ardından herkes aşağıya atlasın, ayı da tutsun atlayanları.
DM'e not: Benim "mirror İmage" 7 dakika sürüyordu; bittiyse girmeden önce tekrar yapıyorum. Ayrıca kendime "Fly" Clicks kabul ederse ayıya light yapıyorum ve ayıya mage armor
.
"Bende ip var! şöyle güzelce bağlarsak iner herkes teker teker. Hem sonra bunun çıkması var, aşağı atlayıp kafayı yarması var. Herkes jump'a tumble'a puan yatırmıyor ki.
Doğrusu kendimi ayının kucağına atmak ta pek cazip gelmedi devamlı karnı aç zaten ağzını açıp beni bir lokmada yutarsa ne olacak. Ã?nden ben inerim."
Kuyuya sessizce yaklaşıp içine baktı, sonra ipini kuyunun kenarındaki çıkrığa bağladı ve yavaşça aşağıya sarkıttı. Sessizce inmeye başladı. İçinden de devamlı sövüyordu.
"Hay dilim tutulsaydı! Ben de ip var haaa! Ã?nden ben inerim haaa!"
Doğrusu kendimi ayının kucağına atmak ta pek cazip gelmedi devamlı karnı aç zaten ağzını açıp beni bir lokmada yutarsa ne olacak. Ã?nden ben inerim."
Kuyuya sessizce yaklaşıp içine baktı, sonra ipini kuyunun kenarındaki çıkrığa bağladı ve yavaşça aşağıya sarkıttı. Sessizce inmeye başladı. İçinden de devamlı sövüyordu.
"Hay dilim tutulsaydı! Ben de ip var haaa! Ã?nden ben inerim haaa!"
Thorkil büyülerini yapmaya başlamışken bela da ipini hazırlamış, kuyuya iniyordu.
Yaklaşık 6 metrelik (20’) bir inişten sonra kuyunun su kaynağına varmayı başarmıştı. Su yüzeyindenin 2 karış 15 derecelik meğille yerin daha da altına ilerleyen ilerisi karanlık bir tünel ile karşılaştı. Karanlıkta insanlara göre daha iyi görebildiği için ilerisini dha rahat seçebiliyordu ama içerisin çok karanlık olduğu kesindi.

Tünel tek kişinin geçebileceği kadar genişlikte gibi gözüküyordu. Suyun derinliği ise ıslanmış bacağından fazla olduğu kesindi. Kendi boyunu da büyük ihtimalle geçiyordu.
Yaklaşık 6 metrelik (20’) bir inişten sonra kuyunun su kaynağına varmayı başarmıştı. Su yüzeyindenin 2 karış 15 derecelik meğille yerin daha da altına ilerleyen ilerisi karanlık bir tünel ile karşılaştı. Karanlıkta insanlara göre daha iyi görebildiği için ilerisini dha rahat seçebiliyordu ama içerisin çok karanlık olduğu kesindi.

Tünel tek kişinin geçebileceği kadar genişlikte gibi gözüküyordu. Suyun derinliği ise ıslanmış bacağından fazla olduğu kesindi. Kendi boyunu da büyük ihtimalle geçiyordu.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Aşağıya indikten sonra thorkil'e döndü. "Ayımın boyutunu küçültmüştüm. Daha hafif gelir hallederriz." dedi.(Sürenin bittiğine dair birşey söylemedi Dm o yüzden
)
"Hmm. Ã?nden etrafı aydınlatır ama bir bakalım. Neyse sen atıver. Ben combatta ona con mon, str mtr eklerim." dedi.dwaxer wrote:Senin ayıya bir de ışıklandırma yapayım; aşağıyı aydınlatsın? :schemes:
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Kırılan çubuk sayesinde etrafın aydınlanması oldukça kuvvetlenmişti. Artık herkes etrafını çok daha iyi görebiliyordu.
Tikel, cüce kanındaki stonecutting becerisi depreşmiş ve gözleri fıldır fıldır etafına bakınmaya başlamıştı. İlk olarak fark ettiği şey bu kuyunun taşlarının gerçekten çok muntazam kesildiği ve dizildiğiydi. Gerçekten becerikli ellerden çıkmış gibiydi. Ayrıca suyun altında, taşların arasında sanki parıldayan bir şeyi gözleri yakalamıştı. Elini uzattığında bunun küçük bir broş olduğunu fark etti. Kaba elleri içinde oldukça ince duran bir broş. (Search: Success (20!))
Düşünülenin aksine, uçarak inenler hariç, ayı herkesten daha rahat bir şekilde kuyuya inmeyi başardı. Ã?ünkü climb, strength ile ilgili bir beceriydi ve şu anda aralarındaki en kuvvetli yaratık ayıydı.
Herkes kendi sırasını almıştı ama "Kahraman Edmond" hemen Mathius ve Savaşchix'in arkasından, 3. gitmeyi istedi. Ã?ünkü yarattığı kamçısı 15' reach bir silatı ve bu mesafeden hem saldırıp hem de arkada kendini savunabileceğini düşünmüştü.
Havdaki nemli kokuya ciğerlerinin alışması fazla zaman almadı. Kısa yolların sonu bir mağaranın içinde bitiyordu. Işıkları etrafı yaydığı anda üstlerine bir gölge seli akmaya başladı. İnsan boyundaki yaratıklar havada süzülerek kahramanlarımıza 3 yönden saldırırlarken, fısıltı gibi çıkan, feryat ve nefret ile dolu çığlıkları mağaraki akustik etki olmasa belki duyulmayacaktı bile.

Ayının bu yaratıklardan huzursuzlandığı çıkarttığı seslerden anlaşılıyordu. Belli ki bu yaratıklara yaklaşmaya pek niyetli değildi.
Büyüsel yaratıklara daha yakın olan yarasa ise Thorkil'e sadece ikisnin anlayacağı dilde Vik'ledi.
Efendim bunlar. Görsem duyamıyorum, duysam göremiyorum.
Ã?ncelik zarları:
1.Yukarin Fellow: 20 (15+5) /+15
2.Edmond Dantes: 19 (15+4) /+14
3.Thorkil Zanaid: 15 (13+2) /+10
4.Tikel daldırmaldır 15 (13+2) /+10
5.Bela Van der Wonder: 12 (7+5) /+7
6.Saint Anger 12 (11+1 ) /+7
7.Tikel'in ayısı 11 (11+1) /+6
8.Gölge yaratıklar: 8 (6+2) /+3
9.Savaşçix: 6 (5+1) /+2
10.Thokil'in yarasası: 5 (3+2) /-
Haritanın en sol üst noktasından giriş yaptınız. Girişten 2 kare ilerisini geçmemek koşuluyla yerlerinizi belirleyin lütfen.

Tikel, cüce kanındaki stonecutting becerisi depreşmiş ve gözleri fıldır fıldır etafına bakınmaya başlamıştı. İlk olarak fark ettiği şey bu kuyunun taşlarının gerçekten çok muntazam kesildiği ve dizildiğiydi. Gerçekten becerikli ellerden çıkmış gibiydi. Ayrıca suyun altında, taşların arasında sanki parıldayan bir şeyi gözleri yakalamıştı. Elini uzattığında bunun küçük bir broş olduğunu fark etti. Kaba elleri içinde oldukça ince duran bir broş. (Search: Success (20!))
Düşünülenin aksine, uçarak inenler hariç, ayı herkesten daha rahat bir şekilde kuyuya inmeyi başardı. Ã?ünkü climb, strength ile ilgili bir beceriydi ve şu anda aralarındaki en kuvvetli yaratık ayıydı.
Herkes kendi sırasını almıştı ama "Kahraman Edmond" hemen Mathius ve Savaşchix'in arkasından, 3. gitmeyi istedi. Ã?ünkü yarattığı kamçısı 15' reach bir silatı ve bu mesafeden hem saldırıp hem de arkada kendini savunabileceğini düşünmüştü.
Havdaki nemli kokuya ciğerlerinin alışması fazla zaman almadı. Kısa yolların sonu bir mağaranın içinde bitiyordu. Işıkları etrafı yaydığı anda üstlerine bir gölge seli akmaya başladı. İnsan boyundaki yaratıklar havada süzülerek kahramanlarımıza 3 yönden saldırırlarken, fısıltı gibi çıkan, feryat ve nefret ile dolu çığlıkları mağaraki akustik etki olmasa belki duyulmayacaktı bile.

Ayının bu yaratıklardan huzursuzlandığı çıkarttığı seslerden anlaşılıyordu. Belli ki bu yaratıklara yaklaşmaya pek niyetli değildi.
Büyüsel yaratıklara daha yakın olan yarasa ise Thorkil'e sadece ikisnin anlayacağı dilde Vik'ledi.
Efendim bunlar. Görsem duyamıyorum, duysam göremiyorum.
Ã?ncelik zarları:
1.Yukarin Fellow: 20 (15+5) /+15
2.Edmond Dantes: 19 (15+4) /+14
3.Thorkil Zanaid: 15 (13+2) /+10
4.Tikel daldırmaldır 15 (13+2) /+10
5.Bela Van der Wonder: 12 (7+5) /+7
6.Saint Anger 12 (11+1 ) /+7
7.Tikel'in ayısı 11 (11+1) /+6
8.Gölge yaratıklar: 8 (6+2) /+3
9.Savaşçix: 6 (5+1) /+2
10.Thokil'in yarasası: 5 (3+2) /-
Haritanın en sol üst noktasından giriş yaptınız. Girişten 2 kare ilerisini geçmemek koşuluyla yerlerinizi belirleyin lütfen.

Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
.
"Obaa! Hayalet midir bunlar nedir; yoksa iki plane arasında blink edip duran anormal yaratıklar mı! e=mc2" diye şaşırmıştı Thorkil. Havada hover pozisyonunda süzülürken, familiar dilinde yarasasını uyardı: "atomun elektronu gibi beni tavaf etmene gerek yok yarasacığım, senin postun çok değerli o yüzden geri dur; run run!"
"Ã?akıyorum Fireball'u arkadaşlar! Dikkat; fayır in dı hol!!" diye bağırarak arkadaşlarını9 değil ama bu garip yaratıkları kapsayacak biçimde alev topunu gönderir deneme yanılma maksatlı.
.
Code: Select all
Ben (ve klonlarım) girişin hemen önünde ve 7 ft kadar havada duruyorum."Obaa! Hayalet midir bunlar nedir; yoksa iki plane arasında blink edip duran anormal yaratıklar mı! e=mc2" diye şaşırmıştı Thorkil. Havada hover pozisyonunda süzülürken, familiar dilinde yarasasını uyardı: "atomun elektronu gibi beni tavaf etmene gerek yok yarasacığım, senin postun çok değerli o yüzden geri dur; run run!"
"Ã?akıyorum Fireball'u arkadaşlar! Dikkat; fayır in dı hol!!" diye bağırarak arkadaşlarını9 değil ama bu garip yaratıkları kapsayacak biçimde alev topunu gönderir deneme yanılma maksatlı.
.
"Oha lan denemeye bak?"
"Ben de yapmayı denicem benzeri bişiği"
Daha sonra elindeki kırbaçı TOUCH ATTACK yapacak şekilde yani ectoplasm hâlinde bir kırbaca çevirdi.Böylece Trip yapamayacak olsa da Touch Attack güçlerini kullanabilecekti.
Bu hareket zaten Move Action ile eşdeğer olduğundan pek kıpraşmayı tercih etmedi.
"Ben de yapmayı denicem benzeri bişiği"
Daha sonra elindeki kırbaçı TOUCH ATTACK yapacak şekilde yani ectoplasm hâlinde bir kırbaca çevirdi.Böylece Trip yapamayacak olsa da Touch Attack güçlerini kullanabilecekti.
Bu hareket zaten Move Action ile eşdeğer olduğundan pek kıpraşmayı tercih etmedi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Yerden bulduğu broşu eline yakın olan bir cebine dikkatlice koydu. Sonrasında gördüğü ya da göremediği büyüsel yaratıklara bir "Oooo." koydu.
Thorkil fireball atıcağını söyleyince ayısıyla biraz geri çekildi. "Bunnar yanarmıki." dedi.
Thorkil fireball atıcağını söyleyince ayısıyla biraz geri çekildi. "Bunnar yanarmıki." dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
"Ne yapıcaksan yap evlat seni koruyacağım ama sonrasında ben ve savaşçix harekete geçeceğiz.Değil mi dostum?" dedi St.Anger ve grubun en önünde durmasına rağmen yinede yaratıklardan messafesini koruyordu.Daha çok grup arkadaşlarını korumak amaçlı arkadaşlarına yakındı ama yine de en önde o vardı."Ya da açılıp sizi açıkta bırakmamak için burda bekleyelim...pff...Caribal adına! bizimle savaş sizi canavarların soyları yoksa hepinizin soyu bir insan kanı dökülmeden mi kuruyacak?" (intimidate:+13)
Savaşçıx: Check: 8. Savaşçıx bu gölgeleri gördüğünde sanki bir şey diyecek gibi oldu ama sonra şaşkın bakışlarına geri dönerek sustu.
Yukarin'in biraz gerileyerek gidişhattı izlemeye koyulurken, Edmond'un parmak uçlarından sıvı alevler dökülmeye ve birbirine sarmalanmaya başmıştı. Torkil yarasa pisliğini ceplerinde araya dursun, Tikel yorumunu yapmış olmanın rahatlığı ile bir kaç adım geri attı ve ayısı da aynı şekilde gerilemeyi memnuniyetle kabul etti. Aslında Tikel olmasa bir kaç düzine adım daha atabilirdi.
Gölgelerin (yarım) adamı Bela, yine gölgelerinde kalarak anını kollamaya başladı. Saint Anger'ın cüretkar sözleri ise ölüleri etkilemese dahi yanındaki birisini etkilemiş gibiydi. "Hulk Hogan" misali çıkan damarlarla kızarıp,hırs dolu gözlerle yaratıklara bakan Savaşçıx ön hatları asla bırakmayacakmış gibiydi. Spartalılar gibi bir "Ahoooyeee!" koyduktan sonra kalkanını Caribal rahibinin önüne dikti.
Etraflarındaki ısının birden düştüğünü hissettiler ve ürperdiler. Soğuyan havadan çok az sonra olacakları bildiklerinden olsa gerek. 7d6 şiddetinde patlayan bir alevtopu, alanı içinde kalan tüm gölge yaratıkları kapladı ve çıktığı hızda geri yok oldu.
Torkil attack: 2,2,1,1,4,1,3; 14 damage
İncorporeal trait: 67, 70, 90, 100, 16*, 71
*save: 17+3=20 vs 17 (başarılı), 7 damage
Alevler içinde kalan 5 gölgeden sadece birinin görüntüsü hafiften titredi. Ama Diğerleri alevleri hissetmeden süzülmeye devam ettiler.
Alev topunu geçen gölgeler ilk savunma hattına varmak üzereydiler, ama önce Edmond'un ellerinden çıkmış alevden ektoplazmik kırbacı geçmeleri biraz zor olacak gibiydi.
Edmond, Attack: 14(Hit)*, 2(Hit)*, 15(Hit)*, 17(Hit)*, 14(Hit)*
*İncorporeal trait: 72(etkisiz), 80(Etkisiz), 46(Etkili)**, 60(Etkisiz), 55(Etkisiz)
** Damage: 3+2=5
Edmondun havada dans eden kamçısı bariz bir şekilde tüm yaratıklara vurmuş ancak biri hariç hepsinin içinde onu etkilemeden geçmişti. Biri ise aynı alev topu sonunda titrediği gibi yine titredi. 4 gölge yaratık her iki saldırıdan da hasar alan gölge hakkında insanlar tarafından anlaşılmayacak bir hırıltı ile yorumda bulundu. Her iki saldırıdan da hasar alan gölge ise diğerlerine sinirli bir hırıldama ile cevap verdi.
Savaşçix ve Saint Anger duvarının etrafını kara silüetler sarmıştı ve "Hiç bir duvar tanrıların kudretli gücüne sahip olamazdı. İki savaşçı sessiz çağırışın sesini duyuyorlar ve bunu inkar etmiyorlardı!"
Gölge yaratıokların saldırıları:1.G (Savaşçix) 5+3=8 Vs. 11 (miss)
2.G (Savaşçix) 9+3=12 Vs. 11 (Hit), 4 str damage
3.G (Savaşçix) 5+3=8 Vs. 12 (miss)
4.G (Saint Anger) 16+3=19 Vs.12 (Hit), 5 str damage
5.G (Saint Anger) 17+3=8 Vs. 12 (Hit), 3 str damage
3 gölge yaratık Savaşçıxsa beceriksiz saldırlar yaptı ve Savaşçix bir darbeden kaçarken diğerine şansızlık eseri yakalandı ve zırhının eskisinden daha ağır olduğunu fark etti. (Medium load). Saint anger ise o kadar şanslı değildi ve saldırıların her ikisinden de nasibini alarak zırhının ve kılıcının ağırlığından bezme noktasına geldi. (Heavy load). Daha da beteri, Karşı duvardan 4 gölge yaratık daha belirmişti.
Son durum:
Savaşçix: STR:13 (Medium load)
Saint Anger: STR: 7 (Heavy load)
1.G: 7(fire) + 5(fire) = 12(fire)
Yukarin'in biraz gerileyerek gidişhattı izlemeye koyulurken, Edmond'un parmak uçlarından sıvı alevler dökülmeye ve birbirine sarmalanmaya başmıştı. Torkil yarasa pisliğini ceplerinde araya dursun, Tikel yorumunu yapmış olmanın rahatlığı ile bir kaç adım geri attı ve ayısı da aynı şekilde gerilemeyi memnuniyetle kabul etti. Aslında Tikel olmasa bir kaç düzine adım daha atabilirdi.
Gölgelerin (yarım) adamı Bela, yine gölgelerinde kalarak anını kollamaya başladı. Saint Anger'ın cüretkar sözleri ise ölüleri etkilemese dahi yanındaki birisini etkilemiş gibiydi. "Hulk Hogan" misali çıkan damarlarla kızarıp,hırs dolu gözlerle yaratıklara bakan Savaşçıx ön hatları asla bırakmayacakmış gibiydi. Spartalılar gibi bir "Ahoooyeee!" koyduktan sonra kalkanını Caribal rahibinin önüne dikti.
Etraflarındaki ısının birden düştüğünü hissettiler ve ürperdiler. Soğuyan havadan çok az sonra olacakları bildiklerinden olsa gerek. 7d6 şiddetinde patlayan bir alevtopu, alanı içinde kalan tüm gölge yaratıkları kapladı ve çıktığı hızda geri yok oldu.
Torkil attack: 2,2,1,1,4,1,3; 14 damage
İncorporeal trait: 67, 70, 90, 100, 16*, 71
*save: 17+3=20 vs 17 (başarılı), 7 damage
Alevler içinde kalan 5 gölgeden sadece birinin görüntüsü hafiften titredi. Ama Diğerleri alevleri hissetmeden süzülmeye devam ettiler.
Alev topunu geçen gölgeler ilk savunma hattına varmak üzereydiler, ama önce Edmond'un ellerinden çıkmış alevden ektoplazmik kırbacı geçmeleri biraz zor olacak gibiydi.
Edmond, Attack: 14(Hit)*, 2(Hit)*, 15(Hit)*, 17(Hit)*, 14(Hit)*
*İncorporeal trait: 72(etkisiz), 80(Etkisiz), 46(Etkili)**, 60(Etkisiz), 55(Etkisiz)
** Damage: 3+2=5
Edmondun havada dans eden kamçısı bariz bir şekilde tüm yaratıklara vurmuş ancak biri hariç hepsinin içinde onu etkilemeden geçmişti. Biri ise aynı alev topu sonunda titrediği gibi yine titredi. 4 gölge yaratık her iki saldırıdan da hasar alan gölge hakkında insanlar tarafından anlaşılmayacak bir hırıltı ile yorumda bulundu. Her iki saldırıdan da hasar alan gölge ise diğerlerine sinirli bir hırıldama ile cevap verdi.
Savaşçix ve Saint Anger duvarının etrafını kara silüetler sarmıştı ve "Hiç bir duvar tanrıların kudretli gücüne sahip olamazdı. İki savaşçı sessiz çağırışın sesini duyuyorlar ve bunu inkar etmiyorlardı!"
Gölge yaratıokların saldırıları:1.G (Savaşçix) 5+3=8 Vs. 11 (miss)
2.G (Savaşçix) 9+3=12 Vs. 11 (Hit), 4 str damage
3.G (Savaşçix) 5+3=8 Vs. 12 (miss)
4.G (Saint Anger) 16+3=19 Vs.12 (Hit), 5 str damage
5.G (Saint Anger) 17+3=8 Vs. 12 (Hit), 3 str damage
3 gölge yaratık Savaşçıxsa beceriksiz saldırlar yaptı ve Savaşçix bir darbeden kaçarken diğerine şansızlık eseri yakalandı ve zırhının eskisinden daha ağır olduğunu fark etti. (Medium load). Saint anger ise o kadar şanslı değildi ve saldırıların her ikisinden de nasibini alarak zırhının ve kılıcının ağırlığından bezme noktasına geldi. (Heavy load). Daha da beteri, Karşı duvardan 4 gölge yaratık daha belirmişti.
Son durum:
Savaşçix: STR:13 (Medium load)
Saint Anger: STR: 7 (Heavy load)
1.G: 7(fire) + 5(fire) = 12(fire)
Last edited by Darkgnome on Wed Jul 22, 2009 11:29 pm, edited 1 time in total.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
.
Thorkill’in yakışıklı suratında bir iki endişe çizgisi oluşmuştu; “incorporeal” yaratıklardan nefret ederdi! Hele de “%50 miss chance”i ballı bir şekilde tutturup duranlarından daha da nefret ederdi!
Bağırdı: “Arkadaşlar dikkat bunlar hayaletimsi ‘gölge’ yaratıklar olmalı! İçimden bir ses, (player knowledge) sıradan silahlarla savaşanların hiç şansı olmayacağını, ancak magic silahların bunlara işleyeceğini söylüyor. Kutsal bir şeyler döktürün arkadaşlar; Saint sen ‘turn undead’ yaparsan çok faydası olur!”
Thorkill bu kadar konuşmayı 6 saniyelik tur zamanına sığdırabilmek için çenesini sincapın fındık yerkenki hızına eşdeğer bir dinamizimle oynatmıştı. Neyse ki klonları vardı da ağız birliği ettiler.
“Magicus Tellum!!” diye bağırdı parmaklarından fışkıran 3 tılsım oku ışıldayarak yaralı gölgeye doğru yol aldı. “‘Magic Missile’lerin ıskalama ihtimali yok!” diye düşündü, çünkü “Force” enerjisiydi.
“The Force is with us! Dayanın arkadaşlar!”
http://www.d20srd.org/srd/spells/magicMissile.htm
.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
