Hanımız Kullanımınıza Açılmıştı
"Kendi kaderini kendin bulmuşsun" zavallı dostum diyerek adamı kendi ölümüne bırakıyorum. Hemen adamın baktığı yöne doğru kafamı çeviriyorum. Siyahlar içindeki adam sanki büyük bir haz duymuşçasına sırıtıyor. Sadece dişleri belli belirsiz bembeyaz dişlerini görüyorum. Sonunda biraz monotonluğu bırakıp sanki bir maceraya atılacakmışım gibi hevesleniyorum. Etraftakiler karanlık adamdan köşe bucak kaçmakta. Bir tek ben adama doğru yaklaşıyorum...
Belkide bir ittifak, belkide bir müttefik, umuduyla...
Belkide bir ittifak, belkide bir müttefik, umuduyla...
Karanlık rüyaların ve kötü düşlerin karabasının en yakın dostu sizi selamlar!...
- Nyther_Arcana
- Kullanıcı

- Posts: 14
- Joined: Mon Jun 23, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
O sırada handan içeri bir gri elf girer..(diğerlerinizin yaptığı gibi destan yazacak halim yok ya!). Tek dikkat çeken yanı, el feneri...pardon meşale gibi bembeyaz parlaya gözleri ve boynundaki Altın Lathender kutsal sembolüdür. Tabi olası Hırsızlara önlem olarak som altın kutsal sembolünü (örneğin Estebin yada halfling... pardon onlar sadece "ödünç alıyorlar") tüniğinin içine sokar, bir masaya geçer, ve ozanımızı izler.. (tabi eli altın kesesinin ağızını ve tabiki de kendisini sıkı sıkı kavrıyordur)
For as long as cursed blood runs through my veins, I'm slave to my blind fate as I'm to you...
- Nyther_Arcana
- Kullanıcı

- Posts: 14
- Joined: Mon Jun 23, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Dark Elf siyah giyimli adama yaklaştıkça sivri kulaklarını, morarmış dudaklarını ve göz altlarını karanlıktaki mükemmel görüşü ile farketti. Beyaz teni ve kızıla kayan gözleri dark elf'e bu varlığın ne olduğu ile ilgili yeterli ipucunu vermişti. Bir an tereddüt etti fakat vampir çoktan ayağa kalkmış can çekişmekte olan şovalyeye doğru ilerliyordu. Baron Sengir yanına gidip şovalyenin gözlerine içine baktı:
"Sakin ol çocuğum... hepsi geçecek... seni iyileştireceğim... bütün acıların dinecek..."
şovalyenin gözleri bir anda tamamen açıldı ve öylece bakakaldı:
"Kurtar beni baba... Ölüyorum... Lütfen yardım et..."
"Tamam oğlum hepsi geçecek benimle gel..."
ve yalnızca Wuroldar'ın gerçek kimliğini anladığı vampir şovalyeyi arka kapıya yöneltti. Dışarı çıktıklarında Wuroldar hala bu işe karışmakta ve bu tehlikeli vampirle işbirliği konusunda kararsızdı...
"Sakin ol çocuğum... hepsi geçecek... seni iyileştireceğim... bütün acıların dinecek..."
şovalyenin gözleri bir anda tamamen açıldı ve öylece bakakaldı:
"Kurtar beni baba... Ölüyorum... Lütfen yardım et..."
"Tamam oğlum hepsi geçecek benimle gel..."
ve yalnızca Wuroldar'ın gerçek kimliğini anladığı vampir şovalyeyi arka kapıya yöneltti. Dışarı çıktıklarında Wuroldar hala bu işe karışmakta ve bu tehlikeli vampirle işbirliği konusunda kararsızdı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Baron_Sengir
- Kullanıcı

- Posts: 194
- Joined: Mon Aug 11, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Arka kapıdan duyulanlar anlaşılamayan bir dilde mırıldanmalardan ibaretti.belki büyücüler anlamıştı sadece ne olduğunu.Ve yaklaşık 10dk sonra Baron tekrar içeri girdi.İçerdien başka ses duyulmamıştı..
"Acılarını dindirdim,karşılığını aldım"dedi Baron.Ve masasına geri dönüp şarabını nazikçe yere döktü...
"Acılarını dindirdim,karşılığını aldım"dedi Baron.Ve masasına geri dönüp şarabını nazikçe yere döktü...
Evil rises,darkness falls...
Corax yeniden aşağı indiğinde dengesi tamamen yitmiştir. Yürürken arada barmen durduğu masaya dayanarak ilerler ve vampirin yanına oturur. Baygın gözlerle vampirin üzerini koklar ve ciddiyetle sorar:
"ben onun hayatını bağışlamıştım. Bunu çok az yaparım..."
*Kılıcını gösterir*
"işte bu kılıç bana öldürmemem gerektiğini söylüyor ve onunla kimseyi öldüremiyorum, bu yüzden işimi ellerimle hallediyorum..."
Baron Sengir biraz tedirgin olmuş kendisine mutlak bir kesinlikle bakan barbar'dan rahatsızlık duymuştur:
"İşte yine kılıç... şimdi bana seni öldürmem için yalvarıyor..."
Kılıcın aurası bile vampiri rahatsız eder. Sanki enerjisi emiliyormuş gibi hisseder. Tanrıların kutsamasının sonsuz olduğu belli olan böyle bir kılıçla daha önce Baron hiç karşılaşmamıştır.
Barbar kılıcı baronun eline dokundurur ve vampirin eli korkunç bir acıyla yanar ve derisi büzüşerek kararır.
"Oh çok üzgünüm! Bu kadar acıtacağını tahmin etmiyordum. Sana bir bira ısmarlayayım... Barmen! Bize 3 bira!" derken eliyle 4 göstermektedir...
vampirin elindeki yara kısa sürede kapanır ve derisi eski haline geri döner.
"ben onun hayatını bağışlamıştım. Bunu çok az yaparım..."
*Kılıcını gösterir*
"işte bu kılıç bana öldürmemem gerektiğini söylüyor ve onunla kimseyi öldüremiyorum, bu yüzden işimi ellerimle hallediyorum..."
Baron Sengir biraz tedirgin olmuş kendisine mutlak bir kesinlikle bakan barbar'dan rahatsızlık duymuştur:
"İşte yine kılıç... şimdi bana seni öldürmem için yalvarıyor..."
Kılıcın aurası bile vampiri rahatsız eder. Sanki enerjisi emiliyormuş gibi hisseder. Tanrıların kutsamasının sonsuz olduğu belli olan böyle bir kılıçla daha önce Baron hiç karşılaşmamıştır.
Barbar kılıcı baronun eline dokundurur ve vampirin eli korkunç bir acıyla yanar ve derisi büzüşerek kararır.
"Oh çok üzgünüm! Bu kadar acıtacağını tahmin etmiyordum. Sana bir bira ısmarlayayım... Barmen! Bize 3 bira!" derken eliyle 4 göstermektedir...
vampirin elindeki yara kısa sürede kapanır ve derisi eski haline geri döner.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Baron_Sengir
- Kullanıcı

- Posts: 194
- Joined: Mon Aug 11, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Baron aniden kalkarak öncelikle kılıçtan uzaklaşır.Bu gibi nesnelerle karşılaşmıştır ve kılıca tiksinmiş gibi bir bakış atar.
"dör..,üç bira senin olsun.Susuzluğumu az önce bastırdım.Zaten üçü anca keser seni heralde..."
Arkasını dönerek ön kapıya doğru yönelir.O ana kadar dışarda tepinen atın sesi azalmaya başlar ve sessizleşir.Baron gölgeye doğru bir bakış atar.Sanki baktığı kişiyi beraberinde çağırıyor gibidir...
"dör..,üç bira senin olsun.Susuzluğumu az önce bastırdım.Zaten üçü anca keser seni heralde..."
Arkasını dönerek ön kapıya doğru yönelir.O ana kadar dışarda tepinen atın sesi azalmaya başlar ve sessizleşir.Baron gölgeye doğru bir bakış atar.Sanki baktığı kişiyi beraberinde çağırıyor gibidir...
Evil rises,darkness falls...
Düzenbaz drow handa yaşananları büyük bir dikkatle izler. Yüzündeki tebessümler artar. O maceradan haz alan bir hırsızdır. Blekide yeni müttefiğini aramaya koyulması gerekmektedir. "şu gri elf, ya da barbar" diye düşünür drow aklının içindeki dönen kasırgalarda. "Ya da her ikisi". Drow macera istemektedir. Öyle ya da böyle. Ama önce gri elf'i gözüne kestirir. şarabını paylaşmak yerine bir tane daha alıp aniden gri elfin önüne koyar...
Karanlık rüyaların ve kötü düşlerin karabasının en yakın dostu sizi selamlar!...
- Nyther_Arcana
- Kullanıcı

- Posts: 14
- Joined: Mon Jun 23, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Gri Elf yavaşça başını kaldırı ve irkilerek gözlerini açar. Ancak tepkisi o kadar da sert değildir. Kara Elf'e oturmasını işaret eder. "Eee kara elf anlat bakalım çok ilginç hikayeler duydum ama seninki daha da ilginç olabilir." İçinde pek bir tedirginlik oluşmaz çünkü eğer o ve "Kötü" bir kara elf olsaydı şimdiye kadar masanın üzerinde uyuyor olurdum(başkalarının gözünden).
Elimi şarabın üzerinde bir gezdiririm ve kara elfe bakıp derim ki "Ewet sana güvenebileceğimi biliyordum kara elf...Bana isminizi bahşederseniz memnun olurum..."
Elimi şarabın üzerinde bir gezdiririm ve kara elfe bakıp derim ki "Ewet sana güvenebileceğimi biliyordum kara elf...Bana isminizi bahşederseniz memnun olurum..."
Kaçan vampir arkadaşı nedeniyle Corax ayağa kalkıp 3 bira getiren barmaid'e dark elf ve ölüm elfinin oturduğu masayı işaret eder.
Kadın 3 sürahi birayı (Corax sürahiden içmeyi sever) konuşmakta olan 2 elfin masasına koyar.
Wuroldar sinirli sinirli kadına bakar: "Ben bira istemedim! Al götür bunları kadın" diye azarlar. Sonra yanına yaklaşan ve ortamı gölgeye boğan bir içki kokusu yaklaşır. Barbar devirlircesine masaya oturur ve:
"Bunlar benden beyler. şimdi hangi hikayeyi anlatıyordun?" *HICK*
Kadın 3 sürahi birayı (Corax sürahiden içmeyi sever) konuşmakta olan 2 elfin masasına koyar.
Wuroldar sinirli sinirli kadına bakar: "Ben bira istemedim! Al götür bunları kadın" diye azarlar. Sonra yanına yaklaşan ve ortamı gölgeye boğan bir içki kokusu yaklaşır. Barbar devirlircesine masaya oturur ve:
"Bunlar benden beyler. şimdi hangi hikayeyi anlatıyordun?" *HICK*
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Herşey drowun tam istediği gibi ilerlemiştir. Birayı bu sefer kabul eder (her ne kadar içmeyecek olsada) ve anlatmaya başlar. İki gün önce duyduğu zanki çok uzaktaki bir kamptan gelen orc davul seslerini anlatır önce: "..Sonra biraz daha yaklaştım kampa. Yüce Lloth adına gördüklerime inamayacaksınız. Kamp resmen bu kasabaya açılacak bir savaş ve katliam için yaratılmış bir orduydu. Ve en önemlisi karşımızdakiler orc değilmiş. Werewolflar, zombiler, iskelet savaşçılar, gargoyle'lar. Ve başlarındaki komutanlarınıda gördüm. Az önce handan kaçan gizemli adamı hatılayın. O bir vampir. Ve bu ordunun komutanı. Bir sürü orc köleside var. Hemen teşkilatlanmalıyız..."
Karanlık rüyaların ve kötü düşlerin karabasının en yakın dostu sizi selamlar!...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests