Frpworld Blog
Makale kategorisi eklendi. Walter'ın yazısını da Makale olark kategorilendirdim. Blog konusunda taleplerinizi dile getirmeye devam ederseniz memnuniyetle ilgilenirim.
Bu arada böyle şeyleri eklemek, yorumları onaylamak için bir güne varan gecikmeleri hoş görürsünüz sanıyorum. Forum blog gibi işler gerçek zamanlı olarak yapılamıyor. Zaten önemli bir kayıp olmaz bu süreden dolayı içeriğin yayınlanması anında olabiliyor.
Bu arada böyle şeyleri eklemek, yorumları onaylamak için bir güne varan gecikmeleri hoş görürsünüz sanıyorum. Forum blog gibi işler gerçek zamanlı olarak yapılamıyor. Zaten önemli bir kayıp olmaz bu süreden dolayı içeriğin yayınlanması anında olabiliyor.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Bu başlığı açtığın iyi olmuş Catboy, hem blog da bir anda canlanmış; eklenen yazılarla, yapılan yorumlarla. Sevindim sevindim 
Evet ben bu dediğin gibi aynı şekilde ama anasayfada haber olarak verelim demiştim, bu da olur.Dragon_Knight wrote:Ocakbaşına yeni yazılan yeni hikayelerden küçük bir tanıtım yazısı konulabilir bloga ve devamı için foruma link verilebilir.
Edit: Böylece hem blog takip edilir hem de foruma yönlendirmiş oluruz okuyucuları.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Ben de kavgaya New Yorklu olarak yeni bir renk katabilirim sanirim.... Aslinda benim fikrim. Ocakbasinin bir tur blok atolyesi gibi olmasi. Ocakbasinda olgunlasmis basliklar bloga tasinabilir. Aslinda eski sayfalarda bloga tasinabilecek bir cok hikaye var. Oldukca uzun bir calisma gerektiriyor ama blogu epey zenginlestirebilir. Ama bunu yapamasak da en azindan bastan baslayabiliriz. Herkes en iyi oldugunu dusundugu kimi hikaye ve siirlerini bloga tasiyabilir sanirim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Peki bu durumda zaten ocakbaşını takip edecek kişiler blogu takip etme ihtiyacı duyacakalr mı?Firble wrote:Ben de kavgaya New Yorklu olarak yeni bir renk katabilirim sanirim.... Aslinda benim fikrim. Ocakbasinin bir tur blok atolyesi gibi olmasi. Ocakbasinda olgunlasmis basliklar bloga tasinabilir. Aslinda eski sayfalarda bloga tasinabilecek bir cok hikaye var. Oldukca uzun bir calisma gerektiriyor ama blogu epey zenginlestirebilir. Ama bunu yapamasak da en azindan bastan baslayabiliriz. Herkes en iyi oldugunu dusundugu kimi hikaye ve siirlerini bloga tasiyabilir sanirim.
Bir de en iyi olduğunu düşündüğümüz şeyler seçip aktardığımızı düşünelim.
şimdi bloga belirli aralıklarla yeni içerik geliyor gayet okunabilir. Ama birdenbire 20-30 girdi yaptığımızı düşünürsek girdiler yeni olmasına rağmen arkadalrda kaybolup gidecektir.
Kişisel görüşüm ve blog deneyimim blogların beğenilen şeyleri bir araya toplamak için çok iyi bir ortam olmadığını söylüyor. Blogun arşivi değil güncel oalrak yazılan şeyler daha önemli.
Yani blogu bir gazete gibi görmekte sakınca olmaz. Gazeteler güncel olduğu zaman okunurlar. Eski gazeteleri bulup okumak da mümkündür ama gazetelerin amacı hernahi bir zaman okunmak değil gibi.
Ocakbaşını atolye oalrak kullanıp güzel eserleri bir yerde toplamak güzel fikir ama bu blogda olursa hem birdenbire bir yükleme yaptığı için eserler de gerekli ilgiyi göremeyecektir. Hem de forumda zaten okunduğu için bloga olan ilgiyi azaltabilir.
Ben derim ki en beğenilen ve seçilen öykülerden, şiirlerden firbe'ın daha önce hazırladığı gibi bir almanak, kitapçık çıkartabiliriz. ufak bir e-kitap hem blog gibi güncelliğini kaybeden bir şey olmaz hem de içeriğin aynı zmanda o kitapçıkta olması sorun yaratmaz bence. Blogu ve ocakbaşını böyle bir dergi, kitap için atolye olarak kullanabiliriz.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
İzmir'den ve istanbuldan iki tane arkası yarın hikaye var. Ankara niye boş kalsın diye düşündüm ve uzun süredir üzerinde çalıştığım, ama düzeltmeleri yapamadığım arkası yarın hikayeyi yayımlamayı düşünüyorum.
Fakat bir kusuru var fantastik kurgu değil polisiye, şeklinde tasarladım sonra fantastikleşir mi bilmiyorum ama şu anlık öyle durmuyor, bu yayımlama da bir sorun çıkarır mı diye düşünmekteyim ?
Ayrıca catboy gibi zamanında dizi olarak tasarlamıştım ama özet ve gelecekteki bölümler kısmı hiç aklıma gelmemişti. Gayet güzel yöntem catboy bu özellikle hoşuma gitti diyebilirim.
Fakat bir kusuru var fantastik kurgu değil polisiye, şeklinde tasarladım sonra fantastikleşir mi bilmiyorum ama şu anlık öyle durmuyor, bu yayımlama da bir sorun çıkarır mı diye düşünmekteyim ?
Ayrıca catboy gibi zamanında dizi olarak tasarlamıştım ama özet ve gelecekteki bölümler kısmı hiç aklıma gelmemişti. Gayet güzel yöntem catboy bu özellikle hoşuma gitti diyebilirim.
Beş dakika süren savaşlar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaşta korkuyla değil tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan ağlayacak insan kalmış olur.
Belli bir noktadan sonra aktarilabilirler. Neyin aktarilacagina yazarin kendisi karar verebilir. Ozellikle duzenli yazanlar bir sistematik yaratabilirler saniyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Kar ve Kan eskiden okul gazatesinde arkası yarın olarak tasarlanmış bir öyküydü...
arkalı önlü bir sayfaydı bir bölümü tabi el yazısıyla,
Yakın zamanda, onu elime alıp baktım çok güzel bir arkası yarın tarzında olacağını görüp senin aklına gelen dizi öncesi olaylarıda senden alarak, Bloga koydum...
Kar ve Kan'ın hikayesi bu işte öss zamanı, millet test çözerken ben bu hikayeyi yazıyordum, ey gidi günler....
Hikayeye yorumları da bekliyorum ilgilenenlerden....
arkalı önlü bir sayfaydı bir bölümü tabi el yazısıyla,
Yakın zamanda, onu elime alıp baktım çok güzel bir arkası yarın tarzında olacağını görüp senin aklına gelen dizi öncesi olaylarıda senden alarak, Bloga koydum...
Kar ve Kan'ın hikayesi bu işte öss zamanı, millet test çözerken ben bu hikayeyi yazıyordum, ey gidi günler....
Hikayeye yorumları da bekliyorum ilgilenenlerden....
Beş dakika süren savaşlar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaşta korkuyla değil tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan ağlayacak insan kalmış olur.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

