Bursa'da FRP
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Bizim sitemizde yok sanırım ama FRPNET de birkaç kişi görmüştüm Antalya'da oynayan. Bir sor istersen oradan da.fmc wrote:yok beailk geldiğimde 1-2 konu açmıştım veya varolanlara yazmıştım. du bakalım belki benim gibi bu konuya özenen bir iki arkadaş çıkar
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Sanmıyorum. Daha önce öyle bi karakter yapmıştı kendisi assassin creed' den etkilenerek ama bu öyle değil. Aslında öz geçmiş olarak baya benzedi. Olabilir mi acaba kifmc wrote:bu asassin olan arkadaş acaba assasin creed oynayıp etkisinde mi kalmış
ne güzel eğleniyorsunuz ya antalyada ben kimseyi bulamıyorum
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Tamam bugün okuyamam ama boş olduğum bi ara hafta içi bakcam saolasın .Aegron Linwelin wrote:Sayfa 77 de Wizard bölümü var orayı okumalısın.
Bide 224 de spell bölümü var baya uzun oradan kendine uygun olaranlara bakabilirsin kafanda bulunsun birşeyler oluşsun maksadında. Beraber seçeceğiz sonra onları ama sen bak yine de
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
İlk oyunumuzu oynadık. Mufuks'un da Altair rolü ile aramıza katılmasıyla güzel bir oyun oldu. Aslında bu ilk oyundan beş yıl sonrasından başlayacaktı oyunumuz. Fakat bazı arkadaşların istemesi ile oyuna 5 sene önceki kralı nasıl devirdiklerini içeren bir senaryo ile başladık. Güzel de oldu.
Karakterler;
Altair= İnsan/Monk
Wenril= Elf/Ranger
Phren= İnsan/Barbar
Nacres= İnsan/Wizard
Keeshan= Cüce/Barbar
İlk oyunumuzun özeti;
Demir kapılar yavaşça aralandığında iki haftadır gün ışığı görmemiş 4 mahkum gözlerini alan meşale ışığı ile irkildiler. Siyahlar içine bürünmüş bir adam tam karşılarında meşalenin yansıttığı gölgesiyle birlikte tüm ihtişamıyla onlara bakıyordu. Altair"den başkası değildi bu. Adamların yüzleri karanlık tam olarak görünmese de kendisine baktıklarından emindi. Kendinden emin ve tok bir sesle;
"Beyler çıkış zamanı" dedi.
Ulaşmak istediği büyük hedefinde bu sadece yapbozun ilk parçasıydı.
Zırh odasına kadar güvenli ve sessiz bir şekilde ilerlediler. Phren"in duyduğu ayak sesleri ile hepsi savaşa hazır beklemeye başladılar. Köşeyi dönen muhafızın tüm vücudunu parçalayan koca kılıcıyla Phren bundan zevk almış gibiydi. Gözleri parlıyordu. Diğer muhafızın sonu da arkadaşından farksızdı. Altair"in çevikliği ile adam saniyeler içinde ölmüştü. Adamın ölmediğini düşünen Wenril kılıcını kafasına tekrar geçirmesi ise herkesi şaşkınlığa düşürdü.
Sessizce burayı terk etmeleri gerekti şimdi. Altair"in geldiği gizli tüneli bulmaları zor olmadı. Tünelin kötü yanı ise açılan kapı içeriden kapanmıyordu. Tabi o sırada bunu pek önemsemeyen grup yollarına devam etti. Ufak dar tünellerde kısa bir süre ilerledikten sonra şehrin kanalizasyon sisteminde buldular kendini. Phren"in dev kalkanını kaldırıp yukardan bir şey damlamasını önlemeye çalışması da dev cüsseli bu adam için ilginç bir görüntü oluşturuyordu. Loş bir ortamda, leş gibi bir kokunun içerisinde bir süre ilerlediler. Kanalizasyon sisteminin bitmesi ile Altair"in iki adamını uzaktan gördüler. Altair olduğunu fark eden adamlar kılıçlarını indirip su kaynağının orada bulunan kayığa kadar onlara eşlik ettiler. Kayıkla yaptıkları yer altındaki kısa yolculukta ne için kaçırıldıklarını anlamaya çalışan kahramanlarımızın aldığı tek cevap sabırdı. Ã?nce Alemur topraklarından çıkmaları gerekiyordu. Bir süre sonra kayığın durdugunu ve yolunda bittiğini fark ettiler. Dik bir merdiven ile yukarı çıktılar ve kendilerini bir evin mahzeninde buldular. Burada biraz dinlenmek için bekleyen grup sorularını Altair"e tekrar yöneltmeye başladılar. Phren de Altair gibi hanedan sahibi bir asilzadeydi. Altair"i de çok iyi olmasa da tanıyordu. Diğer adamların ise henüz durumdan pek haberleri yoktu. Suskun bir büyücü, yanlışla zindana tıkılmış bir oduncu ve bir elf varisi.
Üst kata çıkıp at arabalarına binmeleri çok uzun sürmedi. Phren"in kendi evini ziyaret etmek istemesi üzerine arabayı oraya sürdüler. Burası şehrin en büyük evlerinden biriydi. Belki de en büyüğü.. Demir büyük kapılar ardına kadar açıktı. Etraftada kimse yoktu. Her zaman etrafa koşturan kölelerin olmayışı evin boşluğunu tamamen hissettiriyordu. Bu düşünceler içinde sinirlenen Phren"in düşüncelerinin dağılmasına bir ok neden oldu. Ucu ucuna yırttığı oktan sonra büyük kalkanını siper ederek arabaya kadar geri çekildi ve kocalamaca başladı. Altair"in planı çoktan hazırdı. Asillerin yaşadıkları bölgeden çıktıktan sonra dar ara sokakları olan daha çok halkın yaşadığı evlerin olduğu yerlere doğru gittiler. Ara sokaklara at arabasından birer birer atlayan grup elemanlarından sadece Keeshan atlarken duvara çarpmıştı. Arabada tek Altair ve bir adamı kalmıştı. Onları takip eden atlıların dur emriyle durdukların da Altair sinirlenmiş bir şekilde büyük toprak sahibi birine nasıl böyle davranıldığını sorguladı. İrkilen asker arabada kimsenin olmadığını görünce özürlerini dile getirerek uzaklaştı. Askerlerin uzaklaşmasını bekledikten sonra kahramanlarımızı alan Altair şehir surlarından güvenli bir şekilde çıktı. Kısa bir yolculuktan sonra kendi topraklarına varan Altair misafirlerini konağında ağırladı.
Kralı devirmek istediğini bu yüzden de Phren"e yani üç büyük toprak sahibinden birine ve Wenril"e ihtiyacı olduğunu söyledi. Krala karşı artık büyük bir kin besleyen Phren için Altair in sözleri müthişti. Kral olmak.. Wenril ise şaşkındı. Toprakları istila olduğundan beri elf şehrine hiç dönmemişti. Elflerin kardeşi etrafında tekrar toplandığını geçen beş yıl içerisinde ise en iyi elf şehirlerinden biri haline geldiğini öğrenmek. Altair"in kardeşinin elflere büyük zulümler yaptığını söylemesi üzerine insafa gelen aynı zaman da Altair"e bir can borcu olan Wenril kardeşini devirip başa geçmeyi ve büyük ordusuyla Altair ile birleşmeyi planlıyordu. Yemeklerini yedikten sonra herkes odasına çekildi. Keeshan ve Phren anlaşamamasına rağmen birlikte bir hana gidip vakit geçirdiler. Keeshan"ın ukala tavırları sarhoş olması ve yere devrilmesi ile son buldu. Altair"in askerleri sayesinde konakladıkları yere kadar geri getirilen Keeshan gözlerini anca sabah açabildi. Sabahın erken saatlerinde kalkan kahramanlarımızdan büyücümüz Nacres ve cüce barbarımız Keeshan bağlılıklarını göstermek için üç günlük bir eğitime tabi tutulmak üzere diğerlerinden ayrıldılar. Yemeklerine devam eden üçlünün sessizliğini büyük salonun kapısının aniden açılması bozdu. Kafasına çuval geçirilmiş bir adam içeriye sürüklenerek getirildi. Anlaşılan baygın durumdaydı. Bu Wenril"in esir düşmesine neden olan büyücüydü. Başka bir yere götürülmesini emreden Altair Wenril"in onunla daha sonra ilgileneceğini söyledi. Yemekten sonrada kanlı bir sahne ile Wenril"in büyücünün kafasını koparması ona büyük bir zevk verdi. Aynı zamanlı olarak gelen Phren"in sadık dostu Clod içeri girdi. Tüm askerlerin dağlarda saklandığını söyleyerek Phren"i rahatlattı. Daha sonra izin isteyen Phren kafasında ki müthiş planı gerçekleştirmek için kendi topraklarına gitmek üzere Altair"in topraklarından ayrıldı. Dağda ki askerleri ile birleşerek kendi topraklarına vardığında topraklarında ki tüm askerleri toplamak için yığınla emir yağdırdı.
Altair ile Wenril ile olan planını devreye sokmak için aceleci davrandı. Bir an önce kardeşi devrilmeli ve tahtın tek varisi olan Wenril başa geçmeliydi. Altair"in büyük toprak sahibi olduğunu bilen Elf kralı onlarla yalnız görüşmeyi kabul etmekle hata etti. Kılıçsız olan Altair, bir adamı ve Wenril kral ve özel olarak sahip olduğu iki goliath ile karşı karşıyaydı. Kral haberin ne olduğunu merak etmekte ve sabırsız bir şekilde Altair"e bakmaktaydı. Altair"in öne atılması ve kralı devirip bogazından yakalaması ile goliathların durmasını emrettirmişti. Biraz daha geç kalsa Wenril ve adamı muhtemelen paramparça olacaktı. Kralın boynunu hiç acımadan kıran Altair"in elf desteğini alması artık kolaydı. Kısa bir süre yeni varis tahta çıktı ve Altair ve ordusuna katılacaklarını ilan etti.
Savaş hazırlıkları sürmeye devam ederken büyücümüz Nacres da Altair"in büyük kütüphanelerindeki yoğun büyüyü hissetmiş oraya karşı büyük bir istekle gitse de yakalandığı tuzak ile odasında uyanmıştı. Altair ise bunu pek önemsememiş hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.
Phren ise haince planını uygulamak için üçüncü büyük toprak sahibini kendisi ile savaşa katılamaya ikna etmiş ve Altair değil kendisinin tahta geçmesi gerektiğini söylemişti. Çok askeri olmayan Aegnor bunu kabul etmiş ve Phren"in yanından savaşa katılmayı kabul etmişti.
Alemur krallığına karşı birleşen Elfler ve Altair"in askerleri birkaç gün içinde şehri kuşatmışlardı. İki dağ arasında kalan şehir dağdan gelen elf okçularının yoğunluğuna uzun süre dayanamamış büyük kayıplar vermişti. Phren ve ordusu ise henüz ortalıkta yoktu. Altair"in casusları ise içeride ve limandaki bütün yandaşlarını kışkırtmış kapitali bir kaos havası almıştı. Savaş tüm hızıyla devam ederken duyulan bir boru sesi ile neredeyse savaş durmuştu. Onca savaşın içinde ileride bütün ihtişamı ile Phren atalarından kalma kırmızı parlak zırhı ile gelmişti. Etraftan topladığı binlerce askerle"
Boruyu üfleyen ise Keeshandan başkası değildi. Phren"in bütün çabalarına rağmen kendisi yeni giysiler giymeyi kabul etmemiş eski kıyafetleri ile gelmişti. Okçuların durması ile kale içine giren ordu Phren"in emriyle teslim olan kimseyi öldürmeden kapitalin içindeki saraya kadar dayanmıştı. Ã?aresiz kalan kral anlaşma için teslim olmuş Phren den anlaşma teklifi beklerken kafasına koca kılıcını yemesi ile hazin bir son yaşamıştı. Gücün artık kendisinde olduğunu bilen Phren kralın kafasını hiç düşünmeden koparmış kralın askerlerini kendi önünde eğilmeye mecbur bırakmıştı. Altair"in taht da gözü olduğunu düşünüp onu da öldürmek istese hatta bunun için plan yapmış da olsa Altair"in "Yeni krala saygılarımı sunarım" deyip kafasını hafifçe eğmesi ile kafasındaki planlar birden yok olmuştu. Tahtına kurulup kafasını geri yaslarken gelecek yıllarda gücüne güç katacağını düşünen Phren"in ilk emri "Bana şarap getirin" oldu"
Karakterler;
Altair= İnsan/Monk
Wenril= Elf/Ranger
Phren= İnsan/Barbar
Nacres= İnsan/Wizard
Keeshan= Cüce/Barbar
İlk oyunumuzun özeti;
Demir kapılar yavaşça aralandığında iki haftadır gün ışığı görmemiş 4 mahkum gözlerini alan meşale ışığı ile irkildiler. Siyahlar içine bürünmüş bir adam tam karşılarında meşalenin yansıttığı gölgesiyle birlikte tüm ihtişamıyla onlara bakıyordu. Altair"den başkası değildi bu. Adamların yüzleri karanlık tam olarak görünmese de kendisine baktıklarından emindi. Kendinden emin ve tok bir sesle;
"Beyler çıkış zamanı" dedi.
Ulaşmak istediği büyük hedefinde bu sadece yapbozun ilk parçasıydı.
Zırh odasına kadar güvenli ve sessiz bir şekilde ilerlediler. Phren"in duyduğu ayak sesleri ile hepsi savaşa hazır beklemeye başladılar. Köşeyi dönen muhafızın tüm vücudunu parçalayan koca kılıcıyla Phren bundan zevk almış gibiydi. Gözleri parlıyordu. Diğer muhafızın sonu da arkadaşından farksızdı. Altair"in çevikliği ile adam saniyeler içinde ölmüştü. Adamın ölmediğini düşünen Wenril kılıcını kafasına tekrar geçirmesi ise herkesi şaşkınlığa düşürdü.
Sessizce burayı terk etmeleri gerekti şimdi. Altair"in geldiği gizli tüneli bulmaları zor olmadı. Tünelin kötü yanı ise açılan kapı içeriden kapanmıyordu. Tabi o sırada bunu pek önemsemeyen grup yollarına devam etti. Ufak dar tünellerde kısa bir süre ilerledikten sonra şehrin kanalizasyon sisteminde buldular kendini. Phren"in dev kalkanını kaldırıp yukardan bir şey damlamasını önlemeye çalışması da dev cüsseli bu adam için ilginç bir görüntü oluşturuyordu. Loş bir ortamda, leş gibi bir kokunun içerisinde bir süre ilerlediler. Kanalizasyon sisteminin bitmesi ile Altair"in iki adamını uzaktan gördüler. Altair olduğunu fark eden adamlar kılıçlarını indirip su kaynağının orada bulunan kayığa kadar onlara eşlik ettiler. Kayıkla yaptıkları yer altındaki kısa yolculukta ne için kaçırıldıklarını anlamaya çalışan kahramanlarımızın aldığı tek cevap sabırdı. Ã?nce Alemur topraklarından çıkmaları gerekiyordu. Bir süre sonra kayığın durdugunu ve yolunda bittiğini fark ettiler. Dik bir merdiven ile yukarı çıktılar ve kendilerini bir evin mahzeninde buldular. Burada biraz dinlenmek için bekleyen grup sorularını Altair"e tekrar yöneltmeye başladılar. Phren de Altair gibi hanedan sahibi bir asilzadeydi. Altair"i de çok iyi olmasa da tanıyordu. Diğer adamların ise henüz durumdan pek haberleri yoktu. Suskun bir büyücü, yanlışla zindana tıkılmış bir oduncu ve bir elf varisi.
Üst kata çıkıp at arabalarına binmeleri çok uzun sürmedi. Phren"in kendi evini ziyaret etmek istemesi üzerine arabayı oraya sürdüler. Burası şehrin en büyük evlerinden biriydi. Belki de en büyüğü.. Demir büyük kapılar ardına kadar açıktı. Etraftada kimse yoktu. Her zaman etrafa koşturan kölelerin olmayışı evin boşluğunu tamamen hissettiriyordu. Bu düşünceler içinde sinirlenen Phren"in düşüncelerinin dağılmasına bir ok neden oldu. Ucu ucuna yırttığı oktan sonra büyük kalkanını siper ederek arabaya kadar geri çekildi ve kocalamaca başladı. Altair"in planı çoktan hazırdı. Asillerin yaşadıkları bölgeden çıktıktan sonra dar ara sokakları olan daha çok halkın yaşadığı evlerin olduğu yerlere doğru gittiler. Ara sokaklara at arabasından birer birer atlayan grup elemanlarından sadece Keeshan atlarken duvara çarpmıştı. Arabada tek Altair ve bir adamı kalmıştı. Onları takip eden atlıların dur emriyle durdukların da Altair sinirlenmiş bir şekilde büyük toprak sahibi birine nasıl böyle davranıldığını sorguladı. İrkilen asker arabada kimsenin olmadığını görünce özürlerini dile getirerek uzaklaştı. Askerlerin uzaklaşmasını bekledikten sonra kahramanlarımızı alan Altair şehir surlarından güvenli bir şekilde çıktı. Kısa bir yolculuktan sonra kendi topraklarına varan Altair misafirlerini konağında ağırladı.
Kralı devirmek istediğini bu yüzden de Phren"e yani üç büyük toprak sahibinden birine ve Wenril"e ihtiyacı olduğunu söyledi. Krala karşı artık büyük bir kin besleyen Phren için Altair in sözleri müthişti. Kral olmak.. Wenril ise şaşkındı. Toprakları istila olduğundan beri elf şehrine hiç dönmemişti. Elflerin kardeşi etrafında tekrar toplandığını geçen beş yıl içerisinde ise en iyi elf şehirlerinden biri haline geldiğini öğrenmek. Altair"in kardeşinin elflere büyük zulümler yaptığını söylemesi üzerine insafa gelen aynı zaman da Altair"e bir can borcu olan Wenril kardeşini devirip başa geçmeyi ve büyük ordusuyla Altair ile birleşmeyi planlıyordu. Yemeklerini yedikten sonra herkes odasına çekildi. Keeshan ve Phren anlaşamamasına rağmen birlikte bir hana gidip vakit geçirdiler. Keeshan"ın ukala tavırları sarhoş olması ve yere devrilmesi ile son buldu. Altair"in askerleri sayesinde konakladıkları yere kadar geri getirilen Keeshan gözlerini anca sabah açabildi. Sabahın erken saatlerinde kalkan kahramanlarımızdan büyücümüz Nacres ve cüce barbarımız Keeshan bağlılıklarını göstermek için üç günlük bir eğitime tabi tutulmak üzere diğerlerinden ayrıldılar. Yemeklerine devam eden üçlünün sessizliğini büyük salonun kapısının aniden açılması bozdu. Kafasına çuval geçirilmiş bir adam içeriye sürüklenerek getirildi. Anlaşılan baygın durumdaydı. Bu Wenril"in esir düşmesine neden olan büyücüydü. Başka bir yere götürülmesini emreden Altair Wenril"in onunla daha sonra ilgileneceğini söyledi. Yemekten sonrada kanlı bir sahne ile Wenril"in büyücünün kafasını koparması ona büyük bir zevk verdi. Aynı zamanlı olarak gelen Phren"in sadık dostu Clod içeri girdi. Tüm askerlerin dağlarda saklandığını söyleyerek Phren"i rahatlattı. Daha sonra izin isteyen Phren kafasında ki müthiş planı gerçekleştirmek için kendi topraklarına gitmek üzere Altair"in topraklarından ayrıldı. Dağda ki askerleri ile birleşerek kendi topraklarına vardığında topraklarında ki tüm askerleri toplamak için yığınla emir yağdırdı.
Altair ile Wenril ile olan planını devreye sokmak için aceleci davrandı. Bir an önce kardeşi devrilmeli ve tahtın tek varisi olan Wenril başa geçmeliydi. Altair"in büyük toprak sahibi olduğunu bilen Elf kralı onlarla yalnız görüşmeyi kabul etmekle hata etti. Kılıçsız olan Altair, bir adamı ve Wenril kral ve özel olarak sahip olduğu iki goliath ile karşı karşıyaydı. Kral haberin ne olduğunu merak etmekte ve sabırsız bir şekilde Altair"e bakmaktaydı. Altair"in öne atılması ve kralı devirip bogazından yakalaması ile goliathların durmasını emrettirmişti. Biraz daha geç kalsa Wenril ve adamı muhtemelen paramparça olacaktı. Kralın boynunu hiç acımadan kıran Altair"in elf desteğini alması artık kolaydı. Kısa bir süre yeni varis tahta çıktı ve Altair ve ordusuna katılacaklarını ilan etti.
Savaş hazırlıkları sürmeye devam ederken büyücümüz Nacres da Altair"in büyük kütüphanelerindeki yoğun büyüyü hissetmiş oraya karşı büyük bir istekle gitse de yakalandığı tuzak ile odasında uyanmıştı. Altair ise bunu pek önemsememiş hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.
Phren ise haince planını uygulamak için üçüncü büyük toprak sahibini kendisi ile savaşa katılamaya ikna etmiş ve Altair değil kendisinin tahta geçmesi gerektiğini söylemişti. Çok askeri olmayan Aegnor bunu kabul etmiş ve Phren"in yanından savaşa katılmayı kabul etmişti.
Alemur krallığına karşı birleşen Elfler ve Altair"in askerleri birkaç gün içinde şehri kuşatmışlardı. İki dağ arasında kalan şehir dağdan gelen elf okçularının yoğunluğuna uzun süre dayanamamış büyük kayıplar vermişti. Phren ve ordusu ise henüz ortalıkta yoktu. Altair"in casusları ise içeride ve limandaki bütün yandaşlarını kışkırtmış kapitali bir kaos havası almıştı. Savaş tüm hızıyla devam ederken duyulan bir boru sesi ile neredeyse savaş durmuştu. Onca savaşın içinde ileride bütün ihtişamı ile Phren atalarından kalma kırmızı parlak zırhı ile gelmişti. Etraftan topladığı binlerce askerle"
Boruyu üfleyen ise Keeshandan başkası değildi. Phren"in bütün çabalarına rağmen kendisi yeni giysiler giymeyi kabul etmemiş eski kıyafetleri ile gelmişti. Okçuların durması ile kale içine giren ordu Phren"in emriyle teslim olan kimseyi öldürmeden kapitalin içindeki saraya kadar dayanmıştı. Ã?aresiz kalan kral anlaşma için teslim olmuş Phren den anlaşma teklifi beklerken kafasına koca kılıcını yemesi ile hazin bir son yaşamıştı. Gücün artık kendisinde olduğunu bilen Phren kralın kafasını hiç düşünmeden koparmış kralın askerlerini kendi önünde eğilmeye mecbur bırakmıştı. Altair"in taht da gözü olduğunu düşünüp onu da öldürmek istese hatta bunun için plan yapmış da olsa Altair"in "Yeni krala saygılarımı sunarım" deyip kafasını hafifçe eğmesi ile kafasındaki planlar birden yok olmuştu. Tahtına kurulup kafasını geri yaslarken gelecek yıllarda gücüne güç katacağını düşünen Phren"in ilk emri "Bana şarap getirin" oldu"
Last edited by Aegron Linwelin on Tue Nov 16, 2010 4:40 pm, edited 1 time in total.
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Bu 5 yıl öncesi asıl oyun yeni başlayacak.. Phren lanetlenecek, Wenril kaybolacak sonra ortaya çıkacak esrarengiz bir şekilde, Nacres kraliyetten istediği Staff'ı çalıp Altair'in kütüphanesini karıştırmayı başaracak, Keeshan arena şampiyonluğu ile ünlenecek sonra ortadan kaybolacak, Altair işleri bırakıp evreni gezmeye başlayacak...
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
