"...seni düzenbaz sahtekar senii" diye bağırıyordu kızgın cüce tüccar."Benden aldığın Gorgon toynağı şu avucumdakinin iki katı eder";genç büyücünün eline zorla tutuşturduğu parlak birkaç mücevheri göstermekteydi şakaklarından fırlayan damarlar ve kıpkırmızı bir suratla.
Hemen yan tarftaki geçici dikkanda(ki bu derme çatma bir çadırdı) bir derin nomu ta Kalimşan'dan gelen bir tüccarın kendisine kakalamaya çalıştığı bir kum saati üzerine pazarlık yapıyordu.Yanındaki yüzey nomu saate sırıtarak bakarken,işçiliğin ne kadar kötü ve içindeki kum miktarının normalden az olduğunu düşünmekteydi.
Bir buçukluk,kendisine büyük gelen şapkasının yüzüne düşüp duran ve o'nu kaşındıran tüyünü üfleyip duruyor,bir yandan da KocaYarık-Ã?ekiç ve Ã?rs pazar alanının devriyesinin geçişini izliyordu.
"Trang ,şlang, tuang" gibi sesler çıkaran parlak zincir zırh içlikli göğüs plakaları parıldayan cüce pazar-bekçileri,bir zamandır bu şekilde tepeden tırnağa zırh kuşanmış olarak dolaşmaktaydı.Kulelerden gelen son rapora göre dört günlük mesafede birşeylerden kaçmakta olan koca bir goblin güruhu saptanmıştı.Mağaracılara(yeraltının cüce korucuları)göre goblin kalabalığını yurtlarından kovanlar olasılıkla bir Böcekayı(Bugbear) ve Hobgoblin yağma grubuydu.Mağaracılar,goblinleri takipte olan birkaç beceriksiz öncüyü saptamış;fakat ellerinden kaçırmıştı.
"Hay ben bu komutanın sakalını sökeyim!Olası saldırı için zırhlı devriye talimi de neymiş?Her gün üç saat bunlarla dolaşılır mı şu kalabalık ve boğucu pazarda!"
Dimduran söylendikçe yanındaki arkadaşı sırıtıyor ve hemen sonra aksi ve ciddi tavrını yeniden takınıp dimdik ve disiplin örneği tempolu yürüyüşüne devam ediyordu.Barrun Tamçekiç,sonunda karşıdan gelmekte olan devriye başını farketti ve çaktırmadan kızıl sakalının ardından konuştu:
"Aksi koca kafalı seni..Sana katılıyorum ama devriye başı ciddiyeti bozmaktan tüm devriyeyi cezalandırırsa sen o zaman gör şamatayı;Tammarin,seni önce şu zırhla yarım günlük bir nöbete diker,sonra da aynı zırhla buradan taa Uçurumsonu Kulelerine!"
Devriye başının acı,kara-kızıl sakallı yüzü aniden yanlarında bitiverdi:
"Devriiiyeeee,kışlalara nöbet değişimi.Sol,sağ,sol,sağ !!!!"
Kulaklarının dibinde gürleyen devriye başının komutuyla devriye yine bir asık yüzler geçidi sergileyerek,kışlanın yolunu tuttu.Ã?nce yemek molası;daha sonra dinlemenin hemen ardından(silah temizleme,kışla nöbeti...) Tokatçı Bizbarr'ın yakın dövüş eğitimi başlayacaktı.
Koca Yarık
Koca Yarık
Ã?ıktım açık alınla,yirmibeş yılda yirmibeşbin savaştan;
Ne bileğim,ne de ruhum,ama yüreğim burkulur insanlığın çarpıklığı ve ruhsuzluğundan.
Kendisiyle beraber insanlığÄÂ
Ne bileğim,ne de ruhum,ama yüreğim burkulur insanlığın çarpıklığı ve ruhsuzluğundan.
Kendisiyle beraber insanlığÄÂ
Barrun ve Dimduran kışlaya girdiklerinde Tokatçı kapıda dikilmiş devriyeleri bekliyordu. 6 kişi daha geldikten sonra Tokatçı onları kışlanın taş yollarından yürüterek eğitim odasına götürdü. İlk sıra bir insanındı. Tokatçı onu karşısına aldı ve bazı teknikleri göstermeye başladı. Bu arada Dimduran bir köşeye oturmuş kendi kendine homurdanıyordu. Bir süre sonra Barrun'un ona gelmesi için işater ettiğini gördü. İşte yine o sıkıcı ve aptal eğitim diye düşündü Dimduran. Tokatçı masanın arkasındaki kılıçlardan birini aldı ve Dimdurana attı. Dümduran kılıcı kolayca yakalayıp becerikli bir el hareketiyle çevirdi. Kılıca küstahça bir bakış attıktan sonra,
"Ne zaman balta kullanacağım?" diye sessizce homurdandı -cüce değerlerine göre bile aksiydi Dimduran-. Tokatçı bunu duymuş ve elinde bir baltayla onun yanında bitivermişti. "Al bakalım cüce. Her cücenin doğuştan balta kullanmayı bildiğini söylerler. Bakalım doğru mu?". Dimduran pis pis sırıttı, kendisinin Tokatçı'dan çok daha iyi dövüştüğünü biliyordu. Bir de balta oldu mu Tokatçı'yı bugün öldürmeyi -aslında ciddi değildi- düşündü.
Ayaklarını usta bir biçimde hareket ettiren Tokatçı cüceyi alaycı bir tebessümle süzdü, "Başla"
Dimduran sözü duyar duymaz Tokatçı'ya baltasının ters tarafıyla öyle bir vurdu ki, kalkan bile Tokatçı'yı kurtaramadı. Dövüş eğitmeni kolunu hissetmez bir şekilde yere kapaklanmıştı. Kızıl sakalının ardından gülmekte olan Dimduran'ı gören diğerlerinin gülmekten gözlerinden yaş gelmişti. Anlaşılan Tokatçı'dan kurtulacaklardı...
"Ne zaman balta kullanacağım?" diye sessizce homurdandı -cüce değerlerine göre bile aksiydi Dimduran-. Tokatçı bunu duymuş ve elinde bir baltayla onun yanında bitivermişti. "Al bakalım cüce. Her cücenin doğuştan balta kullanmayı bildiğini söylerler. Bakalım doğru mu?". Dimduran pis pis sırıttı, kendisinin Tokatçı'dan çok daha iyi dövüştüğünü biliyordu. Bir de balta oldu mu Tokatçı'yı bugün öldürmeyi -aslında ciddi değildi- düşündü.
Ayaklarını usta bir biçimde hareket ettiren Tokatçı cüceyi alaycı bir tebessümle süzdü, "Başla"
Dimduran sözü duyar duymaz Tokatçı'ya baltasının ters tarafıyla öyle bir vurdu ki, kalkan bile Tokatçı'yı kurtaramadı. Dövüş eğitmeni kolunu hissetmez bir şekilde yere kapaklanmıştı. Kızıl sakalının ardından gülmekte olan Dimduran'ı gören diğerlerinin gülmekten gözlerinden yaş gelmişti. Anlaşılan Tokatçı'dan kurtulacaklardı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
