Fedailik Okulu

Her tür taktik, zırh, silah ve savaşçıları ilgilendiren konular için...
Post Reply
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Fedailik Okulu

Post by Palisdan »

Palisdan kurulan mekana geldi. Bir dağın altındaki mağaralarda kurulmuştu bu yer. Gölgeli koridorlardan geçti ve sade düzenlenmiş mekanı burda yetiştirilecek Gölge Lordun felsefesini tam anlamıyla özümsemiş ve gerçek hayata uygulayabilecek Fedailer yetiştirilecekti. İnanılmaz kelimesi bu adamlar için pek anlam ifade etmeyecekti, düşmanları için edebilirdi ancak "yenilmeleri imkansız". Bu düşünceyle gülümsedi Palisdan

Palisdan Fedai adayları gelmeden önce ilk dersin esaslarını düşünmeye başladı. Burda yetişecek olan Fedai adayları eğitimleri sonunda Fedai ünvanını alacaklardı. Eğitimci seviyesine yükselenler ise Dai ünvanına varacaktı. Sonra daha da ilerleyen bir kişi kendisiyle aynı ünvanı Büyük Dai ünvanını alacaktı.

Fedai adayları savaş, irade, felsefe, din eğitimleri alacaklardı. Gereğine göre tıp üzerine de düşünülebilir diye düşündü Palisdan. Fedailerin güçlerinin asıl kısmı ruh eğitimiydi. Yoğun bir eğitim ama hakkını verecekti.

Palisdan öğretilecekler üzerine düşünmeye ve çiziktirmeye başladı.
Taşlar unutana dek...
User avatar
Blade3
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 35
Joined: Fri Apr 09, 2004 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by Blade3 »

Elf savaşcı kendini geliştirmek için çıktığı yolda ilerlerken karşısına yüce aşılması çok ama çok zor belkide bir haftasını alabşlecek bir dağ çıktı. Blade merakına yenilip dağın altına doğru inen mağaralardan birine daldı. Normal bir insan için kör edici olan karanlık onun elf gözlerine etki edemiyordu. Karanlığın içinde ilerleyen elftünelin ucunda bir ışık gördü elf yapımı olan kılıçlarını kınlarından çıkardı ve daha dikkatli bir ekilde ışığa doğru yaklaşmaya başladı. Tünelin sonuna geldiğinde içeriyi dikkatlice taradı ve kendisi gibi elf olan bir kişinin gölgesini gördü yavaşca ve ses çıkarmadan siluete yaklaştı ama yuanıldığını farketti karşısında sırtı ona dönük olarak duran kişi bir elf değil bir yarım elfti olsun genede onun ırkdaşı sayılırdı ve dediki: " Sana selam olsun yüce kişi. Ben bir savaçcı olarak yeteneklerimi, bilgimi, görgümnü geliştirmek üzee yollara çıkmış olan bir elfim. Burası neresidir, burada ne yapılır, senin burda ne işin var, eğer kanında biraz da olsa elflik varsa sen orklar gibi mağara diplerinde değil ağaç tepelerinde yaşamalısın... " der ve susar.
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Palisdan »

Yaklaşan elfi dağda geçirdiği sürede farketmişti ve önsezilerinin onun buraya geleceğini söylemesi doğru çıktı. Yüzünü yeni gelen elfe döndü ve konuşmaya başladı Palisdan:
"Merhaba yoldaş, burası Gölge Lordun en seçkin savaş birliği olacak Fedailerin yeni kurulan eğitim yeri. Yeteneklerini, bilgini ve görgünü geliştirmek istiyorsan tam olarak doğru yerdesin. Burda keşfedeceğin gizlerin sayısı seni şaşırtabilecek düzeyde olabilir. Ama bir kişi fedai olduktan sonra kendisi şaşırmaz, düşmanları şaşırır." gülümsedi ve devam etti, "Burası elf ırkının çok da sevmediği bir mekan olan mağara ve tam olarak da ırkının standartlarını ve zayıflıklarını aşabilmen için uygun bir mekan. Bir fedai için ruh eğitimi ve disiplin önemlidir, fedailik eğitimin sırasınca burda, hoşlanmadığın bu mekanda, kalman sana ayrıca bir ruh disiplini ve irade getirecektir. Ruhunun kendi zevk ve isteklerine zihninle hükmedebilme yolunu açmayı teklif ediyorum sana, vücudunun sınırlarını boşverip onların ötesine geçmen için neler yapman gerektiğini gösterebilirim. Sence de bu yolculuğunda öğrenilmeye değer bir konu değil midir?"
Palisdan karşısındaki elfin söyledikleri karşısında vereceği tepkiyi bekliyordu.
Taşlar unutana dek...
User avatar
Blade3
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 35
Joined: Fri Apr 09, 2004 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by Blade3 »

Elf savaşcı Blade karşısındaki kişinin sesinde bir kötülüğün aksine yumuşak bir tınıyla gelen güven duygusunu hissedince kendisini tanıtır.
"Ben Blade saygıdeğer kişi, izninizle sizin yetiştirceğiniz fedailerden biri olmak istiyorum . Ayrıca bu şekilde bir mağarada yaşamak bana fazlada yabancı değil yaşımın genç olmasına rağmen daha önceleri komutanlarımın eşliğinde dağlarda ork avlamıştım. Yani bir nevze de olsa ırkımın bana verdiği yücelikleri silmeden zayıflıklarımdan sıyrılmaya çalıştım ama kendimi hala yeterli bulmuyorum. Küçük yaştan beri narin elf vücudumun yerine bir ork kadar güçlü bir vücud geliştirmeye çalıştım ama hala yolun yarısındayım. Birliğinizin, eğitiminizin, ve de sizin engin bilgilerinizin bana yeni ufuklar açmada ve kendimi geliştirip Gölge lorda hizmet etmemde yardımcı olacağına inanıyorum." der ve sağ elinde tuttuğu göz alıcı, üzerinde elf rünleri bulunan kılıcı yarımelfe verir ardından yarımelfin önünde diz çöker.( En azından şovalyelerin yüce bir gruba girerken bu şekilde davrandıklarını bilmektedir. 8) )
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Palisdan »

"Ayağa kalk yoldaş, biz düzenin yılmaz savunucularından değiliz, aramızdaki ilişki daha farklı olacak. Seni Fedai eğitimine dahil etmek benim için zevk olacak. Kolay olacağını sanma ama çünkü öyle olmayacak. Fakat eğer kendini verirsen yeteneklerin dahilinde olduğunu göreceksin. Hadi eğitimine başlayalım."

"Savaş eğitimini alıp bitirmek ve bir an önce savaşmak istediğini gözlerinde okuyorum. Ve bu iyi, nitekim zamanı geldiğinde savaştan payına çok düşecek ve o zaman da bu arzuya ihtiyacın olacak."

"Ancak gene de ilk dersin felsefe olacak, zira bir savaşçı salt beden ve kaslarla değil, aynı zamanda ruh ve zihinle de savaşır. Eğer savaşçı amacını ve istediklerini bilmiyorsa savaşta istekli değildir ve savaşta ne yapacağını aslında bilmemektedir. İşte böyle kararsız bir savaşçı bir kas yığını bile olsa anlam ifade etmez, çünkü ruhu ona savaşta bir sonraki adımı gösterememektedir. Ne için ne kadar feda edeceğini, neden savaştığını ve nasıl savaştığını anlayamayan bir savaşçı doğaldır ki adına savaş denemeyecek sade bir kılıç sallama eylemi gerçekleştirecektir. Biz ise ruhsal olarak eğitimden geçmiş ve iç savaşlarını çözmüş, kendini tamamen "bedeniyle, ruhuyla, zihniyle- savaşa verebilecek savaşçılar yetiştirme peşindeyiz."

"Bu elit savaşçılar ileride başkalarının başlamaya bile korkacağı görevleri çekinmeksizin gerçekleştirebilecek cesarete sahip, bunun yanında zekalarıyla çok ince işlere dahi güvenle yollayabileceğimiz kişiler olacaklar. Eğer aradığımız salt kas gücü ya da salt kılıç tekniği olsaydı, paralı askerler de işimizi görürdü veya kas için fazla sayıda hamal da alabilirdik. Ancak biz hem yetenekli hem de sadık kişilerin arayışı içindeyiz."

"Fedai kelimesi feda"dan gelir ve Gölge Lord için kendini feda etmekten çekinmeyecek kişi demektir. Burada tüm öğreneceğin bilgiler ileride karşılacabileceğin zorluklara karşı seni hazırlamanın yanı sıra iç muhakemeni şimdiden yapmana ve aslında Gölge Lordun yolunda olduğunu sana, ruhuna gösterme amacı güdüyor. Böylece fedanın boyutlarını ve nedenlerini tam olarak kavrayabileceksin."

"şimdi Gölge Lordun felsefesine bir açıdan yaklaşmaya başlayalım, tamamını keşfetmemiz oldukça zor ancak keşefedebildiğimiz kadarını bu dersimizde yeniden ispatlayarak çıkarmaya çalışalım."

İlerideki sade bir tahta masanın yanına gitti ve üzerinde duran iki elmayı aldı, her birini bir elinde tutuyordu.

"İki elma. Genel deyişle birisi ilüzyon birisi gerçek. Bugün ise "ilüzyon" ve "gerçek" kelimelerinin anlamlarını sorgulayacağız."

Elmalardan birisini havaya kaldırır, "Bu elmanın gerçek olduğunu düşünmemizin sebebi nedir? Dokunduğumuzda hissederiz, sıcaklığını duyumsarız, varlığını görürüz, kokusunu ve tadını alırız. O zaman şuna bak ve bana neden gerçek olmadığını söyle." dedikten sonra aşağıda tuttuğu yani ilüzyon diye bahsettiği elmayı fırlattı.

Aldı, elinde tartıp kokladıktan sonra ısırdı. Soran gözlerle Palisdan"a bakıyordu. Palisdan gülümsedi, "Gözlerinde şüphe görüyorum yoldaş. Sana gerçek elmayı verdiğimi, ilüzyon üzerine bu şekilde bir sınamada bulunduğumu düşünüyorsun. Fakat beylik deyişle ilüzyon denen şey elinde tuttuğuna verilen ad. Yani bir oyun değil bu."

Bir nefes aldıktan sonra devam etti, "Elinde tuttuğunun gerçek olduğunu düşünüyorsun çünkü dünyayla senin arandaki tek iletişim aracı olan duyuların sana öyle söylüyor. Belki onlara inanmalısın, belki de inanmamalısın, bu sorunun cevabını zamanla öğreneceksin." gülümsedi, "Ya da öğrendiğini sanacaksın."

"O elma gerçekti" dedi Palisdan ve gelecek olan itirazı eliyle durdurup lafına devam etti, "O elma gerçekti, çünkü gerçek görecelidir. Bir şeyin gerçek olduğundan bahsetmeden önce "kime göre gerçek" sorusunu sormalıyız. O elma gerçekti çünkü sen onun gerçek olduğuna inanıyordun. O elma sana göre gerçekti."

"Peki elmanın sana veya bana göre gerçekliği ne demek? Herkes aslında var olanı farklı algılar ve yorumlar demek. Sana göre sen elinde büyük, kırmızı bir elma tutuyorsun. Sana göre gerçek bu. Ben ise senin elindeki elmayı küçük algılıyorum, çünkü uzaktan bakıyorum. Bana göre sen küçük bir elma tutuyorsun. Bu da benim gerçekliğim. Hangisinin mutlak gerçek olduğuna hükmetmenin bir yolunu görüyor musun? Elmaya ne kadar uzaktan bakılırsa gerçek boyutunda görüleceği mutlak gerçek şekilde saptanabilir mi? Renkleri seçemeyen birine göre gri bir elma tutuyorsundur. Kör olan birisi içinse siyah dışındaki renkler tamamen yalandan ibarettir. Böyle biri eliyle yokladıktan sonra senin büyük siyah bir elma tuttuğunu söylerse kendine göre kesin doğru bir ifade kullanıyordur, fakat sana göre bu ifade yalandır. Senin sözünse ona göre yalan, yani aslında senin de göreceğin gibi hayatımızın her anında söylediğimiz her sözcükte yalan söylüyoruz, fakat bu yalanlar aynı derecede doğru. İkinizin de uzlaştığı bir nokta vardır, o da elmanın varolduğu. Ã?evresiyle olan iletişimini sağlayan duyularını yitirmiş birisine göre de o ifade yalandır, elma yoktur."

"Daha farklı bir örnekle yaklaşalım konuya. Elma belki diyar içinde gerçekliğiyle oynanabilecek kadar küçük bir varlık diye düşünmüş olabilirsin. Her ne kadar bir varlığın zaten anlamsız olan boyutu onun gerçekliğiyle oynamada bir fark yaratmayacak olsa da. Ve gene bir şeyin "gerçekliğiyle oynamak" kelimesi aslında pek yanlış ve varolmayan bir eylemi ifade ediyor olsa da."

Durdu, konudan saptığını fark edip örneğe dönmeye karar verdi, "Büyük bir örnek vereceğiz dedik. "Güneş doğudan doğar" ifadesini ele alalım. İlk bakışta ne kadar da mutlak gerçekliğe benziyor. Bana göre veya sana göre gerçek, kişi yeryüzünde nerde olursa olsun da gerçek. Sanki gerçekliği hiç bozulmuyor gibi. Fakat gerçekten aslında o kadar uzak ki. Eğer ki seni tamamen bizim dilimizi konuşan fakat "batı" ve "doğu" kelimelerini yerini değiştirerek kullanan insanların bulunduğu bir ülkeye götürseydim sen "Güneş doğudan doğar" dediğinde diğerleri senin yalan söylediğini düşünecekti ve gerçekten de onlara göre yalan söylüyor olacaktı. Bu basit yaklaşımı da dilin gerçeklik ve yalanlar üzerindeki önemini belirtmek için söyledim. Eğer benim var olamayacağını iddia ettiğim mutlak gerçeklik eğer var olsaydı bile kavramları ifade etmede inanılmaz derecede kısıtlı, yetersiz hatta yanlış olan dilimiz bu gerçekliği olduğu şekilde ifade edemeyecek gene de yanlış yapacaktı. Kaldı ki bu ifade bir dil hatasından da öte hatalar içeriyor. Doğu nedir batı nedir? Neye göre saptanır, varsayalım ki pusulaya göre saptadın. Eğer seni astral düzleme götürseydim hala "Güneş doğudan doğar" ifadesi sana göre doğru olacak mıydı? şüphesiz ki hayır. Demek ki bu da bir yanılgıdan ibaret."

"Bu durumda mutlak gerçek olan hiçbir şey yoktur. Yani tüm varlıklar için geçerli olan bir gerçeklik yoktur."

"Mutlak gerçek yoktur ama gerçek vardır ve görecelidir. Gerçeğin ölçüsü de bu gerçekleri ifade edebilecek zekaya sahip varlıklardır. Gerçek, yani her şey. Her şeyin ölçüsü akıllı varlıklardır."

"Kainat mükemmel bir yanılsamadan ibarettir."

"Peki nasıl oluyor da ben, söylediğim her şeyin kelimesi kelimesine yanlış olabileceğini bildiğim halde pek çok şey hakkında doğru veya yanlış diye yargıya varabiliyorum? Ã?ncelikle şunu sormam lazım, evrenin gerçeklerinin gerçeklik veya yanlışlık düzeyi benim kullandığım ifadelerle değişir mi? Hem evet hem hayır, bana göre değişir ama diğerlerine göre aynı kalır. Bu durumda madem nasıl sözcük kullandığımız bir şeyi değiştirmeyecek, işimize gelen ve uygun gördüğümüz ifadeyi kullanmamız oldukça yeterli olacaktır. Nasıl olsa karşıdaki bu sözü duyan kişi kendi eleğinden geçirdikten sonra neyin kendisine göre yanlış veya doğru olduğunun seçimini yapma şansına sahip kalacaktır. Gerçekliğin var olmadığının bilincine sahip olmak yeterli, onu hayatın her alanında kendimizi kısıtlayacak şekilde kullanmamız herhangi bir yarar getirmeyeceğine göre hayatımızda alabildiğine pratik düşünmeli ve kararlarımızı öyle almalıyız."

"Madem hayatımızı alabildiğine pratik yaşamalıyız ve davranışlarımız genel anlamda gerçekliği değiştirmeyecek neden burada gerçeğin gerçek olup olmadığını tartışıyoruz? Aslında tam da bunun günlük hayatta kullanımları olduğu için ve daha da fazlası. Diğerleri için bir şeyin gerçekliğini değiştiremeyiz ama kendimiz için değiştirebiliriz."

Palisdan ilerdeki şöminenin yanına gitti, ateşin içine elini daldırıp içerden kor bir kömür aldı ve çıkartıp geri getirdi.

"Senin gerçekliğin bir insanın o şömineden eli yanmadan kor bir kömür alamamasını gerektiriyordu ve bu senin için doğruydu da. Fakat bir insan kendi gerçekliğine en ufak bir şüphe bile duymadan inanırsa kendi gerçekliğini ve dünyasını yaratmış olur. Hiçbir şey gerçek değilse her şey serbest demektir. İraden ve kendini bu gerçekliklere en ufak tereddüt yaşamadan inandırabilmen önemli. Ben ateşin zararsız bir ilüzyondan başka bir şey olmadığını gördüğüm için şu anda senin imkansız gördüğün şeyi yaptım." Elinin içini gösterir, yara, yanık izi yoktur, "Ve bu gerçeklik elimin yanmamasını gerektiriyordu, yanmadı da."

"Sen de aynısını yapmayı dene, ne düşüneceğini biliyor olman lazım. Benimle aynı şekilde düşünmen gerekmiyor. Gölge Lord seni koruduğu sürece ateşin seni yakamayacağını da düşünebilirsin, ateş seni yakmaz. Ancak ve ancak kendini buna tam anlamıyla hiç şüpheye yer kalmayacak şekilde inandırabilirsen."

"Ve bunu yapmayı denerken bugünkü konuşmamızı özümsemeni sağlayacak birkaç soru soracağım. Bunların cevabını bana sesli şekilde söylemek zorunda değilsin ama söylemeni tercih ederim, cevaplarını tartışabiliriz o zaman."

"Birinci sorum: Eğer bir gün için güneşi doğudan değil de batıdan doğduracak bir ilüzyon yaratsaydım, bunun her gün güneşin doğudan doğduğu gerçekliğiyle ne farkı olurdu?"

Sonra Palisdan kendi içinden dışarı bir adım attı ve kendisiyle aynı bir ilüzyonu oluştu. "Evet tüm duyularımızın söylediği üzere bu Palisdan" dedi ilüzyonu göstererek, "Yani bizim için bu Palisdan gerçek" Sonra bir Palisdan diğerine hançeri sapladı ve kalbini söküp dışarı çıkardı ve elfin ayaklarının dibine attı, "Kalbin veya yerde yatan cesedin gerçekliği yapabildiğin tüm yöntemlerle sınamakta serbestsin, onun gerçek olduğundan başka bir şey göremeyeceksin. Bu durumda Palisdan öldü mü? Palisdan öldüyse ben nasıl burada yaşıyorum? Hangimiz gerçeğiz ve burada hem gerçeklik hem yalan birbiriyle çakıştı mı?"

Palisdan sorularını da sorduktan sonra elfe döndü, "Bugünlük bu kadar, eğer cevapları bulabilirsen tartışalım ve eğer rahatsız olmazsan kor kömürü tutma denemelerini kenardan izlemek isterim." dedi Palisdan ve şöminede duran yemek kazanını karıştırmaya gitti, "Sonra da gel bir şeyler yiyelim, bünyemiz hala yemeksiz idare edemeyeceğimiz konusunda bizi inandırmayı sürdürüyor." dedi ve gülümsedi.
Taşlar unutana dek...
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Palisdan »

Beraberce yemeklerini yediler. Sonra Palisdan yeniden konuşmaya başladı.
"Felsefe konuşmamızın ardından iradenin Gölge Lord'un yolundaki önemi hakkında kafanda bir çerçeve oluşmuştur sanıyorum.

"Bir ilüzyonu yeterince güçlü reddedebilirsen o ilüzyonun yanlışlığına kalbinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde kendini inandırabilirsen, o ilüzyonun sana etkisi olmayacağı genel olarak söylenen deyiştir. Oysaki o ilüzyon kişi için kendi bedeni kadar gerçek olduğunda ilüzyonu reddetmenin zor olduğu kabul edilmekle beraber hala da reddedebileceği söylenilir. Haklıdırlar da fakat bir noktayı kaçırmak kaydıyla. Kainatın kendisi de yaratılmış en mükemmel ilüzyondur ve onu da reddetmek mümkündür. Fakat en mükemmel ilüzyonu reddetme en mükemmel konsantrasyonu ve o konsantrasyonu sağlayabilecek iradeyi gerektirir."

"Bu nedenle senden iradeni geliştirme üzerinde önemle durmanı istiyorum, ben de sana bunu nasıl yapabileceğin konusunda yolu göstereceğim."

"Kalbini şüpheye yer bırakmayacak şekilde inandırmak üstün bir güç ve odaklanma yeteneği gerektirir. Bedenine zihnine ve ruhuna hükmetmeyi, onların sana yaptığı yanıltıcı çağrıları reddetmeyi öğreneceksin."

"Bunu gerçekleştirebilmek için burda çeşitli tecrübelerde bulunacağınız ve belki de daha ilk elden tahmin ettiğin üzere burda kimse rahat bir yaşam sürmez. Kimse çiçek toplayıp kelebek kovalayarak fedai olmaz. Seni oldukça zorlu ve bu zorluklara dayanmaktan kaynaklanan öğretici günler bekliyor."

"İlk irade egzersizimiz nefes tutma üzerine olacak. şimdi beni izle."

Palisdan ellerini kullanmadan nefes almayı kesti, göğsü inip kalkmıyor, burun delikleri oynamıyordu, ağzı sıkı sıkıya kapalıydı. İlk önce rahat gibiydi, sonra kızarmaya ve morarmaya başladı. Geçen süre boyunca kendisini nefes almamaya odaklamıştı ve beynin vücut üzerindeki kontrolü yavaş yavaş yitiyordu, sallanmaya başladı. En sonunda yeni kesilmiş ağaç kütüğü gibi bayılıp yere yığıldı. Beş on saniye sonra ayılmıştı, biraz nefeslendi ve sonra konuşmaya başladı.

"Bu egzersizin iki önemli dikkat edilecek yanı vardır. Birincisi bedenin zihne gönderdiği havaya dair tüm ihtiyacı bayılıp zihin kapanana kadar reddedebilecek irade gücünü göstermek. İkincisi bedenin kapasitesini ne kadar kullanabildiğin, yani ne kadar süre nefesini tutabildiğin. Budnan sonra bu egzersizi arada yapman senin iradeni güçlendirecektir."

Elfin hareketlenip denemeye girişeceğini anlayan Palisdan araya girdi.

"şimdi hemen yapma, önünde bol bol vakit olacak ve şu an için nefesin başka daha zor bir irade egzersizi için gerekli. Beni izle." dedikten sonra beraberce taş bir koridoru geçtiler, koridorun sonunda yukarı doğru genişçe kıvrılarak bir helezon şeklinde giden iyi kesilmiş fakat sade bir merdiven vardı. Geniş şekilde kıvrılarak yükselmesi merdiven boşluğunu oldukça geniş kılıyordu ve boşluktan yukarı bakanelf gözleri bile merdivenin ne kadar yükseldiğini kestiremedi, çok yüksekti.

Yukarı doğru merdivenlerden tırmanmaya başladılar. Arada bir merdivenden başka bir yere giden koridor gözüktüğünde elf savaşçı oraya gidecekleri konusunda ümitleniyor fakat hep yukarı çıkıyorlardı. Güneş olmadığından ne kadar süre geçtiğini kestiremiyordu ama uzun süre geçmiş gibi geliyordu. Elf irade egzersizinin merdiveni çıkmak olduğunu düşünmeye başlamıştı ki kısa bir koridora sapıp açık havaya çıktılar.

Dağın çok yükseklerindeydiler. Serin rüzgar yürümekten ısınan elfin vücudunu serinletirken batmakta olan güneşin görüntüsü de kalbini serinletti. Uçurumun hemen dibinde beş altı metre kadar yükselen bir duvar vardı. Duvarın bir yüzü kendilerine diğer yüzü düşmenin ölüm demek olduğu uçuruma bakıyordu.

Palisdan elfe döndü, "Duvara tırman, diğer tarafa geç, ordan duvarın dibine kadar in, sonra yeniden tırmanıp buraya gel."

Elf duvara baktı. Tutunulacak çıkıntı sayısı fazla gözükmüyordu ve var olanlar da törpülenip tutması zorlaştırılmış gibiydi. Duvara tırmanması kas gücünden fazlasını gerektirecekti. Özellikle de duvarın diğer tarafına geçtiğinde ölümün nefesini ensesinde hissedeceğinden emindi. İradesini sonuna kadar kullanmasını gerektirecekti bu duvar.

Palisdan devam etti, "Duvara tırmandıktan sonra merdivenden en aşağı gel, orda senin için hafif bir yemek hazırlamış olacağım. Onu yedikten sonra iradeni bir de açlıkla sınayacağız. Üç günlük açlık orucu tutacaksın, sadece günlük üç bardak su içmene izin var. Orucunun ilk sabahı güneş doğmadan önce duvara bir kez daha tırman ve ilk ila ikinci günde ara ara nefes egzersizleri yap."

Palisdan gülümseyerek baktı, "Üç gün sonra eğitimine devam edeceğiz. Başaracağına eminim, yeter ki kendine ve lordumuza güven yoldaş." dedikten sonra koridora gidip gözden kayboldu.
Taşlar unutana dek...
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Palisdan »

Palisdan"la elf karşılıklı oturuyorlardı.

"Bugün en sonunda beklediğin ilk dövüş eğitimine başlayacağız. Ama öncelikle anlamanı istediğim şeyse dövüşün karşılıklı bir kaslar mücadelesi olmadığıdır. Dövüşlerin çoğunu kastan çok zihin ve ruh kazanır, vücut sadece bu iki esasın uygulamaya koymak istedikleri için bir aracıdır. Savaş alanında diri ile ölüyü ayıran zekalarıdır ve ruh disiplinleridir."

Ayağa kalktı, elfe de ayağa kalkmasını işaret etti.

"Zaten eğer kasa dayalı bir dövüşü isteseydin bile elf vücut yapın bunun senin için avantaj olmasına pek az izin verirdi., aslında bu kötü de değil. Elindeki dövüş seçeneği daha doğru olan bir dövüş stili. Buna göre ben de senin dövüş eğitimin sırasında hafif silahlar taşıyacağım." dedikten sonra iki hançer çekti.

"şimdilik eğitiminin ilk aşamalarında rakip olarak yanılsamalar kullanacağız. Gene de sana zarar vermelerine izin vermeni tavsiye etmiyorum, aldığın darbe sana göre yeterince gerçek olabilir."

Bir büyü ile iki - iki buçuk metre boylarında azman bir savaşçı çağırdı, baştanbaşa bir silah cephaneliğini andırıyordu. Ayrıca zincir bir zırh giymişti ve elinde çift elli devasa bir kılıç taşıyordu. Saçı sakalı birbirine karışmış gibiydi ve gözlerinden vahşi bir bakış okunuyordu. Fakat tam net gözükmüyordu, biraz saydam gibiydi şu an.

şu an hareket edecek yeteneği vermedim. Karşındaki rakibini ölçüp yeteneklerini anlamayı iyi bilmelisin. Böylece onun hareketlerini önceden kestirip ona göre hareket edebilirsin. Aynı mantıkla hiçbir zaman kendi gücünü tam olarak açık etme. Karşındakinin savunmasını ve saldırısının temellerini iyi kavrayabilirsen onu nasıl yeneceğini de bilirsin."

"Hadi şu barbara bakalım. Silahı çok keskin değil, kaba kuvvete dayalı ve hantal. Vücudunda da kaslar öne çıkıyor fakat büyük bedeni çevik olmasının önünde engel. Bana karşı olan saldırılarında kas öne çıkacak. Onun kas konusunda üstün olduğunu gördüğümden ona bunu avantaj olarak kullanma fırsatı vermemeliyim, hatta dezavantaja çevirmeliyim bunu."

Palisdan ağır bir tahta kapının önüne geçti ve barbar somutlaştı. Kılıcını iki eliyle kaldırıp bir savaş narası atarak yarımelfe hücum etmeye başladı. Palisdan bekledi, hançerlerini her an başının üstünde çapraz yapacakmış gibi tutuyordu. Barbar kılıcını indirene kadar bekledi ve mümkün olan son anda sol bacağını sağ bacağının arkasına atarak kaçtı ve hançerlerini barbarın burun deliklerine sokup keserek çekti, barbardan bir bağırtı geldi. Barbarın kılıcı saplanmıştı ve barbar da kılıcı yerine yumruklarını kullanmayı tercih ederek sol yumruğunu savurdu fakat bu hareketi tahmin edilmişti ve Palisdan topuğu ile kılıcın yassı kısmına sertçe vurarak kendini ileri fırlattı. Metalik bir sesle kılıç kırıldı, barbar bu sinirle yarımelfe bakarken kabzası kendisine dönük bir hançer fırlatıldığını gördü, ileri hamle yaparak bu hançeri tam zamanında yakaladı, fakat boğazına gireni yakalamakta geç kalmıştı, çok geç. Barbar bir eliyle boğazındakini tutarak düşerken boğazından lıkırtılı sesler çıkıyordu. Fazla can çekişmedi, kısa sürede öldü.

"Bu dövüş sırasında önemli olan şey rakibin hamlelerini tahmin edip ona göre en uygun zamanlama ile saldırıları gerçekleştirmekti. Kılıcın kapıya barbarın tüm gücüyle saplanması ilk elden onu sadece kılıcından etmedi aynı zamanda güçlü darbesinin tepkisiyle kolunu da uyuşturdu ve zaten elimde olan hızavantajını iyice lehime çevirdim, böylece yumruklarından rahatlıkla kaçabildim. Bu rakibin hareketlerini tahmin ve zamanlama yoluyla yapılan saldırının odaklanması sanatına Chi denir ve buradaki eğitiminde üstünde en çok durmanı istediğim konu bu."

"Bunun dışında dövüşte temel bir kural vardır; temel olanı bil, bilinmeyene hazırlıklı ol. Senin de saldırıların sırasında bilinmeyene karşı tepkilerinin bu barbardan daha iyi olması lazım. Aynı zamanda saldırılarında uygun gördüğün, sana avantaj sağlayacak hamlelerde bulunmaktan çekinme. Dövüşte amaç kazanmaktır, izlenen yol önemsizdir. Kendini bazı yarar sağlamayan kurallarla kısıtlaman sadece potansiyelinin daha azını kullanmana neden olur."

"Ve bir nokta daha, kılıcı nasıl kırdım? Elime alarak o kılıcı kıracak gücüm belki yoktu ama kırdım ve bunun ardında bir teknik yatıyor. Gücünü belki bir noktaya odaklamak dolayısıyla etkiyi artırmak yatıyor."

"Güneş en sıcak günde bile kendi halinde bir kağıdı yakamaz fakat bir mercek yardımıyla aynı güneşin rahatlıkla aynı kağıdı yakabilir. Önemli olan gücün odaklanması boşa gitmemesidir."

"Çok keskin bir hançere parmağını hafifçe değdirdiğin zaman derinin kesildiğini kan aktığını görürsün. Ortada uygulanan nerdeyse hiç güç yoktur ama derin kesilmiştir. Oysaki ne kadar güç uygularsan uygula bir elinle diğerine bastırarak derini kesemezsin. Fark nedir? Tabi ki kılıcın değdiği yerde oluşan basınç. Hançere pek güç uygulamıyorsundur ama bıçağın kalınlığı o kadar incedir ki bu muazzam bir basınca dönüşür."

"Buna bakarak esas olanın uygulanan güç değil, uygulanan basınç olduğunu görüyoruz. Bu nedenle darbelerinde gücünü vücudunun belli bir noktasında odaklamayı başardığnıda etkinin muazzam olduğunu göreceksin."

"Benden şu anlık bu kadar. Uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkıyorum ve sen bu süre içinde öğrendiğin şeyler üzerine çalış, pratik yap ve kendini geliştir. Eğer bu tehlikeli yolculuktan sağ olarak dönmeyi başarabilirsem kafandaki soruları konuşabiliriz ve daha farklı teknikleri inceleyebiliriz."

Elfin elini tutup bazı sözcükler söyledi, elfin lonca yüzüğü görünür oldu. Yüzüğün üstünde şu an iki kırmızı taş vardı.

"Bugünden itibaren Gölge Lordun bir fedaisisin. Onun için gerektiğinde hayatını feda edebilecek bir kişi. İlk eğittiğin fedai ile birlikte seni dailiğe yükselteceğiz. Fedailerin eğitimine özel bir önem ver, zira Gölge Lordun gözü bu süreçte üstünde olacaktır."

"Artık yolculuğuma çıkma vaktim geldi. Gölgeler üstüne olsun yoldaş." dedi Palisdan ve yavaş adımlarla bir koridora girip kayboldu.
Taşlar unutana dek...
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests