Ay Kasabası....(Frp)
-
winterwolf
- Kullanıcı

- Posts: 268
- Joined: Fri Jan 02, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
"Tabii dostum"dedi Saorilbor.
Korucu, kulağında ozanın ıslığının ezgileriyle, az ileride sakince uyumakta olan panteri incelemeye başladı. Bu huzurlu uykunun bile kesinlikle göründüğü kadar ağır olmadığının farkındaydı. Eğer potansiyel bir sorun belirecek olursa, hem ozandan hem de kendisinden önce panterin haberi olacaktı. Bu gece kampın iki değil Drusta ve önlerinde yatan panterle birlikte en azından dört nöbetçisi vardı.
Uzun yolculukları boyunca bir çok hayvan arkadaş edinmşti kendine Saorilbor kendine. Ancak hiç birini her daim onunla yolculuk etmeye ikna etmeye çalışmamıştı. Nedenini bilmiyordu ama ona doğru gelen bu olmuştu hep.
Onu bu düşüncelerinden sıyıran, başka bir melodi oldu. Feryat şarkısına başlamıştı.
Saorilbor önce kaşlarını çattı. Bu müzik tehlike anlamına gelebilirdi. Gene de korucu sesini çıkarmadı. Ozanın müziği bazılarının dikkatini çekebilirdi, ya da aksine, büyüsüyle tehlikeyi uzak da tutabilirdi. Korucu bunu kadare bırakmaya karar verdi...
Korucu, kulağında ozanın ıslığının ezgileriyle, az ileride sakince uyumakta olan panteri incelemeye başladı. Bu huzurlu uykunun bile kesinlikle göründüğü kadar ağır olmadığının farkındaydı. Eğer potansiyel bir sorun belirecek olursa, hem ozandan hem de kendisinden önce panterin haberi olacaktı. Bu gece kampın iki değil Drusta ve önlerinde yatan panterle birlikte en azından dört nöbetçisi vardı.
Uzun yolculukları boyunca bir çok hayvan arkadaş edinmşti kendine Saorilbor kendine. Ancak hiç birini her daim onunla yolculuk etmeye ikna etmeye çalışmamıştı. Nedenini bilmiyordu ama ona doğru gelen bu olmuştu hep.
Onu bu düşüncelerinden sıyıran, başka bir melodi oldu. Feryat şarkısına başlamıştı.
Saorilbor önce kaşlarını çattı. Bu müzik tehlike anlamına gelebilirdi. Gene de korucu sesini çıkarmadı. Ozanın müziği bazılarının dikkatini çekebilirdi, ya da aksine, büyüsüyle tehlikeyi uzak da tutabilirdi. Korucu bunu kadare bırakmaya karar verdi...
�nen i-Estel Edain, ú-chebin estel anim
"I gave Hope to the Dúnedain, I have kept no hope for myself"
"I gave Hope to the Dúnedain, I have kept no hope for myself"
Findor bir anda irkildi ozan feryat ın müziğiyle ve daha fazla uyuyamayacağına karar verdi ve dostunun yanına doğru hamle yaptı ve gitti başladı "eee eski dostum sence amaçlarımıza ulaşıp istedğimiz kasabayı kurabilecekmiyiz yoksa fiyaskomu yaşayacağız bu kalabalık biraz işlerimizi zorlaştıracak ama yinede yapacağız diye düşünüyorum işallah başarırız "dedi ve drusta yı yanına çağırdı onu biraz sevdikten sonra gökyüzünde etrafı kontrol etmesi için semaya gönderdi hayvanının hayranlıkla izliyordu....
bir anda aklına savaşırken kartalının gördüğü uçan yaratık geldi bundan kimseye bahsetmemişti ama rahatsız olmuştu o neydi bun çok merak ediyordu...
bir yandan fertay ın müziğini dinlyor bir yandanda dostu ile konuşuyordu bu ona huzur veriyordu ve kara pantere bir göz attı ve onun bu huzur dolu uykusunu çok iyi buldu...
bir anda aklına savaşırken kartalının gördüğü uçan yaratık geldi bundan kimseye bahsetmemişti ama rahatsız olmuştu o neydi bun çok merak ediyordu...
bir yandan fertay ın müziğini dinlyor bir yandanda dostu ile konuşuyordu bu ona huzur veriyordu ve kara pantere bir göz attı ve onun bu huzur dolu uykusunu çok iyi buldu...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
winterwolf
- Kullanıcı

- Posts: 268
- Joined: Fri Jan 02, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
"Bilemiyorum dostum. Nelerin ne zaman imkanlı ne zaman imkansız oolduğunu kim bilebilir ki."bu sırada hemen yanlarından havalanan kartalı izledi "Bir keresinde küçük bir köy rastlamıştım. Bir kaç gün orda kalınca, yaşlı bir insan bana köyün neasıl kurulduğunu anlatmıştı."
Korucu derin bir nefes alıp anlatmaya başladı "Yaşlı kişinin dediğine göre, o günden yirmi beş yıl önce, bir grup emektar maceracı, küçük bir grup orku kovalmaktaymış. Bizim emektar maceracılar kovalamacanın sonuna geldiklerini düşündükleri sırada, orkların kendilerini küçük bir kampın içine çektiğinin farkına varmışlar. O vakitten sonra kaçmanın imkansız olduğunu anlayan grup, kalıp savaşmaya karar vermişler. Çok umutsuz bir çatımaymış grup için. Ancak galebe çalmayı başarmışlar. Orkların yarıdan fazlasını katletmişler ve büyücüleri bir ilüzyonla geri kalanını kaçırmayı başarmış."
Saorilbor'un yeşil gözleri parladı "Ancak hepsi fazlasıyla yorgun dümüşler. Ã?oğunun ağır yaraları varmış ve ilerleyememişler. Doşal olarak onlarda orkların kamp olarak kullandıkları yerd bir kaç konaklamaya karar vermişler. Kaderin bir cilvesi, grubun orkları yendiği gece kampa bir kervan varmış. Maceracılara iyileşmekde yardım etmiş ve onlarla dost olmuşlar."
"Kervan, içinde kendilerine kalabilecek bir yarayan arayan insanlarda taşıyormuş. Bu insanar, grupla birlikde kampda kalmaya karar vermişler.
Daha sonraki günlerde bunu başka kervanlar ve başka insanlar izlemiş. Bie ayın sonunda, kampda kalan insanların sayısı yüzü geçince, artık iyiden iyiye yaşlanan maceracılar, artık emekliolmanın zamanının geldiğini düşünmüş ve o kampın olduğu yere bir köy kurmaya karar vermişler."
Korucu anlatmayı bitirdi ve dostuna sırıttı "Görüyorsunya dostum. Kaderin kimin önüne ne gibi fırsatlar çıkaracağı belli olmuyor. Aslına bakarsan daha sonra öğrendim ki, bana o hikayeyi anlatan yaşlı adam, köyün kurucularından olan yaşlı büyücüymüş."
Korucu derin bir nefes alıp anlatmaya başladı "Yaşlı kişinin dediğine göre, o günden yirmi beş yıl önce, bir grup emektar maceracı, küçük bir grup orku kovalmaktaymış. Bizim emektar maceracılar kovalamacanın sonuna geldiklerini düşündükleri sırada, orkların kendilerini küçük bir kampın içine çektiğinin farkına varmışlar. O vakitten sonra kaçmanın imkansız olduğunu anlayan grup, kalıp savaşmaya karar vermişler. Çok umutsuz bir çatımaymış grup için. Ancak galebe çalmayı başarmışlar. Orkların yarıdan fazlasını katletmişler ve büyücüleri bir ilüzyonla geri kalanını kaçırmayı başarmış."
Saorilbor'un yeşil gözleri parladı "Ancak hepsi fazlasıyla yorgun dümüşler. Ã?oğunun ağır yaraları varmış ve ilerleyememişler. Doşal olarak onlarda orkların kamp olarak kullandıkları yerd bir kaç konaklamaya karar vermişler. Kaderin bir cilvesi, grubun orkları yendiği gece kampa bir kervan varmış. Maceracılara iyileşmekde yardım etmiş ve onlarla dost olmuşlar."
"Kervan, içinde kendilerine kalabilecek bir yarayan arayan insanlarda taşıyormuş. Bu insanar, grupla birlikde kampda kalmaya karar vermişler.
Daha sonraki günlerde bunu başka kervanlar ve başka insanlar izlemiş. Bie ayın sonunda, kampda kalan insanların sayısı yüzü geçince, artık iyiden iyiye yaşlanan maceracılar, artık emekliolmanın zamanının geldiğini düşünmüş ve o kampın olduğu yere bir köy kurmaya karar vermişler."
Korucu anlatmayı bitirdi ve dostuna sırıttı "Görüyorsunya dostum. Kaderin kimin önüne ne gibi fırsatlar çıkaracağı belli olmuyor. Aslına bakarsan daha sonra öğrendim ki, bana o hikayeyi anlatan yaşlı adam, köyün kurucularından olan yaşlı büyücüymüş."
�nen i-Estel Edain, ú-chebin estel anim
"I gave Hope to the Dúnedain, I have kept no hope for myself"
"I gave Hope to the Dúnedain, I have kept no hope for myself"
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
'İlginç bir hikaye'dedi ozan korucuyla druid'e...'Ve daha ilginç olanı'diye devam etti'sizin bir kasaba kuracak olmanız...Böyle birşeye kalkışanı daha önce hiç görmemiştim...Ve kalkışmayı düşünmedim...'Gülümsedi...'Tamam kabul bi keresinde tam ölmek üzereyken eğer hayatta kalırsam maceraları bırakacağımı söylemiştim kendi kendime...İşte burdayım,ama macera arıyorum...'
Kafasının içinde babasının düşüncelerini duydu,çok sık konuşmazdı babası ama en azından iyi konuşurdu...'Onlara bak oğlum'dedi babası'Ve güveni gör...Sırtını korkmadan dönebileceğin canlılarlasın...Kartalından şövalyesine hepsine güvenebilirsin...Onlara katıl...Sıkılırsan çeker gidersin...Nasılsa hep yaptığın şey değil mi bu...'Sonra ses yavaşça homurdanmaya dönüştü ve kesildi...
'Sizinleyim'dedi ozan...'Sonuna kadar olmasa bile'...Sonra gülmeye başladı...Çok eğlenceli olacaktı...
Kafasının içinde babasının düşüncelerini duydu,çok sık konuşmazdı babası ama en azından iyi konuşurdu...'Onlara bak oğlum'dedi babası'Ve güveni gör...Sırtını korkmadan dönebileceğin canlılarlasın...Kartalından şövalyesine hepsine güvenebilirsin...Onlara katıl...Sıkılırsan çeker gidersin...Nasılsa hep yaptığın şey değil mi bu...'Sonra ses yavaşça homurdanmaya dönüştü ve kesildi...
'Sizinleyim'dedi ozan...'Sonuna kadar olmasa bile'...Sonra gülmeye başladı...Çok eğlenceli olacaktı...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
şovalye etrafında olanları algılamıyor gibiydi... Yalnızca yarı-meleğe bakıyor ve adeta gözleri gülen ifadeyle onu izliyordu...
şovalye kalabalık insan grubunun arasından geçerken herkesin boğazları garip bir şekilde düğümlenip, kalpleri hızlanmıştı... Her ölümlü, bu hissi yaşardı...
Fakat yarı-meleğin gerginliği belki de on katıydı... 2 metrelik kara zırhlarla kaplı adam kafasındaki zırhı garip bir mekanizmayla açtı ve zırh katlanarak boynunu tamamen koruyan bir şekli aldı... Ilık gece meltemine rağmen o kara zırhın içindeki yüzünde bir damla ter bile yoktu...
Kara gözleri adeta ışığı emiyordu... Yarı-meleğin yanına geldiğinde şovalye sağ elini açıp kadının elini öpmek için bekledi...
"Hanımım... Ben Oren'in Adaletinin kılıcı şovalye Adonis..."
Yarı-melek elini şovalyeye vermekte tereddüt edince adam hızlı bir hareketle fakat nazikçe kadının elini tuttu. Dokunuşu en yüksek sıcaklık ya da en düşük soğuk gibiydi... Vücudunda garip bir karıncalanma hissetti. şovalye kadının elini nazikçe öptüğünde Starfall'un eline korkunç bir ates ve büyük bir acı saplandı... Kadın elini refleksiv olarak hızla geri çekti ve çektiği anda acı yok oldu...
şovalye tereddütsüz yetenekli bir şekilde reverans yaptı ve eğilirken kalın sesi kendi zırhını bile titretti: "Emrinizdeyim..."
Starfall adamın eğik başını bedeninden ayırmak için korkunç bir istek hissetti... Bu adamın her hareketi her davranışı onu provoke ediyor gibiydi... İnancının zorlandığını ve denendiğini hissetti...
şovalye kalabalık insan grubunun arasından geçerken herkesin boğazları garip bir şekilde düğümlenip, kalpleri hızlanmıştı... Her ölümlü, bu hissi yaşardı...
Fakat yarı-meleğin gerginliği belki de on katıydı... 2 metrelik kara zırhlarla kaplı adam kafasındaki zırhı garip bir mekanizmayla açtı ve zırh katlanarak boynunu tamamen koruyan bir şekli aldı... Ilık gece meltemine rağmen o kara zırhın içindeki yüzünde bir damla ter bile yoktu...
Kara gözleri adeta ışığı emiyordu... Yarı-meleğin yanına geldiğinde şovalye sağ elini açıp kadının elini öpmek için bekledi...
"Hanımım... Ben Oren'in Adaletinin kılıcı şovalye Adonis..."
Yarı-melek elini şovalyeye vermekte tereddüt edince adam hızlı bir hareketle fakat nazikçe kadının elini tuttu. Dokunuşu en yüksek sıcaklık ya da en düşük soğuk gibiydi... Vücudunda garip bir karıncalanma hissetti. şovalye kadının elini nazikçe öptüğünde Starfall'un eline korkunç bir ates ve büyük bir acı saplandı... Kadın elini refleksiv olarak hızla geri çekti ve çektiği anda acı yok oldu...
şovalye tereddütsüz yetenekli bir şekilde reverans yaptı ve eğilirken kalın sesi kendi zırhını bile titretti: "Emrinizdeyim..."
Starfall adamın eğik başını bedeninden ayırmak için korkunç bir istek hissetti... Bu adamın her hareketi her davranışı onu provoke ediyor gibiydi... İnancının zorlandığını ve denendiğini hissetti...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
şovalye başını kaldırdı ve tek dizinin üstüne çöküp dev kara kılıcını yere sapladı. İki eli kara büyülü kılıcın üzerinde yar-meleğin gözlerinin içine baktı. Gözlerinde şimdi bir yorgunluk vardı sanki... 35-40 yaşlarında bir insan gibi görünüyordu:
"Yıllarca seni aradım Starfall... Cennetten gelecek bir yabancı... Kaderimde seni sevmek yazılı..."
şovalye gözlerini kapatıp hüzünle kafasını eğdi:
"Ve de acı çekmek..."
"Yıllarca seni aradım Starfall... Cennetten gelecek bir yabancı... Kaderimde seni sevmek yazılı..."
şovalye gözlerini kapatıp hüzünle kafasını eğdi:
"Ve de acı çekmek..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Adonis'in vücudu titredi. O korkunç görünümlü yenilmez gözüken savaşçı şimdi hiç de yenilmez gözükmüyordu...
"Doğduğumda bana seni kahin anlatmıştı... Kalbimi çalacak olan melek... Ölümüme sebep olacak olan melek..."
Adonis kılıcını saplı olduğu yerde bıraktı ve omzunun sol tarafındaki zırhı çıkardı... Adamın beyaz kaslı boynu ve omzu ortaya çıkmıştı... Cildi tamamen pürüzsüz ve tüysüzdü...
"Artık daha fazla dayanacak gücüm kalmadı... Beni şimdi öldür sevgilim... Hayallerimde değil de gözülerimin önündeyken öldür beni..."
Adonis yarı-meleğin gözlerinin içine baktı... O duygusuz gözlerde acı vardı...
"Doğduğumda bana seni kahin anlatmıştı... Kalbimi çalacak olan melek... Ölümüme sebep olacak olan melek..."
Adonis kılıcını saplı olduğu yerde bıraktı ve omzunun sol tarafındaki zırhı çıkardı... Adamın beyaz kaslı boynu ve omzu ortaya çıkmıştı... Cildi tamamen pürüzsüz ve tüysüzdü...
"Artık daha fazla dayanacak gücüm kalmadı... Beni şimdi öldür sevgilim... Hayallerimde değil de gözülerimin önündeyken öldür beni..."
Adonis yarı-meleğin gözlerinin içine baktı... O duygusuz gözlerde acı vardı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
"Olacak olanlar değiştirilemez ya da önlenemez. Aynı senin de kehanette söylendiği gibi var olman gibi... Seni ilk gördüğüm anda hissettiklerimi senin de hissettiğinden eminim... Benim sana olan aşkıma Tanrılar bile izin vermiyorlar..."
"Madem bana yaşatacağın acıyı canımı alarak azalatamıyorsun... O halde ben de kendim alırım."
Adam ayağa kalktı ve kadının gözlerinin içine bakmaya devam etti.
"Elveda sevgilim... Hayallerimdeki melek..."
...ve sakince ormanın içine yürümeye başladı... Sırtından incecik bir ip çıkarıp düğüm atmaya başladı...
"Madem bana yaşatacağın acıyı canımı alarak azalatamıyorsun... O halde ben de kendim alırım."
Adam ayağa kalktı ve kadının gözlerinin içine bakmaya devam etti.
"Elveda sevgilim... Hayallerimdeki melek..."
...ve sakince ormanın içine yürümeye başladı... Sırtından incecik bir ip çıkarıp düğüm atmaya başladı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Adonis'in karanlik sesi huzunluydu. Melegin sag omzunu sol eliyle tuttu. Melek yine ayni agrinin vucudunda ortaya ciktigini hissetti:
"Git... Bunu benim icin daha fazla zorlastirma..."
Adonis gruptan biraz uzaklamisti dizlerinin uzerine coktu ve sag bileginin altindan bir sembol cikardi. Adaletin Tanrisi Oren'in bir semboluydu bu... Gozlerini kapatip, garip anlasilmaz bir dilde dualar mirildanmaya basladi. Neden sonra bir anda sessizligini bozdu:
"Sen de onlar gibisin... Hicbir sey asla degismiyor... Beni acimla yalniz birak... Herkesin yaptigi gibi... Git..."
"Git... Bunu benim icin daha fazla zorlastirma..."
Adonis gruptan biraz uzaklamisti dizlerinin uzerine coktu ve sag bileginin altindan bir sembol cikardi. Adaletin Tanrisi Oren'in bir semboluydu bu... Gozlerini kapatip, garip anlasilmaz bir dilde dualar mirildanmaya basladi. Neden sonra bir anda sessizligini bozdu:
"Sen de onlar gibisin... Hicbir sey asla degismiyor... Beni acimla yalniz birak... Herkesin yaptigi gibi... Git..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Sovalye gozlerini acti ve konusan kisiye yuzunu dondu. Gozlerinde bu sefer ofke ve nefret vardi. Ayaga kalkti ve kilicini cekti. Kilic elinde titredi... Etrafindaki karanlik artmis gibiydi fakat gozlerinde dehsetin alevi parladi adeta... Sesi bir gurultu gibi cikiyordu:
"Eger adalete inanmasaydim su anda coktan olmustun... Insanlarla alay ederken daha dikkatli ol... Bir dahaki sefere bu kadar hosgorulu olmayabilirim..."
Elindeki kilic hala titriyordu...
"Eger adalete inanmasaydim su anda coktan olmustun... Insanlarla alay ederken daha dikkatli ol... Bir dahaki sefere bu kadar hosgorulu olmayabilirim..."
Elindeki kilic hala titriyordu...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests