Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Dharmon Brenne,ölümün efendisi,kılıcın ete batarken çıkardığı o güzel ses sanki bir melodiymişçesine yankılandı zihninde.Karşısında yeni bir kölesi vardı ve çok daha fazlası önündeki yolda onu bekliyor olacaktı.Gitmesi gereken yer belliydi,merkeze doğru.Aklına gelen cümleler bir an olsun onu ürküttü.
"Üstümüze bulaşan zifti çıkarmak imkansızdı. Ã?aresiz devam ettik... Sonra... bir şeyler yanlış gitmeye başladı."
Bu zift diye mırıldandı kendi kendine ve elindeki sızıyı hisstetti bir an.Evet işte doğru yerde olduğumun bir kanıtı daha diye düşündü.Efendi yolu gösteriyor sadece izlemek gerek.Bu zavallıyı azad etmek Brenne nin yapacağı en son şeydi ve buna hiç niyeti yoktu ve de etrafta bu kadar kişi varken büyücü kimliğini de açığa çıkarmak istemedi.Asasıyla yavaşça bu faniye dokundu ve sessiz bir şekilde ağzını oynattı.Bunun bir büyü olduğunu anlayabilecek tek kişi bir büyücüydü ama onun da ilk önce adamın yüzünü görebilmesi gerekirdi.
Bu büyü ile ölemeyen ruhun beyninde yankılanan sesler Brenne nin iletişim gücü ile ortaya çıktı.
"Sen zavallı ruh,azad edilmen bedeninin yok olması anlamına geliyor ve ruhunun buradan ayrılması.Varlığının sonsuza dek diyarlardan silinmesi ve seni kimsenin hatırlamaması.Eğer bunu istiyorsan geldiğin gibi dışarı çık ve kimsenin seni izlemediğinden emin olduğunda köyün güneybatısındaki oyukta beni bekle.Seni azad edeceğim.Ama şunu unutmaki bu bir lanet değil hediye.Ve eğer bunun bir hediye olduğunu kabul edersen de içindeki nefret ve intikamı izle ve evimin,evimizin yolunu tut.Hemen!"
Brenne bu kölenin anlatacağı şeylerin fazlasının duyulmasını istemedi,çünkü bu sözler belli ki yardım etmeyi düşünenlerin cesaretini kırardı.Dışarıdaki gökgürültüsü bir an herkesi ürküttü,yağmur şiddetini artırmaya başlamıştı.Hava gittikçe kararıyor artık gündüzle geceyi birbirinden ayırmak zorlaşıyordu.
-Bu laneti kaldırmak için hemen yola çıkmalıyım,diye beyan etti.Arkasından kuru kuru iki kez öksürdü.Dışardan bakanlar bu adamın güçsüz,hasta ve yaşlı bir adam olduğunu düşünebilirdi ama bunlar sadece etraftakilerin acıma ve merhamet duygularını uyandırmak için yapılmış bir numaraydı.
-Artık daha fazlası lanetlenmeyecek diye haykırdı ve arkasından bir öksürük nöbeti daha gelmiş gibi yaptı.Gerçekten iyi numara yapıyordu.
-şimdi şimdi gidip hazırlık yapmalı dedi.Sonra yavaşça kapüşon diğerlerine doğru döndü.
-Belki laneti kaldırmak için onu bu diyardan sürmek için benimle yola çıkacak bir kaç değerli kişi vardır dedi.Sözlerinin anlaşılması için bir kaç saniye duraksadı.
-Orada nelerle karşılaşabileceğimiz belirsiz,ama şunu bilin ki bu bir lanet ve lanetler hakkında çok şey bilirim.Eğer bu lanet hemen sona erdirilmezse büyüyüp tüm diyarı içine alabilir.Yarın sabah yola çıkmalı,benim gibi yaşlı bir adama eşlik edebilecek değerli yoldaşlar varsa yarın sabah hazır olsun ya da burada lanetin gelip onları da almasını beklesin.
Sözlerini bitirdiğinde Dharmon Brenne tekrar sırtında kılıç olan adama doğru döndü hala orada olup olmadığını kontrol etmek için.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

'Sen belki olmuş olanları görebiliyorsundur Efendi Büyücü, fakat ben önce bu adamın hikayesini tamamen bitirmesini bekleyeceğim. Henüz bir şey anlatmış değil.' Bir süre duraksadı... 'Ve emin ol ben de lanetler hakkında az çok bir şeyler bilirim. Fakat sırtında kılıçla yürüyen bir lanet! ilk defa görüyorum...'
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

-Kendinize gelin genç bayan dedi Dharmon Brenne.Bu sırada iradesi dışında kafasında bir kaç imgelem hissetti.Garip bir şey olmuştu,hemen kızın bileğini bıraktı.İlgiyi dağıtmak için kısa bir öksürük numarası daha yaptı.
Bu kızda garip ve tehlikeli birşeyler vardı.Ondan uzak durması gerektiğini geçte olsa anladı Brenne ta ki bu şeyin ne olduğunu çözene kadar.Yavaşça geri geri bir iki adım attı ve hem kızı hem de sırtında kılıç saplı adamı kontrol edebilecek şekilde o tarafa doğru kafasını çevirdi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Hükümlü
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1548
Joined: Mon Jun 09, 2003 5:31 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Hükümlü »

Kara cüppeliye dönmüştü soytarı kılıklı adam. Herif gerçekten ukala tıraşçının biriydi ona göre!

Hiçbir şey yapmadan orda duruyordu herif sadece. Ukala tıraşçı diye düşündü. Herif çok komikti gerçekten! Kahkahalarla gülmeye başladı tekrar...

Birden sustu dudaklarını büzüştürdü. Hiçbi yepki beklemden arkasına doğru bir takla atarak uzaklaştı. O sırada gözüne bir adam ilişmişti. sessiz sakin vir herif...

Sırıttı ve o tarafa doğru yavaş yavaş yürüdü. Ã?ıngırakların sesini duyan elf başını o tarafa doğru çevird. Hoşnutsuzluğu belli oluyordu ve bunu görmek adamın hoşuna gitti.

"Pek pasaklısın be! Neden biraz yıkanmıyorsun?"
Last edited by Hükümlü on Fri Oct 15, 2004 11:18 pm, edited 1 time in total.
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

esen ne olduğunu anlamadı ama bu siyah cüppelide tuhaf bir güç vardı ve aralarında bir an bir bağ kurulmuştu . Eline dokunduğu an bunu ikiside hissetti. Elini birden geri çekti. Siyah cüppeli birşeyler söyledi sonra bağ koptu. Adam geri geri adım attı ve ilgisini başka bir yere verdi . Acaba handan ayrılmak için acele etmesemiydi tuhaf bir güç dönüyordu ortada ve bu yeni duygunun ne olduğunu anlaması için birilerinin yardımına ihtiyaç duyabilirdi . Ve siyah cüppeli o diğerleri gibi değildi ve onu gözünün önünden ayırmaması gerektiğini içinden bir ses söylüyordu . Hanan ortasına doğru yürüdü. Ortalık gerçektende karışık gözüküyordu sessizce bir köşede beklemeye başladı . Acaba yeni bir gün ona ne gibi sürprizler hazırlamıştı
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

zaman epey ilerlemiş olmalıydı. güneş yavaş yavaş ışıklarını dağların arkasında bırakıyordu. Esen hanın içinde bulunan insanları tek tek inceleme fırsatı bulmuştu. Burada bulunan kişilerin her biri tuhaf bir bağ ile bağlıydılar ama bir türlü anlam veremiyordu. Nasıl olmuştuda hepsi aynı anda bu küçük handa buluşmuşlardı. Bunları düşünerek kafasını iyice meşgul etmişti. Ve şimdi biraz dinlenmesi gerekiyordu. Handa bir oda mı tutsaydı acaba. Ama sonra birden kafasını olumsuz şekilde salladı. İlk defa geldiği bir yerde uyumak onun yapacağı bir iş değildi. Sonra bir şeyi fark etti. Bu kalabalık arasında bir şey dikkatini çekti. Kimsenin farkettiğini sanmıyordu ondan başka, evet yanılmıyordu hannın en kuytu köşesinde ondan başka bir barbar daha vardı...
öyle iyi sinmiştiki köşeye esen dikkatli bakmasa farketmezdi. İki büklüm olmuş şekilde eğilmişti üstünde kendi avladığı ayı postu pelerini vardı. Yalnız çok tuhaf ,daha önce görmediği bir postu beyaz ayı postu. Babası küçükken ateşin başında oturup ona beyaz ayılardan bahsettiğini anımsadı. Ama bu ayıları uzun zamandır gören kimse çıkmamıştı.Dikkatlice adama baktı yüzünü çok iyi saklıyordu ama tahminen 1.95 boyunda olmalıydı. ayrıca elinde değişik desenlerden bir deynek tutuyordu. Tuhaftı ama bu deyneği daha önce bir yerde görmüştü ama nerde...
majenta
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 633
Joined: Sat Mar 06, 2004 10:00 am
Contact:

Post by majenta »

Adamın öksürmesine baktı. Sen belki ölümüne yaklaştığın için çok acelecisin ama ben değilim. Sesini mümkün olduğunca yüksek tuttu." Daha orada ne olduğunu bile bilmeden körlemesine gitmem."

Merhametli gözlerle sırtında kılıç olan adama baktı ve hızla yanına gitti. Yanında dimdik duruyor ve bakışlarıyla adamı kendisine bakmaktan başka çare bırakmıyordu. "Anlat bize...Hatırlayabildiğin herşeyi, ufak bir ayrıntı bile arkadaşlarının kurtulmasına yardımcı olabilir." Gözlerini adamdan ayırmadan cesaret verircesine kafasını salladı.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

-Kimin önce öleceğini kimse bilemez.Önemli olan yaşadığın sürede yaptıkların ve ne kadar yaşarsan yaşa şunu bil ki hayat çok kısa.Er yada geç hepimizin ruhu bedeninden ayrılacak,tabii lanetlenmediyse.
Bu sözden sonra sustu Brenne ve sırtında kılıç olan adamı gösterdi işaret parmağıyla.
-Ve burada beklersek karşılaşacağımız son bundan farklı olmayacak.Tek çözüm var,o da bu laneti ortadan kaldırmak ya da buna neden olan şeyi.
Söyledikleriyle sanki oraya gitmesinin amacının gerçekten bu laneti kaldırmak olduğunu anlatmaya çalıştı.Ama onun düşüncelerini okuyabilen birisi olsaydı o an bu adamın kafasında dönen binbir tilkiyi görebilir ve belki de onu oracıkta öldürebilirdi.
Bu sırada sırtında kılıç olan adama gözü ilişti yaptığı büyüden sonra bu adamın handan çıkması çıkıp gitmesi gerekirdi.Bütün gücüyle adamın üzerinde yoğunlaştı ve ona gitmesini emretti iradesiyle bunun için sözlere gerek yoktu tabii eğer karşısındaki olduğunu düşündüğü şeyse.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Elf beyi adamın ona dokundurduğu lafla iyice sinmişti ve olacakları gözlüyordu.. burdan olası bir maceraperest bir grup gözüküyordu, acaba katılmalımı diye düşündü kendi kendine.. Kılıcı havayı parçalamayalı oldukça uzun bir zaman geçmişti...Babasının evinde bir savaş lorduydu ama insan kızı ile kaçtıktan sonra pek sık kullanmamıştı kılıcını. açıkcası kılıcını bir kez daha çekmek için ölüyordu... sessizce yerinden kalktı ve garson kıza doğru ilerledi.. Garson kızın yüzündeki acayip ifadeyi görünce tekrar kirli olduğu aklına geldi.

"Pardon hanımefendi acaba temizlenebileceğim bir yer varmı??"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

Böcayı geniş ve umursamaz adımlarla yokuş aşağı yürüyordu.

Gözleri seri şekilde gece karanlığını tarıyordu. Eğer karşıdan biri gelecek olsaydı ve eğer bu karşıdan gelecek olan kişi dikkatle böcayının gözlerine bakacak olsaydı; o gözlerde, pek kimsenin göremeyeceği hüznü görebilirdi... O hüzünlü gözler, nerdeyse elle tutulur bir his haline gelen kötülüğün sarmış olduğu kasabayı izliyordu...

Yokuşun bitimiyle beraber alçak bir binaya sırtını vererek oturdu böcayı. Sırıtarak elfin yetişmesini bekledi ve aklındakileri dökmeye başladı; " Buradaki binalardan çözdüğüm kadarı ile, insanlar yabancıları sevmiyor. bütün gün izledim köyü ve bir bina hariç içine yerli olmayan birinin girdiğini görmedim. Orası da büyük ihtimalle handır..."

"İnsanlar göründüğü kadarı ile misafirperver değil. Bu yüzden bizi yadırgayacaklardır. Özellikle de beni. Bu yüzden yanında ben olduğum için seni de... Gerçi o dövmelerle benden beter görünüyorsun ya... Hahaha!!"

"Yukarıdan binaları izliyordum. Bir kaç kısa yol belirledim. Diğer insanlar uzun ve geniş yolları tercih edecekler. Biz ise, tavanlardan gideceğiz. Ã?ünkü hemen hemen bütün binalar alçak, fakat hepsi kolay tırmanılabilir..."

Sözü biter bitmez kolunu attabileceği kadar alçak olan çatıya, yüksek bir duvara atlar gibi tırmanıverdi. Elf, bunu maharetli bir sessizlikle yaptığına dikkat etmişti. "Sessiz ol" diye fısıldadı böcayı, en az konuşma kadar yüksek bir sesle, sırıtarak....

Elfi hiç beklemeden bir kaç bina daha ilerledikten sonra, sırıtarak arkasını döndüğünde elfin çoktan yanına gelmiş olduğunu gördü ve bozuldu. Elfin gülümseyerek karşılık vermesinin ardından da daha da hızlanarak hanı iyi bir açıdan görecek bir yere doğru ilerledi çatılardan...
RP dışı notlar: Arkadaşlar dulbırakan'da insanlar size karşı "DÃ?şMANCA" tavır takınır. Bunu RP'ye girerken Raistlin belirtmiş. Halbuki size yol gösteren, yaralarınızla ilgilenen bilmem ne yapan sıradan köylülermiş gibi yazdınız. Buna dikkat lütfen. Terslenir, aşağılanır hatta taşlanabilirsiniz bile...

Saygılarımla...
Türklider...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero oturduğu yerden sessizce konuşmaları dinliyordu. Siyah cübbeli adamın yaralı (görünüşüne rağmen buna inanmak zordu aslında) adamla konuşmasını, laneti bozmak isteyenleri ertesi sabaha burada beklediğini söylemesini, itiraz seslerini, daha fazlasını öğrenmek isteyenleri hepsini ama hepsini dinledi.

"Benim gibi yaşlı bir adama eşlik edebilecek değerli yoldaşlar varsa yarın sabah hazır olsun." ... Bu cümle kafasını kurcalıyordu. "Senin gibi yaşlı bir adam nasıl olurda bu tarz lanetler yaratabilen biriyle savaşmaya gidebilirdi? Neler gizliyorsun o cübbenin altında yada vücut diye giydiğin o kılıfta?" diye sordu kendi kendine. "Bu adamla konuşmalıyım." diye düşündü.

Etrafından soyutlanmıştı. Sadece sesleri duyabiliyordu. Gözleri siyah cübbeli adam ve yaralı adamdan başkasını görmüyordu ama sesler netti. Yorgunluğunu buram buram hissediyor ve uyumak istiyordu ama... lanet olsun... merak ediyordu işte. Yanındaki hışırtı onu kendine getirdi. Majenta'nın yanından kalkarak adamlara doğru ilerlediğini gördü.

"Anlat bize...Hatırlayabildiğin her şeyi, ufak bir ayrıntı bile arkadaşlarının kurtulmasına yardımcı olabilir.". Evet. Ã?nce dinleyecekti, dinlemeye devam edecekti.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

(-Kimin önce öleceğini kimse bilemez.Önemli olan yaşadığın sürede yaptıkların ve ne kadar yaşarsan yaşa şunu bil ki hayat çok kısa.Er yada geç hepimizin ruhu bedeninden ayrılacak,tabii lanetlenmediyse)

böyle söylemişti siyah cüppeli, evet söyledikleri doğruydu. Bir an gözlerini handaki beyaz ayı pelerinli barbardan ayırıp, siyah cüppelinin üzerinde yoğunlaştırmıştı. Ama beyaz ayı pelerinli barbarın durduğu yere baktığında... Nasıl olur kimse yoktu. Böyle bir şey mümkün değil! olamazdı. Adam o görmeden han kapısından çıkmış olamazdı. Diğer taraftan yukarı odalara çıkan merdiven adamın tam karşısıdaydı. Yani her şekilde kendisini belli etmeden Bu hanın içinden bir yere gitmesi imkansızdı. Bu hana geldiğinden beri açıklıyamadığı bir sürü olay olmuştu. Acaba lanetlendim mi diye düşündü. Başka bir açıklama bulamıyordu. Kararını verdi. Direk siyah cüppelinin olduğu yere yürümeye başladı onunla konuşmalıydı. Eğer dediği gibi lanetler hakkında birşeyler biliyorsa ona yardım etmesi gerekecekti. Tabi bunun için onu ikna etmeliydi. [/code]
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Gölgelerden birden çıkan siyah cüppeli bir büyücü,hemde sırtına kılıç saplanmış lanetli bir adamın han'a gelişiyle birden ortaya çıkmıştı.Yaşanan olayları aklıhayali almıyordu zaten büyücüye güvenmemişti.Neden aniden ortaya çıkan bu garip büyücünün peşinden gidiyimki diye düşündü,büyücünün acele davranışları bir an önce yolaçıkmak istemesi gözünden kaçmamıştı...Zaten yorgundu ayakları artık onu taşımaya pek niyetli değildi.

Derin bir iç geçirdi lanetli adama acıyarak baktı.yardım etmenin bir yolu yoktu,belkide bu yaralı adam bile büyücünün oyunlarından biriydi.ama neden böyle birşey yapıyordu?,burdaki insanlardan ne istiyorduki?.kendini düşüncelerden arındırdığında etrafına bakındı büyücünün yanında duran üzerinde kalın bir kürk olan barbarı gördü daha önce geldiğini farketmemişti.Olaylar öyle hızlı olmuştuki kimin girip çıktığını kestiremez oldu.
Tam kapının girişinde tanıdık birinin durduğunu gördü üzerinde büyücülerin giydiği cinsten bir cüppe vardı acaba hayalmi görüyordu daha dikkatli bakınca gördüğü kişiyi tanıdı "Efla" dedi gülümsemesiyle dudağının çevresindeki gamzeler hafif belirginleşti ,efla"nın arayan bakışlarını gördü muhtemelen bu karışık ortamda tanıdığı kişileri görememişti, eflan"nın yanına giderken majenta ve siyah cüppeli kişinin konuştuklarını duydu son bir kez daha onlara baktı içten içe neler konuşulduğunu merak etsede dıştan fazla önemsemiyormuş gibi görünüp efla"nın yanına doğru yürüdü...
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Elf.. böcayı'yı bu kütlesine rağmen bu kadar sessiz hareket edebilmesinden dolayı takdir etmişti kendi içinden, ama kendisi bu konuda bir uzmandı.. ve Böcayı'nın yaptığı her gürültü ona çok fazla geliyordu.. gelen her takırtıda.. içi zıplıyordu sanki elf'in.. buda bir tür alışkanlıktı; ama yalnızlıkta bir alışkanlıktı onun için.. ve alışkanlıları değişiyordu son zamanlarda...
Sonra Böcayının bir çatının köşesinden hanı incelediğini fark etti.. öylece karanlığa bürünmüş.. çevreye soluk ışıklar saçan hana bakmaktaydı.. sonra elf böcayının yanına o kadar sessiz yaklaştı ki.. dev yaratık Ranger'ın elini omuzunda hissedince bir anda irkildi, ama işi bozuntuya vermemek böcayının uzmanlık alanıydı.. başını hiç çevirmeden aynı yöne bakmaya devam etti elf konuşurkende dikkatle oraya bakıyordu...
"Ezakiel, biri bizi burada görürse hırsız olduğumuzu düşünecekler, böylece zaten yabancı düşmanı olan bir köyden, linç tehditi ile ayrılırız..."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

İlk bakışta yabancının, genç biri hatta çocuk yaşta " 16 ya da 17 - olduğunu anlayan Tudor, gencin elindeki hançeri kolaylıkla aldı. Genç, sarışın ve yeşil gözlüydü. Son derece güzel bir yüzü vardı. Asla birini öldürebilecek bir tipe sahip değildi ama Tudor öldürme işinin yüzle ve ya tiple bir alakası olmadığını biliyordu ve son sorusunu tekrarladı; "Kimsin sen? ve Neden beni öldürmek istedin?" Gencin çok korktuğu gözlerinden okunabiliyordu. Titrek bir sesle: "Anlatacağım ama önce kolumu bırakın lütfen çünkü başka bir sağ kolum yok" dedi genç. Bunun üzerine Tudor "Eğer bana bu olayla ilgili mantıklı bir açıklama yapmazsan yaşamının kalan kısmında sadece sol kolunu kullanmak zorunda kalacaksın..! Beni iyi anladın mı?" diye sordu. Genç; "Evet daha açıklayıcı olamazdınız." ve Tudor bir mengene gibi sıkıştırdığı gencin kolunu biraz gevşetti ama tedbirliydi, genç kaçmak isteyebilirdi. Tudor: "İyi o zaman. şimdi seni dinliyorum genç, anlat bakalım ve her kurduğun cümlede kolunu düşün. Ona göre sakın yalan söylemeye kalkma..!"..
Only God can Judge me!
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests