Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
Kharon yavaşça oturduğu yerden kalktı. Oturduğu masada yanında kimse kalmayan barbar kadınını gördü. elinde kendisine olmayacak kadar küçük bir madalyon taşıyordu yada en azından kharon böyle düşündü. yanına gitmeye karar verdi.
yanına gittiğnde barbar kızının ölümünü zar zor da olsa hatırladığı annesine benzediğini düşündü . bu onda heyecanı arttırdı. kırmızı gözleri ile barbar kadınına oturup oturamıyacağını işaret etti. hala konuşmaya tereddüt ediyor vahşi ama insan olan barbar tarafı onu barbar kadınına karşı itiyordu.
şimditek istediği bir oturabilirsin işaretiydi.
yanına gittiğnde barbar kızının ölümünü zar zor da olsa hatırladığı annesine benzediğini düşündü . bu onda heyecanı arttırdı. kırmızı gözleri ile barbar kadınına oturup oturamıyacağını işaret etti. hala konuşmaya tereddüt ediyor vahşi ama insan olan barbar tarafı onu barbar kadınına karşı itiyordu.
şimditek istediği bir oturabilirsin işaretiydi.
Ölümle başlar yeni hayatın,
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
Elf çayırlıktan yokuş aşağı inmeye devam etti. inerken bir taraftanda düşünüyordu...
"Bir hırsızlık olmalı" diye geçirdi içinden.. akla en yatkın gelenide buydu... eşyalarını bir kontrol etse iyi olacaktı elf, hemen çantasını aşağı indirdi.. herbir eşyasını tek tek kontrol etti.. çalınan hiçbir şey yoktu, bu elf'e bir yanıttan çok sorular vermişti.. düşünmesi için, ve galiba tek cevapta kasabada duruyor olmalıydı, yeniden yüklendi elf çantasını ama bu sırada bir eksiklik hissetti, boynunda sallanan madalyonu, eğitmenin ona hediye ettiği madalyon yerinde yoktu...
"Düşürmüş olabilirmiyim??" diye sayıkladı endişeyle, fazla yol yürümemişti, hemen geldiği yoldan geri yürümeye başladı.. o kolye elf için çok değerliydi...
Yaklaşık üç saat boyunca elf durmaksızın yürüdüğü heryere baktı.. ama sonuçta başladığı yere dönmüştü yeniden.. bu büyük bir hayal kırıklığıydı, çünkü eskileren kalan ender hatıralardandı o kolye... bu kaybı düşünmemeye çalışarak kasabaya doğru yeniden ilerlemeye başladı elf, yokuş aşağı yürüyüşünü tamamladıktan sonra, Ezakiel ile çatısına tırmandıkları evi gördü... acaba böcayı nerelerdeydi şimdi, onuda bulması gerekecekti hatta kimbilir belki aradığı cevaplarda ondaydı...
Köyün dar ve çamurlu sokaklarında ilerlemeye devam etti, sokaklar neredeyse boştu.. arada sağdan soldan geçen bir kaç insan hariç, zaten elf'e bakışları hiçde iç açıcı değildi.. korkutan ve aşağılayan, karanlık bakışlardı bunlar... elf onların bu bakışlarına pek aldırmamaya çalıştı, ama ne kadar çabalasada iç sıkan bir durumdu bu, sonra hanın solgun ışıklarını fark etti ileride, değişen birşey yoktu gene içeride, kalabalık fakat kasvetli bir han, elf'in bildiği hiçbir hana benzemiyordu burası.. yavaş yavaş kapıya yaklaştı, kapı parçalanmıştı ve parçalanan kapı kenara çekilmişti, içeriye girmeden çevreye birgöz attı elf yeniden, pek çok tanımadığı yüz vardı içeride.. bu arayış Lysana'yı bulunca durdu, Thlyrotel şaşkınlıkla handan içeri girdi, Lysana biriyle sohbet ediyordu.. onların bulunduğu tarafa doğru yürüdü, ve yürürken kenardan kendisine bakan, iri kıyım bir kadının bakışlarını göz ucuyla fark etti.. sonra Lysana'nın yanındaydı.. sohbetlerini bölmemek için.. yüzünde bir gülümseme orada öylece bekledi elf, sessizce...
"Bir hırsızlık olmalı" diye geçirdi içinden.. akla en yatkın gelenide buydu... eşyalarını bir kontrol etse iyi olacaktı elf, hemen çantasını aşağı indirdi.. herbir eşyasını tek tek kontrol etti.. çalınan hiçbir şey yoktu, bu elf'e bir yanıttan çok sorular vermişti.. düşünmesi için, ve galiba tek cevapta kasabada duruyor olmalıydı, yeniden yüklendi elf çantasını ama bu sırada bir eksiklik hissetti, boynunda sallanan madalyonu, eğitmenin ona hediye ettiği madalyon yerinde yoktu...
"Düşürmüş olabilirmiyim??" diye sayıkladı endişeyle, fazla yol yürümemişti, hemen geldiği yoldan geri yürümeye başladı.. o kolye elf için çok değerliydi...
Yaklaşık üç saat boyunca elf durmaksızın yürüdüğü heryere baktı.. ama sonuçta başladığı yere dönmüştü yeniden.. bu büyük bir hayal kırıklığıydı, çünkü eskileren kalan ender hatıralardandı o kolye... bu kaybı düşünmemeye çalışarak kasabaya doğru yeniden ilerlemeye başladı elf, yokuş aşağı yürüyüşünü tamamladıktan sonra, Ezakiel ile çatısına tırmandıkları evi gördü... acaba böcayı nerelerdeydi şimdi, onuda bulması gerekecekti hatta kimbilir belki aradığı cevaplarda ondaydı...
Köyün dar ve çamurlu sokaklarında ilerlemeye devam etti, sokaklar neredeyse boştu.. arada sağdan soldan geçen bir kaç insan hariç, zaten elf'e bakışları hiçde iç açıcı değildi.. korkutan ve aşağılayan, karanlık bakışlardı bunlar... elf onların bu bakışlarına pek aldırmamaya çalıştı, ama ne kadar çabalasada iç sıkan bir durumdu bu, sonra hanın solgun ışıklarını fark etti ileride, değişen birşey yoktu gene içeride, kalabalık fakat kasvetli bir han, elf'in bildiği hiçbir hana benzemiyordu burası.. yavaş yavaş kapıya yaklaştı, kapı parçalanmıştı ve parçalanan kapı kenara çekilmişti, içeriye girmeden çevreye birgöz attı elf yeniden, pek çok tanımadığı yüz vardı içeride.. bu arayış Lysana'yı bulunca durdu, Thlyrotel şaşkınlıkla handan içeri girdi, Lysana biriyle sohbet ediyordu.. onların bulunduğu tarafa doğru yürüdü, ve yürürken kenardan kendisine bakan, iri kıyım bir kadının bakışlarını göz ucuyla fark etti.. sonra Lysana'nın yanındaydı.. sohbetlerini bölmemek için.. yüzünde bir gülümseme orada öylece bekledi elf, sessizce...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Melkortr orc şefi hana girmek için dökme demirden oluşan özensiz ama ağır ve sivri kılıcını çıkartmış ve bir darbeyle kırık kapıyı menteşelerinden yerinden çıkartarak hana girmişti bu onun yıllardır kapılardan girmek için kullandığı yöntemdi.
Nedense kapı olayını o sırada kimse görmemiş ve şimdiye kadar çatısı olan bir yere en sezsiz girişini yapmıştı.
İçeri girdiğinde oğlu Kharon u gördü bir barbar kadınının tepesinde dikiliyordu. Ve ömründe ilk defa oğlunun titrediğini boynunun eğik acı çeken yüz ifadesi ile duruşuna şahit oluyordu.
O saldırı da O vahim kaza olmasa ne oğlunu aramaya gelirdi ne de bu barbar kadınını oğluna bırakırdı ama kalan son oğlunu kabilenin başına geçirmek istiyordu. Diğerleri sırrını öğrenmeden ve kabilenin başına yeni bir şef atanmadan.
Shamanı Katanashin ' dan bunu daha nekadar gizleyebilirdiki.
/// Edit by Raistlin: Kapı zaten kırıktı...
Nedense kapı olayını o sırada kimse görmemiş ve şimdiye kadar çatısı olan bir yere en sezsiz girişini yapmıştı.
İçeri girdiğinde oğlu Kharon u gördü bir barbar kadınının tepesinde dikiliyordu. Ve ömründe ilk defa oğlunun titrediğini boynunun eğik acı çeken yüz ifadesi ile duruşuna şahit oluyordu.
O saldırı da O vahim kaza olmasa ne oğlunu aramaya gelirdi ne de bu barbar kadınını oğluna bırakırdı ama kalan son oğlunu kabilenin başına geçirmek istiyordu. Diğerleri sırrını öğrenmeden ve kabilenin başına yeni bir şef atanmadan.
Shamanı Katanashin ' dan bunu daha nekadar gizleyebilirdiki.
/// Edit by Raistlin: Kapı zaten kırıktı...
MelkorTR
Defender of GAİA
Defender of GAİA
Madalyon elindeydi. Ama siyah cübbeliyi hanın içinde göremiyordu. Lanet olsun, dikkatini dağıtmıştı ve konuşması gereken adamda ortada yoktu. Gözetlendiği hissine kapıldı etrafına bakmak için kafasını kaldırdı ve kendisine bakan kırmızı gözleri gördü. Bu gözlerde tanıdık bir ifade sezmişti ama oturmasını söylerse siyah cübbeliyle konuşma şansını tamamen kaçıra bilirdi. Tam o an, hanın içerisine elinde tuttuğu madalyonun sahibi olan elf girmişti. Bir an bakıştılar ama Mytel ileride, savşcıyla konuşan Lysana' nın yanına doğru gitti. Kafasını karşısında durana cevirdi . Oturduğu tabureyi geri itti ve ayağa kalktı. karşısında duran dev yaratığın ancak omuz hizasına gelmişti. Gözlerini ayırmadan konuştu.
Ne istediğini bilmiyorum ama şu an sana ayıracak zamanım yok. Ne istiyorsun diye sormak isterdim ama şu an önceliklerim bundan daha önemli.
Bir an durdu, sonra karşısındakini baştan aşağı süzdü. şimdilik gidiyorum . Ve handan çıkmak için yürümeye başladı. Arkasına bakması gerekmiyordu ama son kez kırmızı gözlere bakmak istemişti. Dışarısı epey soğuk ve karanlıktı. Arada bir şimşek çakıyordu. Ama iyi bir iz sürücü olduğundan bu hava şartlarını dikkate pek almadı. Soğuktan onu koruyan tek şey üzerindeki ayı postundan yapılmış peleriniyi. Rüzgar epey sert esiyordu...
Ne istediğini bilmiyorum ama şu an sana ayıracak zamanım yok. Ne istiyorsun diye sormak isterdim ama şu an önceliklerim bundan daha önemli.
Bir an durdu, sonra karşısındakini baştan aşağı süzdü. şimdilik gidiyorum . Ve handan çıkmak için yürümeye başladı. Arkasına bakması gerekmiyordu ama son kez kırmızı gözlere bakmak istemişti. Dışarısı epey soğuk ve karanlıktı. Arada bir şimşek çakıyordu. Ama iyi bir iz sürücü olduğundan bu hava şartlarını dikkate pek almadı. Soğuktan onu koruyan tek şey üzerindeki ayı postundan yapılmış peleriniyi. Rüzgar epey sert esiyordu...
Andero'nun söylediklerini sessizce dinledi,daha konuşmasına fırsat vermeden andero masadan ayrılıp diğerleriyle konuşmaya gitmişti..Kendi düşüncelerinin içinde kayboldu,ama zaten kararını vermişti anderoyla birlikte gidicekti zaten bu yüzden burdaydı,siyah cüppeliye güvenmesede anderoya güveniyordu onun verdiği kararlarada öyle .Aklına onu çocuğu gibi büyüten penier'in sözleri geldi " Kişinin karakterini zorluklar ve engeller geliştirebilir ancak" tam bu ana uygun bir cümle olmuştu,yüzünde hafif bir tebessüm belirdi..
Bu sözleri düşünürken yanında birinin durduğunu gördü,bakışlarını yanında duran kişiye çevirdi,ince kaşları çatıldı "Thlyrotel" dedi hayretle zira bu elf demin bu handan koşturarak çıkmıştı şimdi yine yanında duruyordu..karşısındaki elf gülümsüyordu ,ama bu sefer daha farklıydı bakışları yine sanki eski Thlyrotel di yinede emin olamazdı.
" Thlyrotel sen iyimisin,burda ne işin var,kim olduğunu hatırlıyormusun?" ard arda çok fazla soru sorduğunu farketti , ve mahçup bir şekilde gülümsedi.Ama gözlerinde hala endişe okunabiliyordu...
Bu sözleri düşünürken yanında birinin durduğunu gördü,bakışlarını yanında duran kişiye çevirdi,ince kaşları çatıldı "Thlyrotel" dedi hayretle zira bu elf demin bu handan koşturarak çıkmıştı şimdi yine yanında duruyordu..karşısındaki elf gülümsüyordu ,ama bu sefer daha farklıydı bakışları yine sanki eski Thlyrotel di yinede emin olamazdı.
" Thlyrotel sen iyimisin,burda ne işin var,kim olduğunu hatırlıyormusun?" ard arda çok fazla soru sorduğunu farketti , ve mahçup bir şekilde gülümsedi.Ama gözlerinde hala endişe okunabiliyordu...
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
MelkorTR barbar kadının yanından gidişini izledi. ve sonra Kharon un duyabileceği bir sesle
''Oğlum, Kharon, şu an için sorunumuz o kadın değil. Gel benimle yapmamız gereken işler var. zaman kaybına daha fazla tahammülüm yok.Teklifim reddedilemez . ''
Kharon öfkeyle babası Melkortr ye döndü. gözlerindeki ıslaklık ta neydi öyle.
Barbar kadını kara lisan da konuşmuş olan orc şefini anlamamıştı. ama elflerin anlayıp anlamadığı konusunda melkortr nin tereddütleri vardı.
///Edit by Raistlin: Handa Kara Lisan'ı bilenler olabilir. Anlayıp anlamadıklarına sen karar veremezsin.
Barbar kadınını elfle beraber görmedin RP'ye biraz daha özen lütfen.
''Oğlum, Kharon, şu an için sorunumuz o kadın değil. Gel benimle yapmamız gereken işler var. zaman kaybına daha fazla tahammülüm yok.Teklifim reddedilemez . ''
Kharon öfkeyle babası Melkortr ye döndü. gözlerindeki ıslaklık ta neydi öyle.
Barbar kadını kara lisan da konuşmuş olan orc şefini anlamamıştı. ama elflerin anlayıp anlamadığı konusunda melkortr nin tereddütleri vardı.
///Edit by Raistlin: Handa Kara Lisan'ı bilenler olabilir. Anlayıp anlamadıklarına sen karar veremezsin.
Barbar kadınını elfle beraber görmedin RP'ye biraz daha özen lütfen.
MelkorTR
Defender of GAİA
Defender of GAİA
Efla Andero'nun kara cübbeli adamla konuştuğunu görmüştü. Hiç tekin görünmüyordu. Asla güvenemeyeceğini hissetti. Ama meslektaştılar işte. Aynı işi yapan farklı kişiler. Kendi cübbesine baktı. Normalde beyaz olması gerekirdi. Kıyafet konusunda titiz sayılırdı genelde. Bu sefer kıyafet buk umrunda değildi. Cübbesinin beyazlğı toz ve toprakla lekelenmişti. Artık beyaz gibi durmuyordu. Cübbesindeki tozlara dikkat etti. Rasgele dağılmışlardı. Bir düzen yoktu. Belli yerlerde yoğunlaşmış lekeler. Hayattaki düzensizliği andırdı bir an için ona. Yani KAOSu. Kendisi hayatın düzenle kaosun bir dansı olduğuna inanırdı. Bunları düşünmeyi bıraktı. Bu aralar düşüncelerinin yerine umursamazlık koymayı alışkanlık haline getirmişti.
Bu sırada Andero'nun konuşmasını bitirip oraya doğru geldiğini gördü. İlk önce Lysanayla birşeyler konuştu.Daha sonra yanına geldi. Ayakta dikildi. Oturmadı. Efla Andero'daki değişikliği birkez daha izledi. Ve değişmeyen şeyleri de izledi konuştukça...Bütün değişenlere rağmen hayatlarında dostluk baki kalmıştı. Eğer değiştiyse bile o da kuvvetlenmişti. Bir bağımlılığa dönüşmüştü sanki iki insan arasında.
-Sevgili dostum. Sonunda başlıyor. Buraya kadar geldin benim için. Sana gerçekten müteşekkirim. Ama senden bundan sonrasını isteyebilecek yüreğe sahip değilim. Yarın şu kara cübbeli adamla beraber,ki adı Brenne, burada buluşup şu laneti yok etmeye çalışacağız. Benim lanetimde sanırım orada son bulacak. Gelip gelmemek senin özgür seçimin. Bil ki hangi kararı verirsen ver, senin hakkındaki düşüncelerim hiç değişmeyecek. Eğer bizimle gelmek istersen inan çok mutlu olurum. İyice düşünmeden kararını verme. Ã?ünkü dönememe ihtimalimiz dönme ihtimalimizden daha büyük görünüyor.
Efla Andero'nun ayrılışını izledi. Birşey söylememişti. Biriki soru sormaya niyetlendi. "Neden o adam? Bizi yarı yolda bırakmayacağına kim garanti verebilir?..." Hayır sorgulamayacaktı. Hiçbir zaman sorgulamazlardı birbirlerini. Zorlamazlardı da. Bu dostluklarının kuvvetli bağlarından biriydi. Çoktan kararını vermişti Andero. Efla da kararını vermiş olduğunu farketti. Soruları sorarken hep geleceğini düşündüğünü farketti. "Dönememe ihtimalimiz dönme ihtimalimizden daha büyük görünüyor." diye tekrarladı içinden. Umursamazlığın hüküm sürdüğü ruhu bunu da umursamayacaktı."Sanki öylece bırakıp gidebileceğim." diye mırıldandı belli belirsiz. Ve gülümseyebildi. Andero geldiğinde onla konuşmaya niyetlendi. SAnırsa yukarı çıkmıştı. Majentayla konuşmaya...
Başını kaldırdığında içerde olan bir ork şefi farketti. Handa ne işi vardı. Keni hanında ortadan kaybolan orku hatırladı bir an. Ayrıca Dostlarına zarar vermedikçe kimin umrundaydı ki?
Bu sırada Andero'nun konuşmasını bitirip oraya doğru geldiğini gördü. İlk önce Lysanayla birşeyler konuştu.Daha sonra yanına geldi. Ayakta dikildi. Oturmadı. Efla Andero'daki değişikliği birkez daha izledi. Ve değişmeyen şeyleri de izledi konuştukça...Bütün değişenlere rağmen hayatlarında dostluk baki kalmıştı. Eğer değiştiyse bile o da kuvvetlenmişti. Bir bağımlılığa dönüşmüştü sanki iki insan arasında.
-Sevgili dostum. Sonunda başlıyor. Buraya kadar geldin benim için. Sana gerçekten müteşekkirim. Ama senden bundan sonrasını isteyebilecek yüreğe sahip değilim. Yarın şu kara cübbeli adamla beraber,ki adı Brenne, burada buluşup şu laneti yok etmeye çalışacağız. Benim lanetimde sanırım orada son bulacak. Gelip gelmemek senin özgür seçimin. Bil ki hangi kararı verirsen ver, senin hakkındaki düşüncelerim hiç değişmeyecek. Eğer bizimle gelmek istersen inan çok mutlu olurum. İyice düşünmeden kararını verme. Ã?ünkü dönememe ihtimalimiz dönme ihtimalimizden daha büyük görünüyor.
Efla Andero'nun ayrılışını izledi. Birşey söylememişti. Biriki soru sormaya niyetlendi. "Neden o adam? Bizi yarı yolda bırakmayacağına kim garanti verebilir?..." Hayır sorgulamayacaktı. Hiçbir zaman sorgulamazlardı birbirlerini. Zorlamazlardı da. Bu dostluklarının kuvvetli bağlarından biriydi. Çoktan kararını vermişti Andero. Efla da kararını vermiş olduğunu farketti. Soruları sorarken hep geleceğini düşündüğünü farketti. "Dönememe ihtimalimiz dönme ihtimalimizden daha büyük görünüyor." diye tekrarladı içinden. Umursamazlığın hüküm sürdüğü ruhu bunu da umursamayacaktı."Sanki öylece bırakıp gidebileceğim." diye mırıldandı belli belirsiz. Ve gülümseyebildi. Andero geldiğinde onla konuşmaya niyetlendi. SAnırsa yukarı çıkmıştı. Majentayla konuşmaya...
Başını kaldırdığında içerde olan bir ork şefi farketti. Handa ne işi vardı. Keni hanında ortadan kaybolan orku hatırladı bir an. Ayrıca Dostlarına zarar vermedikçe kimin umrundaydı ki?
Elf şaşkınlıkla Lysana'nın sorularını dinledi.. belliki rahibe yorgundu ve kafası karışmıştı.. gülümseyerek başını arkaya çevirdi elf.. Lysana'nın yanında oturan her kimse bir süre geri dönmeyecekti anlaşılan...
"Thlyrotel sen iyimisin,burda ne işin var,kim olduğunu hatırlıyormusun?"
Thlyrotel yeniden gülümseyerek Andero'nun boşalttığı sandalyeye oturdu, bakışlarını direk olarak Lysana'nın gözlerine çevirdi...
"Lysana elbette kim olduğumu hatırlıyorum, burdaki insanların yardıma ihtiyacı olacaktır bu sebeple buradayım.."
bir süre sessizlik oldu, bu sırada elf Andero'nun geri dönüp dönmeyeceğini merak ediyordu.. sonra yeniden sessizliği bozan Thlyrotel oldu,
"Demek sizde bu insanlara yardım için buradasınız, ahh Lysana, seni hanın çıkışında gördüğüm zaman neden bunu bana söylemedin, size zevkle yardımcı olurdum.."
"Thlyrotel sen iyimisin,burda ne işin var,kim olduğunu hatırlıyormusun?"
Thlyrotel yeniden gülümseyerek Andero'nun boşalttığı sandalyeye oturdu, bakışlarını direk olarak Lysana'nın gözlerine çevirdi...
"Lysana elbette kim olduğumu hatırlıyorum, burdaki insanların yardıma ihtiyacı olacaktır bu sebeple buradayım.."
bir süre sessizlik oldu, bu sırada elf Andero'nun geri dönüp dönmeyeceğini merak ediyordu.. sonra yeniden sessizliği bozan Thlyrotel oldu,
"Demek sizde bu insanlara yardım için buradasınız, ahh Lysana, seni hanın çıkışında gördüğüm zaman neden bunu bana söylemedin, size zevkle yardımcı olurdum.."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Andero Majenta'nın sorusunu duydu.
-Benim Andero dedi. Majenta'ya sakince. Majenta'nın oturuşunu izledi. Seninle konuşmam gerekli. dedi. Majenta'nın önüne ilerledi. Odanın loş ışığında ona baktı. "Yorgun. Acaba ben nasıl görünüyorum?" diye düşündü.
-O siyah cüppeli adamla konuştum. Adı Brenne'miş. Bana ölülerle ilgilenen bir büyücü olduğunu ve amacının gittikçe ilerleyen bu laneti durdurmak olduğunu söyledi. Sana rüyalarımdan bahsetmiştim. Aynı sesi bir süre önce yine duydum. Bana eğer kendisini bulmamı istiyorsam bu adamı takip etmem gerektiğini söyledi. Benim buraya geliş amacımın O'nu bulmak ve bu ıstırabı dindirmek olduğunu biliyorsun. Elime geçen bu fırsatı kaçıramam o yüzden bu adamla gideceğim. Buraya kadar bana eşlik ettiğin için teşekkürler. Ama bundan sonrasını senden isteyemem. Kararı sen kendin, özgür iradenle vermelisin. Eğer benimle gelmeye karar verirsen inan çok sevinirim ama önemli olan senin hayatın. Yarın sabah burada buluşup yola çıkacağız. Sabaha kadar düşün. Kararını iyice tart. Ã?ünkü bu kararı vermek kolay olamayacak.
Andero gülümsedi ve etrafına bakındı. Odadaki diğer yatağı gördü.
-Sanırım bu benim için. dedi ve Majenta'ya hafifçe göz kırptı. İlerledi ve yatağın yanına geldi. Ã?nce kalkanını yatağın yanına dayadı. Sonra pelerinini çözdü omuzlarından, pelerin yavaşça yere süzüldü. Kılıcını belinde tutan kemeri çözdü ve kılıcını yatak ile kalkanının arasına sıkıştırdı kınıyla beraber. Kılıcı kında biraz gevşetti. Kılıcın kabzası yukarı bakıyordu. Bu sayede gerektiğinde hızla kılıcını çekebiliyordu. Andero sakince zincir zırhını çıkardı. Yavaşça yatağın yanına, yere bıraktı. Sonra sakince yatağına girdi ve uyuyamayacağını bildiği bir uykuya dalmaya çalıştı.
-Benim Andero dedi. Majenta'ya sakince. Majenta'nın oturuşunu izledi. Seninle konuşmam gerekli. dedi. Majenta'nın önüne ilerledi. Odanın loş ışığında ona baktı. "Yorgun. Acaba ben nasıl görünüyorum?" diye düşündü.
-O siyah cüppeli adamla konuştum. Adı Brenne'miş. Bana ölülerle ilgilenen bir büyücü olduğunu ve amacının gittikçe ilerleyen bu laneti durdurmak olduğunu söyledi. Sana rüyalarımdan bahsetmiştim. Aynı sesi bir süre önce yine duydum. Bana eğer kendisini bulmamı istiyorsam bu adamı takip etmem gerektiğini söyledi. Benim buraya geliş amacımın O'nu bulmak ve bu ıstırabı dindirmek olduğunu biliyorsun. Elime geçen bu fırsatı kaçıramam o yüzden bu adamla gideceğim. Buraya kadar bana eşlik ettiğin için teşekkürler. Ama bundan sonrasını senden isteyemem. Kararı sen kendin, özgür iradenle vermelisin. Eğer benimle gelmeye karar verirsen inan çok sevinirim ama önemli olan senin hayatın. Yarın sabah burada buluşup yola çıkacağız. Sabaha kadar düşün. Kararını iyice tart. Ã?ünkü bu kararı vermek kolay olamayacak.
Andero gülümsedi ve etrafına bakındı. Odadaki diğer yatağı gördü.
-Sanırım bu benim için. dedi ve Majenta'ya hafifçe göz kırptı. İlerledi ve yatağın yanına geldi. Ã?nce kalkanını yatağın yanına dayadı. Sonra pelerinini çözdü omuzlarından, pelerin yavaşça yere süzüldü. Kılıcını belinde tutan kemeri çözdü ve kılıcını yatak ile kalkanının arasına sıkıştırdı kınıyla beraber. Kılıcı kında biraz gevşetti. Kılıcın kabzası yukarı bakıyordu. Bu sayede gerektiğinde hızla kılıcını çekebiliyordu. Andero sakince zincir zırhını çıkardı. Yavaşça yatağın yanına, yere bıraktı. Sonra sakince yatağına girdi ve uyuyamayacağını bildiği bir uykuya dalmaya çalıştı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Karmaşık rüyalara dalmıştır Tudor. Savaş arzusu yüzünden terk ettiği ailesini görür ve yine kalbindeki o ince sızıyı hisseder. Ã?ocukken babasının kendisine savaşma sanatının inceliklerini öğrettiğini, annesinin koruma iç güdüsüyle "ona öyle şeyler öğretmek için henüz erken" diye eşine çıkışmasını, köydeki arkadaşlarıyla oyunlar oynadığını görür. Aklına ne zaman ailesi ve çocukluğu gelse hüzünlenirdi Tudor, uykuda olması bile bu durumu değiştiremedi ve kapalı gözlerinden irili ufaklı damlacıklar akmaya başladı..
Only God can Judge me!
Belliki Thlyrotel deminki yaşadığı olayı hatırlamıyordu,fazlada üstelemek istemedi.Kendiside unutmaya kararverdi...
Thlyrotel'in yardım teklifini duyunca yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi."Bizimle gelmek istemene sevindim zorlu bir yolculuk olucak,o yüzden dinlenmeli ve gücümüzü toplamalıyız sanırım yarın erkenden yola çıkıcaz" etrafına bakındı,ortalık sessizleşmişti etrafta tek tük kişiler kalmıştı.handa çalışanların bir kısmı sandelyeleri toparlıyor ,bir kısmı etrafı siliyordu.tekrar Thlyrotel'e baktı "Handamı dinleniceksin yoksa orman da kamp kurmayımı tercih edersin?" bu sözleri söylerken ayaklanmıştı,şahsen kendisi handa kalıcaktı.Thlyrotel'in cevabını beklemeden ilerlemeye başladı,giderkende ekledi "sabah bu handa toplanıcaz,Gece sana huzur versin Thlyrotel".
Yukarı merdivenlerden odaların olduğu bölüme çıktı,Majenta iki oda hazırlatmıştı çünkü.Odaların birinde kapının açık olduğunu gördü tek bir yatak düzenli ve toplu bir şekilde duruyordu "bu oda muhtemelen benim için olmalı" dedi öyle olmasa bile aldırcak havada değildi.yatağın kenarına oturdu, bir süre bu zaman zarfında olanları düşündü.Ve gelicek acaba ona neler getiricekti,aklından bunlar geçerken yatağa uzandı.cüppesine iyice sarınarak uyumaya çalıştı...
Thlyrotel'in yardım teklifini duyunca yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi."Bizimle gelmek istemene sevindim zorlu bir yolculuk olucak,o yüzden dinlenmeli ve gücümüzü toplamalıyız sanırım yarın erkenden yola çıkıcaz" etrafına bakındı,ortalık sessizleşmişti etrafta tek tük kişiler kalmıştı.handa çalışanların bir kısmı sandelyeleri toparlıyor ,bir kısmı etrafı siliyordu.tekrar Thlyrotel'e baktı "Handamı dinleniceksin yoksa orman da kamp kurmayımı tercih edersin?" bu sözleri söylerken ayaklanmıştı,şahsen kendisi handa kalıcaktı.Thlyrotel'in cevabını beklemeden ilerlemeye başladı,giderkende ekledi "sabah bu handa toplanıcaz,Gece sana huzur versin Thlyrotel".
Yukarı merdivenlerden odaların olduğu bölüme çıktı,Majenta iki oda hazırlatmıştı çünkü.Odaların birinde kapının açık olduğunu gördü tek bir yatak düzenli ve toplu bir şekilde duruyordu "bu oda muhtemelen benim için olmalı" dedi öyle olmasa bile aldırcak havada değildi.yatağın kenarına oturdu, bir süre bu zaman zarfında olanları düşündü.Ve gelicek acaba ona neler getiricekti,aklından bunlar geçerken yatağa uzandı.cüppesine iyice sarınarak uyumaya çalıştı...
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Elf Lysana merdivenleri çıkana bekledi..hoş kendine dostluk edecek insanlar bulmuştu, ama bu grupta ne kadar iyi karşılanırdı onu bilemiyordu çünkü içlerinden sadece Lysana'yı tanıyordu...
"yarın görürüz.." dedi içinden.. ve tam bunu düşünürken, ağzını genişçe açtı uzunca bir süre esnedi.. uykusu gelmişti sonunda, yada uykusu olduğu daha ancak aklına gelmişti elf'in.. çünkü şu anda yapacak hiç işi yoktu.. ayağa kalktı.. hanın kırık kapısına baktı şöyle bi, hayır ormana gitmeyecekti, hancıya döndü, oda belliki elf'in ona gelmesini bekliyordu, kenardan aldığı bir anahtar ellerinde sallanıyordu, elf oraya yöneldi. tam anahtarı kapacaktı ki, hancı elini çekti... "önce para" dercesine parmaklarını birbirine sürtüyordu şimdi...
Elf hancıya baktı.. cebimden iki altın çıkardı ve tezgahın üzerine bıraktı, sonra anahtarı kaptığı gibi merdivenlere yöneldi...
"yarın görürüz.." dedi içinden.. ve tam bunu düşünürken, ağzını genişçe açtı uzunca bir süre esnedi.. uykusu gelmişti sonunda, yada uykusu olduğu daha ancak aklına gelmişti elf'in.. çünkü şu anda yapacak hiç işi yoktu.. ayağa kalktı.. hanın kırık kapısına baktı şöyle bi, hayır ormana gitmeyecekti, hancıya döndü, oda belliki elf'in ona gelmesini bekliyordu, kenardan aldığı bir anahtar ellerinde sallanıyordu, elf oraya yöneldi. tam anahtarı kapacaktı ki, hancı elini çekti... "önce para" dercesine parmaklarını birbirine sürtüyordu şimdi...
Elf hancıya baktı.. cebimden iki altın çıkardı ve tezgahın üzerine bıraktı, sonra anahtarı kaptığı gibi merdivenlere yöneldi...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Andero'nun dönmesini bekledi. Gelmemişti. Yapılacak konuşmayı ertelemeye karar verdi. Zaten kararlar alınmıştı. Yapılacak şey değişmeyecekti. Yarın uzun bir gün olacaktı. Dinlense iyiydi. Hancıdan bir oda istedi. Merdivenlerden üst kata çıktı. Handaki bugünkü olayların aksine sessizlik hakimdi bu sefer. Ayak sesleri hanın ahşap döşemesinde yanlılanıyor, sanki sessizliği yırtmaya çalışıyordu. Kimseyi uyandırmamaya gayret ederek ilerledi Efla. Anahtarı klide soktu. Hafif bir kilk sesiyle yankılandı bu sefer han.
Efla yattı. Uyumaya çalışacaktı. Yarın için hazır olmalıydı. Fakat uyumaya çekiniyordu. Aşşağıdaki baygınlığında gördüklerini hatırladıkça ürperdi. Hem uyumak istiyordu hem istemiyordu. Büyü kitabını çıkardı. Yarın için biraz hazırlık yaptı. Zihninde işine yarayabilecek büyüleri canlandırdı. Artık dayanamayacağını farketti. Tekrar koydu kitabı çantasına. Yine bir umursamazlık kapladı Efla'yı. Ne olacaksa olacaktı. Uykunun karşı koyulmaz sıcaklığına bıraktı. Huzur dolu bir uyku olmuyordu. Kabuslar peşini bırakmadı. Zaman sanki yavaşça akıyordu. Gece bitmeyecek gibiydi...
Efla yattı. Uyumaya çalışacaktı. Yarın için hazır olmalıydı. Fakat uyumaya çekiniyordu. Aşşağıdaki baygınlığında gördüklerini hatırladıkça ürperdi. Hem uyumak istiyordu hem istemiyordu. Büyü kitabını çıkardı. Yarın için biraz hazırlık yaptı. Zihninde işine yarayabilecek büyüleri canlandırdı. Artık dayanamayacağını farketti. Tekrar koydu kitabı çantasına. Yine bir umursamazlık kapladı Efla'yı. Ne olacaksa olacaktı. Uykunun karşı koyulmaz sıcaklığına bıraktı. Huzur dolu bir uyku olmuyordu. Kabuslar peşini bırakmadı. Zaman sanki yavaşça akıyordu. Gece bitmeyecek gibiydi...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

