Uzaktan öfkeli bir atın toynak sesleri geliyordu. gittikçe yakınlaştı ve karargahın önünde durdu. kapı çarparak açıldı birden ve Hükümlü hiç bir şey söylemeden odasına çıktı.
Ardından tekrar çıktı odasından. İshtarin'i buldu.
"En kısa zamanda karargahtan ayrılacağız. Tekrara dönüş olacak; ama ne zaman olur onu bilemem." yazı yazan Erumollien'i gördü. "Gidiyoruz büyücü zamanı geldi artık. Uğrayacağımız bir iki yer var daha sonra yapmamız gerekni yapmak üzere yola koyulacağız. Bizimle misin Erumollien?"
hükümlü şövalye'yi dinledi Erumollien ve
"Senin yokluğunda çok şey değişti şövalye... Senden isteğim tüm savaşçıları ve büyücüleri buraya toplaman... Tüm Orene inananları... Artık lordun yeni bir rahibi var... Tapınak yeniden açılacak... Mühürler kırılacak... şimdi bizim zamanımız.... İnsanların zamanı son buldu. şimdi adaletin zamanı"
"Sadece iki günlüğüne gittim Erumollien. Eski bir dostu aramaya.gitmiştim lakin bulamadım izini hiçbir yerde. Efendi Oren Dautry'nin yeni başbüyücüsünü selmlarım. Lakin tüm savaşçıları toplayacak bir kişi değilim ben. Tapınak yerli yerinde Oren'e bağlı olanlar zaten geleceklerdir emin ol. Bizim yapmamız gereken önemli işler var ama."
"Sizin yapmanız gereken işler var şövalye..... Benim yapmam gereken en büyük işse tapınağı tekrar Oren inancı ile kırmak... Tapınağa gitmek zorundayım... Bu sırada unutmaki aradığın silah ancak sana tapınakta bahşedilebilir... Elveda"
"pekala o zaman tapınakta görüşmek üzre en yakın zamanda geleceğim..." dedi ve yeni rahibi uğurladı...
"Evet İshtarin hazırlanmaya devam edelim. Gitmemiz gerekn pek çok yer, görüşülmesi gereken pek çok insan var...."
---------------------
devamı önce vampirlerde kısa bir şey daha sonrası ise ufak bir çadır başlığı altında....
ADALETİN KARARGÖH ÖSSÖ!
Hükümlü şovalye omuzlar üzerinde tapınağa getirildi. Yere konuldu. şovalyenin odasının ortasına genişçe bir çukur kazıldı. şovalye bütün ekipmanıyla birlikte özenle ve nazikçe toprağa konuldu. Lord Orenin verdiği Kılıcı göğsüne koydu İshtarin ve şovalyenin elinide kılıcın kabzasına koydu. Sonra üzerini tekrar örttüler ve üzerine çiçekler koydular. Odanın kapısı kilitledi İshtarin birdaha açılmamak üzere. Dışarı attı kendini sanki kaçarcasına. Birden pat diye oturdu karargahın merdivenine .şimdi tek başınaydı. Bu ne demek diye düşünmeye başladı ellerini başının arasına alıp. Bu hikaye burada bitti diye düşündü bir an. HErkes kendi yoluna gitti.VE daha vampirler avlayacağız. Kafası çok karışıktı. En iyisi her şeyi zamana bırakmak diye düşündü. Odasına girdi. Yatağa kendini attı ki o anda ne kadar yorulduğunun farkına vardı. Bol kabuslu bir rüyaya doğru yelken açtı...
BanKai
Uyandığı zaman kafasındaki boşluk hala duruyordu. Sorular belliydi cevağları ise zamana bırakacaktı. Neşesiz bir kahvaltıdan sonra dışarı çıktı karargahtan. Dönüp baktı koca karargaha. Buranın tek üyesi kendisiydi. Gülümsedi acı acı. şu fakir elf için büyük bir malikane diye düşündü. Ve hana doğru yürümeye başladı.
BanKai
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Adaletin karargahina dogru sürdü atını Horcoel.Bir an için aklına elf diyarında sessiz sakin günleri geldi.Ama bunlar geçmişte kalmıştı kalmalıydı...İntikam duygusunu ezmiş.Kalbini aydınlıga açmıştı.Adalet duygusu kanını kaynatıyordu.Bir elinde kısa digerinde uzun kılıcı ile
kapıda atından indi.Etrafı sessiz görünüyordu.
'Yoksa geç mi kaldım?'
kapıda atından indi.Etrafı sessiz görünüyordu.
'Yoksa geç mi kaldım?'
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
