Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Dragonfly
Kutsanmış Kişi
Posts: 1262
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: DoÄ?u Limerik
Contact:

Post by Dragonfly »

Ormanın içlerinde hayvanlar bir cesedin başına toplanmışlardı.Yerde yatan bedenin ,başının üstünde minik bir sincap oturmuştu ve gözlerinin içindeki pırıltı gökyüzündeki şahinin bile dikkatini çekmişti.
Ã?nceleri küçük kıpırtılar ile hareketlendi yerde yatan.Eli ile belini yokladı. şaşkındı ve sadece başı ağrıyordu. Üstündeki elbiseler ve silahları yerli yerindeydi.Sanki hiç bir şey olmamış gibi oarada uyuya kalmıştı. Kendi ile ilgilenirken bir anda çevrasini saran aslan,domuz,çakal,tilki,kurt,ayı ve uçması gerekir iken yerde duran kartal,şahin,doğan ve diğer hayvanların ona baktıklarını fark etti.
Yüzündeki aptal ifade dahada belirginleşti. Bilinçsizce neden bakıyorsunuz dedi , sonra kendince güldü çünki cevap alamayacağını biliyordu.
Ama karşısındaki gri tüylü,geceden bile kara gözlü kurt seni merak ettik nerelerdeydin. Bu kelimeleri sanki beyninde hissetmişti. Korkarak ayağa kalkmaya çalıştı ama bedeni bir buz kütlesi gibi olduğu yerde dona kalmıştı. Açıkcası nerdeyse buz gibide soğuktu.
Küçük olaylar artık onu yomuştu tekrar baygınlık geçirmeden önce üşüyorum demişti.
Dragonfly ;
Keeper of the Grove, Forest King
<u>Domains</u>:Animal,Earth,Plant,Protection
Doğanın Tapınağı
User avatar
Kharon
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 48
Joined: Wed Oct 13, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Kharon »

Kharon un şoku üzerinden atması uzun sürdü. Ama babasının çağrısına sonunda kulak vermek zorunda kaldı. '' işte babam ama ne düşündüğü şu an benim için önemli değil ''

Yanına oturdu. bir zamanlar uğruna kardeşlerini öldürdüğü kabile şefliği
şimdilik onun için hiç bir şey değildi. babası ağzındaki eti çiğnerken çıkardığı sesler onun için artık dayanılmaz bir gürültüydü.

Hava almak için dışarı çıktı. Babasını hiç sevmemişti, zaten sevgi nedir bilmezdi ,önemli olan kan bağıydı. onun sözlerini dinliyorsam bu kan bağı yüzündendir , ve bir gün onu öldürmem gerekirse bu yine kan bağı yüzünden olacaktır diye düşündü.

Ne olduğunu anlamadan orc kanı onu eski haline geri getirdi. havanın kapalı olması günün ilk ışıklarının yeryüzüne inmesini geçiktirmişti sanki.

İçeri girip '' gel gidiyoruz '' diye bağırdı sonra arkasını döndü.
Ölümle başlar yeni hayatın,
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
User avatar
melkortr
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 56
Joined: Sat Oct 02, 2004 10:00 am
Location: GAİA
Contact:

Post by melkortr »

Melkortr ağzındakileri yutmak için o ucuz şaraptan içti. bayan garsonun yanına gitti , yağmalamalardan elde ettiği altınlardan iki tanesin verdi ve bir şişe şarap daha istedi. şarabı alıp deri matarasının içine döktü .
Kharon un yanına gidip hazırım ama nereye derken

Kharonun hızlıadımlarla yürüyüşüne koşarak eşlik etti
MelkorTR
Defender of GAİA
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Elf beyi nispeten temizlenmiş biraz olsun dinlenmişti.. iindeki ateş uzun süre oturmasına izin vermiyor onu hanın içinde küçük bir yürüyüşe zorluyordu. Kara kabuslarla dolu kısa bir kestirme ise onu uyumaması konusunda ikna etmeye fazlasıyla yetmişti..

"O adam birşeyler saklıyor, yüzünü göstermeyen kimseye güvenmemek gerekir" diye düşündü Talon Güneştacı..

Gece olunca , zaten yavaş akan zaman daha da yavaş akmaya başlamıştı.Ağır ağır dünüyordu zamanın çarkı bu gece.. çok ağır..
Elinden gelse yüklenip iterdi ama caresizce beklemek tek yapabileceği işti..

Yerine oturdu, gözleri hiddetle yokluğa bakıyordu, boşluğa. Bamak için bakıyor ama baktığı şeyi görmüyordu elf beyinin şekilli gözleri.
Bir yandan sevdiği kadını kurtarabilme ihtimalinin verdiği sonsuz enerji bir yandan da ölümde onu sahiplenme cüretini gösteren kişinin beyninde yankılanan sesi onu öyle bir hiddetlendiriyorduki, alev alev yadığını hissediyordu. Kanı kaynıyor oturduğu yerde alnında boncuk boncuk terler oluşuyordu.
"Kimse kadınıma sahip çıkmaya kalkışamaz, ölümde bile..."

Elf vahşileştiğini, soyluluğunu yitirdiğini hissetti, düşmanı her kimse çıplak ellerle acımadan ve sorgulamadan parçalamak istiyordu.

Sabah olacaktı ve Talon Güneştacı, en görkemli yolculuğuna çıkacaktı..

Bu düşünceler arasında sertce oturduğu yerden kalkan elf dikkat çektiğini farkedince kendini oturmaya zorladı ve gözlerini kapıya dikerek Brenne' nin geleceği anı gözledi
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero uykusundan uyandı. Kabuslarının arasında nispeten sakin bir geceydi. Sırt üstü yatıp ahşap tavana baktı. "Bugün nasıl geçecek bakalım?" diye sordu kendi kendine. Gülümsedi, "Acaba tamamı da geçecek mi?" diye ekledi. Brenne bugün gelecekti ve en sonunda başlayacaktı amacına doğru emin adımlarla yürümeye. Yavaşça kalktı ve yatağa oturdu. Başını eğdi. Uykunun ve gecenin yorgunluğunun verdiği mahmurluk hala üstündeydi. Bir an diğerlerinin kendisiyle gelip gelmeyeceğini düşündü. Kalktı. Yavaşça zırhını giydi. Kılıcının kınının bağlı olduğu kemeri beline bağladı. Eldivenlerini kemere sıkıştırdı. Yatmadan önce gevşettiği kılıcını tekrar kınının içine oturttu. Sonra pelerinini aldı ve omuzlarından tekrar kelepçeledi. Eğilip kalkanını aldı. Doğruldu. Majenta'ya baktı. Onca gürültüye rağmen hala uyuyordu. Gülümsedi. "Böyle rahat ve deliksiz uyuyabilmek ne güzel." diye düşündü zira bu ondan alınmış olan bir özellikti.

Odadan çıktı ve arkasından kapıyı kapattı. Merdivenlere yöneldi. Yavaşça aşağı indi. Kalkanını merdivenlere en yakın masaya dayadı ve dış kapıya doğru yöneldi. Yüzünü yıkamak istiyordu. Dışarı çıktı. Güneş yavaşça doğuyordu. Etrafına bakındı. Küçük bir çocuk esneyerek ahıra yaklaşmaktadı.

-Hey, ufaklık. diye seslendi Andero. Ã?ocuk ona baktı ve ürkekçe yanına geldi.

-Bana bir kova su getirirsen sevinirim. Ã?ocuk koşarak gitti. Andero kollarını kavuşturdu ve doğan güneşe bakmaya çalıştı. Gözleri kamaştı ve hemen başını indirdi. Elleriyle gözlerini ovdu. "Bunca yıldan sonra hala böyle yapmamam gerektiğini öğrenemedim" diye kızdı kendine. Başını kaldırdı. Gözlerini kırpıştırdı biraz. Bu onu kendine getirdi. Kısa bir süre sonra küçük çocuk geldi elinde bir kova suyla. Andero eğildi ve elleriyle yüzünü yıkadı. Sonra doğruldu. Ã?ocuk ona bir havlu uzattı. Buradan alınan bir havlunun nasıl olabileceğini düşündü bir an. Havluya bakamadı. Havlunun sahip olduğu kokudan bu konuda doğru bir seçim yaptığını ama havluyu alarak da büyük bir hata yapmış olduğunu anladı.

-Gidebilirsin. Kova burada kalsın. Ã?ocuk uzaklaştı. Andero yüzünü bir kez daha yıkadı havlunun üzerine bıraktıklarından biraz olsun kurtulabilmek için. Sonra başını kaldırdı. Saçlarını ıslattı biraz. İyice kendine gelmişti artık. Deri eldivenlerini aldı ve ellerine geçirdi. Hanın kapısına yöneldi ve içeri girdi.

İçeriye baktı. Uzak bir masada biri oturuyordu. Dikkatlice bakınca bunun dün terslediği elf olduğunu anladı Andero. Yaptığı bu hareket için pişman olmuştu. Ona yakışmamıştı bu. Gitti ve kalkanını aldı. Sonra elfe doğru ilerledi.

-Merhaba beyim. Dünkü davranışım için özür dilerim gerçekten. Eğer özrümü kabul eder ve masanıza oturma şerefini bana bahşederseniz gerçekten çok sevinirim. Kabalığımın gerekçesini eminim açıklayabilirim. Zira dün size yaptığım gerçekten hiç hoş bir davranış değildi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Elf, şovalyenin sesiyle irkildi ve baktığını görmeye başladı..

"Önemli değil şovalye, herkez sinirliydi, buyur otur. Benim yaptığım davranışta nazikçe sayılmazdı, herkes hata yapar ama ben limitimi doldurdum, bundan sonra hata yok, artık şu Brenne gelse de yola çıksak..."
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Thlyrotel bütün gece deliksiz bir uyku çekti, kabuslar rahatsız etmemişti onu bu gece, huzurlu siyah bir perde vardı sanki gözlerinin önünde, koridordan gelen ayak sesleriyle kalkacak olan bir perde..
Elf'in uykusu tilki uykusu gibiydi, çevreden gelecek en ufak bir ses onu uyandırmaya yeterdi ve şu anda hanın koridorlarında yankılanan ayak sesleri vardı..
Ses Thlyrotel'i uyandırmıştı sadece, sonra elf sese aldırmadı bile, yattığı yerde kollarını ve bacaklarını açtı, bütün gece boyunca çalışmamış olan kaslarının güne merhaba deyişiydi bu..esnedi ve esnedi, sonra yattığı yerde doğruldu, mütevazi odasının penceresinden içeri güneş sızıyordu ve yerde sarı bir pencere çizmişti bu ışıklar.. gölgeler ve ışık... ardından duvara dayadığı yayını ve sadağını aldı, yayı sırtına sadağıda beline taktı...
Hanın koridorları sabahın ışıkları ile daha az iç karartıcıydı. en azından dün geceki kadar değildi..
"Böylesi daha iyi" dedi elf kısık bir sesle, çevrede kimse yokken kendi kendine konuşmanın bir zararı olmazdı nasıl olsa, sonra merdivenlere doğru yöneldi, merdivenlerin ardından hanın bilindik görüntüsü vardı, yalnızca bir masa doluydu, bir elf oturuyordu masada ve masanın hemen yanında Lysana'nın dün konuştuğu kişi duruyordu.. ikili elf'in merdivenlerden indiğini fark etmiş olacaktı ki ikisininde bakışları elf'e yöneldi, elf'de bu bakışları başını hafifçe öne eğerek selamladı, sonrada en yakında gördüğü masaya yerleşti...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Brenne nin dediklerini hatırladı, "tek başına hiç sansın olmaz". Bir elfi en çok başka bir elf düşünür, gurupta sırtımı yaslayabileceğim biri olursa hiç fena olmaz..diye düşündü elf beyi.


yeni gelene selam vererek;

"Bize katılmazmısın elf kardeşim...?"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Thlyrotel masaya oturmuş, tam kendi iç dünyasına kapanacaktı ki; bir ses onu bir kavrayış gibi kendi iç denizinden çekti...
"Bize katılmazmısın elf kardeşim...?"
Thlyrotel kısa bir süre kendisine seslenen elf'in yüzüne baktı, biraz şaşırmış gibiydi, sonra bu şaşkın ifadenin yerini samimi bir gülümseme aldı, oturduğu masadan kalktı ve sandalyeyi ilk gördüğü düzenine getirdi tekrardan, diğer masaya doğru yürürkende yüzünde bu samimi gülümseme vardı elf'in...
insan'ı ve elf'i başıyla tekrar selamladıktan sonra tekrar selamladıktan sonra elini elf'e doğru uzattı,
"Memnuniyetle elf dostum, benim adım Thlyrotel.."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Ben de Güney ormanlarındakielf Lordu Pantala Güneştacı oğlu, Talon Güneştacı :)

burda bir elf görmek güzel :)
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

"Tanıştığıma memnun oldum Talon"
ve sonra Thlyrotel masanın yanında duran insan'a döndü onada elini uzattı, insan elf'in elini sıkarken "Andero" dedi sessizce..
Ardından Thlyrotel elf'in hemen karşısındaki sandalyeye oturdu..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero dün terslediği elfe baktı.

-Bu yaptığım davranışı affetmeniz beni oldukça sevindirdi. İnanın bunun için çok pişmandım. dedi. Sonra merdivenlerden ayak sesleri duyup oraya baktı. Dün bir ara Lysana ile gördüğü elf iniyordu merdivenlerden. Elfin onları hafifçe selamlayışı Andero'nun gözünden kaçmadı. Oda hafifçe başını eğerek selama karşılık verdi. Sonra masadaki elfin bu yeni elfi davet eden sesini duydu. "Bu diyarda ne kadar çok elf var böyle." diye düşündü.

Yeni elf geldi ve kendini tanıttı. Adının Talon Güneştacı olduğunu söyleyen diğer elfle el sıkıştılar. Yeni elfin adı ise Thyrlotel'di. Aklının bir köşesine yazdı bu isimleri.

-Andero dedi yavaşça. Sonra Thyrlotel'in masaya oturuşunu izledi. Ardından masaya kalkanını dayayıp başka bir sandalyeye de o oturdu. Talon'a döndü.

-Kusura bakmayın beyim ama aklımı kurcalayan bir soru var. Brenne gelsin de gidelim dediniz. Bir yere mi gidecektiniz ki onunla? Eğer gideceksiniz benim gideceğimi nasıl biliyorsunuz? O kadar sesli konuştuğumuzu bilmiyordum. dedi gülümseyerek. Yanında sadece siyah cübbelinin olmasını istemiyordu. Diğerlerinin kararlarını ise hala öğrenmemişti.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Brenne'nin kendisi geleceğinizi söyledi Sır.Andero... Gideceğimiz yer ise sizinkiyle aynı, tek bildiğim tehlikeli olduğu.. başka bilginiz varsa duymayı çok isterim..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Dinlenmiş bir vaziyette yatağından kalktı,önüne düşmüş kızıl saçlarını geriye doğru savuşturdu.odasındaki pencereyi açarak temiz havanın içeri dolmasına izin verdi,derin bir nefes aldı "dünkü fırtınaya rağmen güzel bir sabah" dedi.Henüz çok erkendi acaba diğerleride kalkmışmıdır diye merak ediyordu , odadan dışarı çıkıp han'ın altkısmından gelen sesleri duyunca merakını gidermiş oldu.Zarif adımlarla merdivenlerden aşağıya indi,ilerde masanın etrafında oturan andero,Thlyrotel ve en son gördüğünde han'ı koşarak terkeden yabancı elfi gördü.Bu han'ı aceleyle terkedenler bir şekilde gerigeliyorlar diye düşündü. Yanlarına doğru yürüdü " Günaydın herkeze,Andero bende seni bugün Thlyrotel'le tanıştırcaktım ama bana gerek kalmamış siz zaten tanışmıssınız" yüzünde herzamanki bilindik gülümsemesi vardı.göz ucuyla yabancı elfe bakarak Thlyrotel'in yanındaki sandalyeye oturdu."merhaba bayım" dedi yabancı elfe bakarak.Sonra bakışlarını Anderoya çevirdi "Andero dün sana seninle gelmek istediğimi söyleme fırsatım olmadı,ama şimdi söylüyorum yolculuğun sırasında seninle olucam buraya sadece han'a kadar eşlik etmek için gelmedim" sesinde bu sefer ciddiyet hakimdi,Anderonun onaylayan bakışlarını gördü..

" Hem bizimle Thlyrotel de eşlik edicek oda yardımcı olmak istiyor" dedi Thlyrotel' e bakarak..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

İçindeki tedirginlik, şu zamana kadar hiç hissetmediği bir duyguydu. Buraya kadar korkmak için gelmemişti ve bu saçma duygunun onu engellemesine izin vermeyecekti. Etrafında tehlike oluşturacak herhangi bir şey varmı diye baktı. Ama oyalanmanın bir anlamı yoktu. İnin içine sessiz adımlarla girdi. İçerisi soğuk ve karanlıktı. Tuhaf hiç bir ses işitmiyordu. İç kısımlara giden dar bir geçit daha vardı. Ama karanlıkta önünü göremezdi. Etrafında kuru bir odun parçası aradı. istediği gibi bir odun buldu. Daha sonra deri kesesinin içinden iki taş parçası çıkardı. Bu taşları birbirine sürtü ve ince bir kıvılcımla, kuru bir dalı yaktı. Dans eden alevler, biraz rahatlamasını sağlamıştı. Elindeki oduna üzerindeki elbisesinden, parçaladığı bez parçasını sardı. Tutuşan dala iyice yaktı. şimdi hem ileriyi görmesini sağlayacak ışığı olmuştu, hemde içindeki korku artık eskisi kadar onu rahatsız etmiyordu. Yavaş adımlarla ilerledi. Geçitin son bulduğu noktada, düz bir zemin vardı. Ve köşede yakılmış bir ateşin külleri duruyordu. Ve aradığı adam oradaydı. Ama burada tuhaf olan bir şey vardı. Orada yerde yatan siyah cübbeli cansız gibiydi. Bir an tereddüt etti. Bir şekilde onun uyuyup uyumadığını anlamalıydı. Kuru kuru öksürdü. İnin içinde yankısı hala sürüyordu. Ama yerde en ufak bir kıpırdanma veya onun gibi bir hareket olmadı. Böyle uzaktan olmayacak ... Yavaşca eğildi.
şu an kalbi kulaklarında uğulduyordu, nedendir bilinmez ama bu adam içimde bir tedirginlik uyandırıyor dedi . Bunları bilerek yüksek sesle söylemişti, ama hala bir hareket göremeyince, parmakları yavaşca ileriye doğru uzandı. Eli havada öylece kalakaldı. Yaşıyordu...
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests