YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Malhevian yeterince izlemişti, aslında kadının kaderinin ne olacağıda pek umurunda değildi.. aklında başka şeyler vardı yarı şeytanın.. yanındaki şaklabana ve Reda'ya baktı..
"Beni rahatsız etmeyin..."
Sessizce söylemişti bunu ki, bu yarı şeytanın bariton sesine uygun gitmiyordu hiç.. belkide onu dinleyenler ilk kez böyle konuştuğunu duymuştu.. ama bu.. Malhevian'ın düşündüğünün göstergesiydi, bir anlık duraklamadan sonra kararını verdi.. hızla grubun bulunduğu yerden ayrıldı, mabed'in herhangi bir odasına kapatacaktı kendisini.. burada uygun yer çoktu..
Sert adımlarla koridor boyunca ilerledi, işte ilerdeki oda.. gerçekten uygundu.. ellerine baktı.. az önce öldürdüğü kadının kanı hala kurumamıştı hatta sadece ellerinde değil, üzerindede duruyordu bu kan.. işte bu kan işine yarayacaktı.. inceler gözlerle omuzundaki yaraya baktı yarı şeytan, bir yaradan çok.. dövme yada bir semboldü bu.. bir anlamı olmalıydı.. hızla odaya daldı.. elindeki ve vücudundaki kan ile, yere bu deseni çizdi.. bir taraftanda.. kendi kendine konuşuyordu.. ve işe yarayacağını umuyordu...
"Lordum.. bana yol göster.. bilgeliğinle ve gücünle donat beni, bana yol gösterki; öğrenebileyim..."
"Beni rahatsız etmeyin..."
Sessizce söylemişti bunu ki, bu yarı şeytanın bariton sesine uygun gitmiyordu hiç.. belkide onu dinleyenler ilk kez böyle konuştuğunu duymuştu.. ama bu.. Malhevian'ın düşündüğünün göstergesiydi, bir anlık duraklamadan sonra kararını verdi.. hızla grubun bulunduğu yerden ayrıldı, mabed'in herhangi bir odasına kapatacaktı kendisini.. burada uygun yer çoktu..
Sert adımlarla koridor boyunca ilerledi, işte ilerdeki oda.. gerçekten uygundu.. ellerine baktı.. az önce öldürdüğü kadının kanı hala kurumamıştı hatta sadece ellerinde değil, üzerindede duruyordu bu kan.. işte bu kan işine yarayacaktı.. inceler gözlerle omuzundaki yaraya baktı yarı şeytan, bir yaradan çok.. dövme yada bir semboldü bu.. bir anlamı olmalıydı.. hızla odaya daldı.. elindeki ve vücudundaki kan ile, yere bu deseni çizdi.. bir taraftanda.. kendi kendine konuşuyordu.. ve işe yarayacağını umuyordu...
"Lordum.. bana yol göster.. bilgeliğinle ve gücünle donat beni, bana yol gösterki; öğrenebileyim..."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
shi'el'Elesia yerde yarı baygın bir şekilde yüzüstü yatıyordu. Canı yanmıştı, bedeninin kavrulduğunu hissetmişti. Ayağa kalkmaya yeltendi ama beceremedi; canı çok acıyordu ve yaşadıkları onu yormuştu. Biraz daha öylece yatmalıydı yoksa kalkamayacağına inanıyordu...
Gözleri kısıktı...kapattı gözlerini...tekrar bayıldı.
Gözleri kısıktı...kapattı gözlerini...tekrar bayıldı.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Gece karanlığını andıran siyah gözlerini kısarak Drow'a baktı.Kadına yapılan yara sırasında,bir an kendi Yarasıda sızlamıştı elini yaranın bulunduğu omzuna götürdü.Bu yara her sızlayışında ona yapması gerekenleri ve görevini hatırlatıyordu..Dikkatini tekrar bulunduğu ortama verdi,yerde yatan yarı baygın drow'a yaklaşarak konuştu "Ayağa kalkabileceksen kalk,dinlenmenin sırası geçti yapılıcak işlerimiz var" sert ses tonu bir an sessizleşen mabedde yankı yapmıştı,İlgisini kasaba hakkında garip yorumlar yapan soytarıya verdi "Kasaba yok olduda ne demek soytarı?koskoca kasaba bir anda uçmadı ya,görünüşe bakılırsa bazıları bizden önce davranmış" son sözleri söylerken sesinde bir alay tınısı vardı dudaklarını hafifçe kıvırdı,drowa tekrar soğuk bir bakış attı "pekala dışarıda lordumuza hizmet edicek olan insanlar var onları bulmalıyız,tabi geriye insanlar kaldıysa"
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
shi'el'Elesia, Reda'nın söylediği hiçbir şeyi duymamıştı. Yerde yatıyordu öylece. İlk defa böyle bir şeyle karşılaşıyordu ne de olsa...shi'el'Elesia için şu an herşey yoğun ve derin bir karanlıktan ibaretti...
Tepki vermiyordu Reda'nın söylediklerine ve bu gidişle de uzun bir süre veremeyecekti...
Tepki vermiyordu Reda'nın söylediklerine ve bu gidişle de uzun bir süre veremeyecekti...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
"hemde nasıl!!! PUFFF!!! birden yok olmuş yerinde yeller esiyor. Hem bence zaten o tarafın insanı da pek koftu ya doğru düzgün herif yoktu. Gerçekten!"
İki kadına birden baktı ve sırıttı.
"E hadi gidelim öyleyse...gidecek çok yolumuz var!" Arkasını dönü kadınlara ve mabedin çıkışına doğru yürümüye başladı...
İki kadına birden baktı ve sırıttı.
"E hadi gidelim öyleyse...gidecek çok yolumuz var!" Arkasını dönü kadınlara ve mabedin çıkışına doğru yürümüye başladı...
Yarı şeytanın girdiği oda Brenne nin çalışma odasıydı.Etrafta bir çok kurukafa vardı.Kemiklerden yapılma raflarda yer alan kitapların tümü insan derisi ile kaplanmıştı.Anatomi ve ruhsal iletişim ile kitapların arasında tek farklı olan kitap cehennem dilinde yazılmış olandı.Düzlemler arası geçiş ve yaratıkları anlatıyordu.Etraftaki kavanozların içinde bir çok garip malzeme vardı.Bunlar arasında örümcekler,insan parmakları,garip garip tozlar en anlaşılır olanlarıydı.Her kitapın cildinde o iki harf yazılıydı D.B.
İçeride küçük boyutta bir de sunak bulunuyordu.Sunağın üzeri kurumuş kanlarla bezenmişti.İçerideki koku ağırdı, bu ölümün kokusuydu.
İçeride küçük boyutta bir de sunak bulunuyordu.Sunağın üzeri kurumuş kanlarla bezenmişti.İçerideki koku ağırdı, bu ölümün kokusuydu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
shi'el'Elesia kendine gelmişti. Yerden yavaşça kalktı, biraz sersem gibiydi ama kendini her zamankinden daha da güçlü ve daha da kararlı hissediyordu. Etrafına baktı Reda ve şaklaban bir şeylerden bahsediyorlardı. Gözlerini kısarak "hey siz neyden söz ediyorsunuz bakalım" dedi şaklabanla Reda'ya
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Malhevian, diz çökmüş şekilde bir süre daha dua etti, bu içine düştüğü bir tür trans halinide birlikte getiriyordu.. dua'sı sonlandığında aklı tümüyle boşalmış.. rahatlamıştı.. öyleki gözleri yeniden açıldığında.. bu karanlık oda bile.. ona aydınlık gelmiş.. gözleri yaşarmıştı.. hafifçe silkelenip kendine geldi.. odayı araştırdı, özellikle raflarda dizili olan kitaplar ilgisini çekmişti.. hiçbirini yerinden çıkarmadan.. kitapların kenarlarında yazanları okudu bir müddet.. insan derisi olan kitabı görünce.. içinden sessizce haykırdı, çünkü bu atalarının dilinde yazılmıştı.. ve Malhevian okuyabiliyordu.. kitabı bulunduğu yerden yavaşça aldı.. çok kıymetli olmalıydı, en azından Malhevian için öyleydi.. kitabın sayfalarını yavaşça araladı..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Soytarı yürüken durdu birden. Hafif hafif kıkırdağı belli oluyordu. Geriye doğru taklalar attı ve iki kadının yanına geldiğinde yüzünü döndü...
"Bakalım?...ehehe....bakalım mı? Ehehe güzelim...haddini bil." Saçından tuttuğu gibi aşağıya yanına çekti kadını hafif bir çığlık çıkacakken ağzından drow-kadının birden tuttu kendini.kadın iki büklüm olmuştu çünkü soytarı yerde çömelmişti...
shi'el'Elesia'nın kulağına fısıldamaya başladı soytarı yavaş yavaş konuşuyordu tıslar gibi...
"Bak yavrum...hoşuma gittin, kalçaların güzel; ama onların yerlerinde kalmasını istiyorsan dikkatli davran." Soytarının kan ve pislik kokan ağızı shi'el'Elesia'nın midesini bulandırıyordu. Adamın nefesinin kadının yüzünü her yaladığında iğrenmeyle doluyordu birden; ama bunu yüzüne yansıtması bu delinin ellerinde ölüme sebebiyet verebileceğinden ifadesi değişmiyordu.
"Sanırım anlaştık di mi yavrum?" Pis diliyle kadının kulağını yaladı soytarı ve yabağına tükürüklü bir öpücük kondurdu. İtercesine bıraktı kadını daha sonra...
"şİmdi anlaştığımıza göre yolumuza devam edebiliriz sanırım. Buralara gelmeden önce bir şehir görmüştüm. en fazla 2 gün uzaklıkta...tamam mı güzellerim?"
---------------------------------------------------
Not: Ã?ileğin hareketleri için onay alınmıştır.
"Bakalım?...ehehe....bakalım mı? Ehehe güzelim...haddini bil." Saçından tuttuğu gibi aşağıya yanına çekti kadını hafif bir çığlık çıkacakken ağzından drow-kadının birden tuttu kendini.kadın iki büklüm olmuştu çünkü soytarı yerde çömelmişti...
shi'el'Elesia'nın kulağına fısıldamaya başladı soytarı yavaş yavaş konuşuyordu tıslar gibi...
"Bak yavrum...hoşuma gittin, kalçaların güzel; ama onların yerlerinde kalmasını istiyorsan dikkatli davran." Soytarının kan ve pislik kokan ağızı shi'el'Elesia'nın midesini bulandırıyordu. Adamın nefesinin kadının yüzünü her yaladığında iğrenmeyle doluyordu birden; ama bunu yüzüne yansıtması bu delinin ellerinde ölüme sebebiyet verebileceğinden ifadesi değişmiyordu.
"Sanırım anlaştık di mi yavrum?" Pis diliyle kadının kulağını yaladı soytarı ve yabağına tükürüklü bir öpücük kondurdu. İtercesine bıraktı kadını daha sonra...
"şİmdi anlaştığımıza göre yolumuza devam edebiliriz sanırım. Buralara gelmeden önce bir şehir görmüştüm. en fazla 2 gün uzaklıkta...tamam mı güzellerim?"
---------------------------------------------------
Not: Ã?ileğin hareketleri için onay alınmıştır.
shi'el'Elesia bu şaklabanın hareketlerine dikkat etmesi gerektiğine inanıyordu en azından kendisine karşı. Tiksintiyle sildi kulağını ve "bir daha bana bu şekilde davranayım deme" dedi. "Özellikle de kalçalarıma"
Aslında bu şaklabanla iyi bir ikili olabilirdi espri anlayışı olan biriydi. Sonra "eh tabi olmamaması garip olmaz mıydı" dedi içinden. Sinirlendiğini şaklabanın karşısında ezik bir drow dişisinin olmadığını anlaması gerekirdi. Amaçları aynıydı ne de olsa, yanlış bir harekete tahammül edemezlerdi. Bu nedenle de gereksiz tartışmalardan kaçınmaları gerekiyordu ki amaçlarına bir an önce ulaşabilsinler.
Aslında bu şaklabanla iyi bir ikili olabilirdi espri anlayışı olan biriydi. Sonra "eh tabi olmamaması garip olmaz mıydı" dedi içinden. Sinirlendiğini şaklabanın karşısında ezik bir drow dişisinin olmadığını anlaması gerekirdi. Amaçları aynıydı ne de olsa, yanlış bir harekete tahammül edemezlerdi. Bu nedenle de gereksiz tartışmalardan kaçınmaları gerekiyordu ki amaçlarına bir an önce ulaşabilsinler.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Kadının sesini duyunca durdu ve omzunun gerisinden arkasına baktı "ah demek sonunda ayılabildin" dedi sesindeki aşağlamayla,sert adımlarını soytarıya yöneltti ve soytarının zayıf kolunu kavradı tırnaklarını hafif soytarının koluna batırıyordu "Götür bakalım bizi dediğin yere ama kıyılarda köşelerde saklandığını görmiyim nedense sana birtürlü güvenemedim belki zamanla ama şimdi değil"sertçe soytarının kolunu bıraktı"hey sen" soğuk bakışlarını Kara elfe çevirdi "bizimle geliyorumusun yoksa orda oturmaya devammı ediceksin?"
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Savaşçıların tapınakta yürümesiyle duvarlara hapsolmuş acı çeken ruhlar ve bedenler korkuyla uğuldadılar... Koridor duvarlarındaki cehennem rünleri parıldarken diğer boyutlardan gelen korkunç kahkahaları tapınağa fısıldadılar...
Hükümlü zihninde yanındaki kadınlar hakkında iğrenç ve korkunç planlar düşünürken *efendi*nin müthiş öfkesiyle titredi:
"Görevini yerine getir soytarı... Dünyevi zevkler artık sana haram... Daha fazla zaman kaybetmeden hizmet et ya da sonsuza kadar acı çek..."
Malhevian kitapları okuyarak insan katlinin en acılı yöntemleri ve kurban etmenin en etkili yöntemleri hakkında bilgi ediniyordu. Ayrıca kitapta ölülerin diriltilmeden önce vücutlarını en iyi şekilde saklanama ve mumyalama hakkında nekromansiyi ilgilendiren pratik bilgiler yer alıyordu.
Hükümlü zihninde yanındaki kadınlar hakkında iğrenç ve korkunç planlar düşünürken *efendi*nin müthiş öfkesiyle titredi:
"Görevini yerine getir soytarı... Dünyevi zevkler artık sana haram... Daha fazla zaman kaybetmeden hizmet et ya da sonsuza kadar acı çek..."
Malhevian kitapları okuyarak insan katlinin en acılı yöntemleri ve kurban etmenin en etkili yöntemleri hakkında bilgi ediniyordu. Ayrıca kitapta ölülerin diriltilmeden önce vücutlarını en iyi şekilde saklanama ve mumyalama hakkında nekromansiyi ilgilendiren pratik bilgiler yer alıyordu.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Titredi soytarı ve sinirli sinirli güldü...
ve efendisi ile içinden konuşmaya çalıştı. cevap verip vermeyeceğini bilmiyordu; ama herhalde hemen aklından çıkmazdı...
"Bunlarda görevimin bir parçası efendi...yapmam gerekeni yapıyorum. Ve hazır siz burdayken işimizi düzgün yapmamız için bize biraz para lazım. sizin için...yardımınız pek bir minnete geçecektir efendi..."
ve efendisi ile içinden konuşmaya çalıştı. cevap verip vermeyeceğini bilmiyordu; ama herhalde hemen aklından çıkmazdı...
"Bunlarda görevimin bir parçası efendi...yapmam gerekeni yapıyorum. Ve hazır siz burdayken işimizi düzgün yapmamız için bize biraz para lazım. sizin için...yardımınız pek bir minnete geçecektir efendi..."
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
