Page 8 of 14

Posted: Fri Dec 12, 2003 1:36 am
by Quel-Shin
Scythe'a tuzak falan kurmadı Corax.Hem böle birşeyin olacağını bilsem önceden Corax'ı engellemem ama Scythe'a haber verirdim çıkarlarım el verdiği şekilde.

Posted: Mon Dec 15, 2003 9:27 pm
by yeminer
hanında geçen olayları daha dikkatli incelemeni beklerdim quel-shin. evet ona tuzak kuruldu ve senin yapman gereken işi ben yaptım.

SEN de KİMSİN!!!

Posted: Mon Dec 15, 2003 11:08 pm
by Quel-Shin
Benim yapmam gereken işte neymiş???Ben kimsenin koruyucusu veya bakıcısı değilim!!!!Eğer Nerullun rahibi kendini koruyamıyorsa bu benim sorunum değil!!!Benim yapmam gerekenleri nasıl sen söyleyebilirsin?!?!?! :evil:
Bu meseleyi haddinden fazla ileriye götürdün.Hanımda ben kimseye koruma sözü falan varmedim.Ve hanımda kimsenin benim işime karışmasına da izin vermiyorum.Eğer istemiyorsan bi daha uğramazsın buraya.Senin benim felsefemi anlamanı beklemiyorum.anlamanıda istemiyorum zaten.sesini çıkarma yeter.

Quel-Shin wrote:İstediğin bilgiyse ve kapıdan içeriye girmeye cesaretin varsa(ki söz konusu CORAX) sanada açık diyarların en iyi ve en soylu şovalyesine de.Tabii kimsenin çıkışını garanti etmiyorum...
Bu han sadece girmeye cesaret edebileceklere açıktır.Scythe girmeye cesaret ettiyse bu onun sorunu benim değil...

Posted: Fri Dec 19, 2003 8:22 pm
by yeminer
eğer bir han kurduysan vampir, ya da o kurduğun çöplüğe han diyorsan orayı han gibi işlet :evil: işini yapmadın diye millete sataşıp durma.
hancı nasıl hanını işletirse aynı zamanda oranın güvenliğinden de sorumludur. işin senin bu :evil: işini iyi yapmadığın açık çünkü daha hanında geçen olayları bile bilmiyorsun. scyte oraya geldi ve yapması gerekeni yaptı. onun yeterli cesareti var olduğundan emin olabilirsin. ama hiç kimse kendisini saçma oyunlara sokmak istemez ve ben bir dostuma tuzak kurulmasından hoşlanmadım :evil: . bi iş yapacaksan doru yap ya da açıkça söle bura benim hanım değil yol geçen hanı ona göre davranalım. :evil:

Posted: Sat Dec 20, 2003 12:28 am
by scythe
hanın güvenliğine kimse birşey diyemez ayrıca kimse kara toprağa korunmak için veya yolda kaldığı için gelmiyor ... kendini koruyacak güce yada zekaya sahip olmayanların kara toprakta işi yoktur...

hele scythe ın korunmasına gelince ...

hiç bir şekilde kimsenin korumasına ihtiyacı yoktur ! eğer dilemeseydi coraxın büyücüleriyle gitmezdi ve zaten scythe istekli olmasaydı corax buna teşebbüs etmezdi ...

konuya dönelim artık isterseniz dalaşmayı keselim...
_________________________________________________________

Posted: Sat Dec 20, 2003 12:43 am
by scythe
scythe yanındaki iki büyücüyle beraber karanlık zındanın taşlı koridorlarında ilerliyordu. Corax kendisiyle konuşmak istemişti. corax ın kendi kutsal mabedine girmesine izin vermediğinden dolayı burada konuşma kararı almışlardı . başbaşa konuşacaklardı ve kara toprakta da başbaşa konuşulmazdı. karanlık gözleriyle iki büyücüyü süzdü zira onlar da başbaşa konuşmaya birer engeldiler ve scythe başbaşa konuştuğundan emin olmalıydı ...
---- büyücü bir an soluksuz kaldı daha sonra göğsünden çıkan bir tırpan ucunu farkedebildi scytheın niyetini anlamıştı ... öndeki dostunu uyarmak istedi ancak sesi büyülü bir yolla kesilmişti , dostunun akıbeti farklı olmayacaktı ----

scythe katlettiği iki büyücüyü tanrısına sunmak için dua etmeye başladı artık corax ile yalnız konuşabilirdi ... coraxın büyücüler için vereceği tepki ise umurunda bile değildi zira corax yanlış yapmıştı kendisi bunu yapmaya kâdirken iki büyücüyle scythe ı konuşma mekanına davet etmişti...

Posted: Sat Dec 20, 2003 12:46 am
by scythe
ve corax demir kapıdan ardında getirdiği alacakaranlıkla içeri girdi... scythe ayininin ortasındaydı ...

Posted: Mon Dec 22, 2003 1:43 am
by Raistlin
Corax'ın gözleri hiddetle parladı. Scythe'in yanına verdiği kendisine eşlik etmekle görevli büyücüler kan gölü içinde yerde yatıyordu. Delici bir silah göğüslerini parçalamış ve içorganlarını etrafa saçmıştı.

Büyücüler yeni öldürülmüş olmalıydı zira parmakları hala kasılmaktaydı.
Ve scythe bedenlerinin önünde Tanrısına kara dualar fısıldıyor bazen de tüm gücüyle bağırıyordu.

Corax'ın öfkesi alev gibi kanında yandı. Quel-Shin'le olan sohbetinden sonra öğrendiklerini scythe ile konuşmak istiyordu fakat şu anda bu korkunç ihanet karşısında delirmek üzereydi. Kendine hakim olmak için elinden geleni yapıyordu fakat sırtından dev kılıcını müthiş bir öfkeyle çoktan çekmişti. Dev kılıcı tek eliyle taşıyor kılıcı sanki onu parçalamak istercesine sıkıca kavramıştı. Malovan'ın ona bahşettiği kılıç mavi aurasıyla odaya yeni mavi bir alev kaynağı gibi ışıyordu. Corax öfkesi içinde kabararak arkasını dönmüş scythe'e doğru yaklaşırken duaları arasında kaybolmuş adamı öldürmek için duyduğu müthiş nefret elindeki kılıçtan vücuduna yayılan bir methanet duygusu tarafından bastırıldı. Scythe'in tam arkasinda durdu ve dev kılıcını hızla javaya kaldırdı...

Sonra kılıcı yerdeki mermere bütün gücüyle sapladı ve mermer parçalara ayrılırken kılıç 5 santim kadar zemine saplandı, Corax adrenalinden nefes nefese kalmış bir şekilde konuşmaya başladı. Kılıç sayesinde içindeki öfkeye hakim olmuştu fakat Corax kendi bile bunun mümkün olmadığını biliyordu. Tüm gücüyle bağırmaya başladı:

"Söyle bana Nerull tapınağının rahibi!" diye

gürlediğinde habersiz scythe irkildi ve beklemediği tehlike karşısında büyüsünün sözleri aklından uçup gitti. Scythe hızla arkasını döndü ve dev barbarın delirmek üzere olan görüntüsüyle karşılaştı:

"Seni Tanrılar'ın ordusuna düşman olanlarla konuşmak için bir handa görüyorum. Yine de sana zarar vermiyor ama konuşmak için buraya göndertiyorum. Ama geri döndüğümde yandaşlarımızı öldürmüş bir halde buluyorum. şimdi bana bütün bunları açıkla ki seni öldürmemek için elimde bir neden olsun!!!"

Corax'ın göz bebekleri sonuna kadar açılmış kırmızı kaşları öfke ve nefretle çarpılmıştı. Adam'ın kılıcı tutan dev parmaklarının boğumları ölüm kadar sıkı kavrayışı nedeniyle bembeyaz kesilmişti. Adamın dev göğsü odadaki havayı bir içine çekiyor bir geri veriyordu. Nefesinin şiddeti odanın en ucundan bile hissedilebilir ve duyulabilirdi. Corax'ın vücudundaki tüm kaslar titriyor fakat adam gözlerini kırpmadan müthiş bir dikkatle scythe'in gözlerinin içine dikmiş zihni sabitlenmiş ona bakıyordu. Sanki duygularıyla korkunç bir frenzy'deydi ama mantığı dinlemek istiyordu. Ne kadar dinleyeceğini ne scythe ne de Corax kendi bile bilmiyordu...

Posted: Mon Dec 22, 2003 6:43 pm
by yeminer
ve olayları scyte yaptığı büyü sayesinde izleyen yeminer daha da keyiflendi*ortalık çok daha fazla karışacak corax ve sen çok daha fazla şaşıracaksın * diye düşündü.
onu öldürmemesi hataydı ama öldürmesi çok daha büyük bir hata olurdu diye düşündü lich.
ve rahip kendi oyununa dönmüştü herşeyde normal seyrine.
yeminer son bir kez daha güldü ölüme ve ölümlülere ve tekrar görevine döndü.

Posted: Mon Dec 22, 2003 9:51 pm
by Quel-Shin
scythe wrote:hanın güvenliğine kimse birşey diyemez ayrıca kimse kara toprağa korunmak için veya yolda kaldığı için gelmiyor ... kendini koruyacak güce yada zekaya sahip olmayanların kara toprakta işi yoktur...

hele scythe ın korunmasına gelince ...

hiç bir şekilde kimsenin korumasına ihtiyacı yoktur ! eğer dilemeseydi coraxın büyücüleriyle gitmezdi ve zaten scythe istekli olmasaydı corax buna teşebbüs etmezdi ...

konuya dönelim artık isterseniz dalaşmayı keselim...
_________________________________________________________
Sanırım cevabını aldın lich.Eğer korumaya iğtiyacın varsa söyle mezar bakına mezarına bi korkuluk yapsın.Ben kimsenin koruyuluğunu yapmıyorum.Senin kadar acizlerin bile.Scythe'ın da dediği gibi benim hanım kendini koruyacak güce yada zekaya sahip olanlar içindir.Sanırım benim hanım sana göre biryer değil.hanımın güvenliğinden şüphelenenler yeterince güçlü veya zeki olmayanlardır.

Posted: Wed Dec 24, 2003 2:47 am
by scythe
scythe sakince ayinini bitirir ... sonra bilgeliğin verdiği bir ağır başlılıkla konuşmaya başlar
* neden bu kadar hiddetlendin corax ? koca vücudunun , kaslı kollarının , köpürmüş ağzının ya da kanlı bakışlarının beni korkutacağını mı düşünüyosun yoksa ? unutma corax ... dostumun düşmanı benim de düşmanımdır felsefesini benimsemem ben ... ki sen benim dostum bile değilsin daha ... aynı safta savaşacağım yandaşımsın sadece ... beni sıradan biri gibi iki büyücü refakatinde buraya getirmekle gözümü korkutmaya mı çalıştın yoksa amacın ne corax böyle yapmakla...

hem sen ne hakla benim mahramiyetime tecavüz ediyorsun ... ne hakla yeminerle olacak olan görüşmemi kesiyorsun... ihanet ettiğimi mi düşünüyorsun yoksa corax ? eğer güvenmiyorsan neden kutsal orduna davet ettin beni ?

yeminer benim dostumdur her ne kadar tanrıların safında savaşmayı kabul etmemiş olsa da ... zaten tanrılar tarafından verilen ölümü reddetmiş birinden nasıl kendi safında savaşmasını isteyebilirsin ? yeminerle olan görüşmem ise sadece beni ilgilendirir. ancak ihanet ettiğimi düşünüyorsan birkaç kelime söyleyeyim ... intikam nedir bilir misin corax ? tabii ki bilirsin ... hayatım boyunca onun için yaşayabileceğin ve gerekirse en kanlı düşmanınla bile bir olup zevkini tatmak isteyeceğin bir duygu... yeminerle yakın zamanda abyssin yolunu tutacağız -intikam için- ...

ve sen corax bundan sonra -bana güvenmediğin için - benden ve nerull tapınağından mahrum olacaksın... arkadaşlarına gelince onların ruhu gidebileceği en güzel yere gitti , onlar için üzülmen yersiz...

hak yerini bulsun corax , bir izleyici olacağım bu savaşta , şimdilik ...*

scythe tırpanını alır ve bir sis bulutu ile birlikte ortadan kaybolur...

Posted: Wed Dec 24, 2003 7:00 am
by Raistlin
RP dışı: Ya abi biraz rp'ye uy lütfen orada bariz seremonini durdurdum. Herhalde biraz daha bekleyip adamların ruhlarını yoketmene izin veremem. Büyücüleri tanrına kurban etmedin sayıyorum eğer seremoniye devam etseydin ölmüş olurdun bu kadar net söyleyebilirim.

Corax yalnızca kılıcın methaneti sayesinde scythe'in hayatta kalmasına izin vermişti. Eğer Malovan'ın gücü ona yol göstermeseydi... İman sahibi birini öldürebilirdi belki de öfkesiyle...

Scythe'in sözlerini öfkeyle dinleyip duman olup gitmesine göz yumdu ve kılıcını kavrayan eli gevşedi:

"İhanet heryerde... kafirler bizi bölmeye başladı. Bu yokoluşu durdurmanın bir yolu olmalı....."

Corax bileğindeki bracerdan birini tutup karanlığa bazı kelimeler fısıldadı. Karanlıktan 2 tane gölge ortaya çıktı ve hafifçe selam verdiler.

"Bu iki büyücüyü gizlice Tempus tapınağına götürün ve Cervantes Gibraltar'a söyleyin ruhları geri çağırılsın. Bu adamlar Tanrılar'ın yolunda ölmeden son yolculuklarına çıkmayacaklar ve ruhları sonsuza kadar huzursuz kalacaktır."

İki kara süppeli gölge hiç bir söz söylemeden hafifçe eğilip selam verdi ve her biri bir adamı rahatça kaldırıp omuzuna yerleştirdi. Taşıdıkları vücutlarından hala kanlar damlarken gölgeler duvara doğru yöneldi ve yok oldular.

Corax karanlık hizmetçilerin onu huzursuz eden varlığı ayrılınca rahatça derin bir nefes aldı ve kapıya yöneldi. Dışarıda bekleyen şovalyelerden ikisine yöneldi:

"Adamlara söyleyin görevlerine devam etsinler, MASK tapınağından gelen yardımı da depoya yerleştirin yalnızca savaş zamanı kullanılacaklar. Ve bütün baş rahipleri 2 saat sonra ana mağaranın ortasında görmek istiyorum."

Corax'ın sözleri mağarayı inleyen Ejderha kükremesiyle kesildi. Her ölümlünün ejderhaların muhteşemliği karşısında içinde hissettiği korkunun boğazını düğümlemesini digermeye çalıştı. Hızla öfkeli kükremelerin geldiği mağaraya doğru ilerlemeye başladı.

Dev bir altın ejderha, iki kırmızı ejderha'ya nefretle kükrüyor ve kanatlarını germiş burnundan çıkardığı dumanlarla tehdit ediyordu.

Corax hızla oraya koşmaya başladı. Koşarken mitril zırhı hafifçe tangırdıyordu ama elf işi olduğu için koşma hızını etkilemiyordu. Aynı normal deri bir zırhın içinde koşabildiği gibi rahatça depar atan Corax'ın sesiyle irkilen Altın ejderha bir anda arkasına dönüp alevli nefesinin bir kısmını neredeyse Corax'a üfleyecekti.

Corax alev topunun yaklaşıp yukarı doğru çıkarken duyduğu sıcaklıpla anında durdu ve ellerini yukarı kaldırdı. Vücudu bir anda terden sırılsıklam olmuştu ama tüyleri de duyduğu rahatsızlık ve korkudan dolayı dimdik olmuştu:
"Heeey hey Güneşalevi... Benim Corax Tigerheart..."
Corax ejderhanın heybeti ve güzelliği karşısında gözlerinin neredeyse yaşaracağını zannetti.
Dev ejderha aralanmış dişleri arasından çıkarmış olduğu sürüngen dilini ağzına geri çekti ve derince bir nefes alırken dev bir homurtu mağarayı doldurdu.
Burnundan yeniden nefes veren Altın Ejderha hafifçe konuşmasına rağmen mağara temelinden sarsılıyordu:

"Hmmmmm Malovan'ın seçilmişi... Bu lanet olasıca sürüngenler'e daha fazla tahammül edemiyorum..."

*Karanlık Kraliçe'nin seçilmişleri olan genç Kırmızı Ejderhalar öfkeyle kükredi. Güneşalevi aynı şekilde daha güçlü bir şekilde cevap verirken Corax acıyla kulaklarını kapattı.*

"Karanlık Kraliçe'nin kokusuna da daha fazla dayanamıyorum. Biz Altın Ejderhalar böyle düşük yaratıklarla mağaramızı paylaşmaya alışık değiliz Seçilmiş olan. Heironeus şahidimdir ki eski düşmanlarımla bu kadar yakın olmak zorunda olacağımı bilsem bu savaşa katılmayı ikinci kez düşünürdüm." dedi Altın Ejderha

"Yüce Güneşalevi, sen Tanrılar'ın ordusu için çok ama çok değerlisin. Gücünü ve efsanevi Kudretini kafirleri Heironeus adına alevlere boğmak için katılmadın mı Tanrılar'ın orudusuna?"

Ejderha yıkıcı sesiyle cevapladı:

"Evet Corax... Adalet ve düzen için insanlara yardım edeceğim. Tanrım'ın istekleri benim için emirdir."

"O halde duy beni ey yüce kutsanmış ejderha! Kurtuluşumuz artık senin ellerinde... Yalnızca senin gücün sayesinde karşımızdaki müthiş tehditten sakınabiliriz. Biz insanları, Tanrıları için ölmeye hazır zealotları korumak için ricamı düşünebilir misin ey kudretli Güneşalevi!"
Corax kendisi bile dilinden dökülen sözlere inanamıyordu. Daha önce bu ejderhayla iki kelime bile konuşmakta zorlanmıştı. Ejderha korkusunu mu yenmeye başlamıştı yoksa içinde yeni bir güç mü doğuyordu?

Devasa Ejderha bir memnuniyet ifadesi ile gururluca diğer ejderhalara bir bakış attı: "Seni dinliyorum Tanrı'nın seçilmişi. Ricanı değerlendireceğim..."

Corax'ın gözleri zaferle parladı:
"Yüce Güneşalevi... Ã?ğrendiğime göre Krynn denen diyardakilere benzer uçan bir kale bu diyarlarda da gezermiş. İçinde 3000 yıldır var olan ve lichlerle anlaşıp iğrenç iblisleri dünyaya dökmeyi planlayan bir ölümbüyücüsü yaşıyormuş. "

*Ejderha öfkeyle tavana alevler kustu*

"Bu ölümbüyücüsü yok edilmezse diyarlar aynı zamanda Tanrıyı hiçe saymış lanetlenmiş iblislerle dolacak aydınlanmış olan. "
Corax Kırmızı ejderha'ların da dikkatini çekmişti. Onlar da öfkeyle yüzlerini buruşturdular ve dev tırnaklarını kaşırken kaya yüzeyden dev taşlar kopardılar. Bu arada kuyrukları öfkeyle bir sağa sola salınırken arada yere vurup ufak depremler yaratıyorlardı.

"Bu iğrenç büyücünün planlarını öğrendim yüce Ejderha... Savaş çıkarsa sizin ve ırkınızın diğer bütün yüceleri ile beraber bütün gücünüzü kullanıp bu kaleyi düşmanlarımızın üzerine düşürmenizi istiyorum."

*Ejderhalar öfkeyle kükrerken Corax korkuya esir düşecek gibi hissettiyse de kendine hakim olmayı başardı ve yerinde sabit kaldı. Dişlerini sıkıp ejderhaların korkunç gürültüleri arasında dayanmaya çalıştı.*

"Gerçeği söylediğini gözlerinden okuyabiliyorum Tanrı'nın seçilmişi. Ben ve ırkım iblislerden nefret ederiz ve onları yok etmek için de elimizden geleni yapacağız. Hayır onları YOK EDECEğİZ!."

*Kırmızı Ejderhalar da Güneşalevi ile aralarında olan gerginliği unutmuş onunla beraber kükrüyorlardı. Corax düşündüğünden bile iyi bir neticeye ulaştığını düşündü. Dürüstlük kalp kazanmak için en iyi yol diye düşündü.*

Kırmızı ejderhalardan biri tıslayarak insan dilinde konuşmaya başladı
"Ve iblislerin bizim varolduğumuz diyara gelmesine yardım edecek lich ve necromancer da büyüleri içinde yok olacaklar. Onları tırnaklarımla paramparça edip dişlerim arasında çiğneyip aynı zamanda alevimle yakacağım. Bütün kafirler Karanlık Kraliçe önünde diz çöküp acılar içinde geberecek!"

Altın Ejderha bu öfkeli sözleri sarf eden Kırmızı Ejderha'ya biraz hiddetlenerek baktı ama sonra umursamadan yeniden Corax'a döndü:
"Corax Tigerheart... Seninle tanışalı az bir zaman oldu fakat kalbindeki ateşi gördüm, gözlerindeki ışığı fark ettim, ruhundaki Tanrı kutsamasını yakaladım. Sana savaşta sırtımda savaşma şansını veriyorum. Senin gibi onurlu ve kutlu bir savaşçıyla beraber zafere gitmek ya da o yolda ölmek benim için onurdur!"

Corax bir an duraksadı ne diyeceğini bilemedi. "Bana bahşettiğin bu onur çok büyük Güneşalevi. Belki de bu kadar büyük bir onura layık bile değilimdir. Fakat benim yolum başka bir yöne gidiyor kutsanmış olan. Tanrımın yoluna gitmeliyim, kurtuluş yalnızca savaştan geçmiyor Yüce Ejderha. Tempus bana bir yol daha gösterdi ve onu aramaya gidiyorum. Belki de insanlığın son kurtuluşunu bulmak için..."

Güneşelevi ilk başta önerisi kabul olmadığı için biraz gururu rencide olmuş hissetse de bu büyük ödülü kabul etmeyip Tanrısının yolu'nu seçen Corax'ı takdir etti.

"Peki o halde Tanrı'nın seçilmişi. Bu verdiğim benim sözüm olsun. Bir gün mutlaka seninle beraber çarpışacağız, yalnızca ismimi söyle ben seni o zaman bulacağım"

Bir anda Corax'ın zihninde bir isim yankılandı. Corax'n hayatı boyunca duyduğu en karışık ve en uzun en garip isimdi. Söylemek istese dili dönmeyeceğinden emindi ve bu garip ismi kısa zamanda unutacağını düşünüyordu. Oysa son nefesini verene kadar asla unutamayacaktı.

Corax güneşalevinin yanına yaklaştı ve pullu derisine sol eliyle dokundu. Tam tepesinden ona bakmakta olan yılankavi boyunlu ejderhanın müthiş varlığı karşısında titremesini engelledi:
"Teşekkür ederim Yüce Güneşalevi. Bundan sonra kısacık ömrüm boyunca kardeşimsin. Malovan sana zafer kazandırsın."

Dev ejderha hiç bir insanın dokunuşundan hoşlanmazdı. İnsanlar ejderhalardan daha düşük varlıklardı fakat Corax'ın dokunuşu onu rahatsız etmedi:

"Heironious seni yolunda korusun Tanrı'nın seçilmişi."
ve Corax Kırmızı ejderhalara da saygıyla selam verip elveda dedikten sonra tapınaktaki ana mağaraya ilerledi. Baş rahipler burada toplanmış Corax'ı beklemekteydiler.

Corax rahipleri saygıyla selamladı ve raihpler de karşılık verdiler
"Yüce rahipler. Tanrım bana yol gösterdi. Savaşa bir alternatif daha olabilir. Anladığım kadarıyla düşmanımız büyük bir değişim içerisinde."





"Bu gece Barış Görüşmeleri için Meiliki tapınağına gideceğiz. Savaşın çıkmaması için bütün gücünüzle çalışmanızı istiyorum. Eğer Tanrılar nasip ederse son karanlık gelmeden önce aydınlığın haberleri ile geri döneceğim. Tapınak'ta herhangi bir problem çıkmasını istemiyorum fakat dikaktli olun çünkü düşmanlarımızın sözlerine tam olarak güvenemiyorum. Müttefiklerinden bazıları Tanrıbilmez bir lich..."

*Başrahipleri hızlı bir öfke dalgası kapladı fakat Corax'ın konuşması yeniden başlayınca konuşmalar aynı hızla kesildi*

"... kardeşlerim. Eğer barış imkansız bir hale gelirse ve ben hala gittiğim yoldan dönmemişsem o zaman Tanrılarınızdan yardım isteyin onlar size doğru yolu gösterecektir. Ben bütün Savaş planlarını komutanlarıma bıraktım ve bütün fikirlerimi onlara aktardım. Bu şehri ele geçirmenin bir günümüzü bile almayacağından eminiz ve din kardeşlerimizden de nedeyse hiç kayıp olmayacağını öngörüyoruz."

Talos ve Lloth rahipleri öfkeyle öne fırladı, hep bir ağızdan şehri hemen şu anda almayı önerdiler ve önlerine gelen bütün kafirleri öldürüp işkenceler çektirmeyi önerdiler.

"...Hayır kardeşlerim. Bu şehre öfke ve yokedişle girmek amacımız olsaydı bunu çoktan başarıyla yapardık. Ã?nce onları kazanmaya çalışmalıyız yoksa çabalarımız bizi boş amaçsız bir katliamdan ileri götürmez!"

Kadın Lloth rahibi hala öfkeli olsa da kibirlice kafasını bir tarafa çevirip dinlemez gibi görünmeye çalışıyordu. Corax güzel ve korkunç kadının tüm dikkatiyle hala dinlediğinden emindi.

"Tanrılarımızın 12 emrini de her komutana ve bölük askere ezberlettim. Eğer bu 12 emre uymayan bir kişi çıkarsa hemen öldürün ve kafasını bir mızğara asıp öldürüldüğü yere dikin. Böylece orduya ihanet etmeyi düşünecek kadar kibirli olanlar varsa biraz kendilerine gelsinler ne uğruna savaştıklarını unutmasınlar."



Beyaz cüppeli bir Tempus rahibi uzaktan göründü. Corax'ın yanına gelen adam Cervantes Gibraltar'dı. Corax eğilip kulağını adamın ağız seviyesine indirdi ve söylediklerini dinledi:

"Harika, çok teşekkürler Cervantes. Bir saat içinde bütün rahipler burada toplansın ve Shade'leri de getirin. Meiliki'nin tapınağına bir kapı açağız."



Bir saat sonra Shadeler karanlığın büyüsü ile daha önce içine baktıkları Meilki tapınağının içine mavi-mor bir boyut kapısı açtılar. Corax en önden girdi ve tapınakta buldu kendini. Meiliki Rahiplerin şaşkın bakışları arasında Meiliki heykeline doğru ilerledi ve tek dizinin üzerine çöküp sessizce dualar etmeye başladı:

"Meiliki... Beni aydınlığınla kutsa, yolumda senin için inançlılar toplayacağıma yemin ediyorum. Sesimi duy yüceler yücesi ulular ulusu güzeller güzeli Meiliki. Bana yardım edip getirdiğim rahipleri bu kutsal mekanında koru ki senin adına savaşabileyim ve inançlı insanlara zarar vermeden bana gösterilen yolda ilerleyebileyim. İnsanlığı kurtaracağıma ve koruyacağıma huzurunda yemin ediyorum yüce Meiliki... Yolumu ışığınla kutsa ki adını tüm diyarlara inançla yazayım... Kutsamanı bana bahşet büyük Tanrıça..."

ve Corax yeniden ayağa kalktı karşısında Meiliki raihibi Yeorda duruyordu...





RP DIşI: Sayın arkadaşlar burada yazdıklarımdan sonrası tapınaktaki barış görüşmeleri bölümünde yazılmıştır. şu ana kadar duyduklarınız hakkında en ufak bir fikriniz yokmuş gibi davranmanızı rica ediyorum. Ben yalnızca güzel bir hikaye yazmak istedim buraya kadar. Sonra ben Corax'ın söylediklerini duydum gördüm yok ajan soktum yok izleme büüsü yaptım demeyin çok rica ediyorum. Ã?ünkü bulunduğum mağaranın bir olayı var yani cidden büyüyle ya da başka bir şekilde görmeniz mümkün değil, bundan sonra scythe'in de bu mağaraya herhangi bir şekilde girmesi ya da teleport olması ya da bir şekilde girmeye çalışması açıkça MÃ?MKÃ?N DEğİL arkadaşlar. Nedenini de başka bir mesajım da açıklarım iyi rpler :)

Posted: Wed Dec 24, 2003 8:03 pm
by scythe
raist demiş ki:
____________________________________________________________

RP dışı: Ya abi biraz rp'ye uy lütfen orada bariz seremonini durdurdum. Herhalde biraz daha bekleyip adamların ruhlarını yoketmene izin veremem. Büyücüleri tanrına kurban etmedin sayıyorum eğer seremoniye devam etseydin ölmüş olurdun bu kadar net söyleyebilirim.
_____________________________________________________________

abi ayini sessizce bitirmekten ayinin sonunu getirmeyi anladıysan yanlış anlamışsın... amacım ayinini olduğu yerde kestiğimi anlatmaktı ...
ruhlarını en gidebilecek en güzel yere gönderdim ifadesiyle de scytheın coraxla alay etmesini göstermek istedim ... yanlış anlaşılmalar -anlatımlar- için özür ....

Posted: Thu Dec 25, 2003 11:28 pm
by yeminer
rp dışı: insaf be raistlin acı bize be abi nassı okiim ben o yazıyı bu yaşlı halimle :P
abi bu arada sana ne diyecez artık corax mı, daha adını örenemediğim o rahip mi yoksa raistlin mi?

Posted: Fri Dec 26, 2003 3:09 am
by Raistlin
RP dışı: Abi ben güzel bir hikaye olsun diye yazdım yoksa Kara Toprak'taki bütün olayım bitti. Eğer güzel bir hikaye okumak istersen yazımı okuyabilirsin, ama okumadan da kendi işlerine devam edebilirsin. Bundan sonra bana hiç bir şey demene gerek yok çünkü Corax gitti, geri döndüğü zaman gerekli açıklama Tanrılarca (Adminlerce) de yapılacaktır.

şimdilik benimle hiç kimsenin hiç bir bağlantısı yok ama rahibim Cervantes Gibraltar (ki çok güçlü biri değil yalnızca zihinsel ve medyumluk güçleri etkileyici) ile irtibata geçilebilir. Gene de seninle konuşacağını zannetmiyorum ön plana çıkmayı acil durumlar dışında tercih etmeyen biri çünkü...