RP dışı: Ya abi biraz rp'ye uy lütfen orada bariz seremonini durdurdum. Herhalde biraz daha bekleyip adamların ruhlarını yoketmene izin veremem. Büyücüleri tanrına kurban etmedin sayıyorum eğer seremoniye devam etseydin ölmüş olurdun bu kadar net söyleyebilirim.
Corax yalnızca kılıcın methaneti sayesinde scythe'in hayatta kalmasına izin vermişti. Eğer Malovan'ın gücü ona yol göstermeseydi... İman sahibi birini öldürebilirdi belki de öfkesiyle...
Scythe'in sözlerini öfkeyle dinleyip duman olup gitmesine göz yumdu ve kılıcını kavrayan eli gevşedi:
"İhanet heryerde... kafirler bizi bölmeye başladı. Bu yokoluşu durdurmanın bir yolu olmalı....."
Corax bileğindeki bracerdan birini tutup karanlığa bazı kelimeler fısıldadı. Karanlıktan 2 tane gölge ortaya çıktı ve hafifçe selam verdiler.
"Bu iki büyücüyü gizlice Tempus tapınağına götürün ve Cervantes Gibraltar'a söyleyin ruhları geri çağırılsın. Bu adamlar Tanrılar'ın yolunda ölmeden son yolculuklarına çıkmayacaklar ve ruhları sonsuza kadar huzursuz kalacaktır."
İki kara süppeli gölge hiç bir söz söylemeden hafifçe eğilip selam verdi ve her biri bir adamı rahatça kaldırıp omuzuna yerleştirdi. Taşıdıkları vücutlarından hala kanlar damlarken gölgeler duvara doğru yöneldi ve yok oldular.
Corax karanlık hizmetçilerin onu huzursuz eden varlığı ayrılınca rahatça derin bir nefes aldı ve kapıya yöneldi. Dışarıda bekleyen şovalyelerden ikisine yöneldi:
"Adamlara söyleyin görevlerine devam etsinler, MASK tapınağından gelen yardımı da depoya yerleştirin yalnızca savaş zamanı kullanılacaklar. Ve bütün baş rahipleri 2 saat sonra ana mağaranın ortasında görmek istiyorum."
Corax'ın sözleri mağarayı inleyen Ejderha kükremesiyle kesildi. Her ölümlünün ejderhaların muhteşemliği karşısında içinde hissettiği korkunun boğazını düğümlemesini digermeye çalıştı. Hızla öfkeli kükremelerin geldiği mağaraya doğru ilerlemeye başladı.
Dev bir altın ejderha, iki kırmızı ejderha'ya nefretle kükrüyor ve kanatlarını germiş burnundan çıkardığı dumanlarla tehdit ediyordu.
Corax hızla oraya koşmaya başladı. Koşarken mitril zırhı hafifçe tangırdıyordu ama elf işi olduğu için koşma hızını etkilemiyordu. Aynı normal deri bir zırhın içinde koşabildiği gibi rahatça depar atan Corax'ın sesiyle irkilen Altın ejderha bir anda arkasına dönüp alevli nefesinin bir kısmını neredeyse Corax'a üfleyecekti.
Corax alev topunun yaklaşıp yukarı doğru çıkarken duyduğu sıcaklıpla anında durdu ve ellerini yukarı kaldırdı. Vücudu bir anda terden sırılsıklam olmuştu ama tüyleri de duyduğu rahatsızlık ve korkudan dolayı dimdik olmuştu:
"Heeey hey Güneşalevi... Benim Corax Tigerheart..."
Corax ejderhanın heybeti ve güzelliği karşısında gözlerinin neredeyse yaşaracağını zannetti.
Dev ejderha aralanmış dişleri arasından çıkarmış olduğu sürüngen dilini ağzına geri çekti ve derince bir nefes alırken dev bir homurtu mağarayı doldurdu.
Burnundan yeniden nefes veren Altın Ejderha hafifçe konuşmasına rağmen mağara temelinden sarsılıyordu:
"Hmmmmm Malovan'ın seçilmişi... Bu lanet olasıca sürüngenler'e daha fazla tahammül edemiyorum..."
*Karanlık Kraliçe'nin seçilmişleri olan genç Kırmızı Ejderhalar öfkeyle kükredi. Güneşalevi aynı şekilde daha güçlü bir şekilde cevap verirken Corax acıyla kulaklarını kapattı.*
"Karanlık Kraliçe'nin kokusuna da daha fazla dayanamıyorum. Biz Altın Ejderhalar böyle düşük yaratıklarla mağaramızı paylaşmaya alışık değiliz Seçilmiş olan. Heironeus şahidimdir ki eski düşmanlarımla bu kadar yakın olmak zorunda olacağımı bilsem bu savaşa katılmayı ikinci kez düşünürdüm." dedi Altın Ejderha
"Yüce Güneşalevi, sen Tanrılar'ın ordusu için çok ama çok değerlisin. Gücünü ve efsanevi Kudretini kafirleri Heironeus adına alevlere boğmak için katılmadın mı Tanrılar'ın orudusuna?"
Ejderha yıkıcı sesiyle cevapladı:
"Evet Corax... Adalet ve düzen için insanlara yardım edeceğim. Tanrım'ın istekleri benim için emirdir."
"O halde duy beni ey yüce kutsanmış ejderha! Kurtuluşumuz artık senin ellerinde... Yalnızca senin gücün sayesinde karşımızdaki müthiş tehditten sakınabiliriz. Biz insanları, Tanrıları için ölmeye hazır zealotları korumak için ricamı düşünebilir misin ey kudretli Güneşalevi!"
Corax kendisi bile dilinden dökülen sözlere inanamıyordu. Daha önce bu ejderhayla iki kelime bile konuşmakta zorlanmıştı. Ejderha korkusunu mu yenmeye başlamıştı yoksa içinde yeni bir güç mü doğuyordu?
Devasa Ejderha bir memnuniyet ifadesi ile gururluca diğer ejderhalara bir bakış attı: "Seni dinliyorum Tanrı'nın seçilmişi. Ricanı değerlendireceğim..."
Corax'ın gözleri zaferle parladı:
"Yüce Güneşalevi... Ã?ğrendiğime göre Krynn denen diyardakilere benzer uçan bir kale bu diyarlarda da gezermiş. İçinde 3000 yıldır var olan ve lichlerle anlaşıp iğrenç iblisleri dünyaya dökmeyi planlayan bir ölümbüyücüsü yaşıyormuş. "
*Ejderha öfkeyle tavana alevler kustu*
"Bu ölümbüyücüsü yok edilmezse diyarlar aynı zamanda Tanrıyı hiçe saymış lanetlenmiş iblislerle dolacak aydınlanmış olan. "
Corax Kırmızı ejderha'ların da dikkatini çekmişti. Onlar da öfkeyle yüzlerini buruşturdular ve dev tırnaklarını kaşırken kaya yüzeyden dev taşlar kopardılar. Bu arada kuyrukları öfkeyle bir sağa sola salınırken arada yere vurup ufak depremler yaratıyorlardı.
"Bu iğrenç büyücünün planlarını öğrendim yüce Ejderha... Savaş çıkarsa sizin ve ırkınızın diğer bütün yüceleri ile beraber bütün gücünüzü kullanıp bu kaleyi düşmanlarımızın üzerine düşürmenizi istiyorum."
*Ejderhalar öfkeyle kükrerken Corax korkuya esir düşecek gibi hissettiyse de kendine hakim olmayı başardı ve yerinde sabit kaldı. Dişlerini sıkıp ejderhaların korkunç gürültüleri arasında dayanmaya çalıştı.*
"Gerçeği söylediğini gözlerinden okuyabiliyorum Tanrı'nın seçilmişi. Ben ve ırkım iblislerden nefret ederiz ve onları yok etmek için de elimizden geleni yapacağız. Hayır onları YOK EDECEğİZ!."
*Kırmızı Ejderhalar da Güneşalevi ile aralarında olan gerginliği unutmuş onunla beraber kükrüyorlardı. Corax düşündüğünden bile iyi bir neticeye ulaştığını düşündü. Dürüstlük kalp kazanmak için en iyi yol diye düşündü.*
Kırmızı ejderhalardan biri tıslayarak insan dilinde konuşmaya başladı
"Ve iblislerin bizim varolduğumuz diyara gelmesine yardım edecek lich ve necromancer da büyüleri içinde yok olacaklar. Onları tırnaklarımla paramparça edip dişlerim arasında çiğneyip aynı zamanda alevimle yakacağım. Bütün kafirler Karanlık Kraliçe önünde diz çöküp acılar içinde geberecek!"
Altın Ejderha bu öfkeli sözleri sarf eden Kırmızı Ejderha'ya biraz hiddetlenerek baktı ama sonra umursamadan yeniden Corax'a döndü:
"Corax Tigerheart... Seninle tanışalı az bir zaman oldu fakat kalbindeki ateşi gördüm, gözlerindeki ışığı fark ettim, ruhundaki Tanrı kutsamasını yakaladım. Sana savaşta sırtımda savaşma şansını veriyorum. Senin gibi onurlu ve kutlu bir savaşçıyla beraber zafere gitmek ya da o yolda ölmek benim için onurdur!"
Corax bir an duraksadı ne diyeceğini bilemedi. "Bana bahşettiğin bu onur çok büyük Güneşalevi. Belki de bu kadar büyük bir onura layık bile değilimdir. Fakat benim yolum başka bir yöne gidiyor kutsanmış olan. Tanrımın yoluna gitmeliyim, kurtuluş yalnızca savaştan geçmiyor Yüce Ejderha. Tempus bana bir yol daha gösterdi ve onu aramaya gidiyorum. Belki de insanlığın son kurtuluşunu bulmak için..."
Güneşelevi ilk başta önerisi kabul olmadığı için biraz gururu rencide olmuş hissetse de bu büyük ödülü kabul etmeyip Tanrısının yolu'nu seçen Corax'ı takdir etti.
"Peki o halde Tanrı'nın seçilmişi. Bu verdiğim benim sözüm olsun. Bir gün mutlaka seninle beraber çarpışacağız, yalnızca ismimi söyle ben seni o zaman bulacağım"
Bir anda Corax'ın zihninde bir isim yankılandı. Corax'n hayatı boyunca duyduğu en karışık ve en uzun en garip isimdi. Söylemek istese dili dönmeyeceğinden emindi ve bu garip ismi kısa zamanda unutacağını düşünüyordu. Oysa son nefesini verene kadar asla unutamayacaktı.
Corax güneşalevinin yanına yaklaştı ve pullu derisine sol eliyle dokundu. Tam tepesinden ona bakmakta olan yılankavi boyunlu ejderhanın müthiş varlığı karşısında titremesini engelledi:
"Teşekkür ederim Yüce Güneşalevi. Bundan sonra kısacık ömrüm boyunca kardeşimsin. Malovan sana zafer kazandırsın."
Dev ejderha hiç bir insanın dokunuşundan hoşlanmazdı. İnsanlar ejderhalardan daha düşük varlıklardı fakat Corax'ın dokunuşu onu rahatsız etmedi:
"Heironious seni yolunda korusun Tanrı'nın seçilmişi."
ve Corax Kırmızı ejderhalara da saygıyla selam verip elveda dedikten sonra tapınaktaki ana mağaraya ilerledi. Baş rahipler burada toplanmış Corax'ı beklemekteydiler.
Corax rahipleri saygıyla selamladı ve raihpler de karşılık verdiler
"Yüce rahipler. Tanrım bana yol gösterdi. Savaşa bir alternatif daha olabilir. Anladığım kadarıyla düşmanımız büyük bir değişim içerisinde."
"Bu gece
Barış Görüşmeleri için Meiliki tapınağına gideceğiz. Savaşın çıkmaması için bütün gücünüzle çalışmanızı istiyorum. Eğer Tanrılar nasip ederse son karanlık gelmeden önce aydınlığın haberleri ile geri döneceğim. Tapınak'ta herhangi bir problem çıkmasını istemiyorum fakat dikaktli olun çünkü düşmanlarımızın sözlerine tam olarak güvenemiyorum. Müttefiklerinden bazıları Tanrıbilmez bir lich..."
*Başrahipleri hızlı bir öfke dalgası kapladı fakat Corax'ın konuşması yeniden başlayınca konuşmalar aynı hızla kesildi*
"... kardeşlerim. Eğer barış imkansız bir hale gelirse ve ben hala gittiğim yoldan dönmemişsem o zaman Tanrılarınızdan yardım isteyin onlar size doğru yolu gösterecektir. Ben bütün Savaş planlarını komutanlarıma bıraktım ve bütün fikirlerimi onlara aktardım. Bu şehri ele geçirmenin bir günümüzü bile almayacağından eminiz ve din kardeşlerimizden de nedeyse hiç kayıp olmayacağını öngörüyoruz."
Talos ve Lloth rahipleri öfkeyle öne fırladı, hep bir ağızdan şehri hemen şu anda almayı önerdiler ve önlerine gelen bütün kafirleri öldürüp işkenceler çektirmeyi önerdiler.
"...Hayır kardeşlerim. Bu şehre öfke ve yokedişle girmek amacımız olsaydı bunu çoktan başarıyla yapardık. Ã?nce onları kazanmaya çalışmalıyız yoksa çabalarımız bizi boş amaçsız bir katliamdan ileri götürmez!"
Kadın Lloth rahibi hala öfkeli olsa da kibirlice kafasını bir tarafa çevirip dinlemez gibi görünmeye çalışıyordu. Corax güzel ve korkunç kadının tüm dikkatiyle hala dinlediğinden emindi.
"Tanrılarımızın 12 emrini de her komutana ve bölük askere ezberlettim. Eğer bu 12 emre uymayan bir kişi çıkarsa hemen öldürün ve kafasını bir mızğara asıp öldürüldüğü yere dikin. Böylece orduya ihanet etmeyi düşünecek kadar kibirli olanlar varsa biraz kendilerine gelsinler ne uğruna savaştıklarını unutmasınlar."
Beyaz cüppeli bir Tempus rahibi uzaktan göründü. Corax'ın yanına gelen adam Cervantes Gibraltar'dı. Corax eğilip kulağını adamın ağız seviyesine indirdi ve söylediklerini dinledi:
"Harika, çok teşekkürler Cervantes. Bir saat içinde bütün rahipler burada toplansın ve Shade'leri de getirin. Meiliki'nin tapınağına bir kapı açağız."
Bir saat sonra Shadeler karanlığın büyüsü ile daha önce içine baktıkları Meilki tapınağının içine mavi-mor bir boyut kapısı açtılar. Corax en önden girdi ve tapınakta buldu kendini. Meiliki Rahiplerin şaşkın bakışları arasında Meiliki heykeline doğru ilerledi ve tek dizinin üzerine çöküp sessizce dualar etmeye başladı:
"Meiliki... Beni aydınlığınla kutsa, yolumda senin için inançlılar toplayacağıma yemin ediyorum. Sesimi duy yüceler yücesi ulular ulusu güzeller güzeli Meiliki. Bana yardım edip getirdiğim rahipleri bu kutsal mekanında koru ki senin adına savaşabileyim ve inançlı insanlara zarar vermeden bana gösterilen yolda ilerleyebileyim. İnsanlığı kurtaracağıma ve koruyacağıma huzurunda yemin ediyorum yüce Meiliki... Yolumu ışığınla kutsa ki adını tüm diyarlara inançla yazayım... Kutsamanı bana bahşet büyük Tanrıça..."
ve Corax yeniden ayağa kalktı karşısında Meiliki raihibi Yeorda duruyordu...
RP DIşI: Sayın arkadaşlar burada yazdıklarımdan sonrası tapınaktaki barış görüşmeleri bölümünde yazılmıştır. şu ana kadar duyduklarınız hakkında en ufak bir fikriniz yokmuş gibi davranmanızı rica ediyorum. Ben yalnızca güzel bir hikaye yazmak istedim buraya kadar. Sonra ben Corax'ın söylediklerini duydum gördüm yok ajan soktum yok izleme büüsü yaptım demeyin çok rica ediyorum. Ã?ünkü bulunduğum mağaranın bir olayı var yani cidden büyüyle ya da başka bir şekilde görmeniz mümkün değil, bundan sonra scythe'in de bu mağaraya herhangi bir şekilde girmesi ya da teleport olması ya da bir şekilde girmeye çalışması açıkça MÃ?MKÃ?N DEğİL arkadaşlar. Nedenini de başka bir mesajım da açıklarım iyi rpler
