Page 11 of 15
Posted: Tue Jan 26, 2010 7:45 am
by Lydronk
Coirdarg hobbitin mantığından hoşlanmıştı; ama komiğine gitmiş bu mantık, yüksek bir kahkaha attı: "Ah, hayır, hayır!" dedi. Gözlerinden yaşları silmek ve soluk almak için biraz bekledi: "Görüyorsun, ayak büyüklüğyle alakası yok. Sadece kaç ayak olduğu önemli!"
Durup biraz düşündü -bunu sk sık yapmak zorunda kalıyordu; çok hızlı çalışan bir kafası olduğu söylenemezdi- bu grubu sevmişti, biraz gürültü çıkaracakları belliydi, ama bu hobbit ağızının tadını biliyordu belli ki, ve şühesiz onu güldürüyordu. Sonre gruptaki elf bayanlara kabalık etmek olmazdı.
"Peki, anlaştık, bu şişe karşılığı ayakbastı parasını ben ödüyorum!" diye açıkladı; bir anlaşmaya vardıklarını belirtmek için hobbitin elini sıkmaya yeltendi ama küçük adam ondan uzaklaşmıştı. Omuz silkip sessizce hırladı ve doğruldu. "Yalnız, bir küçük şey daha isteyebilirim. Bir süre sonra, şimdi değil."
"Ee, peki, size yardımcı olmam lazım. Bunu nasıl yapabilirim?" dedi; elinden geldiğince 'iyi niyet' havası vererek sormuştu bu soruyu; sonuçta bu görünüşe göre yemek yüklü grubun arkadaşlığını edinirse, yemek yüklerini biraz azaltma şansı olabilirdi!
Posted: Tue Jan 26, 2010 7:46 am
by catboy
Gmoen, hobbit dostuna saran beornun karşısına dikildi: "Sen ne arsız, pislik, açgözlü, kıllı bir mahluk çıktın ya... Bak basıyorum yerlere, bir şey de ödemiyorum. şimdi yürü git, belli ki bu haydutun biri. Bizi kandırmaya çalışıyor, işgüzar seni."
Böyle terbiyesizliklere gelemeyen Gmoen saçmalamaya başlamıştı sonunda: "Ya alın şunu başımdan, ayak kokumdan bir sinek çıkacak yoksa... Böyle ayılara bal yedirmişler, kusmuş onu da toprağa..."
Sonra diğerlerine döndü: "Aman, sustum işte. Siz halledin, ben karışmıyorum..."
Posted: Tue Jan 26, 2010 7:56 am
by Moonwhisper
Gmoen işi zora sokmayı başarmıştı yine" Gorimac bir ayıyla sosyalleşme çabalarının boşa gitmek üzere olduğunu görür görmez Gmoenin koluna giriverdi; "Ã?ıldırdın mı sen? Anlamadın mı bu topraklara para vermeden ayak basılmazmış. Ne güzel likörle yapmıştım ödemeyi şimdi yine para isteyecek. Benden metelik çalışmaz söyleyeyim baştan." Yıllardır ilk defa bu kadar sinirlenmişti.Beorna dönüp onun tepkisini ölçmeye çalışıyordu. Eğer bu şey onlardan tekrar para isterse bal likörünü geri almayı düşünüyordu"
Posted: Tue Jan 26, 2010 7:58 am
by Lydronk
Coirdarg cücenin laflarına karşılık önce kaşlarını çattı, cüceye doğru sert bir adım atıp bir tehdit savurmaya hazırlanıyordu ki "ayak kokusundan bir sinek çıkması" ifadesi kükrercesine gülmesine yol açtı. Bir ara dengesini kaybedecek gibi oldu, neredeyse düşüyordu ki kendini toparladı. Bir iki açıklama yapmaya karar verdi. Açıklamalarını da geniş bir sırıtışla yapmak zorunda kalmıştı tabii:
"Bakın, ortada bir dolandırıcılık yok. Ayakbastı parası bizim için çok önemli bir gelenek. Bir geçim kaynağı! Siz sayın elf hanım," dedi Urithviel'i kastederek, biraz durup sakalını kaşıdı, 'sayın elf hanım' doğru bir hitap mıydı? "Siz sayın elf hanımın bu geleneği bildiğini anladım, ama bir cücenin bunu bilmemesi garip. Cüceler sık sık bizim topraklarımızdan geçerler ayakbastı parası karşılığında. Para karşılığı size tam koruma sağlarız, yollarımız çok güvenlidir. şimdi, ben sizden sadece şu küçük adamın cömertçe verdiği bal likörünü alıp, tüm ayakbastı paranızı sizin adınıza ödeyeceğim; korumanız tam olacak!"
Durumun anlaşıldığından emin olduğunda tekrar sordu; anlayışlı bir ses tnuyla: "Niye buradaydınız demiştiniz?"
Posted: Tue Jan 26, 2010 8:11 am
by Bogus
Cüce Gmoen üç cağdan beri, en kadim cüceden beri, tıpkı bir mağaranın tavanında birikip sabırla, zamanla oluşan sarkıtlar gibi, damla damla akan suyun mucizevi ve bir o kadar da yerinden kıpırdamaz bir sütuna dönüşmesi gibi şaşmaz bir şekilde cücelerin diplomasiden hiçbirşey anlamadığını ispatlamıştı. Kendinden önceki tüm cüceler gibi Gmoen'de "Ã?nce bir didişip savaşalım, sonra bilgeye aklını, güçlüye gücünü, dosta güveni teslim ederiz." mantığını güdüyordu. En azından Urith böyle düşünmüştü. Oysa kıvrak bir dilin kestiğini çoğu zaman ne balta kesebilirdi, ne de en sivrisinden ok delerdi.
Beorn dostaneydi. Urith bu kadarını anlamıştı, ama külfetini de ona yüklemek istemiyordu. En sonunda öne çıkıp konuşma gereği hissetti.
"Urithviel Peredhil'dir adım. Ayrıkvadi'den geliyorum. Birkaç gün önce sizin ırkınızdan biri, liderinizin rızası ile topraklarımıza, peşinde bir warg sürüsü ile girdi. Adedimiz üzre, ondan bir ücret almadığımız gibi, yemeğimizi ve döşeğimizi paylaştık ve buraya düşen yolumuz onun bize getirdiği havadisler neticesinde çizilmiştir. Eğer rızanız olursa liderinizle görüşmek isteriz. Zira ırkdaşınızın getidiği havadis onda neticelenmektedir."
Urith bunları söylerken, bir yandan da buçukluğa eliyle "sakin ol" işareti yapıyordu...
Posted: Tue Jan 26, 2010 8:26 am
by Lydronk
Coirdarg elfin laflarından sonra bir süre kaşlarını çatıp bulutlara baktı. Biraz düşününce elfin resmi konuşmasından bir anlam çıkarabildi; Grimbeorn'un emri üzerine Ayrıkvadi'ye bir beorn gönderildiğini biliyordu, kim ve neden, orasını bilmiyordu. Elfin ettiği "ücret almamak" ve "yemek ve yatak paylaşmak" lafları Coirdarg'ın dikkatini bilhassa çekmişti. Burnunu sinirli bir şekilde oynattı, hafifçe hırlamamak için kendini biraz tuttu. Bu sırada elfe aynı resmiyette bir cevap hazırlıyordu kafasında.
"Anladım." dedi sonunda. Biraz düşündü ve ekledi: "Ben de Coirdarg Croeg, Coir diyin, Coirdarg diyin, farkı anlamam." Ã?enesini gerdi, 'farketmez' demek istemişti. Aman, alt tarafı bir elf kadınıyla konuşuyordu, heyecana gerek yoktu. "Tanışmak ve likör hediyeniz beni memnun etti." Likörden bahsetmese miydi? "Grimbeorn'un Ayrıkvadi'ye bir beorn gönderdiğini hatırlıyorum. O da büyük ihtimalle sizi bekliyordu. Eğer isterseniz hemen Grimbeorn'la konuşmaya gidebiliriz. Burada kadlığınız sürece yatak ya da yemek, elimizden geldiğince size yardımcı olmayı deneyeceğiz. Bu arada, sözkonusu beornun Ayrıkvadi'ye ne haber getirdiğini biliyor musunuz?"
Posted: Tue Jan 26, 2010 9:19 am
by Alenthas
Ilthar bütün yolculuğu kartalın boynuna yapışarak geçirdi. Bir kısmında gözleri kapalıydı, ama nereye gittiğini görmediği için daha çok korkup açmaya karar verdi. Bu sefer de yükseklikten korkup tekrar kapattı. Bu bir döngü halinde inene kadar devam etti.
Sonunda yere yaklaştıklarında -tam inmemişlerdi- Ilthar kendisini yere atarak kartallardan uzaklaştı. Yüzü ve elleri uyuşmuştu, ilk önce ellerini ağzına yaklaştırıp hohlayarak ısıttı, sonra da ellerini yüzüne hızlıca sürtüp yüzünü ısıttı.
------------------
Karşılarında bir beorn duruyordu. Ilthar bir kaç kez burada bulunmuştu. Karşısındaki beorg ise tanıdıktı bir şekilde. "Croeg, Coirdarg Croeg?" tek kaşını kaldırarak baktı beorga. "AH! Seni kokuşmuş it seni! Bir de gelmiş bizden para istiyor, heh!" dedi sırıtarak. Ardından altın kesesini belinden kopartıp kemik atarcasına Coirdarg'ın önüne attı. "Biraz adam olun da çalışarak para kazanın lan! Ayakbastıymış, pöh! Böyle yaparsanız ticaret micaret işlemez yavrum size. Açlıktan ağzınız kokar iki gün sonra...hoş, zaten kokuyor ama, neyse."
Posted: Tue Jan 26, 2010 9:29 am
by Lydronk
Coirdarg cüceye şöyle bir baktı; kısa süre sonra gülmemek için dilini ısırmak zorunda kaldı.Anlaşılan bu gruba rehberlik ederken elflerin dedikleri dışında pek bir şeyi ciddiye almaması gerekecekti. Gerçi böyle davranılmaya pek alışık değildi; sanki köle ya da köpekmiş gibi ayağının dibine para atılmasına. Urithviel'in önünde agresif bir davranışta bulunmak istemiyordu, bu yüzde 'kibarca', para kesesini ayağıyla geri itti: "Para almayacağım dedim, ve şimdilik almasam daha iyi. Ama sağol!" dedi ve dostane olmasına çabaladığı bir şekilde yumruğunu göğsüne vurdu.
"Grimbeorn ticaret hakkında diyewcekelrini duymak ister belki. Bence onunla konuş." dedi cüceyi başından savmak için; bakışlarını önce Urithviel'e, sonra gruubun geneline çevirdi: "şu beornun Ayrıkvadi'ye getirdiği haber, diyorduk?" dedi kafısını kaşıyarak. Haberin ne olduğunu öğrenmeden grubu Grimbeorn'un önüne çıkarmaya pek razı değildi.
Posted: Tue Jan 26, 2010 10:01 am
by Alenthas
Ilthar ayağıyla altın kesesini havalandırarak kaptı ve çantasına koydu. Coirdarg'ın önünde eğilecek değildi. "Oldu, konuşacağım zaten merak etme." dedi cüce hafif ve alaylı bir reverans yaparak. Arkasını döndü, sanki beorn hiç orada değilmiş gibi sırıtarak "Bu adamlara bayılıyorum yahu." dedi. Sonra tekrar beorna döndü "Haberden sana ne, köylü. Sen kim oluyorsun da soylulardan oluşan bu grubu sorguya çekebileceğini sanıyorsun? Bizi Grimbeorna götür, ondan başkasına hesap vermeyeceğiz."
Posted: Tue Jan 26, 2010 10:12 am
by catboy
Gmoen: "Çok iyi dediniz, efendim..." dedi. Gururla bakıyordu ırkdaşına.
"İyi haddini bildirdi." dedi zevkle ardından.
Posted: Tue Jan 26, 2010 12:32 pm
by Illyra
Uçuş ve gördüğü manzara karşısında o kadar heyecanlanmıştı ki, yere indiklerinde bir süre konuşamamış, çevresinde olanlara bakmıştı. Sonunda Güz yaprağı ve Ilthar'ın, Beorg Coirdarg ile konuşmalarını dinlemişti. Cücelerin bir huysuzluk çıkartacağı her koşulda belliydi zaten! Güz yaprağı durumu gayet iyi idare ediyordu,ne olurdu sanki Ilthar ve Gmoen araya karışmasa?
Kokusu çok hoş olmasa da Coirdarg'ın yanına yaklaştı ve tam gözlerinin içine baktı, tiksinmiş gibi bir hali yoktu. Sesi Kuyutorman ağaçlarının fısıltısını taşıyordu.
"Coirdarg, benim adım Adurant. Lütfen kaba konuşmaların kusuruna bakma. Arkadaşım Gorimac ile anlaştığınızı görüyorum. Eğer rica edersem bizi liderine götürebilir misin? Ona anlatmamız gereken bazı şeyler var... Hem sen de orada olursan, neler anlattığımızı duyabilirsin..."
Hafifçe gülümseyerek Coirdarg'a baktı...
Posted: Tue Jan 26, 2010 4:26 pm
by Possessed
Ekiel ilk gördüğünde çocuk zannettiği ve tütün içen çocuk diye güldüğü hobbitin sözlerini ne kadar beğendiyse, cücelerin davranışlarından da o kadar tiksindi. Zaten zeki hobbit ile kızıl saçlı elf hanım bu yabani adama karşılık vermişlerdi, cücelerin karışması hele ki Ilthar'ın para kesesi atması neden?
Cücelerin bu tez canlılığı bir gün başlarına iş açacaktı. Yüzünü ekşitti, cücelerin tavırlarına baktı. Sanki yaptıkları marifetmiş gibi birbirlerine iltifatlar ediyorlardı. Galiba böyle mutlu oluyorlardı. Arkadan cüce Ilthar'ın yanına gelen Ekiel hafifçe seslendi ona.
"Cüce bey, dişlerin açılmasın ki arasından sözler dökülmesin. Zaten iş hallolmuşken senin karışman neye? Eğer saçacak kadar çok paran varsa akşam bize yemek ısmarlarsın."
Posted: Tue Jan 26, 2010 8:22 pm
by Alenthas
Gmoen'in iltifatıyla Ilthar'ın göğsü kabardı. İşi ne güzel hallettiğini düşünüyordu ki elfler o kalkık burunlarını sokmuştu. Yine resmi saçmalıklar, cezbeden kelimeler kullanıyor beorn'un aklını çeliyorlardı. Cüce elflerin kendisine barbarmışçasına baktığını biliyordu ama hiç hoşnut olmadığın birisine sırf çıkarın olduğu için iyi davranmak ikiyüzlülük değildir de nedir? Elflerden tiksinmek için bir sebep daha.
Ilthar ise bütün hayatı boyunca açıksözlülüğü ve dürüstlüğüyle övünmüştür. Elflerin böyle ikiyüzlü davranmasını hem gereksiz hem de tiksindirici buluyordu.
Arkası elflere dönüktü, onlar göremiyordu ama Ilthar'ın kaşları çatılmıştı. Dişlerinin arasından kelimeleri adeta soludu "Bol bol param vardır elf efendi, siz kendinizi yormayın. Fakat ne size yemek ısmarlayacak, ne de sizinle lakırtı edecek değilim."
Posted: Tue Jan 26, 2010 8:24 pm
by WeS_DeX
Kartalların üzerinde iken heyecanlıydı ve gülümsemesine engel olamıyordu. Keskin gözleri bu mükemmel manzaranın tadını çıkarmasına yetmişti. Haritalarında Dumanlı Dağlar ve Carrock arasındaki yolu çok daha ayrıntılı çizebilecekti anlaşılan. Bütün bu efsane manzarayı zihnine kazıyarak geçirdiği yolculuğu bittiğinde, üstünde uçtuğu kartala teşekkür etmeyi de unutmamıştı.
Artık Carrock'da olduklarına göre yakın bir zamanda ayakbastı parası almaya da gelenler olacağını düşünüyordu. Bir kaç dakika içerisinde -tahmininden çok çok yakın bir zamanda- bir beorn belirmişti bile. Konuşulanlara karışmayı hiç istememişti ve konuşmamıştı zaten. Hobbitin teklifi Reiwen'i şaşırtmıştı. Dünyevi zevklerin büyük bir bölümünü barındıran bu eğlenceli buçukluk diplomasiden de anlıyor gibiydi. Bir bal likörüne bütün grubun para ödemesini engellemişti.
Urithviel ise her zamanki zarafetiyle ve güzel diliyle durumu açıklıyordu. Kızıl saçlı elfin davranışları gün geçtikçe Reiwen'in daha da ilgisini çekmeye başlıyordu. Bütün konuşulanların arasında sessizce bekledi Denizyolcusu. Beorn topraklarında rahat ve tehlikelerden uzak olacaklarının garantisini veren Coirdarg, Reiwen'in zihnine -Ayrıkvadi'den daha rahat ve tehlikesiz olabilecek mi?- sorusunu getirdi.
Bütün düşünceleri kartallarla seyahat ederken gördüğü manzaraya odaklanmıştı. Böyle bir fırsat eline geçmişti ve ziyan olmasını istemiyordu. Hiç bir ayrıntıyı atlamak da istemezdi.
Posted: Tue Jan 26, 2010 10:57 pm
by Bogus
Beorn ile arada geçen para muhabbetinin neticesinde Urith hiç de küçümsenmeyecek bir eksiği olduğunu fark etti. Hiç parası yoktu. Bütün hayatını Ayrıkvadi'de geçirdiği için böyle bir gereksinimi de olmamıştı. Batı'daki Limanlar'a giderlerken de para düşünmesi gereken en son şey olmuştu. Hem zaten zamanının çoğunu da yabanda geçirdiğinden Urith paranın Imladris dışındaki dünyada ne kadar da gerekli olduğunu büsbütün unutmuştu. Para muhabbetinin tekrar açılmamasını umuyordu, olur da Cüce Gmoen onun ayakpastı parasını da öderse çok mahçup olacaktı.
Beorn haklı olarak grubun getirdiği haberi öğrenmek için ısrar ediyordu ama Ilthar'ın hiddeti ve hakaretleri ile karşı karşıya kaldı. Gmoen Ilthar'ın çıkışı karşısında baharda Puslu Dağlar'ın yamaçlarındaki karlar gibi zevkinden erirken Adurant söze girmiş, kibarca haberi lidere ulaştırmaları gerektiğini söylemişti.
Cüce arkasını dönmüş homurdanırken Urith daha önce kaygılandığı şeyin, cücenin onun ayakbastı parasını ödemesinin, asla gerçekleşmeyeceğini anladı ve derin bir oh çekti. Sonra da göz ucuyla Reiwen'e baktı. Uçuştan pek etkilenmemiş gözüküyordu ve o da cüceler ile olan son tartışmalarından beridir bu tür konulardan uzak tutuyordu kendisini. "Keşke ben de onun yaptığını yapabilsem ama dayanamıyorum, giriyorum her seferinde söze." diye düşündü Urithviel. Denizyolcusu düşünceliydi sanki... Güz Yaprağı "Acaba tüm elfler üstümüzdeki parayı toplasak şu cücenin bir kesesi eder mi?" diye düşündü. Sonra da çabucak bu düşünceleri aklından uzaklaştırdı ve usulca birkaç adım atıp Ilthar'ı Coirdarg'ın görüşünde perdelemeye çalıştı.
Urithviel Prensesin sözünün üstüne söz söylemek istemiyordu. Bu yüzden Coirdarg'ın ne cevap vereceğini görmek için sessizce bekledi.
Coirdarg'ın Adurant'a vereceği cevabı merak ediyordu.