ÖIğLIKLARIN KALESİ(DÖşMÖş TANRI:AZALIN)
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
"Kanın kanımıza karıştı..."dedi..Ve kılıç bilgini içinde yepyeni bir güç ayrı bir acı ve intikam hissi vardı.."Ruhundaki kaos u da unutma..Azalin onada hükmediyor.."dedi,
ve adam Seçilmiş Savaşçının kadim birkaç kelime fısıldamasıyla elinde aynı dövmeden olduğunu gördü..
Fakat bu elinin hayli üst kısmında eklem yerindeydi ve adamın giysisi açılmadıça gözükmezdi..
"Kılıcını kullanırken dikkat et,dövmen seni ele vermesin!"kadının gözlerinde kahkaha ve alay vardı..ama görevini yapmanın sevinciyle adama gülümsedi,ve.."Artık İntikam için savaşıyor ve yaşıyorsun.."dedi.
ve adam Seçilmiş Savaşçının kadim birkaç kelime fısıldamasıyla elinde aynı dövmeden olduğunu gördü..
Fakat bu elinin hayli üst kısmında eklem yerindeydi ve adamın giysisi açılmadıça gözükmezdi..
"Kılıcını kullanırken dikkat et,dövmen seni ele vermesin!"kadının gözlerinde kahkaha ve alay vardı..ama görevini yapmanın sevinciyle adama gülümsedi,ve.."Artık İntikam için savaşıyor ve yaşıyorsun.."dedi.
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
" Kılıcı tutamıyorum. Yeni bir kılıç lazım... Elime uyan bir şey. " Sağ elinin avuç içini gösterdi. " Bir daha kılıç kullanmak istiyorsam buna da bir çare lazım. " Kanlı hançere baktı. " Kınından çıkmasını istiyorsam buna da su lazım. "
Sunağa baktı. Acaba kaç savaşçının kanıyla sulanmıştı bu sunak? Herhalde kendisininki en değerlisi olmalıydı. Ama bu fikri kendisine saklamayı tercih etti, aksi pek akıllıca olmazdı, şimdilik.
" Bunlara bir çare bulduğumuzda... Geri dönmem lazım, yarım kalan bir iş... Ve sonra da... " Acıyla yüzünü buruşturdu. " Seahriel'a bir çare... "
Eline baktı. İçindeki bir taraf, genç eli mavi ışıldayan kılıcı zarafetle savururken gördü... Ama şimdi bakan benlik, sadece yanmış, kararmış bir el görüyordu. Ama en ufak tiksinme duymuyordu. Hem zaten, bu kalede bunun çaresi mutlaka bulunurdu.
Sunağa baktı. Acaba kaç savaşçının kanıyla sulanmıştı bu sunak? Herhalde kendisininki en değerlisi olmalıydı. Ama bu fikri kendisine saklamayı tercih etti, aksi pek akıllıca olmazdı, şimdilik.
" Bunlara bir çare bulduğumuzda... Geri dönmem lazım, yarım kalan bir iş... Ve sonra da... " Acıyla yüzünü buruşturdu. " Seahriel'a bir çare... "
Eline baktı. İçindeki bir taraf, genç eli mavi ışıldayan kılıcı zarafetle savururken gördü... Ama şimdi bakan benlik, sadece yanmış, kararmış bir el görüyordu. Ama en ufak tiksinme duymuyordu. Hem zaten, bu kalede bunun çaresi mutlaka bulunurdu.
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
"İstediklerini alacaksın.."kadın arkasını dönerek yürümeye başladı adamın onu takip edeceğinden emin.
Yeniden karanlık odalardan geçtiler,ve adamın göremeyeceği bir kapıya geldiklerinde durdu."Sen burada bekle .."dedi adama ve kapıdan içeri girdi...hertaraf karanlıktı ve adamda karanlıkta durmaktaydı.drow kadını kızılötesi görüşüyle odaya girdi oda bir silah deposuydu ve herçeşit savaş aletiyle doluydu.Seçilmiş Savaşçı,odada biraz bakındıktan sonra Azalinin simgeleriyle süslü sıradan uzun bir kılıcı aldı ve odadan çıktı."İşte klıcın.."dedi ve elinde kılıcı bir döndürdü..
Daha sonra bikaç karanlık dakikanın ardından başka bir odaya girdi savaşçı ve "İçeri geç!."diye tısladı adama..
Burada Azalin in bir rahibi bulunuyordu ve kara cübbesini hışırdatan rahip adamı yanına çağırdı..ve adamın elini eline aldı ve Azaline dua etmeye başladı..
Bu arada Kalenin Komutanı,arkada durmuş olanları izliyordu..
Sonra rahibin işi bittiğinde adamın eli iyileşmişti..
Rahip Seçilmiş Savaşçıya selam verdi karanlıkta uzaklaştı...
Yeniden karanlık odalardan geçtiler,ve adamın göremeyeceği bir kapıya geldiklerinde durdu."Sen burada bekle .."dedi adama ve kapıdan içeri girdi...hertaraf karanlıktı ve adamda karanlıkta durmaktaydı.drow kadını kızılötesi görüşüyle odaya girdi oda bir silah deposuydu ve herçeşit savaş aletiyle doluydu.Seçilmiş Savaşçı,odada biraz bakındıktan sonra Azalinin simgeleriyle süslü sıradan uzun bir kılıcı aldı ve odadan çıktı."İşte klıcın.."dedi ve elinde kılıcı bir döndürdü..
Daha sonra bikaç karanlık dakikanın ardından başka bir odaya girdi savaşçı ve "İçeri geç!."diye tısladı adama..
Burada Azalin in bir rahibi bulunuyordu ve kara cübbesini hışırdatan rahip adamı yanına çağırdı..ve adamın elini eline aldı ve Azaline dua etmeye başladı..
Bu arada Kalenin Komutanı,arkada durmuş olanları izliyordu..
Sonra rahibin işi bittiğinde adamın eli iyileşmişti..
Rahip Seçilmiş Savaşçıya selam verdi karanlıkta uzaklaştı...
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
AZALIN'in seçilmişi olanları izliyordu. Rahibin ve yeni katılan savaşçının rituellerini izliyor ve bitmesi ile hareketlenmek istediğinde, omzuna tanıdık bir el dokundu. Ağartılmış kafatası rengindeki cilt ve parmaklar onu kavradı. Donuk bir el ve ürpertici bir dokunuş.
Ölümün Eli bir anlığına kadına dokunmasını geriye çekti ve siyah pelerinleri ile ortaya çıktı. Kimse kaleye habersizce giremezdi. Lord AZALIN'in iradesi dışında kimse kalede olamazdı. Ölümün Eli olanları izliyordu sevdiğinin yanında.
Adamın üzerine odaklanmış gözleri ile ölüm kadar sessiz gelmişti. Lord'unun hüküm dolu gözlerinin odaklandığını biliyordu.
Ölümün Eli bir anlığına kadına dokunmasını geriye çekti ve siyah pelerinleri ile ortaya çıktı. Kimse kaleye habersizce giremezdi. Lord AZALIN'in iradesi dışında kimse kalede olamazdı. Ölümün Eli olanları izliyordu sevdiğinin yanında.
Adamın üzerine odaklanmış gözleri ile ölüm kadar sessiz gelmişti. Lord'unun hüküm dolu gözlerinin odaklandığını biliyordu.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Omzundaki eli hissettiğinde irkilmişti,Unholy nin orada durduğunu görünce
nedenini anladı.Kılıç Bilgini için gelmişti..Ölümün Eli bir kez daha ölüm verecekti..Bir an kendini suçlu hissetti ama elleri adamın ellerini arıyordu..
nedenini anladı.Kılıç Bilgini için gelmişti..Ölümün Eli bir kez daha ölüm verecekti..Bir an kendini suçlu hissetti ama elleri adamın ellerini arıyordu..
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Donuk bir ses yankılandı bir anlığına Rahip duasını tamamladıktan sonra.
- Kılıç bilgini... Sana hiç bir ölümlüye bahşedilmemiş bir hediye için geldim. Ölüm Tarihini bilme gücü.
Adamın gözlerine bakıyordu. Kızıl gözleri anlık bir ışıkla parıldadığın üzerindeki hüküm dolu yeşil gözleri hisseti Ölümün Eli Tanrısı onu izliyordu.
- Kaleden çıktığın an...
Yanındaki Drow'a baktığında bir an yüzündeki mermer gibi ifade bozuldu. Ama tekrar kafasını kaldırdığın ölümün soğuk yüzü Kılıç bilgininkine odaklanmıştı.
- Kılıç bilgini... Sana hiç bir ölümlüye bahşedilmemiş bir hediye için geldim. Ölüm Tarihini bilme gücü.
Adamın gözlerine bakıyordu. Kızıl gözleri anlık bir ışıkla parıldadığın üzerindeki hüküm dolu yeşil gözleri hisseti Ölümün Eli Tanrısı onu izliyordu.
- Kaleden çıktığın an...
Yanındaki Drow'a baktığında bir an yüzündeki mermer gibi ifade bozuldu. Ama tekrar kafasını kaldırdığın ölümün soğuk yüzü Kılıç bilgininkine odaklanmıştı.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Seahriel yemini tamamladığında, benliği yırtılırcasına açıldı. Bir anda Ã?ığlıkların Kalesindeki bedenin içinden bir ruh havaya yükseldi. Ã?yle karmaşıktı ki bu ruh bazen iyiliğin ve adaletin beyazlığını bazende intikam ve kaosun dipsiz karanlığını yansıtıyordu.
Ruh iki adam boyu yükseldi ve acı ile dolu çığlıklar kalenin içinde arttı.havadaki ruhlar karmaşası bir anda birbirinden ayrılır gibi oldu. Adamın yüzü bir an ikiye bölünür gibi oluyor sonra tekrar bütünleşiyor. Her harekette ruh feryatlar atıyordu. Sonunda iki ruh büyük bir ışık patlaması ile birbirinden ayrıldı. Karanlık taraf bir yıldırım gibi kılıç bilginin bedenine girdi. İçine ruhu alan benden spazmlar geçiriyor, titriyor ve seğiriyordu. Sonunda adamdan geriye pelte gibi bir beden kalmıştı. Fani vücudu bunlara dayanamamış olduğu yere yığılmıştı, ama inanılmaz şekilde nefes alıyordu.
Beden buraya neden Ã?ığlıkların Kalesi dendiğini çok iyi anlamıştı.
Seahriel beyaz ruhu, adalet dolu benliği ise ufak bir hüzünlü bakış atarak ortadan yok oldu, nereye gittiğine dair en ufak bir ip ucu bırakmadan.
Bir iki saat sonra...
Kalenin içinde yığılmış olan adam bir süre sonra bir oda da uyandı. Sade bir oda sadece bir yataktan ibaret. Ağırca doğruldu. bir eksiklik yada bir rahatlama hissetti. O beyaz ruh ondan eser kalmamıştı. Gitmişti artık bedende yalnızdı.ama bir anda beyninde çakan şimşek onu tekrar deli etmeye yetti .
"ben yaşıyorum. İntikamın alınamadı." Oydu işte gene o ..
elindeki dövmeye baktı. gümüş bir maske ve bir damla gözyaşı.intikamının ve simgesi. gözyaşı figürünün üstüne sinirden vücuduna ter basan adamın bir damla teri düştü.
" ne kadar da uyumulular , değilmi Kılıç Bilgini ??" o anda dehşete düşürücü ses beyninde yankılanmıştı....
Ruh iki adam boyu yükseldi ve acı ile dolu çığlıklar kalenin içinde arttı.havadaki ruhlar karmaşası bir anda birbirinden ayrılır gibi oldu. Adamın yüzü bir an ikiye bölünür gibi oluyor sonra tekrar bütünleşiyor. Her harekette ruh feryatlar atıyordu. Sonunda iki ruh büyük bir ışık patlaması ile birbirinden ayrıldı. Karanlık taraf bir yıldırım gibi kılıç bilginin bedenine girdi. İçine ruhu alan benden spazmlar geçiriyor, titriyor ve seğiriyordu. Sonunda adamdan geriye pelte gibi bir beden kalmıştı. Fani vücudu bunlara dayanamamış olduğu yere yığılmıştı, ama inanılmaz şekilde nefes alıyordu.
Beden buraya neden Ã?ığlıkların Kalesi dendiğini çok iyi anlamıştı.
Seahriel beyaz ruhu, adalet dolu benliği ise ufak bir hüzünlü bakış atarak ortadan yok oldu, nereye gittiğine dair en ufak bir ip ucu bırakmadan.
Bir iki saat sonra...
Kalenin içinde yığılmış olan adam bir süre sonra bir oda da uyandı. Sade bir oda sadece bir yataktan ibaret. Ağırca doğruldu. bir eksiklik yada bir rahatlama hissetti. O beyaz ruh ondan eser kalmamıştı. Gitmişti artık bedende yalnızdı.ama bir anda beyninde çakan şimşek onu tekrar deli etmeye yetti .
"ben yaşıyorum. İntikamın alınamadı." Oydu işte gene o ..
elindeki dövmeye baktı. gümüş bir maske ve bir damla gözyaşı.intikamının ve simgesi. gözyaşı figürünün üstüne sinirden vücuduna ter basan adamın bir damla teri düştü.
" ne kadar da uyumulular , değilmi Kılıç Bilgini ??" o anda dehşete düşürücü ses beyninde yankılanmıştı....
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Ne olmuştu? Veya olmuşmuydular? Olmaları farkedermiydi veya?
Herşey bulanıktı. Seahriel'ın Lordu'nun Seçilmişinin ölümünü ilan etmesi... Sunaktaki kan... Ve beyaz şey. Neydi o?
Herşey bulanıktı, beyni bir kaos içindeydi. Ama iki şey taptazeydi: acısı, ve intikam alma isteği.
Delirmiş benlik bile buna teslim olmuştu.
Herşey bulanıktı, Lordunun sesi hariç.
Sembole baktı. Görüşü bulanıktı, ama sembol değildi. Sembol, dövme halinde sadece eline kazınmamıştı. Sembol, aklının en karanlık köşesine kazanmıştı.
Ağzından iki kelime çıktı. Neredeyse bilinçsizdi, zihni hala karma karışık, acısı taptaze ve intikam alma arzusuysa güçlüydü.
" Evet... Lordum! "
Herşey bulanıktı. Seahriel'ın Lordu'nun Seçilmişinin ölümünü ilan etmesi... Sunaktaki kan... Ve beyaz şey. Neydi o?
Herşey bulanıktı, beyni bir kaos içindeydi. Ama iki şey taptazeydi: acısı, ve intikam alma isteği.
Delirmiş benlik bile buna teslim olmuştu.
Herşey bulanıktı, Lordunun sesi hariç.
Sembole baktı. Görüşü bulanıktı, ama sembol değildi. Sembol, dövme halinde sadece eline kazınmamıştı. Sembol, aklının en karanlık köşesine kazanmıştı.
Ağzından iki kelime çıktı. Neredeyse bilinçsizdi, zihni hala karma karışık, acısı taptaze ve intikam alma arzusuysa güçlüydü.
" Evet... Lordum! "
yolculuk uzun ve zahmetliydı tamamen karanlık mağralarda geçen zaman sanki yıllarca sürüyor gibi geliyordu paladine ye geri dönüş yolunda rahip artık daha sık ve rahat konuşuyordu artık içindeki güveni hissedebiliryordu ve bunun kabul edilmiş olmasından kaynaklandığının bilincindeydi paladine ama artık ne zaman uyusa huzursuz rüyalar görüyor ve rüyalar sanki daha bir gerçeklik kazanıyordu bir önceki rüyası o kadar gerçektiki uyandıgında savaştığı vampirin tırnak izleri yüzünde kanıyordu rahibe anlatmak istemedi ama artık rüyaları onu sanki farklı boyutlara taşıyordu bu düşüncelerle nekadar yürdüğünü bilmeden rahibi izledi ve rahip durduğunda farketmedi yüyrümeye devam ettigözlerindeki ağırlık onu derin bir uykuya sürüklüyordu daha fazla yürüyemedi ve bayıldı gözlerini açtığındaölü ağaçlardan oluşan bir ormandaydı garip bir sis ince bir yol olarak uzanıyor ona sanki gitmesi gerken yeri gösteriyordu paladine yolu izledi yürüdükçe ormanonu yıkılmış bir kalenin olduğu geniş bir açıklığa çıkardı kalenin kapısı açıktı paladine içeri girdi
-
AresMajere
- Kullanıcı

- Posts: 65
- Joined: Sat Mar 13, 2004 10:00 am
- Location: İzmir
- Contact:
Darkslayer, ışığın olmadığı ama içinde duyduğu huzurla kalbini aydınlatan manevi bir aydınlıkla karanlık dehlizlerde ilerledi. Yanında ise savaşçılığında ve Lord Azalin'e bağlılığında şüphe duymadığı biriyleydi..Paladine ile hep omuz omuza dövüşmüştüler ve Paladine daki bağlılık rahibi çok şaşırtmıştı.O bir elf değildi ama onunla aynı intikam duygusunu duyarak drowlara ve diğer yeraltı ırklarıyla savaşmıştı.
şimdiyse çıkış basamaklarında Paladine' in gözleri sanki bambaşka bir gerçekliğe dikilmiş, boşluk içinde kendilerine yol arıyordu. Ares Majere, Ã?ığlıklar kalesine açılan kapıyı tutan büyüyü bozdu ve zeminde duran kapı gürültüyle yere sağa doğru açılıp yere büyük bir gürültüyle düştü..
şimdiyse çıkış basamaklarında Paladine' in gözleri sanki bambaşka bir gerçekliğe dikilmiş, boşluk içinde kendilerine yol arıyordu. Ares Majere, Ã?ığlıklar kalesine açılan kapıyı tutan büyüyü bozdu ve zeminde duran kapı gürültüyle yere sağa doğru açılıp yere büyük bir gürültüyle düştü..
-
AresMajere
- Kullanıcı

- Posts: 65
- Joined: Sat Mar 13, 2004 10:00 am
- Location: İzmir
- Contact:
Elf rahip kapıdan başını çıkardığında gözlerine inanamadı. Tüm ruhuna, benliğine hakim olan o kaos şimdiyse Lord' unun kalesinde vücut bulmuştu. Kalenin içinde bir düzen vardı ama kaosun düzeniydi. Taşlar ne kadar düzenli dizilmiş olsalarda hiçbiri bir şeklin devamı değildi..
Ares ilgisini sunağa yöneltti. Artık o sunakta korkunun etkisi yoktu..Rahip neler olduğunu anlamak için kalenin ortasında dizleri üzerine çöktü ve Lord Azalin ile telepati kurmak için meditasyona başladı.
Darkslayer tüm drowlar ölene kadar gülmeme yemini etmemiş olmasa şu an bu trajediyle kahkahalar atardı. Kaosun özünü kaleye lord Azalin mi getirmişti.Eğer öyleyse onun bir rahibi olan Ares Majere ' de kaosuda karanlık altı ve karanlıküstünde yaşayan tüm elf düşmanlarına getirecekti.
Yemini drowlar adına değil artık elflerin düşmanı olan her ırkı diyarlardan sürene kadar gülmemekti.Tanrısının gücüyle rahibin emelleride yön bulacaktı.
Ares ilgisini sunağa yöneltti. Artık o sunakta korkunun etkisi yoktu..Rahip neler olduğunu anlamak için kalenin ortasında dizleri üzerine çöktü ve Lord Azalin ile telepati kurmak için meditasyona başladı.
Darkslayer tüm drowlar ölene kadar gülmeme yemini etmemiş olmasa şu an bu trajediyle kahkahalar atardı. Kaosun özünü kaleye lord Azalin mi getirmişti.Eğer öyleyse onun bir rahibi olan Ares Majere ' de kaosuda karanlık altı ve karanlıküstünde yaşayan tüm elf düşmanlarına getirecekti.
Yemini drowlar adına değil artık elflerin düşmanı olan her ırkı diyarlardan sürene kadar gülmemekti.Tanrısının gücüyle rahibin emelleride yön bulacaktı.
Kalenin kapısı aralandı, ve Kılıç Bilgininin bedeni gözüktü. Daha doğrusu, bir palto... Yırtık pırtık, kararmış.
Bir çağrı... Kafasının içinde yankılanıyordu. Bir şey, bilmesini sağlıyordu. Hissetmesini sağlıyordu. Ve o da biliyordu. Hissediyordu. Gitmesi gerekliydi. Bu kaderiydi.
Kaleden dışarıya adım attı. Hayır, ölmeyecekti. Kaderinde şimdilik bu yazılı değildi. Oraya gitmesi yazılıydı... ve gidecekti.
Gece kadife örtüsünü diyarlar üzerine sererken, Kılıç Bilgini yol alıyordu şehrin ara sokaklarında. Nereye gittiğini bilmiyordu, ama gitmesi gerektiğini biliyordu. Gideceği yeri hissediyordu...
Yaklaşıyordu. Her dönüşte içindeki his biraz daha kuvvetleniyordu. Bir başka ara sokak köşesinden döndü ve bir Ork ile karşı karşıya geldi.
Bir çağrı... Kafasının içinde yankılanıyordu. Bir şey, bilmesini sağlıyordu. Hissetmesini sağlıyordu. Ve o da biliyordu. Hissediyordu. Gitmesi gerekliydi. Bu kaderiydi.
Kaleden dışarıya adım attı. Hayır, ölmeyecekti. Kaderinde şimdilik bu yazılı değildi. Oraya gitmesi yazılıydı... ve gidecekti.
Gece kadife örtüsünü diyarlar üzerine sererken, Kılıç Bilgini yol alıyordu şehrin ara sokaklarında. Nereye gittiğini bilmiyordu, ama gitmesi gerektiğini biliyordu. Gideceği yeri hissediyordu...
Yaklaşıyordu. Her dönüşte içindeki his biraz daha kuvvetleniyordu. Bir başka ara sokak köşesinden döndü ve bir Ork ile karşı karşıya geldi.
Turlu kotulukleri gizleyen karanlik, o gece diyarin en korkunc kabusuna her zamanki gibi hizmet ediyordu. Ozunde kara alev ve karanligin guclerini kendine hizmetkar yapmis Hellfire, Kilic Bilgini denen adamin varligindan haberdardi. Alevlerle yanip kavrulan gozleri orkla olan munakasayi gordu fakat sozleri duyamadi. Fakat Orkun Lord Oren'in bir hizmetkari oldugunu farketmekte zorlanmadi. Gizlendigi karanlik olumsuz nefretiyle daha da koyulasti...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
karanlık ve yıkılmış bir tapınak görüntüsü içeri girince yerini çığlıklar kalesine bıraktı paladine artık içerdeyken kendini rahat ve bir ölçüde huzurlu hissediyordu rahibin onu sınadığını ve sınavı geçtiğini biliyor AZALİN'le konuşup ondan hizmetini sunması için yapmasını istediği şeyleri öğrenmek istiyordu acaba AZALİN ondan nasıl bir görev isteyecekti onu bu diyarların hangi ucsuz ve bilinmez topraklarına gönderecekti paladine içinde büyük bir heycan ve merakla LORD AZALİNİ bekledi artık acıları daha çekilir bir hal almıştı
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests