Page 64 of 67

Posted: Thu May 08, 2008 12:32 am
by Mark
" Pekala. Yakında köy bulursak, uğrayabiliriz. Yemeğimizi alıp, devam ederiz. şimdi, dinlenelim. "

Posted: Thu May 08, 2008 2:31 am
by Alenthas
Thereon küçük olmasının gereğince dizinin üzerinde beceriksizce çökerek "Ben Thereon efendim," dedi.

Posted: Thu May 08, 2008 6:52 am
by catboy
"İsterseniz çocuklar yorulmuştur onlar dinlensin. Siz beni takip edin. "dedi Gulthar.
Merdivenelrden yukarı çıkarken: "Böyle olacağını biliyorduk. Ama bir şeyler de yapılmalıydı." diye açıkladı.
"Buyrun bu odada rahatça konuşabiliriz." dedi sonra rahat bir odaya girerken.

Posted: Thu May 08, 2008 3:16 pm
by Edmond
Huor yavaş adımlarla içeriye girerken, Yüksek Elf'lerin kurallarını hatırlamaya çalışıyordu.Ne yapılması gerekiyordu?Evet evet, hatırlamıştı.

Büyülü küre, ölümün küresi, durdurulamaz mı?Esod'sa ne olmuş?Esten'se ne olmuş?Essun'sa ne olmuş?

Hangi Tanrı başa çıkabilir onlarla?Düşün Huor düşün.

Yaşamak en çok hangi Tanrı için önemli.Yaşamın tanrısı.HİKKER!

Hikker'den nasıl bir şeyler isteyebilirlerdi.Hira-Hiray.Evet, Thereon.Bulmuştu Huor yapacağı şeyi.

Ardından herkesin içeri girmesini bekledi.Bir konuşma yapacaktı.

Posted: Thu May 08, 2008 11:49 pm
by CLiCKs
"Nasıl günler geçirdğimizi siz bile bilemezsiniz babacığım. Hapishaneden kaçmamızdan beridir çok büyük şeyler yaşadık sağ olmamız bir mucize. Bu arada babacığım sizi sağ ve iyi görmekten çok memnun oldum." dedi ve tekrar sarıldı. Uzun bir sarılmaydı ve Algénia'yı böyle konuşurken gödüklerinde şaşırmışlardı. Ã?ünkü çok saygılı ve bir prensese uygun bir şekilde konuşuyordu. Prenses yüzü açığa çıkmıştı. "Annem nerede onu da görmek isterim?" dedi ve cevabı alamadan "Bu arada babacığım, Elessar kendini tanıtmıştı. Ama ben özel olarak tanıtayım. İlerideki eşim. Ya da yakın zamandaki.". Babası adeta şok geçiriyordu. Oradakilerde şaşırmıştı. Ama Elessar kadar değildi. Büyük bir utanç ve korku içindeydi. Bütün kıtanın Yüksek Elf Kralının karşısında ilerideki eşi olarak duruyordu. Kralın cevabını beklemeye yüreği dayanmazdı. Ama Algénia bunu ailesine söyleyebildiyse buna hiç bir itiraz etmemeliydi. Ã?ünkü cesaret gerektiren işi Algénia yapmıştı.

Posted: Fri May 09, 2008 5:40 am
by catboy
"Algenia bu konuyu senle sonra uzun uzun tartışacağız. şimdi bizi yalnız bırakır mısın? Hem senin dinlenmen lazım." dedi Gulthar. Çok öfkelenmişti kızının sakin tavırlarına. Ama belli etmedi.
"Büyücü Safiel... Sizin adınızı çok duydum. Galiba elflerin eski kitaplarındaki bizim ölüm kapısı yüzünden yok olan kütüphanemizde de vardı safir yüzüğünü takan kişiden bahsedilirdi." diye açıkladı Gulthar.
"Bu kehaneti Huor ve Minna da bilirler. Bu elflerin en eski kitapalrında bahsedilir." diye devam etti.
Elessara özellikle bakmıyordu. Sadece Huor, Minna ve Safir'le ilgileniyordu.
"şu andaki görevinizin ciddiyetinin farkındasınız. Buraya özel çocuklardan birini teslim almaya geldiniz. Ama bir sorun var." dedi Gulthar.
"Nasıl bir sorun?" diye sordu Safir.
"Ã?ocuk bir kara elf. Ve kara elfler tüm diğer elfler tarafından lanetlenmiş ve ırk olarak aramızda görmekten hoşlanmadığımız elflerdir. O yüzden bir kaç gün önce bir kaç kendini bilmez çocuğu bana haber vermden şehirden uzaklaştırmış."

Posted: Fri May 09, 2008 6:00 am
by ElessarTelemnar
"Iyi ozaman fazla vakit kaybetmeden biran evvel yola cikalim ve daha gec olmadan cocugu bulalim."Demisti Elessar grubuna bakarak.Halada Algénianin soylediklerinin sokundaydi.

Posted: Fri May 09, 2008 6:33 am
by Mark
Gerrfer:
- Neden bu görevi verdi ki, diğerlerini öldürmek istiyorum.
Teemieri:
- Onlara da sıra gelicek. şimdi, Heres'e odaklanmalıyız.
Gerrfer:
- Evet. Yaşlı biri miymiş?
Teemieri:
- Sorun değil.
Gerrfer:
- Bana da uzatsana!
Teemieri, peyniri uzattı.

Posted: Fri May 09, 2008 6:40 am
by catboy
"O yaşlı adamın ölümü ne işe yarayacak ki?" diye sordu Gerrfer peyniri ısırırken.
"Yaşlı adam diyoruz da ya adam güçlü bir büyücü çıkarsa ne olacak?" dedi sonra.

Posted: Sat May 10, 2008 3:45 am
by catboy
"Senin benim eşimin kız kardeşinin oğlu olduğunu biliyorum, Safiel." dedi Gulthar.
"Ã?ocuk için endişelenmeyin. En iyi adamlarımı onu bulması için görevlendirdim. Yakında kaderimizde hepimiz ne olduğunu öğreneceğiz?"
Akşamına rahat bir akşam yemeği yediler. Safir yemekten sonra kulenin arka taarflarında gezinmeye çıktı. Bir süre sonra yanına biri yaklaştı: "Mezarlığı araıyorsan o tarafta değil."
Gelen Algenia'nın annesi Arferel'di.
"Kız kardeşinin ve annenin mezarını arıyorsun. Gel sana yolu gösteriyim." dedi Arferel.
Yarım saat sonra Safir hiç görmediği kız kardeşinin mezarındaydı.
"Yanımızdaki kız ismi Mikael, benim kız kardeşimle görüşmem gerektiğini söylemişti. şimdi burdayım işte. Ne olması lazım ki?" diye sordu Safir.
"Bazen çok ilginç olaylarla karşılaşırız. Büyü dediğimiz kavram oldukça geniştir. Biz elfler genelde şifa gücüyle yetiniriz. Ama diğer elf ırkları kızıl elfler mesela onların hırsları daha fazla büyü öğrenmelerini sağlamıştır. Hatta öyle büyüler vardır ki ölen kişinin ruhu bedeninden ayrılsa da buradan ayrılamaz ve sonunda başka birinin bedenine yerleşir. Bir nevi misafir gibi. Ã?ünkü yapması gerekenler daha bitmemiştir." diye açıkladı Arferel.
"O zaman Mikael'le görüşmem gerekiyor." dedi safir ve kuleye geri döndü.

Posted: Sun May 11, 2008 6:25 am
by catboy
"İşte göl orda." dedi Gerrfer.
"Ben de görüyorum." dedi alay edercesine Teemieri.
"Olamaz. işte o planlarımı bozan gnom da orda. Yanında da hapisten kaçarken yanlarında olan dryad var." dedi Gerrfer şaşırırcasına.
"O pislikler çok oldular." dedi kızıl elf öfkeyle.
Birden Deru'nun burnundan kan gelmeye başlamıştı. Heres: "Gölge geri döndü." dedi fısıltıyla.
"Gnom hazırlıklı ol. Arkadaşın için yapabileceğin bir şey yok. Ama birlikte olursak onları belki yenebiliriz." dedi yaşlı adam endişeli bir sesle.

Posted: Sun May 11, 2008 9:45 am
by Lydronk
Lydronk dalmıştı. Gölü seyrediyordu. Deru'nun burnundan kan geldiğini bile fark edememişti. Heres'i duyduğuna şaşkındı. Ne diyordu bu adam, deli miydi? Sonra Deru'ya baktı. Ne oluyordu ona? Artık o kadar çok ölüm görmüştü ki şu son zamanlarda, normal karşılıyordu artık. Sakinliğini korumaya çalıştı, Deru için çok geçti, Heres haklıydı.

"Endişen boşuna değil, yaşlı adam. O ikisinden birinin küllerini gördüm, öbrünün ise bir ejderha tarafından yutulduğunu. O adama iyi bir şaka yapmıştık aslında. Yine de, küllerinden dönebiliyorlarsa, ya da bir ejderhanın bağarsaklarından -ıyy, açıkçaşı şu kızıl elf yerinde olmak istemezdim!- bayağı kutsanmış olmalılar. Ve kutsanmış insanlar 'yenilmeye' pek elverişli değiller!" dedi Lydronk, sakince. Esten canını gerçekten sıkıyordu! Adam diriltmenin de bir haddi vardı canım!

"Eh, ne Deru için, ne bizim için yapabilecek bir şeyler kaldı. Kaçmaya hayır demzdim; ama tanrılarına atacak iki çift lafım var ve bu lafları Esten müritlerinden duysa daha iyi olur!" sonra biraz duraksadı. "Sen ise... Kaçsan iyi olur! Hayır hayır, kastım yaşını başını almış biri olduğundan ikişer kere ölümden dönmüş adamlara kıyasla bir hiç olduğun değil, aksine çok iyi savaşacağına eminim!"

Heres kaçmayı reddetti, onun için evi önemli bir yerdi ve terk etmeyi göze almazdı. "Peki, seni görenmez yapayım, ne dersin?" dedi Lydronk, iki adam iyice yaklaşmışlardı! Heres bu teklifi geri çevirmedi, ölmekten iyiydi! Lydronk ise ne yapacağını bilmiyordu, aklına dahiyane bir fikir gelmişti. En azından kendisi öyle düşünüyordu. Gerrfer ve kızıl elfin yaklaşmalarını bekledi. Bir süre, geldiklerinde adamın evinde deli bir gnom, bir dryad ve yaşlı bir adam cesedi görmek onları şaşırtmazdı, değil mi?

Posted: Sun May 11, 2008 7:45 pm
by Edmond
Gülümsemesinden eser kalmayan Huor yanına baktı.Ne hâllere düşmüşlerdi.Grup bölünmüştü.Diğerlerinin ne hâlde olduğu belli değildi.Kendileri bir büyü sayesinde yaşıyorlardı ve eğer o büyü çatlarsa, içindeki küre dışarı çıkıp "Herkesi" öldürecekti.

Safiel'i bulmalıydı.Minnä'yı da öyle.Daha güçlü bir büyü yok muydu?Kurtulamazlar mıydı?Evet, Minnä ve Safiel güçlerini şimdilik Yüksek Elf'lere bağışlamalıydılar.Minnä anlamış, meclisin yolunu tutmuştu bile.Safiel'in yanına gidiyordu Huor.

Posted: Sun May 11, 2008 9:23 pm
by catboy
Safir geriye döndüğünde Huor'un yanından hızla geçti. Huor peşinden geliyordu.
"Ã?ocuklar nerde?" diye sordu Huor'a.
"Kulenin yanındaki ağaç evindeler galiba." dedi Huor.
Ağaç eve girdiler ikisi. Mikael ve Thereon ordaydı. Yan odada Elessar ve Algeni vardı. Ne yaptıkları Safir'in umrunda değildi.
Mikael'e yaklaştı: "Theresa işte geldim. Anlat artık sonsuzluğun ülkesini nasıl bulabilirim?"
Mikael'in kahverengi gözleri birden yeşile döndü: "Safiel! Sevgili kardeşim. Senin doğumunu hatırlıyorum. Ne tatlı bir çocuktun. Ama artık büyümüşsün. Bir görevin var. Kutsal bir görev! Sana iletmem gerekn bir mesajım vardı. Bunca sene seni bekledim. Ama Esten bu kadar yakınımızdayken sana bu gizli yeri söylemeyemem. Ã?nce ölüm kapısı yok edilmeli."
"Nasıl yok edilebilir?" diye sordu Safir.
"Üç kutsal nesne sayesinde... Parmağında ışıl ışıl parlayan deniz elflerinin kutsal yüzüğü, Müziğiyle tüm kara büyüleri yok edebilecek gücü olan kutsal ney ve Efher'in kalkanı."
"Par-tesa'nın yüzüğü ben de." dedi Safir.
"O halde kutsal ney de sırtımda olan." dedi Huor.
Algenia yan odada hızla çıktı: "Safir bana deniz elflerinin verdiği kalkanın eskiden Efher adında bir elf beyinin olduğunu söylememiş miydin?"
"Evet. Üç nesne de o zaman burda." dedi Theresa Mikaelin bedeninde.

Posted: Sun May 11, 2008 9:39 pm
by Edmond
*Par-Tesa madem kahindi...*

Diye söze başladı Huor.Ã?ünkü onun söylediği her şeyin bir manası olduğunu yeni farkediyordu.

*Ã?yleyse, geçmişe biraz olsun göz atmalıyız.Bize onun söylediklerini dinletecek bir büyü biliyorum.*

Onun söylediği her şey çok önemliymiş.

diye de ekledi.