>ÖATLAK KAZAN<
>ÖATLAK KAZAN<
Büyücü Tika'nın Yeri'nden aceleyle çıkarak yolda hızlıca yürümeye başlar. İçi ürperir.Bunun hanın açılılacğını öğrendiğinden mi yoksa rüzgardan mı olduğunu anlayamaz.
Adımlarını daha da hızlandırır. Ortağından aldığı telepatik mesajda hanları için yardıma gelmesini istemiştir.Yüzünde hafif bir gülümseme oluşur.Ne zamandır beklediği gün, hanlarının açılışı çok yaklaşmıştır.
Sokağı döner. Satın aldıkları binayı görür.İki katlı, kahverengi bi binadır.Gözüne hiç olmadığı kadar hoş görünür.Hanın kapısında Night bir merdivene çıkmış hanlarının tabelasını asmaya çalışmaktadır.Majenta, Nightın yanına gelerek tabelaya bakar. Tabelada büyük harflerle "Ã?ATLAK KAZAN" yazmaktadır.Yüzüne mutlu bir gülümseme yayılır. Night'a bakarak neşeli bir takılmayla "hanımızın çalışmaları nasıl gidiyor." der.Ve gözünü kırparak ekler."Yardıma geldim"
Adımlarını daha da hızlandırır. Ortağından aldığı telepatik mesajda hanları için yardıma gelmesini istemiştir.Yüzünde hafif bir gülümseme oluşur.Ne zamandır beklediği gün, hanlarının açılışı çok yaklaşmıştır.
Sokağı döner. Satın aldıkları binayı görür.İki katlı, kahverengi bi binadır.Gözüne hiç olmadığı kadar hoş görünür.Hanın kapısında Night bir merdivene çıkmış hanlarının tabelasını asmaya çalışmaktadır.Majenta, Nightın yanına gelerek tabelaya bakar. Tabelada büyük harflerle "Ã?ATLAK KAZAN" yazmaktadır.Yüzüne mutlu bir gülümseme yayılır. Night'a bakarak neşeli bir takılmayla "hanımızın çalışmaları nasıl gidiyor." der.Ve gözünü kırparak ekler."Yardıma geldim"
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
-
Cyan Bloodbane
- Kullanıcı

- Posts: 77
- Joined: Tue Apr 13, 2004 10:15 pm
- Location: Solamnia
- Contact:
Parmağının periyodik hareketleriyle beraber süpürge de hareket etmektedir. Bir an için durur ve düşünür. Kendi kendine gülümser temizlik yapmak fikri aslında ona komik gelmektedir. Ama işlerin ne kadar sıkıştığı gelir aklına. Devam etmek üzereyken. Majentanın kapıdan girdiğini görür.Bır adım atarak ona yaklaşır. Kızgın olmayan bir ifadeyle:
"Nerelerdeydin sen? İşin tamamını biz bitirdik. Birdahaki sefere kaytaramayacaksın."
"Nerelerdeydin sen? İşin tamamını biz bitirdik. Birdahaki sefere kaytaramayacaksın."
Majenta, Efla'ya bakarak gülümser."Özür dilerim dostum.Telepatik mesajını alır almaz geldim." Hanı inceler. Temizlik neredeyse bitmek üzeredir.Tekrar arkadaşına dönerek "açılışa az kalmış gibi görünüyor." der.
Duvara daynmış diğer bir süpürgeyi zihniyle salonun ortasına getirir ve süpürgenin sağa sola sallanmasını sağlar."Buran sonrasını ben yapayım da bir işe yaramış olayım."
Duvara daynmış diğer bir süpürgeyi zihniyle salonun ortasına getirir ve süpürgenin sağa sola sallanmasını sağlar."Buran sonrasını ben yapayım da bir işe yaramış olayım."
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Han açıldığında gelen ilk müşterileri kendini gölgelerin dibinde bir köşeye, sandalyeye bıraktı. Yüzü tamamen giydiği kukuletasıyla örtülümüş br durumdaydı ve kemerinden sarkan palasıyla kaması şöminenin ateşinin uzaktan gelen ışığıyla bir saniye kadar sanki büyülüymüşçesine parladı. Başını kaldırmadan "şarap" diye bildirdi.
şarabını yudumlarken hana bir göz gezdirdi. Çok yorgun ve halsiz görünüyordu. Kafasını kaldırdığı bir an, suratının rengi ortaya çıktı. Koyu bir kahverengi.
şarabını yudumlarken hana bir göz gezdirdi. Çok yorgun ve halsiz görünüyordu. Kafasını kaldırdığı bir an, suratının rengi ortaya çıktı. Koyu bir kahverengi.
Majenta, içeri sessizce girmiş ve en karanlık köşeye atmış yabancıya baktı. Yabancının şarap istediğini duydu. Nightta duymuş olmalıydı ki, ne oluyor der gibi bi bakış atıp mutfağa gitmiş ve yabancıya şarap vermişti.
Majenta, Efla'ya bi bakışattıktan sonra yabancının yanına giderek kibar sesle "afedersiniz ama daha açmadık.şarabınız bu seferlik bizden.ama içtikten sonra giderseniz biz de işimize devam edebiliriz."dedi.o sırada yabancının ten rengini gördü ve başka hiçbirşey söylemeden onu süzmeye başladı.
Majenta, Efla'ya bi bakışattıktan sonra yabancının yanına giderek kibar sesle "afedersiniz ama daha açmadık.şarabınız bu seferlik bizden.ama içtikten sonra giderseniz biz de işimize devam edebiliriz."dedi.o sırada yabancının ten rengini gördü ve başka hiçbirşey söylemeden onu süzmeye başladı.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
ANAAAAAAAAAA DEMEK BURADA KARA DERİLİ BİRİ VAR HADİ YAAAAAAAAA TOPRAğI ÇOK SEVERİM BİLİYON MU?????????? MADEM SEN DE TOPRAK RENGİSİN SENLE İYİ ARKADAş OLURSUN BİLİYON MU BEN CİYAN ABİM DİYE BİR ABİMİN HANINDA YOK YOK SALONDU şARKI FELAN SÃ?LÃ?YORUM SEN DE GELSENE CİYAN ABİM ÇOK HOş ABİDİR.. BALROG CİYAN ABİM BENİM VALLAH Bİ GEL GÃ?R BENCE SENDE BENLE şARKI SÃ?LERSİN YA DA DANS EDERSİN. NE GÖZEL OLUR Dİ Mİ HEM NAAPACAKSIN Ã?ATLAK KAZANDA YAHUUU BİLİYOMUSUN Ã?ATLAK KAZANDA YEMEK DE PİşMEZ SU ATEşİ SÃ?NDÃ?RÃ?R DİYE DUYMUşTUM SEN CİYAN ABİMİN YERİNE GEL..
GEL GEL GEL CYAN ABİYE GEL CYAN ABİDEKİLER HEP KARDEşLER
GEL GEL GEL CYAN ABİYE GEL CYAN ABİDEKİLER HEP KARDEşLER
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Efla kapının yanında hanı açık sanıp içeri girmek isteyen bir müşteriyle ilgilenmektedir. Ona kibarca hanın henüz açılmadığını fakat isterse içeriye bir göz atabileceğini söyler. Majentanın yanına gelir ve "dostum sanırım kapıya henüz açık olmadığımızı anlatan bir yazı asmalıyız" Kendisine memnunsuz bir ifadeyle bakmakta olan kahverengi bir yüzü farkeder.Kaşlarını hafifçe çatar ve şaşkın bir ifadeyle "bir sorun mu vardı?" diye sorar
Yaaa sorun falan yok sadece diyorum ki niye bu çatlak kazanın içinde oturuyorsunuz illa kazanda oturmak istiyorsanız benim cyan abimin sağlam kazanları da var ama bizim orada bir de koltuklar efendime söleyeyim yere serilmiş döşkler divanlar yok ben rahatı sevmem derseniz (ben sevmem
) ) taş ve samandan oluşan oturacak mekanlar mevcud.. O zaman
gel gel gel Cyan abiye gel
gel gel gel Cyan abiye gel
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Night drowun söylediklerinden hiç hoşlanmamıştır. "Yeni gelenlere, sana da söylediğimiz gibi hanın henüz açılmadığını, ama isterlerse içeriye bir göz atabileceklerini söylüyoruz." der. "Belki de bir tabela asmalıyız Majenta." Hiç bir şey olmamış gibi mutfağa dönüp temizli işleriyle ilgilenmeye devam etti. Han işletmek sandığından daha zor olacaktı anlaşılan.
Bir anlık şaşkınlığını attıktan ve Night'ın konuşmasını dinledikten sonra olabildiğince kibar bir şekilde drowa "ben hiçbir kimseyi ırkından dolayı yargılamam. Benim yargılama şeklimi davranışlar belirler. Davranışlarında bir problem olmadığı sürece benim için farketmez." der."Ama şu anda hanımız daha açılmadı.Açıldığı zaman gelip istediğin kadar oturabilirsin."diye de ekler.
Mutfağa dönen Night'a ve gnomla konuşan Efla'ya bakar. İşleri tahmin ettiğinden daha zor olacak gibidir. Drowun konuşmasını beklemeden tezgahın arkasına giderken Efla'ya " gerçekten de bir tabela asmalıyız." diye sessizce söylenir. Tezgahın arkasından çıkardığı tahtayı tezgahın üzerine bırakır. Birkaç büyü sözcüğünden sonra tahtada bir kelime şekillenir. "KAPALIYIZ"
Tahtayı alıp hanın kapısına gider. Tabelalarının üstüne yazıyı asar ve içerdekilere seslenir. "Eğer müsade ederseniz işimize devam etmek istiyoruz."
Mutfağa dönen Night'a ve gnomla konuşan Efla'ya bakar. İşleri tahmin ettiğinden daha zor olacak gibidir. Drowun konuşmasını beklemeden tezgahın arkasına giderken Efla'ya " gerçekten de bir tabela asmalıyız." diye sessizce söylenir. Tezgahın arkasından çıkardığı tahtayı tezgahın üzerine bırakır. Birkaç büyü sözcüğünden sonra tahtada bir kelime şekillenir. "KAPALIYIZ"
Tahtayı alıp hanın kapısına gider. Tabelalarının üstüne yazıyı asar ve içerdekilere seslenir. "Eğer müsade ederseniz işimize devam etmek istiyoruz."
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
"Eh madem öyle, daha sonra gelirim" dedi drow. şarabını içmeden bıraktı ve kalkıp kapıya doğru yürüdü. Kapıdan çıkarken hala konuşmakta olan gnoma buz gibi bir bakış attı. Sanki sessizce "çeneni kapa yoksa ben kaparım" diyordu. Ama daha sonra gnoma karşı hafifçe gülerek, biraz da onun eğlenceli yapısına şaşırarak yürüdü gitti. Handan ayrıldığında masasında altın bir sikke bırakmıştı.
