World of Warcraft anılarınız...
-
Illyra
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2113
- Joined: Tue Jan 25, 2005 12:00 am
- Location: Duskwood
-
catboy
- Site Yazarı

- Posts: 3268
- Joined: Fri Jan 19, 2007 12:00 am
- Location: Izmir
Karakterim Druid, night elf. İsmi Orodreth... (Orodreth orta dünyada Boromir'in annesi Finduilas'ın babasıdır ki kendisi Dol Amroth süvarilerinin reisidir...)
Ben druid olduğum için farklı hayvan formlarına geçiş yapabiliyorum doğal olarak. Buraya doğanın derinliklerinde maceradan maceraya koşan druidimin anılarını yazacağım.
Horde tarafı ahırı ele geçirmiş, orası stratejik bir nokta. Orayı geri almamız lazım. Ben druid olduğum için kedi formunda sinsi hareketlerle bayrağa doğru yaklaşıyorum. Tabi bu işin uzmanı olan bir adet rogue da benimle beraber ilerlemektedir ki kendisi safkan bir insan evladıdır aynı zamanda zencidir de. (Bu bilginin ileride işimize yaramayacağına eminim ya neyse!)
Ahırın ne derece önemli olduğunun farkında olan Horde tarafı orayı korumak için en güvendiklerini adamlarını bayrağın dibine yerleştirmiştir. Bir Undead Warlock, demon'ı ile bayrağın dibinde Ally birliklerini geri püskürtmektedir. Ben ve rogue arkadaşım olay yerine intikal ettiğimizde Undead Warlock ile bizden bir Dwarf Paladin kıyasıya mücadele etmekteydi. Paladin dostumuz demon'ı çoktan hallettiği için Warlock çantada keklik gibi durmaktaydı ta ki Tauren bir Warrior ve Trol bir Hunter yetişene kadar.
Trol Hunter, Tauren'in arkasından pek sevgili hayvanı dev akrebi yollarken de okunu hazır etmiştir. Tauren kükreyerek Paladin Dwarf'a saldırınca Undead Warlock da geri çekilerek kendini koruma altına almaya çalışmaktadır.
Rogue dostum bu işin peşini bırakmamaya kararlıydı. Paladin'in canına bakılırsa hala dayanabilecek güçteydi. Onu Tauren ve Hunter'ın yolladığı akreple başbaşa bırakırken o görünmezliğini bozmadan kaçmaya çalışan Warlock'un peşine düşmüştü. Warlock güvende olduğunu hissederek Paladin'e büyülerini yollamaya başladığında Rogue vaktinin geldiğini anlamıştı.
Hançerini Warlock'un sırtına defalarda indirdi zevkle ve Warlock'un geriye dönüp onu lanetlemesine izin vermeden de bitirici hamlesini yaptı. Warlock'un leşi ayağının dibndeydi, zaten undead olduğu için normalden daha bir pis kokuyordu yerde yatan bedeni.
Burnunu kapamayı akıl edemeyen Rogue dostumuzun şimdiki derdi Hunter'dı. O ara ahırı geri almamız için büyük bir engeldi. Okçuluk yeteneği ve etrafına dizdiği tuzaklarla Rogue'un onu alt etmesi mümkün olmayacak gibi görünüyordu.
O sırada ben ne yapacağımı bilmeden kedi formunda sinsi bir halde savaşı takip etmekteydim. Rogue'a yardım etmek için ağaç formuna dönüşebilir ve iyileştirme yeteneklerime başvurabilirdim ama bu tehlikeliydi. Yanıma yaklaşanları sarmaşığımla uzakta tutmayı başarabilsem bile manam ne kadar yeterdi buna emin olamıyordum.
Ben de tercihimi yaptım ve bayrağın yanına yaklaştım. Görünmezlikten çıkarak bayrağımızı yeniden ahırın bize ait olduğunu vurgulaması için asmaya başladım. Ama işimin bitmesine çok az kala beklemediği bir olay oldu. Ã?nümde birden Undead bir rogue beliriverdi. Korkuyla işimi yarım bırakıp kaçmaya başladığımda korkuyu hissettim. Ã?ünkü demin leşini serdiğimiz Warlock Undead geri dönmüştü ve bana korku büyüsünü yollamıştı.
Büyünün etkisiyle ne yapacağımı şaşırırken fark ettiğim ilk şey Hunter'ın akrebinin ölmüş olduğuydu. Ama ölü akrebin yanında bir cüce vardı ölmüş bir halde. Bu bizim Paladin'di. Acemi bir Paladin diye düşündüm o anda, nasıl bir Tauren Warrior'a yenilir ki?
Tauren Warrior'ın varlığı o anda üzerime gölge gibi düşmüştü. Trol Hunter oklarıyla beni sarsmaya başlamıştı ki kendimi uçurumdan aşağıya bırakıvermiştim. Peşimden sadece gözü dönmüş Tauren gelmişti.
Yere indiğimde canım iyice azalmıştı, ama iyileştirecek zamanım yoktu kendimi. Tauren de yere kapaklanmıştı ama onun canı benden daha yüksekti. Kendimi bir çitaya dönüştürüp koşmaya başladım ve bizim takımdan bir Gnome Mage ile karşılaştım. Aekmadan gelen Tauren'e dondurucu güçte büyüler yollamaya başladığında içim rahatlamıştı. Yavaş olan Tauren bana asla yetişemezdi.
Göle varabilirsem bizim takımın güvenilir arazisine de ulaşabilirdim diye düşünürken gölün yakınında Blood elf bir Paladin beni karşıladı. Ne kadar akıllı bir davranış olduğu tartışılsa da artık kaçmaktan sıkılan ben kendimi bir ayıya dönüştürerek düşmanıma saldırmaya başlamıştım.
Blood elf benimle savaşıyor mu yoksa aly mı ediyor belli değildi. Kendini ikide bir iyileştirdiğinden saldırı tabanlı büyülerine daha geçmemişti. Bir an için arkamı döndüğünde büyük bir umutla Gnome Mage dostumun yardıma geleceğini göreceğimi beklerken en büyük korkumla karşılaşmıştı. Gnome Mage'i de yenmeyi başaran Tauren Warrior kırmızı gözleriyle beni süzüyordu.
Artık takımın en işe yaramaz üyesi olduğumun bilinciyle ben ayı formunu bırakıp, Blood elf Paladin'i de sarmaşıklara teslim ettikten sonra göle atlayıverdim. Ay balığına dönüşmemle gölün karşışına hızla yüzüvermeye başlamıştım. Ama bana doğru gelen başka bir ayı balığı daha vardı sanki, birden onun Druid bir Tauren olduğunu anlamıştım.
Bu durumda peşimdne gelen Blood Elf Paladin ve Tauren Warrior ile Tauren Druid arasında seçim yapmam gerekecekti. Ben de ayı balığını formumu terk edip kendim olarak savaşmaya karar verdim.
O sırada bizim takımın ahırı geçirdiği haberi geldi. Bizim çikolata renkli Rogue dostumuz Tauren'in peşimden gelmesini fırsat bilip Trol Hunter'ı rahatlıkla halletmişti anlaşılan. Gerçi onu öldürdüğü için çok sinirlenmiş olduğunu tahmin ettiğim Undead Warlock'tan nasıl kurtuldu emin değilmi. Zaten şu anda aklımda olsan sadece ölümümü düşmanım için zorlaştırmaktı.
Bunu da başaramamıştım, çünkü Paladin, Warrior, Druid komboları sandığımdan daha acı dolu bir deneyim yaşamama yol açmıştı...
Ben druid olduğum için farklı hayvan formlarına geçiş yapabiliyorum doğal olarak. Buraya doğanın derinliklerinde maceradan maceraya koşan druidimin anılarını yazacağım.
Horde tarafı ahırı ele geçirmiş, orası stratejik bir nokta. Orayı geri almamız lazım. Ben druid olduğum için kedi formunda sinsi hareketlerle bayrağa doğru yaklaşıyorum. Tabi bu işin uzmanı olan bir adet rogue da benimle beraber ilerlemektedir ki kendisi safkan bir insan evladıdır aynı zamanda zencidir de. (Bu bilginin ileride işimize yaramayacağına eminim ya neyse!)
Ahırın ne derece önemli olduğunun farkında olan Horde tarafı orayı korumak için en güvendiklerini adamlarını bayrağın dibine yerleştirmiştir. Bir Undead Warlock, demon'ı ile bayrağın dibinde Ally birliklerini geri püskürtmektedir. Ben ve rogue arkadaşım olay yerine intikal ettiğimizde Undead Warlock ile bizden bir Dwarf Paladin kıyasıya mücadele etmekteydi. Paladin dostumuz demon'ı çoktan hallettiği için Warlock çantada keklik gibi durmaktaydı ta ki Tauren bir Warrior ve Trol bir Hunter yetişene kadar.
Trol Hunter, Tauren'in arkasından pek sevgili hayvanı dev akrebi yollarken de okunu hazır etmiştir. Tauren kükreyerek Paladin Dwarf'a saldırınca Undead Warlock da geri çekilerek kendini koruma altına almaya çalışmaktadır.
Rogue dostum bu işin peşini bırakmamaya kararlıydı. Paladin'in canına bakılırsa hala dayanabilecek güçteydi. Onu Tauren ve Hunter'ın yolladığı akreple başbaşa bırakırken o görünmezliğini bozmadan kaçmaya çalışan Warlock'un peşine düşmüştü. Warlock güvende olduğunu hissederek Paladin'e büyülerini yollamaya başladığında Rogue vaktinin geldiğini anlamıştı.
Hançerini Warlock'un sırtına defalarda indirdi zevkle ve Warlock'un geriye dönüp onu lanetlemesine izin vermeden de bitirici hamlesini yaptı. Warlock'un leşi ayağının dibndeydi, zaten undead olduğu için normalden daha bir pis kokuyordu yerde yatan bedeni.
Burnunu kapamayı akıl edemeyen Rogue dostumuzun şimdiki derdi Hunter'dı. O ara ahırı geri almamız için büyük bir engeldi. Okçuluk yeteneği ve etrafına dizdiği tuzaklarla Rogue'un onu alt etmesi mümkün olmayacak gibi görünüyordu.
O sırada ben ne yapacağımı bilmeden kedi formunda sinsi bir halde savaşı takip etmekteydim. Rogue'a yardım etmek için ağaç formuna dönüşebilir ve iyileştirme yeteneklerime başvurabilirdim ama bu tehlikeliydi. Yanıma yaklaşanları sarmaşığımla uzakta tutmayı başarabilsem bile manam ne kadar yeterdi buna emin olamıyordum.
Ben de tercihimi yaptım ve bayrağın yanına yaklaştım. Görünmezlikten çıkarak bayrağımızı yeniden ahırın bize ait olduğunu vurgulaması için asmaya başladım. Ama işimin bitmesine çok az kala beklemediği bir olay oldu. Ã?nümde birden Undead bir rogue beliriverdi. Korkuyla işimi yarım bırakıp kaçmaya başladığımda korkuyu hissettim. Ã?ünkü demin leşini serdiğimiz Warlock Undead geri dönmüştü ve bana korku büyüsünü yollamıştı.
Büyünün etkisiyle ne yapacağımı şaşırırken fark ettiğim ilk şey Hunter'ın akrebinin ölmüş olduğuydu. Ama ölü akrebin yanında bir cüce vardı ölmüş bir halde. Bu bizim Paladin'di. Acemi bir Paladin diye düşündüm o anda, nasıl bir Tauren Warrior'a yenilir ki?
Tauren Warrior'ın varlığı o anda üzerime gölge gibi düşmüştü. Trol Hunter oklarıyla beni sarsmaya başlamıştı ki kendimi uçurumdan aşağıya bırakıvermiştim. Peşimden sadece gözü dönmüş Tauren gelmişti.
Yere indiğimde canım iyice azalmıştı, ama iyileştirecek zamanım yoktu kendimi. Tauren de yere kapaklanmıştı ama onun canı benden daha yüksekti. Kendimi bir çitaya dönüştürüp koşmaya başladım ve bizim takımdan bir Gnome Mage ile karşılaştım. Aekmadan gelen Tauren'e dondurucu güçte büyüler yollamaya başladığında içim rahatlamıştı. Yavaş olan Tauren bana asla yetişemezdi.
Göle varabilirsem bizim takımın güvenilir arazisine de ulaşabilirdim diye düşünürken gölün yakınında Blood elf bir Paladin beni karşıladı. Ne kadar akıllı bir davranış olduğu tartışılsa da artık kaçmaktan sıkılan ben kendimi bir ayıya dönüştürerek düşmanıma saldırmaya başlamıştım.
Blood elf benimle savaşıyor mu yoksa aly mı ediyor belli değildi. Kendini ikide bir iyileştirdiğinden saldırı tabanlı büyülerine daha geçmemişti. Bir an için arkamı döndüğünde büyük bir umutla Gnome Mage dostumun yardıma geleceğini göreceğimi beklerken en büyük korkumla karşılaşmıştı. Gnome Mage'i de yenmeyi başaran Tauren Warrior kırmızı gözleriyle beni süzüyordu.
Artık takımın en işe yaramaz üyesi olduğumun bilinciyle ben ayı formunu bırakıp, Blood elf Paladin'i de sarmaşıklara teslim ettikten sonra göle atlayıverdim. Ay balığına dönüşmemle gölün karşışına hızla yüzüvermeye başlamıştım. Ama bana doğru gelen başka bir ayı balığı daha vardı sanki, birden onun Druid bir Tauren olduğunu anlamıştım.
Bu durumda peşimdne gelen Blood Elf Paladin ve Tauren Warrior ile Tauren Druid arasında seçim yapmam gerekecekti. Ben de ayı balığını formumu terk edip kendim olarak savaşmaya karar verdim.
O sırada bizim takımın ahırı geçirdiği haberi geldi. Bizim çikolata renkli Rogue dostumuz Tauren'in peşimden gelmesini fırsat bilip Trol Hunter'ı rahatlıkla halletmişti anlaşılan. Gerçi onu öldürdüğü için çok sinirlenmiş olduğunu tahmin ettiğim Undead Warlock'tan nasıl kurtuldu emin değilmi. Zaten şu anda aklımda olsan sadece ölümümü düşmanım için zorlaştırmaktı.
Bunu da başaramamıştım, çünkü Paladin, Warrior, Druid komboları sandığımdan daha acı dolu bir deneyim yaşamama yol açmıştı...
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 12:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
ben wow oynıyamıyorum çünkü düzenli bir gelirim yok şimdilik neyse...
genelde k.o oynuyorum.
Ama arkaşlarda bir gün wow oynamıştım. Arkaşım karekteri,gnom mage ti
Ve buz üzerineyid öle takılıyorduk görev filan yapıyordum ben arkaşta biri ile konuşuyordu.
Biri ban vurdu benim tepki.
B:ben
A: Arkadaş
B: abi biri sana vuruyor
A:npc mi
B:değil abi.
A:rouge mi
B: ewt abi.
A:önce 1 sonra 4 sonra 3 bide f1 ardında bıla bılaya bas
B:bastım abi.
A:ne oldu
B:adam yerde yatıyor abi.
A:iyi adam öldürdün:)
B: he ben bu işi kaptım:D
genelde k.o oynuyorum.
Ama arkaşlarda bir gün wow oynamıştım. Arkaşım karekteri,gnom mage ti
Ve buz üzerineyid öle takılıyorduk görev filan yapıyordum ben arkaşta biri ile konuşuyordu.
Biri ban vurdu benim tepki.
B:ben
A: Arkadaş
B: abi biri sana vuruyor
A:npc mi
B:değil abi.
A:rouge mi
B: ewt abi.
A:önce 1 sonra 4 sonra 3 bide f1 ardında bıla bılaya bas
B:bastım abi.
A:ne oldu
B:adam yerde yatıyor abi.
A:iyi adam öldürdün:)
B: he ben bu işi kaptım:D
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 12:00 am
- Location: Innsmouth
Shaman süper olur! Zaten bir DK var, pyromaniac var, bir de hunter arkadaşım var, shaman da ekledik mi al sana HC grubu (oynamadığım süredir bana yetişebildiklerini varsayıyorum).
Bir keresinde senin gibi Arathi Basin'e girmiştim. Pek sevmem ama ya görevi vardı ya da AB günüydü. Bir paladin olarak %120 hızıyla gidebildiğimden dolayı kapılar açılır açılmaz en önde fırlayıp gideceğim yeri seçerim. Kesinlikle çiftliğe gitmem çünkü ne zaman oraya gidip bayrağı açsam bazı çaylaklar benden sonra açmaya çalışıp takımımızın zamanını boşa harcıyorlar. Her zaman madenlere giderdim ama bu sefer odunluğa gitmeye karar vermiştim. Bayrağı arkamdan gelenlere bırakıp biraz daha ilerledim ve birisi gelip gelmediğine baktım. 4-5 kişilik bir ordu geliyordu! Tabii ki her zaman yaptığımı yaptım ve kaçtım!
Bizimkiler ittifakla kapışırken ben arkada 2-3 saniye durup durumu değerlendirdim ve nereye saldırmam gerektiğini kestirdim: Resto druid! Tabii ki öldüremedim ama en azından kendisini heallemek zorunda bıraktırıp bizimkilere diğerlerini öldürebilmeleri için zaman kazandırdım.
Sonunda hepsini öldürdükten sonra (inanılmaz derecede iyi olan priest sağolsun) boş boş oturmayalım, ahırlara gidelim dedik. Tabii yolda bir kaç elemanla karşılaştığımız için sayımız azalmıştı. Yine de ahırı neutral yapabilmiştik. Bizim olmasını beklerken bunlar beni yalnız bıraktı ben öyle sap gibi kaldım tabii. Tam hatırlamıyorum ama odunlukta aldığım o gazla bir paladin ve bir savaşçıyla savaşıp ikisini de indirdikten sonra kendime gelebilmek için geri çekiliyordum ki paladin intikamını almaya geri geldi
Gerçi yanlış hatırlamıyorsam Lay on Hands kullanıp tekrar öldürmüştüm ama oralarda bir yerlerde öldüğümü hatırlıyorum. Neyse, bu sırada odunluk saldırıya uğrayınca eski ekip biraraya gelip ittifakı destansı bir kapışmayla geri püskürttük (prieste ne kadar teşekkür etsem azdır. Herif çok iyiydi ya!). Ve böylelikle Arathi Basin bir kez daha gürruhun olmuştu!
edit: entari giyenlerin roguelara karşı hassas olduğunu sanıyordum... Vay be. Adamın karakter cidden iyi olmalı
Bir keresinde senin gibi Arathi Basin'e girmiştim. Pek sevmem ama ya görevi vardı ya da AB günüydü. Bir paladin olarak %120 hızıyla gidebildiğimden dolayı kapılar açılır açılmaz en önde fırlayıp gideceğim yeri seçerim. Kesinlikle çiftliğe gitmem çünkü ne zaman oraya gidip bayrağı açsam bazı çaylaklar benden sonra açmaya çalışıp takımımızın zamanını boşa harcıyorlar. Her zaman madenlere giderdim ama bu sefer odunluğa gitmeye karar vermiştim. Bayrağı arkamdan gelenlere bırakıp biraz daha ilerledim ve birisi gelip gelmediğine baktım. 4-5 kişilik bir ordu geliyordu! Tabii ki her zaman yaptığımı yaptım ve kaçtım!
Sonunda hepsini öldürdükten sonra (inanılmaz derecede iyi olan priest sağolsun) boş boş oturmayalım, ahırlara gidelim dedik. Tabii yolda bir kaç elemanla karşılaştığımız için sayımız azalmıştı. Yine de ahırı neutral yapabilmiştik. Bizim olmasını beklerken bunlar beni yalnız bıraktı ben öyle sap gibi kaldım tabii. Tam hatırlamıyorum ama odunlukta aldığım o gazla bir paladin ve bir savaşçıyla savaşıp ikisini de indirdikten sonra kendime gelebilmek için geri çekiliyordum ki paladin intikamını almaya geri geldi
edit: entari giyenlerin roguelara karşı hassas olduğunu sanıyordum... Vay be. Adamın karakter cidden iyi olmalı
-
SacoKhan
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2585
- Joined: Thu Mar 10, 2005 12:00 am
- Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Ben de uzun yıllar wow oyuncusuydum, lvl 80 öncesi bırakanlardanım dersler yüzünden. yalnız benim karakterimle değil ama arkadaşımın karakteriyle olan bir anımı anlatmak istiyorum çok zevk almıştım çünkü
Benim eskiden oynadığım bir hunterım ve sonraları bir shamanım oldu, horde taraftarıyım bu arada. ama ilk karakterim bir night elf druiddi ve resmen rp yapmaktan zevk alıyordum. arkadaşın da süper ötesi bir druidi vardı burning crusade zamanı, yani defansif anlamda olabilecek en iyi ayıydı kendisi. onu warsongda izlemekten zevk alıyordum.
bir gün ben oynamak istedim ve ayıyı devraldım. tabiki görevim bayrağı taşımak. ilk bayrağı kaçırışım:
bayrağı hızlıca aldım ve birisi karşıma çıkana kadar kedi formda gidiyordum. ve ileride bir rogue'u gördüm, beni görünce hemen saklandı bende hemen ayı formuna geçtim, arkamdan saldıracağını bile bile yürümeye devam ettim, ve hançeri sırtımda belirdi, tam boşluğuma yani zayıf bölgeme kritik bir vuruştu: 100!
evet kendi de çok şaşırdı, ve bir anda gözden kayboldu
sonra karşıma kimse çıkmadı ve bayrağı taşıyarak ilk puanı kazandırdım
sıra ikinci kez kaçırmakta:
yine aynı yöntemler ama bu sefer bayrağı bekliyorlardı ve alır almaz 5 kişi başıma üşüştü, ama şanslıyım ki arkamda süper bir paladin vardı. toplam yedi kişi hep birlikte horde karargahından çıktık ve artık bir çoğu pes etti çünkü manaları bitiyordu ben onlara baka baka bayrağı bıraktım, teşekkürler paladin!
üçüncü kaçırış: aynı rogue beni uzakta gördü ama saklanmaya bile gerek duymadı, yanımdan geçti gitti, ben de bayrağı bıraktım ve kazandırdım
Benim eskiden oynadığım bir hunterım ve sonraları bir shamanım oldu, horde taraftarıyım bu arada. ama ilk karakterim bir night elf druiddi ve resmen rp yapmaktan zevk alıyordum. arkadaşın da süper ötesi bir druidi vardı burning crusade zamanı, yani defansif anlamda olabilecek en iyi ayıydı kendisi. onu warsongda izlemekten zevk alıyordum.
bir gün ben oynamak istedim ve ayıyı devraldım. tabiki görevim bayrağı taşımak. ilk bayrağı kaçırışım:
bayrağı hızlıca aldım ve birisi karşıma çıkana kadar kedi formda gidiyordum. ve ileride bir rogue'u gördüm, beni görünce hemen saklandı bende hemen ayı formuna geçtim, arkamdan saldıracağını bile bile yürümeye devam ettim, ve hançeri sırtımda belirdi, tam boşluğuma yani zayıf bölgeme kritik bir vuruştu: 100!
evet kendi de çok şaşırdı, ve bir anda gözden kayboldu
sonra karşıma kimse çıkmadı ve bayrağı taşıyarak ilk puanı kazandırdım
sıra ikinci kez kaçırmakta:
yine aynı yöntemler ama bu sefer bayrağı bekliyorlardı ve alır almaz 5 kişi başıma üşüştü, ama şanslıyım ki arkamda süper bir paladin vardı. toplam yedi kişi hep birlikte horde karargahından çıktık ve artık bir çoğu pes etti çünkü manaları bitiyordu ben onlara baka baka bayrağı bıraktım, teşekkürler paladin!
üçüncü kaçırış: aynı rogue beni uzakta gördü ama saklanmaya bile gerek duymadı, yanımdan geçti gitti, ben de bayrağı bıraktım ve kazandırdım
And i still wonder if you ever wonder the same!...
-
Illyra
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2113
- Joined: Tue Jan 25, 2005 12:00 am
- Location: Duskwood
benim night elf hunter la yaklaşık level 32 iken, guild ten level 25 bi hunter, dead mines e gideceğini kimin yardım edeceğni sordu ortaya. ben de sw de yakın olduğum için, gelirim dedim. bir de level 30 başka bir hunter da geldi.
ama westfall'da buluşunca... üçümüz de night elf, üçümüzde hunter, üçümüzün de saçlar beyaz, ikimizin aynı bineği var, üçümüzünde beyaz kedisi (yalnız bendeki ghostsaber di, onlardaki ironforge yakınlarındaki düşük level li kedilerden di), neyse üçüz gibi dead mines a indik...
az ilerledik, buz ilerledik, bizim level 25 lik hunter öldü
bende diğer hunter la gidiyorum sonlara doğru. hunter brb dedi. yarım saat oldu gelmedi. ben odadaki herkesi hakladım
sonra sıkıntıda feign death yapıp beklemeye başladım. bu hunter da beni öldü zannetmiş, gruptan çıktı
birbirmize bir daha davet atana kadar da instance bizi attı, çünkü ilk ölen hunter kurmuştu grubu. sonraa; bir daha diye yalvardılar ama gitmedim. çünkü ganimetlerin çoğunu toplamıştım ve bir daha oraya girmek istemedim.
gerçi bu macera sayesinde, hunter im in iki elinde de buzz saw var
ama westfall'da buluşunca... üçümüz de night elf, üçümüzde hunter, üçümüzün de saçlar beyaz, ikimizin aynı bineği var, üçümüzünde beyaz kedisi (yalnız bendeki ghostsaber di, onlardaki ironforge yakınlarındaki düşük level li kedilerden di), neyse üçüz gibi dead mines a indik...
az ilerledik, buz ilerledik, bizim level 25 lik hunter öldü
bende diğer hunter la gidiyorum sonlara doğru. hunter brb dedi. yarım saat oldu gelmedi. ben odadaki herkesi hakladım
sonra sıkıntıda feign death yapıp beklemeye başladım. bu hunter da beni öldü zannetmiş, gruptan çıktı
gerçi bu macera sayesinde, hunter im in iki elinde de buzz saw var

-
catboy
- Site Yazarı

- Posts: 3268
- Joined: Fri Jan 19, 2007 12:00 am
- Location: Izmir
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 12:00 am
- Location: Innsmouth
Evet, sayfalar dolusu var. O dediğin Haris Pilton çantası, "Gigantique" (mıydı neydi), hatta satın aldığın zaman achievement bile veriyor.catboy wrote:Wow zaten aynı zamanda oyun içi diğer oyunlara, dizilere, filmlere ve kitaplara kısacası popüler kültürde yer edinmiş her türlü şeye gönderme yapmasıyla da tanınıyor. Paris Hilton'un isminin değiştirilmiş haliyle bir çanta satıcısı bile bulunuyor mesela oyunda. Blizzard işini iyi biliyor...
Göndermeler: http://www.wowwiki.com/List_of_pop_cult ... n_Warcraft
-
Efla
- Site Admin

- Posts: 3913
- Joined: Sat Apr 10, 2004 12:00 am
- Location: Ankara
Geçenlerde başıma gelen bir olay:
Outlandsde ilk günlerim. Hellfire Penisula da görev yapmaya çalışıyorum. Blood Elf Mage'im bu arada...
Bir gün tam görev teslim ettim falcon watch'tan çıkacağım. baktım tam kapının önünde Bir Alliance warioru (Sanıyorum 80 bana kurukafa görünüyodu). Bir an duraksadım tabi. Kaçsam kovalayacak. Bir süre karşılıklı bakıştık. Sonra ben çizgi filmlerdeki gibi yandan yandan yavaş yavaş sıvışayım dedim. Tabii ki de yemedi. Bir chargelık işim varmış...
Öldükten sonra adamın ne yaptığını izlemeye başladım. Herif geldi cesedin yanına oturdu. Ağlamaya başladı
Sonra gittim dirildim geldim. Hala orada bekliyormuş. Bir kahkaha attı. Sonra yine beni yere indirip ağlamaya başladı. Guilden arkadaşları çağırmak üzereydim ki, gitti.
Bir gün sonra Hellfiredaki işim bitti. Sol taraftaki bölgeye geçiyordum. Tam geçiş noktasında görev veren birkaç kişi var. Tam o noktada kimi göreyim beğenirsiniz. Yİne bizim adam.
İlk önce bir el salladı, ben de salladım, Sonra charge yaptı üzerime doğru. Sersemledim blink yaptım ileriye atıldım. Tam yaklaşırken frost nova yaptım. İlginç bi şekilde o seviyedeki insana işe yaradı. Sonra atladım bineğe arkama bile bakmadan thrallmara doğru koşmaya başladım. Bi süre sıkılmadan takip etti. Sonra göremedim kendisini. Geriye doğru bakarken yoldaki yaratıklar sağ olsun binekten düşürdü beni. aha sonra ufuktan göründü ve geldi beni bigüzel öldürdü.
Bu sefer cesedin başındna da ayrılmamaya kararlı gibi görünüyodu. Guilde söyledim. şuraya gelin diye. Hemen bi tane arkadaş geldi. Ama onun seviyesi benden de düşükmüş. Ama helal olsun ne diyeyim beraber dayak yemeye gelmiş
O da öldü.
Guillden lvl 80 shaman bi arkadaş geldi fakat wariorun insn azmanı olduğunu keşvetik. ve takviye kuvvetlerin gelmesi için bekledik. Fakat gelmeden bizimkisi gitti.
Malesef içimde kaldı. İsmini not alsaydım keşke de İlerde bulup öldürürdüm. İntikam yemini falan ederdim :p
Nitekim bu hikayeden çıkartabileceğimiz ders, aciz olmak kötü bir şey...
Outlandsde ilk günlerim. Hellfire Penisula da görev yapmaya çalışıyorum. Blood Elf Mage'im bu arada...
Bir gün tam görev teslim ettim falcon watch'tan çıkacağım. baktım tam kapının önünde Bir Alliance warioru (Sanıyorum 80 bana kurukafa görünüyodu). Bir an duraksadım tabi. Kaçsam kovalayacak. Bir süre karşılıklı bakıştık. Sonra ben çizgi filmlerdeki gibi yandan yandan yavaş yavaş sıvışayım dedim. Tabii ki de yemedi. Bir chargelık işim varmış...
Öldükten sonra adamın ne yaptığını izlemeye başladım. Herif geldi cesedin yanına oturdu. Ağlamaya başladı
Bir gün sonra Hellfiredaki işim bitti. Sol taraftaki bölgeye geçiyordum. Tam geçiş noktasında görev veren birkaç kişi var. Tam o noktada kimi göreyim beğenirsiniz. Yİne bizim adam.
İlk önce bir el salladı, ben de salladım, Sonra charge yaptı üzerime doğru. Sersemledim blink yaptım ileriye atıldım. Tam yaklaşırken frost nova yaptım. İlginç bi şekilde o seviyedeki insana işe yaradı. Sonra atladım bineğe arkama bile bakmadan thrallmara doğru koşmaya başladım. Bi süre sıkılmadan takip etti. Sonra göremedim kendisini. Geriye doğru bakarken yoldaki yaratıklar sağ olsun binekten düşürdü beni. aha sonra ufuktan göründü ve geldi beni bigüzel öldürdü.
Bu sefer cesedin başındna da ayrılmamaya kararlı gibi görünüyodu. Guilde söyledim. şuraya gelin diye. Hemen bi tane arkadaş geldi. Ama onun seviyesi benden de düşükmüş. Ama helal olsun ne diyeyim beraber dayak yemeye gelmiş
Guillden lvl 80 shaman bi arkadaş geldi fakat wariorun insn azmanı olduğunu keşvetik. ve takviye kuvvetlerin gelmesi için bekledik. Fakat gelmeden bizimkisi gitti.
Malesef içimde kaldı. İsmini not alsaydım keşke de İlerde bulup öldürürdüm. İntikam yemini falan ederdim :p
Nitekim bu hikayeden çıkartabileceğimiz ders, aciz olmak kötü bir şey...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Lord_Feanor
- Kullanıcı

- Posts: 628
- Joined: Mon Jun 11, 2007 12:00 am
- Location: Miklagaard
ölüydü bu başlık, diriltmişsiniz 
zamanında trade kanalında şöyle bir geyik dönmüştü..
eleman 1: WTS [Warglaive of Azzinoth] 2g!!
eleman 2: WTS [Lord Illidan Stormrage]
feanor: WTS [Whole Black Temple Encounter]
benim arkadaş: WTS [My Girlfriend]
feanor: WTB [Your Girlfriend]
[2. Trade] [Efsane]: WTF your girlfriend
feanor: aha bu türk xD
[2. Trade] [Efsane]: oha nerden anladın??
[2. Trade] [Efsane]: sendemi türksün?
[2. Trade] [Efsane]: mithat sen misin lan
(45 sn kimse trade kanalına yazmaz)
ve 45 sn sonra..
feanor: WTB [Warglaive of Azzinoth] i pay 3g!!
...
zamanında trade kanalında şöyle bir geyik dönmüştü..
eleman 1: WTS [Warglaive of Azzinoth] 2g!!
eleman 2: WTS [Lord Illidan Stormrage]
feanor: WTS [Whole Black Temple Encounter]
benim arkadaş: WTS [My Girlfriend]
feanor: WTB [Your Girlfriend]
[2. Trade] [Efsane]: WTF your girlfriend
feanor: aha bu türk xD
[2. Trade] [Efsane]: oha nerden anladın??
[2. Trade] [Efsane]: sendemi türksün?
[2. Trade] [Efsane]: mithat sen misin lan
(45 sn kimse trade kanalına yazmaz)
ve 45 sn sonra..
feanor: WTB [Warglaive of Azzinoth] i pay 3g!!
...
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 12:00 am
- Location: Innsmouth
Ahaha WTF süpermiş ya
sevdim vallahi
Yalnız abi ikiniz de trade'e Türkçe mi yazdınız ya kınıyorum
Tamam seni anladık da ikinci elemanın /w denen olaydan haberi yok herhalde.
Bugün ben de Undercity'de AH'dan bar alıp BS kasıyorum, Trade channel'da yine o gereksiz "Anal" espirileri doldu. Sonra bir grup adam "lolololollol" şeklinde spam yaparak bunları bir susturdular öldüm gülmekten. Tavsiye ederim çok işe yarıyor! Böyle beş altı kişi spamladı mı iki saniyede susuyorlar
Bugün ben de Undercity'de AH'dan bar alıp BS kasıyorum, Trade channel'da yine o gereksiz "Anal" espirileri doldu. Sonra bir grup adam "lolololollol" şeklinde spam yaparak bunları bir susturdular öldüm gülmekten. Tavsiye ederim çok işe yarıyor! Böyle beş altı kişi spamladı mı iki saniyede susuyorlar
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 12:00 am
- Location: Innsmouth
İşte daha bugün oluyor bu olay:
Ben işte bir kaç gündür Naxxramas, Ulduar falan derken iyice gazı almışım, hazır da Midsummer Fire Fest başlamışken ve bunlardan bir achievement düşman şehirlerinden ateşi almakken kendimi tutamadım koyuluverdim yollara. Gece yarısında girmiştim Stormwind'e, ateşi aldım kaçtım. Bu sırada druidin teki takıldı peşime, indiriyordu az kalsın guardlarla falan. Atladım Stormwind'in o girişindeki köprüden kenara, suya. Onu orada bir güzel kestim.
Sonra çıktım trene binip Ironforge'a yol aldım. Burda bir kaç kişi tarafından kesildikten sonra geri geldim, ateşimi aldım ve bir binada saklandım, kendimi healledim falan. O sırada bu ezik level 77 DK geliverdi, bunu bir güzel kestim. Sonra bununla birlikte 80 paladin geldi, onları da bir güzel kestim. Bir daha geldiler bir daha kestim...
Sonra bunlarla birlikte bir 80 DK geldi, onu da neredeyse kesecektim ki başka bir paladin gelip allah ne verdiyse daldılar
Baktım Ironforge'ın tadı kaçtı, adamın teki de gel Stormwind'i beraber yapalım diyince kıramadım atladık trene tekrar Stormwind...
Burası biraz boştu, level 73 hunter saldırdı laf olsun diye, bir kaç defa ama ben pek saldırma yanlısı olmadım. O da şaşırıp vazgeçti. Neyse işte, ben bir 5-10 dakika boyunca birisi saldırsın diye beklerken priestin teki geldi (yalnızım bu arada). Böyle bakıyordu bana. Belli ki yeni yeni 80 olmuş. Canı falan pek düşüktü. Saldırmaya yemedi tabii, tam o sırada ben gevşemişim, hiç bir saldırı gelmez falan diye düşünürken adamın teki arkadan gelip saldırdı ve ben zaten daha ne olduğunu anlamadan bile ölmüştüm
Sonra geri döndüm işte Stormwind'deki ateşin yakınlarına. Uzaktan baktım 2 kişi var. Bunlardan birisi level 72ydi. Ve PvP'si açıktı. Diğeri 80'di ve DK idi. Onun saldırmasını sağlamak için 72'liği öldürdüm ve işe yaradı da! Sonra onu da öldürdüm. Bir daha saldırdı ama suda yürüyebilme özelliği sayesinde ve Stormwind'in içinden geçen o küçük dereler sayesinde kaçmayı başardı... Sonra bir warrior geldi onunla birlikte. İkisini de kestim bir kaç kere. Sonra bir DK geldi. Tabela şöyle bir olaya şahit oldu: DKx2 + Warrior + Army of Dead VS Paladin. Sinirlenip geri geldim. Bunları tam kesecekken bir de mage gelince işin tadı iyice kaçtı bir iki kere öldükten sonra çektim gittim ben de
Zaten çok geç olmuştu...
Ben işte bir kaç gündür Naxxramas, Ulduar falan derken iyice gazı almışım, hazır da Midsummer Fire Fest başlamışken ve bunlardan bir achievement düşman şehirlerinden ateşi almakken kendimi tutamadım koyuluverdim yollara. Gece yarısında girmiştim Stormwind'e, ateşi aldım kaçtım. Bu sırada druidin teki takıldı peşime, indiriyordu az kalsın guardlarla falan. Atladım Stormwind'in o girişindeki köprüden kenara, suya. Onu orada bir güzel kestim.
Sonra çıktım trene binip Ironforge'a yol aldım. Burda bir kaç kişi tarafından kesildikten sonra geri geldim, ateşimi aldım ve bir binada saklandım, kendimi healledim falan. O sırada bu ezik level 77 DK geliverdi, bunu bir güzel kestim. Sonra bununla birlikte 80 paladin geldi, onları da bir güzel kestim. Bir daha geldiler bir daha kestim...
Burası biraz boştu, level 73 hunter saldırdı laf olsun diye, bir kaç defa ama ben pek saldırma yanlısı olmadım. O da şaşırıp vazgeçti. Neyse işte, ben bir 5-10 dakika boyunca birisi saldırsın diye beklerken priestin teki geldi (yalnızım bu arada). Böyle bakıyordu bana. Belli ki yeni yeni 80 olmuş. Canı falan pek düşüktü. Saldırmaya yemedi tabii, tam o sırada ben gevşemişim, hiç bir saldırı gelmez falan diye düşünürken adamın teki arkadan gelip saldırdı ve ben zaten daha ne olduğunu anlamadan bile ölmüştüm

