Astronomi Bölümü

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Astronomi Bölümü

by Dura » Wed Jan 27, 2010 5:30 pm

bu arada aşina olduğunu düşündüğüm atomaltı ortamla ilgili bir mahlasın var kuarkların büyücüsü..

bir ayrıntı olarak gözümden kaçmadı diyeyim.. ;)

by WizardOfQuarks » Wed Jan 27, 2010 2:06 am

Nötron yıldızlarını bir ara uzun uzun anlatırım merak ettiğiniz şeyler varsa.

"Mahkumiyet yok" olayına gelirsek; kara delik değil de nötron yıldızı da olabileceği için öyle dedim sen o kütleden büyük bütün yıldızları kara delik olmaya mahkum edince. :)

Yazılarımız konferanslarda okutulmayacak olsa da konu hakkında bir şeyler bilmek isteyen kişileri yanlış yönlendirmiş oluruz dikkat etmezsek ne yazdığımıza. Kesin doğruymuş gibi yazmak yerine bu konudaki teorilere dayandırarak ve varsa başka olasılıkları da göz önüne alarak yazarsan herhangi bir sorun olmaz gibime geliyor. Zaten daha sonraki mesajında bilgilerinin güncel olmayabileceğini ya da okuduklarını yanlış yorumlamış olabileceğini yazmışsın ama işte bunu aynı mesajın içinde belirtsen daha iyi olur sanki.

Bu arada parçacık fiziği dünyası ya da genişletilmiş hali olarak kuantum evreni sınırına girmediğin sürece Newton yasalarına takılı kalmanın pek zararı olmaz. ;)

by Lord_Feanor » Wed Jan 27, 2010 1:44 am

içinde hala elektron ve protonların gezindiği bir nötron yıldızına neden nötron yıldızı dendiğini algılayamıyorum.

bildiğin gibi süpernova sırasında yıldızlar kütle kaybediyor ve güneşin 2,5 katı kütleye sahip bir yıldız ancak nötron yıldızı olabilir. çekirdek dediğim de zaten yıldızın son evresindeki çekirdeği, kalıntısı yani. mahkumiyet yok derken bana fazla felsefi yaklaşmışsın gibi geldi.

o sıfır hacim işi abartıydı. ilk yazının başında da belirttiğim gibi bazı temel olaylardan bahsetmek için uzatmadım. o konuda da iki paragraf yazı yazmak istemedim açıkçası.

kütleçekim olayına gelince; hala newton yasalarına takılı kaldığım düşünülmesin :D. yanlış kelime kullanımı gibi birşey olmuş orada(ben de tam anlamadım). ama sonraki iki cümlede söylemek istediğim anlaşılıyor sanırım.

sonuç olarak özensiz yazımdan kaynaklanan bazı sorunlar olabilir ama zaten kimse bu yazıyı alıp da bir konferansta okumayacağından herhangi bir kazaya meydan vermesi olası değil.

by WizardOfQuarks » Wed Jan 27, 2010 1:13 am

Lord Feanor gerçekten sana karşı olumsuz bir tavır içinde değilim ve zaten bunu gerektirecek bir şey de yok, sonuçta seni tanımıyorum. Ama yazdığın bazı şeylerin bilimsel gerçekliği tartışılır.
Lord_Feanor wrote:kara delik olayının yıldızın kütlesiyle ilişkili olduğunu çoğu kişi bilir, bilmeyenler için hatırlatalım; çekirdeğinin kütlesi güneşin için kütlesinden 2,5 kat fazla olan tüm yıldızlar kara deliğe dönüşmeye mahkumdur.
Kara delik olabilmesi için yıldız kütlesinin 2,5 güneş kütlesinden daha büyük olması gerekir. Gerçi olması gereken kütle konusunda çok çeşitli varsayımlar var o yüzden yanlış sayılmaz senin yazdığın da ama genellikle güneşten 8-50 kat daha büyük kütlelerin çökmesiyle oluşur kara delikler. Bir de herhangi bir mahkumiyet yok, kara delik olası sonuçlardan en muhtemel olanı sadece.
Lord_Feanor wrote:basınç çok büyük olmasına rağmen daha fazla çökmesi elektronların birbirlerinin içine(veya protonların) itileceği anlamına geleceğinden büzüşme durur(pauli dışlama ilkesi).
Elektronlar birbirlerinin içine ya da protonların içine itilemezler. Bazı durumlarda elektronların çekirdek içine çökmesi söz konusu olabiliyor ve sanırım söylemek istediğin buydu. Yine de bunun Pauli dışarılama ilkesiyle ne gibi bağlantısı var anlamadım.
Lord_Feanor wrote:sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...
Sıfır hacim diye bir şey olamaz, sıfıra yaklaşan hacim olabilir ancak. Big Bang teorilerinde sıfır hacimden bahsediliyor fakat Big Bang anıyla ilgili bilgilerimiz yetersiz olduğundan onunla ilgili yorum yapmak yanlış olur. Ama parçacık mekaniğine göre hacim sıfır olamaz, kara delik bile olsa. Son yıllardaki kara delik teorilerinin parçacık fiziği kuramlarını hiçe saymadan oluşturulduğunu da belirteyim.

Lord_Feanor wrote:burada etki-tepki yasası çuvallıyor işte. güneşin 2,5 katının üzerindeki bir kütlenin basıncını dengeleyebilecek bir güç yok ve bu yüzden ortada tek bir atom bile kalmıyor.
Tek bir atom bile kalmıyor derken? Maddenin karadelik içinde yok olmayabileceği teorik olarak kanıtlanmış durumda.

Lord_Feanor wrote:kütleçekimi bir kuvvet olmadığından herhangi bir cismin ayaklarından tutulup çekilmesi gibi bir durum yok ortada.
İşte bu cümle bu mesajı yazmamın nedenidir. Bunu okuduktan sonra dayanamadım artık. :)

"Kütle çekimi bir kuvvet olmadığından" diye bir şeyi okurken aklıma bunu yazan kişinin, kütle çekiminin bir kuvvet olmadığını düşündüğü geliyor. Eğer gerçekten kastettiğin buysa, mesajını okuyacak olsa Stephen Hawking bile yerlere yatarak güler. Kütle çekimi evrendeki temel kuvvetlerden biridir.
Dura wrote:seviyeler arası kabuller var netice itibarı ile.. bizim seviyemizde evet hiçbir şey varken yok, yokken var edilemez.. bu en temel kuraldır.. ama bir üst seviyeye ulaştığımızda başka bir gerçeğin katı duvarına tosluyor bu bilgimiz de.. şu an içinde bulunduğumuz bu seviyede bunu kabul etmek durumundayız.. gerçekten de hiçbir şey varken yok edilemez.. belki dönüşebilir, ya da çok küçük zerrelere ayrılabilir.. ama yok olmaz..
Evet bu çok doğru. Parçacık mekaniğine göre madde hiçbir zaman yok olamaz ancak dönüşebilir. Bu durum kara delikler için de geçerli...

Yazdığım şeyleri başta John Preskill'in parçacık fiziği, kuantum alan teorisi ve kara delikler ile ilgili makaleleri olmak üzere bu konuda yazılan bir sürü başka makaleye dayanarak yazdım. Bu makaleler nette aratınca bulunabilir mi bilmiyorum ama merak eden olursa (ve yüksek düzey teorik bilgilerle uğraşmak isterseniz) yollayabilirim. Ama kara delikler ile ilgili olarak Stephen Hawking'in kitapları anlaşılabilir bilgi açısından gayet iyi kaynaklardır.

by Firble » Tue Jan 26, 2010 7:58 am

Bu guzel bir tartismadir, ama ayri bir bolum de acabiliriz yeterince ilgi olursa...

Bilimin kesfettigi bilgi Evrende sakli bilginin tamami yaninda nedir ki? Bu dusunce bizi bilimin degeri konusunda yaniltabilir. Bilim sonuc olarak etrafindaki Dunyaya bakis acisidir. Bir tur yasam bicimi, ya da yasami sekillendiren bir sey olarak da gorulebilir. Onu sadece kesfettigi bilgilerin toplami olarak gormek bence yanlis. Bilim bu bilgilerin otesinde bir yontemdir.

Acikcasi bilim adamligini meslegi yapmak icin umutsuzca ugrasan biri olarak sunu yazabilirim. Benim icin mesele herseyi ogrenmekten cok. Ogrenme ve kesfetme surecidir. Bu sureci yasarken aldigim tad gercekten tarif edilemez. Acikcasi Evrendeki tum bilgilerin kesfedilmesini ne kadar ileride olursa olsun bir gun kesfedilecek bir seyin kalmamasini istemem. Ne kadar gelecekte olursa olsun insanlik her zaman kesfetmenin tadini alabilmesini isterim ben.

by Lord_Feanor » Sun Jan 24, 2010 2:12 am

Dura wrote: en azından deniyoruz ha..?
aynen öyle. evrendeki tüm bilgiye(hepsine değilse bile) ulaşmak için bir yerden başlamamız gerekiyor değil mi? :D

uzaya bir araç gönderilirken yörüngesi, hareketi, hızı vs konularında newton fiziği son derece kesin sonuçlar veriyor. ancak iş dört boyutlu uzay zamana geldiğinde özel göreliliğe ihtiyaç duyuyoruz. sürekli birikimimize yeni bilgiler ekliyoruz, belki ilerde olay ufkunun içine de gireriz :D

by Dura » Sat Jan 23, 2010 5:44 pm

Lord_Feanor wrote: burada etki-tepki yasası çuvallıyor işte. güneşin 2,5 katının üzerindeki bir kütlenin basıncını dengeleyebilecek bir güç yok ve bu yüzden ortada tek bir atom bile kalmıyor. kütleçekimi bir kuvvet olmadığından herhangi bir cismin ayaklarından tutulup çekilmesi gibi bir durum yok ortada. yıldız yok olmadan önce uzayı çok fazla büküyor ve olay ufkunun altında kalan uzay-zaman kendi üzerine katlandığı için(ne demekse artık) o bölgeyi göremiyoruz. sadece tıpkı bir uçurumdan kayar gibi tekilliğe düşüyoruz ve olay ufkunun ötesinde kapı kapandığı için çıkacak bir yol bulamıyoruz.
ve biz hala çocuklarımıza fizik, kimya vs ilimleri öğretmek için onların yıllarını çalıyoruz değil mi..?

yalan dolan hepsi, hiç bir halt bildiğimiz yok..

son 150 senede bilmek hususunda oldukça ileri gitti insanlık.. pek çok veri topladı, bilgiyi yüceltti, gözlemde bulundu, kuramlar üretti.. ama sanırım bir noktayı atlıyoruz sanki.. bildiğimiz herşey, bir üst seviye bilgiye ulaştığımızda geçerliliğini yitiriyor.. yada hadi o kadar sert olmayalım, tanımı değişiyor..

seviyeler arası kabuller var netice itibarı ile.. bizim seviyemizde evet hiçbir şey varken yok, yokken var edilemez.. bu en temel kuraldır.. ama bir üst seviyeye ulaştığımızda başka bir gerçeğin katı duvarına tosluyor bu bilgimiz de.. şu an içinde bulunduğumuz bu seviyede bunu kabul etmek durumundayız.. gerçekten de hiçbir şey varken yok edilemez.. belki dönüşebilir, ya da çok küçük zerrelere ayrılabilir.. ama yok olmaz.. fakat biraz ufkumuz genişleyip evreni daha net izleyecek aletler ve hesaplama metotları kullandığımızda ışığı bile dışarı salmayan bir "şey" görüyoruz..

bu şeyi açıklamak için binbir türlü senaryo yazıyoruz..

ama gerçekte ne kadarını biliyoruz..?

hiç..

evrende saklı bilginin yanında bildiğimiz miktar hiç üssü sonsuz kere hiç..

yalnızca bildiklerimizle, bilgi kapasitemiz ve tecrübemizle gördüğümüzü açıklamaya çalışıyoruz.. sınırlı bilgiyle açıklamaya çalıştığımız bu gibi "şey" lerde de tek kelime ile çuvallıyoruz..

................

neyse, bu zaaf beni sinirlendiriyor.. içinde yaşadığımız ortamı bile doğru düzgün açıklayamazken gerçekten niye yaşıyoruz acaba..?

şimdilik buna bulabildiğim en geçerli cevap ise "anlamaya çalışmak için"

en azından deniyoruz ha..?

by WizardOfQuarks » Sat Jan 23, 2010 5:44 am

Lord_Feanor wrote:o konuda en son x ışını ve kızılötesi kaynakları konusunda anlaşmıştık sanıyorum..
Anlaştığımız konu nedir, anlamadım?

by Lord_Feanor » Sat Jan 23, 2010 5:24 am

WizardOfQuarks wrote:şimdi ben birkaç şey yazarsam sanırım yazdıklarımı yanlış bilgi diye düzeltme gereği duyacaksın. O yüzden ben hiç yazmayayım, sen yazdığın şeyi tekrar okuyup birkaç noktayı düzelt istersen...
o konuda en son x ışını ve kızılötesi kaynakları konusunda anlaşmıştık sanıyorum..

sonuçta bu bilgiler bana vahiy gelmiyor ben de sağdan soldan-olur olmaz yerlerden değil tabk- okuduklarımı yazıyorum. ayrıca öyle evrenin sırrını falan vermedim hepsi bu konudaki genelgeçer şeyler(diye biliyorum). ama yine de yanlış bildiğim şeyler olabilir elbette, belki beni gıcık biri olarak görmekte kararlısın ama öyle birşey yok. yazarken de farkettiğim anlatımdan kaynaklanan bazı hatalar var ama önemli olanın anlaşılması olduğunu düşünüp önemsemedim. ha şu parçacıklarla ilgili bölümde bazı sorunlar vardır belki, okuduklarımın hepsi çok güncel olmayabilir. düzeltirsen sevinirim.
Dura wrote:sıfır hacim ne demektir..? o yıldızı oluşturan tüm malzemenin atomlarının içindeki boşlukların azalmasını, nötronların, protonların yörüngelerinin çekirdeğe yaklaşmasını anlayabilirim belki korkunç çekim gücü dolayısı ile (yok onu da çok anlayamam, çünkü atomun geneline nasıl bir etki edeceğini bilemem)

ancak sıfır hacme ulaşmak biraz fazla teorik bir tanımlama.. ve tüm açıklamalar da ne yazık ki bu minvalde karadelikler hususunda.. hadi geçtim yıldızın bütününü, çekirdeğin hacmi nasıl "sıfır" oluyor acaba..?
Lord_Feanor wrote: bu saatten sonra herhangi bir fizik kuralından bahsetmek yersiz olacaktır. orada bizim için geçerli olan kurallar anlamsızdır.
burada etki-tepki yasası çuvallıyor işte. güneşin 2,5 katının üzerindeki bir kütlenin basıncını dengeleyebilecek bir güç yok ve bu yüzden ortada tek bir atom bile kalmıyor. kütleçekimi bir kuvvet olmadığından herhangi bir cismin ayaklarından tutulup çekilmesi gibi bir durum yok ortada. yıldız yok olmadan önce uzayı çok fazla büküyor ve olay ufkunun altında kalan uzay-zaman kendi üzerine katlandığı için(ne demekse artık) o bölgeyi göremiyoruz. sadece tıpkı bir uçurumdan kayar gibi tekilliğe düşüyoruz ve olay ufkunun ötesinde kapı kapandığı için çıkacak bir yol bulamıyoruz.

by WizardOfQuarks » Fri Jan 22, 2010 10:53 pm

Lord_Feanor wrote:-kara deliklerin oluşumuyla ilgili bir not-

bu günlerde kara deliklerin oluşumu konusunda konuştuğum insanların bilgilerinin çok dağınık olduğunu farkettim. konuştuklarımın bilgilerini elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım burada da yanlış bilgisi olan var mı bilmiyorum ama yazalım bakalım.
şimdi ben birkaç şey yazarsam sanırım yazdıklarımı yanlış bilgi diye düzeltme gereği duyacaksın. O yüzden ben hiç yazmayayım, sen yazdığın şeyi tekrar okuyup birkaç noktayı düzelt istersen...

by Dura » Fri Jan 22, 2010 7:20 pm

Lord_Feanor wrote:yıldız en son tekilliğe ulaşıncaya kadar çöker ve yok olur... ...sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...
cehaletimi mazur gör..

sıfır hacim ne demektir..? o yıldızı oluşturan tüm malzemenin atomlarının içindeki boşlukların azalmasını, nötronların, protonların yörüngelerinin çekirdeğe yaklaşmasını anlayabilirim belki korkunç çekim gücü dolayısı ile (yok onu da çok anlayamam, çünkü atomun geneline nasıl bir etki edeceğini bilemem)

ancak sıfır hacme ulaşmak biraz fazla teorik bir tanımlama.. ve tüm açıklamalar da ne yazık ki bu minvalde karadelikler hususunda.. hadi geçtim yıldızın bütününü, çekirdeğin hacmi nasıl "sıfır" oluyor acaba..?

by Dura » Fri Jan 22, 2010 7:19 pm

Lord_Feanor wrote:yıldız en son tekilliğe ulaşıncaya kadar çöker ve yok olur... ...sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...
cehaletimi mazur gör..

sıfır hacim ne demektir..? o yıldızı oluşturan tüm malzemenin atomlarının içindeki boşlukların azalmasını, nötronların, protonların yörüngelerinin çekirdeğe yaklaşmasını anlayabilirim belki korkunç çekim gücü dolayısı ile (yok onu da çok anlayamam, çünkü atomun geneline nasıl bir etki edeceğini bilemem)

ancak sıfır hacme ulaşmak biraz fazla teorik bir tanımlama.. ve tüm açıklamalar da ne yazık ki bu minvalde karadelikler hususunda.. hadi geçtim yıldızın bütününü, çekirdeğin hacmi nasıl "sıfır" oluyor acaba..?

by Lord_Feanor » Fri Jan 22, 2010 7:10 am

-kara deliklerin oluşumuyla ilgili bir not-

bu günlerde kara deliklerin oluşumu konusunda konuştuğum insanların bilgilerinin çok dağınık olduğunu farkettim. konuştuklarımın bilgilerini elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım burada da yanlış bilgisi olan var mı bilmiyorum ama yazalım bakalım. burada kara deliklerin tüm yaşam döngüsünü yazmayacağım, sadece oluşumla ilgili bir ayrıntıyı belirtmek istiyorum.

kara delik olayının yıldızın kütlesiyle ilişkili olduğunu çoğu kişi bilir, bilmeyenler için hatırlatalım; çekirdeğinin kütlesi güneşin için kütlesinden 2,5 kat fazla olan tüm yıldızlar kara deliğe dönüşmeye mahkumdur.

güneş kendi kendine çok büyük bir basınç uygular; bu basıncı dengeleyen, güneşin kendi üzerinde çökmesini engelleyen ise çekirdekteki hidrojen tepkimesidir. çekirdekteki hidrojen bittiğinde güneş çökmeye başlayacak, artan basınç ve sıcaklık bir süre sonra aynı şekilde hidrojen yanmasının artığı olan helyumun tepkimeye girmesine neden olacak. bu sırada çekirdeğin dışında da hidrojen yanması devam edecek(ki yıldızın dev,süperdev falan olmasının nedeni bu çift katmanlı termonükleer tepkimeler zinciridir). neyse konudan uzaklaşmayalım, helyum da tükendiği zaman(helyumun artıkları karbon ve oksijendir) yıldız tekrar büzüşmeye başlarçekirdek ve dış katman arasındaki helyum ve hidrojeni arada bir kabara kabara tüketir ve sonunda oksijen, karbon ve yakmayı başaramadığı helyum ve hidrojen atomlarıyla beraber çökmeye başlar. bu geriye kalan kütle chandrasekhar sınırı(güneş kütlesinin 1,40 katı) denilen limitin altındaysa, çökme "yoz elektron basıncına" toslayana kadar devam eder. basınç çok büyük olmasına rağmen daha fazla çökmesi elektronların birbirlerinin içine(veya protonların) itileceği anlamına geleceğinden büzüşme durur(pauli dışlama ilkesi). beyaz cüce dediğimiz durum işte budur.

eğer yıldız artığının kütlesi chandrasekhar sınırının üstündeyse çökme devam eder. elektronlar önce birbirlerinin sonra da protonların içine itilirler ve nötron oluşturlar. ne var ki nötronlar proton ve elektronlardan çok daha az yer kaplar ve koca yıldız bir kaç saatte kendi üzerine çöker. ortaya çıkan boşluk büyük bir şok dalgası meydana getirir ve süpernova oluşur. hatta kara delik olması muhtemel yıldızların bazıları süpernovada çok kütle kaybeder ve fırsatı kaçırır. geriye kalan çekirdek bir nötron yıldızıdır. onu ayakta tutan da "yoz nötron basıncı"dır. bu kural güneş kütlesinin 2,5 katı kütlesine kadar olan basınçlar için geçerlidir.

ve nihayet asıl konuya geldik. eğer kalan çekirdeğin kütlesi güneşin 2,5 katından fazlaysa nötronlar bu kütlenin çökmesini durduramaz. bu saatten sonra herhangi bir fizik kuralından bahsetmek yersiz olacaktır. orada bizim için geçerli olan kurallar anlamsızdır. yıldızın tüm kütlesi sonsuza kadar çöker. ve görülür evrenden ayrılır. bu arada bir sınır daha vardır; olay ufku, kütlenin ışığın kaçmasına izin vermediği limite kadar çöktüğü yerdir. örneğin kütlesi güneşin 10 katı olan bir yıldız çapı 60 km ye dek çöktüğünde ışığın kaçmasına izin vermez fakat çökmeye devam eder, biz o 60 km nin içini göremeyiz. yıldız en son tekilliğe ulaşıncaya kadar çöker ve yok olur. bu noktada(ki aslında nokta falan yok) sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...

çok uzattık yine. neyse konu kaçmadı en azından :D anlatmak istediğim buydu.

by AlfTheMud » Fri Sep 04, 2009 2:28 am

Ama bilemiyorum.Bu kadarı tesadüf olabilir mi? Adamlar resmen dünyayı kerizlemişler eğer ki öyleyse :D

by Firble » Fri Sep 04, 2009 1:53 am

Benim açımdan komplo teorisinin en zayıf yanı SSCB gibi ABDnin o dönemde rakibi olan bir ülkenin böyle bir yalanı ortaya çıkaramaması, sonuç olarak uzayı gözleyip gerçekten de Ay'a giden bir araç olup olmadığını inceleme olanakları olabilir.

Bunun dışında elbette Dünyada kullanılan filmler, arabalar, giysilerle gidersek filmler bozulur, arabalar çalışmaz, biz de muhtemelen yaşamaya devam edemeyiz. Elbette Aya hatta uzaya giderken her şey oradaki koşullara uygun yapılacak.

Uzaydaki kozmik radyasyon ( Birbirinden çok farklı radyasyon tipleri var ama sanırım en zararlısı bu ) benim ODTÃ?de aldığım seçmeli fizik dersinde araştırma konumdu. Bu radyasyonun astronotları ciddi bir zarar verme potansiyeli var. Ama tam olarak ne kadar sürenin sonunda kalıcı hasar verdiği ve öldürdüğü araştırdığım kadarı ile bilinmiyor.

Yine okuduğum kadarı ile astronotlar Ay yolculuğunun sonrasında bu radyasyonun olası etkileri ile ilgili teste tabii tutulmuşlar ama çok ciddi bir hasar görmedikleri anlaşılmış. Tekrarlamak gerekirse bunun mümkün olmayan bir şey olduğunu ispatlayan bir şey bildiğim kadarı ile yok.

Bütün bunlara rağmen elbette Aya gerçekten gidilmemiş de olabilir, ancak benim bu konuda okuduğum yazıların ve konuştuğum kişilerin en azından beni ikna edecek kanıtlar öne süremedi.

Komplo teorileri güzeldir gerçekten ama gerçek kanıtlar içermezler çoğu zaman. Bu konuda gerçek kanıt ancak arşivlerden çıkabilir diye tahmin ediyorum. Bir de elbette Apollo 11 inşaa edilirken sürece şahit olan onlarca insanın sahip olduğu parça parça bilgiler bir şekilde birleştirilip e yine belli sonuçlara ulaşılabilir.

Top