Yeşeren Umutlar
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
"Sanirsam trollerden oldukca uzaktayiz cocuk , ates yakma fikri kotu de degil aslinda hava biraz serin" ellessar ardindan gurubun yanindan biraz uzaklasarak kiyiya yaklasti ve bir islik caldi tekrar safirin yanina donerek " benide yarali olarak o trollerin arasinda birakmadinizi size iki kere hayatimi borcluyum ama meraklanmadimda sabahi bekliyemiyecegim kime karsi bir savas icindesiniz boyle?"
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
Onlar bile bilmiyordu grubun hikayesi oldukce ilginclesiyordu tekrar kiyiya donerek gokyuzune dogru cevirdi bakislarini koca ayin uzerindeki nokta halindeki antwars'i secebiliyordu kartal sesiszce suzuldu ve uzattigi koluna kondu Elessar cocugun yanina dogru yaklasti ve kulagina
"Bak cocuk bu kartalin adi antwarstir oldukca guclu ve sadik bir dosttur merak etme eger gercek bir tehlike olursa emin ol bizi uyaracaktir ama anlamadigim birsey var bukadar yetiskinin icinde senin ne isin var iclerinden biri akrabanmi?"
"Bak cocuk bu kartalin adi antwarstir oldukca guclu ve sadik bir dosttur merak etme eger gercek bir tehlike olursa emin ol bizi uyaracaktir ama anlamadigim birsey var bukadar yetiskinin icinde senin ne isin var iclerinden biri akrabanmi?"
İhtiyar adam ateş yakıldıktan sonra nihayet kahvesine kavuştu. Düşünceli gnome ona kahvesini hazırlayıvermişti.
"Çok teşekkürler Lydronk Lkynt Lher Lex 'Cointrcik' Lour-San. Size minnettarım, eğer zamanınızı almayacaksam şu an nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz? Kıyıda olduğumuzu biliyorum ama hangi denizin kıyısındayız?"
Gnome detaylı bir şekilde bilgi verirken, etrafıda anlatmaya başladı, görmeyen adamın hayalinde canlandırmaya çalıştı.
Fujiwara gnome'u dikkatle dinlerken hafif bir tebessüm ediyor, onun bu ayrıntılı tariflerini dikkatle dinliyordu.
Fujiwara bağdaş kurmuş başı önünde meditasyon yapar gibi hareketsizce duruyordu. Sonra bir an horlayıp yerinden sıçradı.
"Ah! İhtiyar bünyem, artık yatma vaktim gelmiş herhalde. Sonra ayağa kalkıp herkesi tek tek selamladı, bu ihtiyar adama sizinle kamp yapması için izin verdiğiniz için teşekkür ediyorum."
Sonrasında kumlardan bir tümsek yapıp sırt üstü uzandı, uzanır uzanmaz da horlamaya başladı.
"Çok teşekkürler Lydronk Lkynt Lher Lex 'Cointrcik' Lour-San. Size minnettarım, eğer zamanınızı almayacaksam şu an nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz? Kıyıda olduğumuzu biliyorum ama hangi denizin kıyısındayız?"
Gnome detaylı bir şekilde bilgi verirken, etrafıda anlatmaya başladı, görmeyen adamın hayalinde canlandırmaya çalıştı.
Fujiwara gnome'u dikkatle dinlerken hafif bir tebessüm ediyor, onun bu ayrıntılı tariflerini dikkatle dinliyordu.
Fujiwara bağdaş kurmuş başı önünde meditasyon yapar gibi hareketsizce duruyordu. Sonra bir an horlayıp yerinden sıçradı.
"Ah! İhtiyar bünyem, artık yatma vaktim gelmiş herhalde. Sonra ayağa kalkıp herkesi tek tek selamladı, bu ihtiyar adama sizinle kamp yapması için izin verdiğiniz için teşekkür ediyorum."
Sonrasında kumlardan bir tümsek yapıp sırt üstü uzandı, uzanır uzanmaz da horlamaya başladı.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Thereon kartala saygıyla baktı "Çok güzel bir kuş. Pekâlâ sana nedense güveniyorum, ama bu demek değil ki sana arkamı dönebilirim."
"Burada oluş sebebimi inan bende bilmiyorum. Tek bildiğim köyümün yok olduğu ve tahminimce tek hayatta kalanın benim olduğum. Bunun dışında pek bir bilgim yok açıkcası. Peki senin hikayende hiç 'eksik bir parça' var mı?"
Bu son cümleyi söylemeden önce yalan söylemenin mümkün olmadığı bir büyü yapmıştı etrafa.
"Burada oluş sebebimi inan bende bilmiyorum. Tek bildiğim köyümün yok olduğu ve tahminimce tek hayatta kalanın benim olduğum. Bunun dışında pek bir bilgim yok açıkcası. Peki senin hikayende hiç 'eksik bir parça' var mı?"
Bu son cümleyi söylemeden önce yalan söylemenin mümkün olmadığı bir büyü yapmıştı etrafa.
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
"Merak etme cocuk ben yanina bana guvenesin diye degil bukadar kisi varken seni aldirs etmeyislerinden geldim yanina" "Hikayeme gelince su arkadasin safirin bahsettigi gibi bir casus degilim yolum sizinkiyle tesadufen kesismistir ama taktir edersin ki siz nasil bana guvenmiyorsaniz bende sizlere nekadar guvenebilecegimi bilmiyorum yani eger yollarimiz ayrilmaz ise birbirimizi zamanla daha iyi taniyip guvenebiliriz diye dusunuyorum simdi herkes yorgun bende oyle ama birinin nobetci olmasi gerekecek yinede "
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
"Huor halleder, merak etme," dedikten sonra bir tulum kapıp arkasından çekiştirmeye ve gruptan uzaklaşmaya başladığında aklına gelen bir düşünceyle durdu. Adı Elessar olan adama doğru dönerek "Bana çocuk deme yoksa pişman olabilirsin," dedi ciddi bir ifadeyle. Bir süre ifadesini değiştirmeden soğuk bir tavırla baktıktan sonra gülümsedi ve arkasına dönüp uzaklaşmaya başladı.
Tulumuna girip uyumaya çalıştı ama bir türlü beceremiyordu. Başlarda tüm düşünceleri kafasından atıp uyumuştu fakat çok geçmeden köyü hakkında gördüğü bir rüyayla ter içerisinde uyanmıştı. Kampa doğru baktı, ateş çoktan sönmüştü ve Huor dışında herkes uyuyordu.
Tekrar uyumayı denedi ama köyü hakkındaki düşünceler onu bir türlü rahat bırakmıyordu. Uyku ve rahat ona haramdı sanki. Birden bir ses duydu, çok hızlı atılan adımlar gibiydi. Korkmuştu ama fazla haraket etmemeye özen gösterdi. Kafasını geriye yatırıp arkasına baktığında -ki bu durumda tüm dünyayı baş aşağı görüyordu- bir yengecin ona doğru bakarak geçmekte olduğunu gördüğünde rahatladı. Ve karnının zil çaldığını farketti. Uyuyamayacağını anlayan Thereon bu yengeci tanrıların bir lütfu olarak addedip fazla rahatsız etmeden ters çevirdikten sonra karnına kılıcının çok küçük bir kısmını geçirerek öldürdü. Ölü yengeci alıp kampa doğru ilerlemeye başladı. Huor'a selam verdikten sonra bir tencere alıp ateşi tekrar canlandırdıktan sonra kabuğundan ayıkladığı etleri tavaya attı.
Huor'a "Tadı güzel derler, acıkmıştım zaten. İster misin?" dedikten sonra yemeğini yemeye koyuldu.
Tulumuna girip uyumaya çalıştı ama bir türlü beceremiyordu. Başlarda tüm düşünceleri kafasından atıp uyumuştu fakat çok geçmeden köyü hakkında gördüğü bir rüyayla ter içerisinde uyanmıştı. Kampa doğru baktı, ateş çoktan sönmüştü ve Huor dışında herkes uyuyordu.
Tekrar uyumayı denedi ama köyü hakkındaki düşünceler onu bir türlü rahat bırakmıyordu. Uyku ve rahat ona haramdı sanki. Birden bir ses duydu, çok hızlı atılan adımlar gibiydi. Korkmuştu ama fazla haraket etmemeye özen gösterdi. Kafasını geriye yatırıp arkasına baktığında -ki bu durumda tüm dünyayı baş aşağı görüyordu- bir yengecin ona doğru bakarak geçmekte olduğunu gördüğünde rahatladı. Ve karnının zil çaldığını farketti. Uyuyamayacağını anlayan Thereon bu yengeci tanrıların bir lütfu olarak addedip fazla rahatsız etmeden ters çevirdikten sonra karnına kılıcının çok küçük bir kısmını geçirerek öldürdü. Ölü yengeci alıp kampa doğru ilerlemeye başladı. Huor'a selam verdikten sonra bir tencere alıp ateşi tekrar canlandırdıktan sonra kabuğundan ayıkladığı etleri tavaya attı.
Huor'a "Tadı güzel derler, acıkmıştım zaten. İster misin?" dedikten sonra yemeğini yemeye koyuldu.
"Bu yüzüğü sakla." demişti annesi Safir'e. Babası oan zorlu bir görev vermişti. Ama Safir pek gitmek istemiyordu. Ã?ünkü annesi çok hastaydı. Her an son nefesi veriyor olabilirdi.
"Git, Safiel. Büyük bir büyücü ol. hayallerini gerçekleşir. Sen bu tarikatın tek umudusun. Tüm kokuşmuş düzeni bozacaksın ve tekrar barışın gelmesini sağlayacaksın." dedi annesi öksürerek.
Safir annesinin ona verdiği safir yüzüğü inceledi.
"Bu yüzük büyük annemden kalma. Eskiden tarikatımız hala iyilik için savaşırken büyük annem bu yüzüğü deniz kıyısında kumaların arasında bulmuş. Bir gün bu yüzüğün kurtuluş umudumuz olacağını söyleyip durmuştu ölene kadar. Ama artık anlıyorum. Evet, bu yüzük kurtuluş umudumuz. Ama bu yüzük senin parmağına takılıyken..."
Sözlerini tamalayamadı. Tekrar öksürük nöbeti tuttu. Safiel, odadan çıktığında Gerrfer'le karşılaştı: "O yüzüğü iyi sakla, kardeşim. Belki bir gün lazım olur." dedi alay edercesine.
Safir, uyandığında birden ürperdi. Yüzüğüne baktı hemen. Par-tesa'nın sözlerini hatırladı: "Bu yüzüğü annen sana verebilmek bir çok şeyi feda etti."
Artık uyuyamayacağınıa ladı ve kalktı. Huor ve Thereon'un yanına gitti. Thereon bir yengeç yakalamış, onu yemeye uğraşıyordu.
"Git, Safiel. Büyük bir büyücü ol. hayallerini gerçekleşir. Sen bu tarikatın tek umudusun. Tüm kokuşmuş düzeni bozacaksın ve tekrar barışın gelmesini sağlayacaksın." dedi annesi öksürerek.
Safir annesinin ona verdiği safir yüzüğü inceledi.
"Bu yüzük büyük annemden kalma. Eskiden tarikatımız hala iyilik için savaşırken büyük annem bu yüzüğü deniz kıyısında kumaların arasında bulmuş. Bir gün bu yüzüğün kurtuluş umudumuz olacağını söyleyip durmuştu ölene kadar. Ama artık anlıyorum. Evet, bu yüzük kurtuluş umudumuz. Ama bu yüzük senin parmağına takılıyken..."
Sözlerini tamalayamadı. Tekrar öksürük nöbeti tuttu. Safiel, odadan çıktığında Gerrfer'le karşılaştı: "O yüzüğü iyi sakla, kardeşim. Belki bir gün lazım olur." dedi alay edercesine.
Safir, uyandığında birden ürperdi. Yüzüğüne baktı hemen. Par-tesa'nın sözlerini hatırladı: "Bu yüzüğü annen sana verebilmek bir çok şeyi feda etti."
Artık uyuyamayacağınıa ladı ve kalktı. Huor ve Thereon'un yanına gitti. Thereon bir yengeç yakalamış, onu yemeye uğraşıyordu.
Beklemeyi bırakıp sordu. "Ölkeme benimle gelmek isteyen var mı?". Bir anda bir soruyla ortaya çıkması şaşırtmıştı etrafındakileri. Boş konuşmayı sevmezdi. Ama konuşması gerektiğini hissettiğinde de uzun uzun laf yapardı. Herkesin meşgul olup sorusuna yanıt vermemesiyle "Sabah yola çıkıyorum o zamana kadar kararını değiştirecek olursa çekinmeden söyleyebilir. Yoluma bir yoldaşla devam etmek bana mutluluk verir." dedi. Ormanın içindeki bir ses ilgisini çekmişti. Yavaşça oraya yöneldi...
Gnom birkaç saattir uyumaya çalışıyordu fakat beceremiyordu! Thereon'a çaktırmadan bakıyordu, birşey olmamalıydı ona! Sonra şu ilginç sarımtrak tenli adam... İyi yürekli olduğu şüphe götürmezdi. Safiel güvenmiyordu ama, şu yaralı adamın da kötü niyeti yoktu. Thereon'un yasklaştığını gördü ve gözlerini kapadı, çocuk gnomun onu gözetlemesinden pek memnun olmazdı!
Safiel de gelince, gerinerek yeni uyanmış numarası yaptı: "Günaydın! Gündüz değilmiş... Neyse! Ne yiyorsun Thereon? Hey, bir yengeç! İyice ısttığına emin misin? Temizlediğine?" bu soruları gnom sormaya devam edecekti fakat annesinin ona küçükken böyle laflar ettiğinde nasıl hissettiğini hatırladı ve sustu. Diğerlerinin - özellikle yeni gelenlerin- uyuduğundan emin olunca konuştu, Safiel'den çok Thereon ve Huor'a konuşuyordu: "Çok ilginç insanlar değil mi? şu yeni gelenler. Özellikle kör olan! İlk defa bir insan tüm adlarımı söyledi! İnanılmaz... Bence bizimle gelmeleri çok işimize yarar!"
Safiel de gelince, gerinerek yeni uyanmış numarası yaptı: "Günaydın! Gündüz değilmiş... Neyse! Ne yiyorsun Thereon? Hey, bir yengeç! İyice ısttığına emin misin? Temizlediğine?" bu soruları gnom sormaya devam edecekti fakat annesinin ona küçükken böyle laflar ettiğinde nasıl hissettiğini hatırladı ve sustu. Diğerlerinin - özellikle yeni gelenlerin- uyuduğundan emin olunca konuştu, Safiel'den çok Thereon ve Huor'a konuşuyordu: "Çok ilginç insanlar değil mi? şu yeni gelenler. Özellikle kör olan! İlk defa bir insan tüm adlarımı söyledi! İnanılmaz... Bence bizimle gelmeleri çok işimize yarar!"
Huor gecenin bir yarısı olduğu halde, kimsenin uyumadığını farkedip gülümsedi.Yeni gelen misafirler, hep Safir'in inançsızlığıyla Thereon'un kardeşliği arasında gidip geliyordu.Huor adamın güçlü birisi olduğunu farketti.İyi birisine de benziyordu, dost gibi görünüyordu.Ancak yaptıkları iş, önemliydi ve herkesi olduğu gibi alamazlardı.Huor Lydronk'a baktı.
*Hey, Lydronk, seninle bir işimiz var, mekanik eşya görmüştüm ben şu ileride, sanırım bozuk, bir benimle gelir misin?*
Huor Lydronk'u götürdüğünde, sessizce yaklaştı ve anlatmaya başladı.
*Bak Lydronk, karşımızda onlarca düşman varmış gibi ilizyon büyüsü yapacaksın, benim gücüm yalnızca 3 taneye yeter, çok fazla düşman olacak, eğer kaçarlarsa geri almayacağız.Kaçmazlarsa artık bizdendir, anladın mı?*
*Hey, Lydronk, seninle bir işimiz var, mekanik eşya görmüştüm ben şu ileride, sanırım bozuk, bir benimle gelir misin?*
Huor Lydronk'u götürdüğünde, sessizce yaklaştı ve anlatmaya başladı.
*Bak Lydronk, karşımızda onlarca düşman varmış gibi ilizyon büyüsü yapacaksın, benim gücüm yalnızca 3 taneye yeter, çok fazla düşman olacak, eğer kaçarlarsa geri almayacağız.Kaçmazlarsa artık bizdendir, anladın mı?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Ah, peki Huor... İyi bir test. Haydi bakalım!" dedi ve işe girişti. İlk en güçlü düşmanlarını yaratmaya karara verdi: inatçı Gerrfer! Gerçekten inatçı bir büyücüydü, şimdi bedeni kül olmuştu belki ama ,Esten'in elinden her iş gelir, diye düşündü gnom ve arkasında bir vampir lordu ve beş-on kişilik zombi grubuyla yarattı. Özellikle Gerrfer'in cüppesindeki Esten amblemi dikkat çekiyordu... Biraz "höğğ", "aa" gibi zombilere yaraşır sesler ekledi. İkna edici bir illüzyondu ama dikkatle bakıldığında kendini belli ederdi.
Ã?nce bir çığlık attı ve bağırdı: "Makineye lanet olsun Huor, koş, diğerlerini uyandırmalıyız!" diyerek hemen kampa koştu.
Ã?nce bir çığlık attı ve bağırdı: "Makineye lanet olsun Huor, koş, diğerlerini uyandırmalıyız!" diyerek hemen kampa koştu.
Huor, *SALAK* dese de yalnızca Gnom'un duyabileceği bir sesle, artık geçti.Eğer Esten Gerrfer'i diriltseydi, Esten'in ajanlarının haberi olurdu bundan, test saçma bir hale gelmişti.Ancak yine de işe yarayabilirdi.Huor elindeki kılıcını sağa sola sollayıp zombi keserken, birkaç tane de kendisi zombi yollamıştı.Sonunda kampa geri dönmüştü, arkasından onlarca zombi, bir tane de Gerrfer geliyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Sfir korkudan titremeye başlamıştı birden. Asası yere düştü. O hala titremesine hakim olamıyordu.
"Sen! Sen ölmüştün?" diye bağırdı.
Birden sol eliyle göğsünü tuttu: "Esten beni cezalandırmaya geldi." dedi ve yere yıkıldı. Hala titriyordu ve tükürükler saçmaya başlamıştı. Deliriyordu.
"Bu yüke daha fazla dayanamayacağım." diye bağırdı.
"Sen! Sen ölmüştün?" diye bağırdı.
Birden sol eliyle göğsünü tuttu: "Esten beni cezalandırmaya geldi." dedi ve yere yıkıldı. Hala titriyordu ve tükürükler saçmaya başlamıştı. Deliriyordu.
"Bu yüke daha fazla dayanamayacağım." diye bağırdı.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

