>ÖATLAK KAZAN<
Erumollien
Özgünüm hancı... handa bir karışıklık oldu... Arkadaşlar Khazora saldıracağımı düşündüler. Evet.. Hancıyı daha fazla rahatsız ettiğim yeter... Teklifini zevkle kabul ediyorum Khazor.. Ne zaman istersen... Sanırım artık bu handa kalamam.. Fazla karışıklığa neden oldum.. şehir dışına çıksam daha iyi olabilir belki
İşler yoluna girmeye başlamıştı. O kadar çok şey olmuştu ki bir anda büyücünün feleği şaştı sıcak suyu verdi ve hana yeni giren büyücüyle ilgilenmeye başladı büyücü olduğunu o yağtığı numaradan anladı herkes çok şaşkındı 1 dakika içinde neler olup bitmişti...herkes bir ışık oyunu yapıyordu. Ve de ne kadar çok büyücü olmuştu.
Yeni gelen ve dikkatleri üzerine çeken büyücüye döndü herşey yatıştı sanırım siz de oturmak istemez misiniz?
RP Dışı kusura bakmayın arkadaşlar o kadar çok şey oldu ki 1 dakika içinde feleğim şaştı bazı rp hatalarını mazur görün
Yeni gelen ve dikkatleri üzerine çeken büyücüye döndü herşey yatıştı sanırım siz de oturmak istemez misiniz?
RP Dışı kusura bakmayın arkadaşlar o kadar çok şey oldu ki 1 dakika içinde feleğim şaştı bazı rp hatalarını mazur görün
Bu arada dışarıdan geçmekte olan Dragonfire'in rahipliğine adım atmış genç yarı elf handan gelen bir elf sesiyle kafasını o tarafa çevirdi. Her ne kadar o güne kadar karşılaştığı elflerin hemen hepsi onu hor görmüşse de bir kez daha şansını denemeye karar verdi. 'Neden ki' dedi, 'hep elflere yakın olmak istiyorum?' Üzerindeki pelerin hakkındaki her şeyi gizlese de neşeli hali gözden kaçmazdı. Bir kavganın tam ortasında girmek pek işine gelmezdi ya kaybedecek nesi vardı ki? İçeri adım attı.
Hükümlü bütün olan biteni eli çenesinde sakin sakin yerinden izlemişti. Her şey ortaya çıktığında, büyücünün bir oren inanı olduğunu anladığında yerinden kalktı...
"Hoş gelmişsin Erumolliene. Bir yere gitmene gerek yok. Yanlış anlaşılmalar her zaman meydana gelebilir. Önemli olan bunların çözümünün çabucak yerine yapılabilmesidir. Her neyse neden bize katılmıyorsun?" elini büyücüye uzatarak "Hükümlü şövalye" dedi. "Lütfen oturun. Sanırım burada biraz daha kalabiliriz."
"Hoş gelmişsin Erumolliene. Bir yere gitmene gerek yok. Yanlış anlaşılmalar her zaman meydana gelebilir. Önemli olan bunların çözümünün çabucak yerine yapılabilmesidir. Her neyse neden bize katılmıyorsun?" elini büyücüye uzatarak "Hükümlü şövalye" dedi. "Lütfen oturun. Sanırım burada biraz daha kalabiliriz."
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
büyücü findor sonunda onunla ilgilene biri olmasına sevinmişti
"iyi yanlış anlaşılma olmasına sevindim umarım daha fazla sorun çıkmaz size kendimi tanıtayım çok uzak diyarlardan geldim buralara hiç bir tanrıya hizmet etmiyorum amacın doğruyu doğru olarak hak edene ulaştırmaktır kötü bir niyetim olmamakla beraber bana düşman olmanızıda önermiyorum gezdiğim bu kadar yılda onlarca hatta binlerce tecrübe edindim Adım Findor ben kimlerle tanışıyorum "dedi ve kahkaha attı...
"iyi yanlış anlaşılma olmasına sevindim umarım daha fazla sorun çıkmaz size kendimi tanıtayım çok uzak diyarlardan geldim buralara hiç bir tanrıya hizmet etmiyorum amacın doğruyu doğru olarak hak edene ulaştırmaktır kötü bir niyetim olmamakla beraber bana düşman olmanızıda önermiyorum gezdiğim bu kadar yılda onlarca hatta binlerce tecrübe edindim Adım Findor ben kimlerle tanışıyorum "dedi ve kahkaha attı...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Karşısındakine kendisini kısaca tanıttı Efla Ben Efla Dragonfire inananı bir büyücüyüm aynı zamanda hanın bir ortağıyım. Ve evet kimse karşısındakine düşmanı olmasını tavsiye etmez. Ben de" sırıtmaya yakın bir gülümsemeyle: "Sizin adınıza sevindim yani tecrübelerinizden dolayı şimdi bir masaya oturun ve keyfinize bakın."
Beyaz cübbeli büyücünün yanına gitti. Ve söylediklerini dinledi.
"Sorun halloldu büyücü kardeşim. Burada kalabilirsin. Artık ortalık yatıştı tabii sanırım tekrar böyle bir lay yaşatmazsınız bize. dedi ve güldü
Beyaz cübbeli büyücünün yanına gitti. Ve söylediklerini dinledi.
"Sorun halloldu büyücü kardeşim. Burada kalabilirsin. Artık ortalık yatıştı tabii sanırım tekrar böyle bir lay yaşatmazsınız bize. dedi ve güldü
İçerideki ortam biraz garip geldi yeni yolcuya. 'Bir orc ile bir elf yan yana dostça oturuyorlar ha, tabi bu da güzel' gibilerden laflar ederek içinden; yürüdü ve gruba yakın bir masaya oturdu. Üzerinde Dragonfire işareti bulunan hancıyı görünce rahatladı.'Bir yere ait olmak iyi bir şey' diye düşündü Dragonfire rahibi. Hancının başkası ile ilgilendiğini görüp beklemeye başladı. Beklediği gibi bir kavga olmaması onu rahatlattı. Aslında biraz hayal kırıklığına da uğradı; 'garip' diye düşündü, hiç bir kavganın başlamasını arzu etmemişti daha önce.
'Ã?ocuk sayılacak yaşta ama irfanlı sanki bir şeyleri saklamak ister gibi duran şaşkın suratında garip bir gülümseme hiç eksilmeyen bir genç half elf kızı.'
Buydu onu ilk gören dragonfire rahibinin tarifi. Özeindeki pelerin onun ırkını başta gizlese de biraz dikkat eden için bir elf kanını tanımak sorun olmamalıydı. Kendini tanıttı soran hancıya: 'Kyssa, benim adım' dedi; hancının bu çocuksu tavırları olan kızın ismiyle yetinmeyecek olduğunu bilerek. Dragonfire'in rahipliğine kabul edildiğini söyledi.
Yan taraftan hiç de sıcakkanlı olmayan bir bakış fırlatan elfe doğru döndü ve yine gülümsedi. 'Hayır' dedi içinden de, 'bir elfle daha dövüşmek istemiyorum.' Hancıya döndü yeniden, uzun sarı saçlarını elfin olduğu tarafı görüşüne kapatmak için savurarak. Elindeki üzerinde hiç bir büyü belirtisi olmayan bıçağı önemsiz bir alet gibi masanın üzerine bıraktı.
Hancıya pek de olaylı olmayan geçmişini anlattı. Anne ve babasını kaybettikten sonra ölümden korkmaya başlamıştı. Bu yüzden de en azından dostlarını ölümden kurtarabilmek için cleric olmayı seçmişti. Ama onun hiç dostu yoktu ki artık. Böylece yollara düştü ve ayakları onu Dragonfire'a götürdü, sonra da bu hana getirdi. Zaten hayattaki ilk 30 senesini tamamlamamuş olan birinin ne kadar hatırası olabilirdi ki?
Buydu onu ilk gören dragonfire rahibinin tarifi. Özeindeki pelerin onun ırkını başta gizlese de biraz dikkat eden için bir elf kanını tanımak sorun olmamalıydı. Kendini tanıttı soran hancıya: 'Kyssa, benim adım' dedi; hancının bu çocuksu tavırları olan kızın ismiyle yetinmeyecek olduğunu bilerek. Dragonfire'in rahipliğine kabul edildiğini söyledi.
Yan taraftan hiç de sıcakkanlı olmayan bir bakış fırlatan elfe doğru döndü ve yine gülümsedi. 'Hayır' dedi içinden de, 'bir elfle daha dövüşmek istemiyorum.' Hancıya döndü yeniden, uzun sarı saçlarını elfin olduğu tarafı görüşüne kapatmak için savurarak. Elindeki üzerinde hiç bir büyü belirtisi olmayan bıçağı önemsiz bir alet gibi masanın üzerine bıraktı.
Hancıya pek de olaylı olmayan geçmişini anlattı. Anne ve babasını kaybettikten sonra ölümden korkmaya başlamıştı. Bu yüzden de en azından dostlarını ölümden kurtarabilmek için cleric olmayı seçmişti. Ama onun hiç dostu yoktu ki artık. Böylece yollara düştü ve ayakları onu Dragonfire'a götürdü, sonra da bu hana getirdi. Zaten hayattaki ilk 30 senesini tamamlamamuş olan birinin ne kadar hatırası olabilirdi ki?
'Ã?ocuk sayılacak yaşta ama irfanlı sanki bir şeyleri saklamak ister gibi duran şaşkın suratında garip bir gülümseme hiç eksilmeyen bir genç half elf kızı.'
Buydu onu ilk gören dragonfire rahibinin tarifi. Özeindeki pelerin onun ırkını başta gizlese de biraz dikkat eden için bir elf kanını tanımak sorun olmamalıydı. Kendini tanıttı soran hancıya: 'Kyssa, benim adım' dedi; hancının bu çocuksu tavırları olan kızın ismiyle yetinmeyecek olduğunu bilerek. Dragonfire'in rahipliğine kabul edildiğini söyledi.
Yan taraftan hiç de sıcakkanlı olmayan bir bakış fırlatan elfe doğru döndü ve yine gülümsedi. 'Hayır' dedi içinden de, 'bir elfle daha dövüşmek istemiyorum.' Hancıya döndü yeniden, uzun sarı saçlarını elfin olduğu tarafı görüşüne kapatmak için savurarak. Elindeki üzerinde hiç bir büyü belirtisi olmayan bıçağı önemsiz bir alet gibi masanın üzerine bıraktı.
Hancıya pek de olaylı olmayan geçmişini anlattı. Anne ve babasını kaybettikten sonra ölümden korkmaya başlamıştı. Bu yüzden de en azından dostlarını ölümden kurtarabilmek için cleric olmayı seçmişti. Ama onun hiç dostu yoktu ki artık. Böylece yollara düştü ve ayakları onu Dragonfire'a götürdü, sonra da bu hana getirdi. Zaten hayattaki ilk 30 senesini tamamlamamuş olan birinin ne kadar hatırası olabilirdi ki?
Buydu onu ilk gören dragonfire rahibinin tarifi. Özeindeki pelerin onun ırkını başta gizlese de biraz dikkat eden için bir elf kanını tanımak sorun olmamalıydı. Kendini tanıttı soran hancıya: 'Kyssa, benim adım' dedi; hancının bu çocuksu tavırları olan kızın ismiyle yetinmeyecek olduğunu bilerek. Dragonfire'in rahipliğine kabul edildiğini söyledi.
Yan taraftan hiç de sıcakkanlı olmayan bir bakış fırlatan elfe doğru döndü ve yine gülümsedi. 'Hayır' dedi içinden de, 'bir elfle daha dövüşmek istemiyorum.' Hancıya döndü yeniden, uzun sarı saçlarını elfin olduğu tarafı görüşüne kapatmak için savurarak. Elindeki üzerinde hiç bir büyü belirtisi olmayan bıçağı önemsiz bir alet gibi masanın üzerine bıraktı.
Hancıya pek de olaylı olmayan geçmişini anlattı. Anne ve babasını kaybettikten sonra ölümden korkmaya başlamıştı. Bu yüzden de en azından dostlarını ölümden kurtarabilmek için cleric olmayı seçmişti. Ama onun hiç dostu yoktu ki artık. Böylece yollara düştü ve ayakları onu Dragonfire'a götürdü, sonra da bu hana getirdi. Zaten hayattaki ilk 30 senesini tamamlamamuş olan birinin ne kadar hatırası olabilirdi ki?
İshtarinin hiç hoşuna gitmeyen bir tanışmadan sonra gayri ihtiyari olarak yüzü asılmıştı. Gözü dalmıştı uzaklara. Eski hayatını düşündü. Bir laf ,bir söz, bir hareketin yanlış anlaşılmasıyla sebepsiz ve gereksiz ölmüştü insanlar. Dostları ölmüştü ,dostları için öldürmüştü. Ama hiç istememişti dövüşmeyi ,savaşmayı. Her defasında konuşarak anlaşmaya çalışırdı...
Birden hayallerinden kurtuldu ve direkt olarak asılmış bir suratla karşı masasaki bayana dik dik baktığını farketti. Yanlış anlaşılmıştı büyük ihtimalle. Hancıyla konuşmakta olan genç half-elf kıza el salladı ve gülerek selam verdi.
"Hürmetler leydim. Görüyorum ki yalnızsınız ve yenisiniz. Masamıza katılmak ister misiniz?"
Birden hayallerinden kurtuldu ve direkt olarak asılmış bir suratla karşı masasaki bayana dik dik baktığını farketti. Yanlış anlaşılmıştı büyük ihtimalle. Hancıyla konuşmakta olan genç half-elf kıza el salladı ve gülerek selam verdi.
"Hürmetler leydim. Görüyorum ki yalnızsınız ve yenisiniz. Masamıza katılmak ister misiniz?"
BanKai
Erumollien
Erumollien hafifçe elini sıcak suyun içine soktu.... Gözü Eflayı aradı ve bulunca üzerinde kenetlendi. "Hancı.... bir konuda yardım isteyebilirmiyim ? Sanırım çok fazla vaktinizi alı koymaz."
Başrahibin anlatmadığı neyi farkettiğini anlamadı. Geçmişi ile alakalı bir şey miydi acaba?
Elfden gelen beklemediği tavır onu şaşırtmakla beraber hoşuna da gitti. Çok deildi onu anne ve babası farklı ırklardan olduğu için hor görmeyen; özellikle elflerden. Samimiliğinden şüphe etmedi elfin, ama ilk defa gördüğü elflere hoş sözler sarfetmeye alışmamıştı; geçmişi unutmaya çalıştı. 'Kyssa ben' dedi, karşı tarafın ismini de sorarcasına.
Başrahip ne demeye çalışmıştı? Kafasına takıldı. Ondan hiçbir şey saklamamıştı ama...
Elfden gelen beklemediği tavır onu şaşırtmakla beraber hoşuna da gitti. Çok deildi onu anne ve babası farklı ırklardan olduğu için hor görmeyen; özellikle elflerden. Samimiliğinden şüphe etmedi elfin, ama ilk defa gördüğü elflere hoş sözler sarfetmeye alışmamıştı; geçmişi unutmaya çalıştı. 'Kyssa ben' dedi, karşı tarafın ismini de sorarcasına.
Başrahip ne demeye çalışmıştı? Kafasına takıldı. Ondan hiçbir şey saklamamıştı ama...
come get some
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

