>ÖATLAK KAZAN<
her ikisinede kaşlarına çatarak baktı "neler oluyor yüzünüzdeki ifadeye bakılırsa gidişat pekde iyi değil bir sorunmu var bende size yardımetmek isterim tabi kabul ederseniz" her ikisinede merakla baktı kendide endişelenmişti içinin ürperdiğini hisseti.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Kapıyı kçe açıp içeri girdi elf. Moralinin bozuk olduğu her halinden belliydi. Yürürken istemdışı bakanlara kafasıyla selam verdi gülümsemeye çalışarak. Ama kimsenin yanına gitmedi. Hancının yanından geçerken hafifçe kulağına içecek birşeyler istediğini söyledi. Boş masaya oturdu ve içeceğini beklerken başı önde düşüncelere daldı...
BanKai
Andero elf rahibeye baktı.
-Artık bir paladininiz değilim leydim. dedi. Başımda bin bir türlü dert var ve açıkcası bunlarla sizi de rahatsız etmek istemem. Ama sayın rahip ki aslında daha adını dahi bilmiyorum, bana yardım etmeyi kabul etti. Teşekkürler olsun ona. dedi. Ve devam etti.
-Tapınağınızda çıkarttığım olay yüzünden gerçekten özür dilerim leydim. Ama bunlar benim yaptıklarım değil sadece bana olanlardı. dedi. Gitmem gereken bir yer var. Bir mabed var gitmem gereken.
-Artık bir paladininiz değilim leydim. dedi. Başımda bin bir türlü dert var ve açıkcası bunlarla sizi de rahatsız etmek istemem. Ama sayın rahip ki aslında daha adını dahi bilmiyorum, bana yardım etmeyi kabul etti. Teşekkürler olsun ona. dedi. Ve devam etti.
-Tapınağınızda çıkarttığım olay yüzünden gerçekten özür dilerim leydim. Ama bunlar benim yaptıklarım değil sadece bana olanlardı. dedi. Gitmem gereken bir yer var. Bir mabed var gitmem gereken.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
"Eğer cevapları orada bulacağını düşünüyorsan ben de seninle geleceğim." Zorlukla gülümsedi."Adım majenta...az önce söylemiştim ama duymadın galiba." Sonra lysana'ya baktı. "Bizimle gelirsen ve bize destek olursan gerçekten çok büyük bir yardım yapmış olursun."
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
oturduğu yerde huzursuzca kıpırdandı derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı "sizinle gelicem tabiki zaten yardım etmek için burdayım bu gidiceğimiz mabed nerde?" bakışlarını majentaya ardından anderoya çevirdi.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Açıkcası bu mabedin nerede olduğunu bende bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu handan çıktığımda ayaklarımın beni oraya götüreceği leydim. Ve orda bana bunu yapanın sorumlusunun izini bulacağım buna eminim.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero ayağa kalkan rahibeye bakar. Kendini bir an rahatlamış hisseder. Ã?ünkü kendi ruhu için çok önemli olan bu göreve hem bir rahibe hem de bir rahiple beraber çıkacaktı. Bu onu gerçekten sevindirmişti. Bir an kaybettiği güvenini geri kazandı. Yanında hafif bir hışırtı oldu. Baktığında rahibinde ayağa kalktığını gördü. Rahip bir elfti. Bunu şimdiye kadar nasıl farketmediğine şaşırdı. Rahibenin yanına geçti. Andero'ya gülümsüyorlardı.
-Seni anlıyoruz andero. dedi Majenta. Ruhunu arayan, gururunu arayan, geleceği için mücadele vermeye çalışan bir adamsın. Eskiden ne olduğun yada şu an ne olduğun açıkcası bizim için pek önemli değil. Bizim için önemli olan senin olmak istediğin, senin yapmak istediğin. Sen; kendini, gelecekteki kendini bulmaya çalışıyorsun. Bir ruhu kurtarmak, bir insana umut vermek bizim gibi Dragonfire inananları için önemli bir ödev. Bu yüzden yolculuğun boyunca biz hep senin arkanda olacağız. Hatta sanırım bir büyücü dostum da bizimle beraber gelecektir dedi.
Rahibe rahibi başıyla sessizce onaylıyordu. Andero bir an duygulandı. Gülümsedi. Kendini eskisi gibi, iyi hissetti. Ama bu kısa süreli bir histi. O artık değişmişti, ruhunun büyük bir kısmı yoktu ve amacı onu bulabilmekti. Bunu yapacaktı. Rahibin birini çağırdığını duydu. Bir çocuk geldi. Rahip çocuğa bir şeyler söyledi. Ã?ocuk başıyla onayladı, ayrıldı. Rahip devam etti.
-Dostum Efla şu an burada yok. Ama haber bıraktım. Geldiğinde o da bize katılacaktır. dedi.
Andero Efla adını duyunca rahibe daha bir dikkatle baktı.
-Efla benim çocukluk arkadaşım. Evet, onunda beni yalnız bırakacağını zannetmiyorum.
Ayağa kalktı.
-Evet gidelim o zaman. dedi, Andero. Rahibe ve rahibeye baktı. Kapıya doğru ilerledi. Heyecandan elleri titriyordu. Kapıyı açtı. Dışarı çıktılar. güneş yavaşça batıyordu. Andero'nun içine yeni bir güven doldu. Güneşin son ışıkları gözlerini kamaştırırken, onlar bilmedikleri bir yere gitmek için yola koyuldular. Zira hayatlarında yeni bir dönem başlıyordu.
-Seni anlıyoruz andero. dedi Majenta. Ruhunu arayan, gururunu arayan, geleceği için mücadele vermeye çalışan bir adamsın. Eskiden ne olduğun yada şu an ne olduğun açıkcası bizim için pek önemli değil. Bizim için önemli olan senin olmak istediğin, senin yapmak istediğin. Sen; kendini, gelecekteki kendini bulmaya çalışıyorsun. Bir ruhu kurtarmak, bir insana umut vermek bizim gibi Dragonfire inananları için önemli bir ödev. Bu yüzden yolculuğun boyunca biz hep senin arkanda olacağız. Hatta sanırım bir büyücü dostum da bizimle beraber gelecektir dedi.
Rahibe rahibi başıyla sessizce onaylıyordu. Andero bir an duygulandı. Gülümsedi. Kendini eskisi gibi, iyi hissetti. Ama bu kısa süreli bir histi. O artık değişmişti, ruhunun büyük bir kısmı yoktu ve amacı onu bulabilmekti. Bunu yapacaktı. Rahibin birini çağırdığını duydu. Bir çocuk geldi. Rahip çocuğa bir şeyler söyledi. Ã?ocuk başıyla onayladı, ayrıldı. Rahip devam etti.
-Dostum Efla şu an burada yok. Ama haber bıraktım. Geldiğinde o da bize katılacaktır. dedi.
Andero Efla adını duyunca rahibe daha bir dikkatle baktı.
-Efla benim çocukluk arkadaşım. Evet, onunda beni yalnız bırakacağını zannetmiyorum.
Ayağa kalktı.
-Evet gidelim o zaman. dedi, Andero. Rahibe ve rahibeye baktı. Kapıya doğru ilerledi. Heyecandan elleri titriyordu. Kapıyı açtı. Dışarı çıktılar. güneş yavaşça batıyordu. Andero'nun içine yeni bir güven doldu. Güneşin son ışıkları gözlerini kamaştırırken, onlar bilmedikleri bir yere gitmek için yola koyuldular. Zira hayatlarında yeni bir dönem başlıyordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Thlyrotel ve Hrisskar bir süreliğine ormandaydı.. hana gelirken büyü malzemesi toplama sebebiyle Hrisskar ormana girmişti.. elf ranger'da onunla birlikte tabiki.. tam hana ulaştıklarında handan çıkan grubu gördü ikili... elf şaşkın şaşkın Lysana'ya döndü.. sorgulayan bakışları elf rahibeye döndü..
"Lysana Ezakiel.. onlarda geldilermi??.. savaş için hazırmısınız???"
"Lysana Ezakiel.. onlarda geldilermi??.. savaş için hazırmısınız???"
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
kapıdan çıktıklarında Thlyrotel i gördü savaş sözlerini duydu tabi ya bu aklından çıkıp gitmişti ama yapması gereken başka şeyler vardı
Thlyrotel e bunu açıklamak için uygun sözcükleri seçti " bak Thlyrotel seni anlıyorum ama şuanda savaşta sizinle olamam henüz bir tehdit yok zaten benim yardım için başka birine sözüm var diğerleriyle birlikte gitmeliyim" gözleri ilerde hala yürüyor olan majenta ve andero ya kaydı "umarım beni anlıyosundur" Thlyrotel in onu anlamasını ummaktan başka çaresi yoktu kendisi bile anlamazken Thlyrotel nasıl anlardıki ,Thlyrotel e son bir bakış attıktan sonra koşar adımlarla andero ve majentaya yetişmeye çalışdı.
Thlyrotel e bunu açıklamak için uygun sözcükleri seçti " bak Thlyrotel seni anlıyorum ama şuanda savaşta sizinle olamam henüz bir tehdit yok zaten benim yardım için başka birine sözüm var diğerleriyle birlikte gitmeliyim" gözleri ilerde hala yürüyor olan majenta ve andero ya kaydı "umarım beni anlıyosundur" Thlyrotel in onu anlamasını ummaktan başka çaresi yoktu kendisi bile anlamazken Thlyrotel nasıl anlardıki ,Thlyrotel e son bir bakış attıktan sonra koşar adımlarla andero ve majentaya yetişmeye çalışdı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Elf olduğu yerde kalakaldı..bir heykel gibi.. Lysana hızla yanından koşup geçmişti.. elf hala hanın kapısına bakıyordu.. sonra derin bir nefes aldı..
"Anlaşıldı" diye geçirdi içinden.. arkasını döndü.. grup uzaklaşıyordu...sonra eski dostu Hrisskar'ın elini omuzunda hissetti elf.. bu dokunuş hep huzur verirdi ona...
"Hadi dostum.. burası bize göre değil demiştim sana..." dedi büyücü..
Thlyrotel dostuna döndü.. "haklısın Hrisskar.. kusura bakma seni rahatsız ettim.. başka şeyler ummuştum oysaki.. artık ayrılma vakti geldi sanırım..ben ormanıma geri dönüyorum.. gelmek istersen gelebilirsin tabi.."
elf ranger cevabın hayır olacağını zaten biliyordu... dostunun bu kesin cevabı vermesini beklemedi bile.. kollarını açtı.. elf'i sıkıca sardı..bir taraftanda sinsi sinsi gülüyordu.. Hrisskar bundan nefret ederdi..
"tekrar görüşmek üzere Hrisskar... seni nerede bulacağımı biliyorum.."
bu sözleri söylerken elf bir taraftanda büyücünün sırtına vuruyordu...
Böylece yeniden ayrıldı iki eski dost... ormana girişinde uzun hayvan haykırışları hoşgeldin dedi elf'e...
"Anlaşıldı" diye geçirdi içinden.. arkasını döndü.. grup uzaklaşıyordu...sonra eski dostu Hrisskar'ın elini omuzunda hissetti elf.. bu dokunuş hep huzur verirdi ona...
"Hadi dostum.. burası bize göre değil demiştim sana..." dedi büyücü..
Thlyrotel dostuna döndü.. "haklısın Hrisskar.. kusura bakma seni rahatsız ettim.. başka şeyler ummuştum oysaki.. artık ayrılma vakti geldi sanırım..ben ormanıma geri dönüyorum.. gelmek istersen gelebilirsin tabi.."
elf ranger cevabın hayır olacağını zaten biliyordu... dostunun bu kesin cevabı vermesini beklemedi bile.. kollarını açtı.. elf'i sıkıca sardı..bir taraftanda sinsi sinsi gülüyordu.. Hrisskar bundan nefret ederdi..
"tekrar görüşmek üzere Hrisskar... seni nerede bulacağımı biliyorum.."
bu sözleri söylerken elf bir taraftanda büyücünün sırtına vuruyordu...
Böylece yeniden ayrıldı iki eski dost... ormana girişinde uzun hayvan haykırışları hoşgeldin dedi elf'e...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Hancı Lemmak tam siparişleri vermeyi bitirmişti ki. Efla çıkageldi hiddet doluydu. SAnki birşeyler biliyor gibiydi. Tam lemmak ona haberi iletecekti ki. Andero'yu sordu. Lemmak Anderoyu pek tanımıyordu sadece küçükken görmüştü. Anderonun o çocuk olduğundan bile bihaberdi muhtemelen bundan öncesine kadar. Lemmak haberi verdi. Efla pek şaşırmamıştı sadece hiddeti biraz daha artmıştı. Yolda gerekli olabileceğini düşünerek bolca erzak aldı yanına . Hanı Lemmak'a emanet etti birkez daha. Birdaha dönemeyebileceğini söyledi. Lemmak çok şaşırmıştı. Ama Efla'nın hiddetinden söyleyecek bir söz bulamıyordu. Efla handan hızlıca çıktı belki de birdaha dönmemek üzere...
Lemmak şaşırmıştı. Aklı da karışmıştı. EFla garip şeyler söylemişti. Artık bir hanım var sayılır. diye düşündü. Ama buna sevinemiyordu.
Efla hanı iyi yönetmişti ama biraz değişiklik yapılmalıydı. Han daha iyi olmalıydı.
Sabahın ilk ışıklarıyla beraber Lemmak hanın kapısına "Kapalıyız" Levhası. Astı. Bir süre hizmet vermeyecekri. Hanın iyiden iyiye bir yeniilğe ihtiyacı vardı. İçerde kalmakta olan müşteriler için ise birşeyler düşünecekti. Anları dışarı atamazdı tabii ki de bu müşteri kaybı demek olurdu onları da rahat ettirmeliydi.
*Hancı Lemmak
Efla hanı iyi yönetmişti ama biraz değişiklik yapılmalıydı. Han daha iyi olmalıydı.
Sabahın ilk ışıklarıyla beraber Lemmak hanın kapısına "Kapalıyız" Levhası. Astı. Bir süre hizmet vermeyecekri. Hanın iyiden iyiye bir yeniilğe ihtiyacı vardı. İçerde kalmakta olan müşteriler için ise birşeyler düşünecekti. Anları dışarı atamazdı tabii ki de bu müşteri kaybı demek olurdu onları da rahat ettirmeliydi.
*Hancı Lemmak
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
