Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Ne olduğunu pek anlayamamıştı. Duygusuzlaşmıştı adeta. Lysana'nın yerinden hareket ettiğini gördü. Hatta arkasını döndüğünde harekete geçmişti bile. Hiç tepki vermedi sadece Andero'nun işi halletmesini bekledi. Olaylar beklentisinin ötesinde gelişiyordu..Lysana'nın bir çığlık koyuverdiğini duydu. Arkasını döndüğünde kan gördü. Ortalık kan gölüne dönmüştü. Daha sonra büyücünün büyüsünü tamamladığını gördü. Hızlı davranmıştı. Ayağı kaydı ve yere düştü. İşler ne kadar da karışmıştı. "Aptal büyücü" diye geçirdi içinden. Ne için yapmış olabilirdi ki. Muhtemelen kavgayı önlemek için. Ama bu hiçbir zaman bitirmezdi, işlerin kızışmasına yarardı o kadar. O anda büyücüye dalaşmak doğru olmazdı. Zaten ona hizmet eden yaratık çok güçlü gözüküyordu. Ama başladığı işi bitirmeliydi. Yaşaması da buna bağlı görünüyordu.

Sık nefes alıyordu. dişlerini sıktı. "yeter" dedi. İçinden. Thlyrotel her an harekete geçebilirdi. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Onunla iletişime geçen şeye seslendi. "Her kimsen yada her neysen, burda olmamıza sebep sensin. Ölenlere sebep sensin. şimdi bana yardım et. Yanına gelmizi istiyorsan yardım et! YARDIM ET!" Sinirliydi. Ama kontrol elindeydi. Konsantrasyonunu bozmamaya gayret etti. Büyüsünü örmeye başladı. Mavi ışıklar kapladı yine. Gücü hissetti, vücudundan aktı enerji sözcükler ağzından dökülürken...

rp dışı: yapılan büyü ligtning bolt
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Andero dan gelen kılıç darbesiyle hissetiği korkunç acı bir olmuştu,çığlık attığının farkında bile değildi.Ilık kanın yavaş yavaş vücudunu terkettiğini hissedebiliyordu sağ tarafı artık hissizleşmişti bedeni titriyor hala ayakta durmaya çalışıyordu.Karşısındaki kişi artık Andero değil iradesini kaybetmiş kılıçlarını kime savrulduğunu önemsemeyen biri gibiydi,tekrar andero'nun kendisine kılıç savurduğunu gördü,savrulan kılıçlardan kendisini uzak tutmaya çalışıyor bi yandan tanrısına son bir yakarışta bulunuyordu kendisi için olmasa bile Thylrotel için,onun böyle bu vaziyette ölmesini istemiyor bu halden kurtulması için dua ediyordu..artık ayakta duruğunun bile farkında değildi,Andero'nun kılıçları yakın olmalıydı yinede bedenini hareket ettirmek için zorluyordu.

rp dışı : Dispel magic Thlyrotel'i hold vaziyetten kurtarmak için
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

İşte bunu beklemiyordu, karşısında artık ona yardım eden Tudor yerine onu öldürmek için hamle yapmış birisi vardı. Tudor kılıçını ona doğru hamle yapmıştı şimdi, aynı anda elindeki hançerden inanılmaz bir ışık yayılmaya başlamıştı. Hala yerde duruyordu, sonunda ölecek olabilirdi ama büyücüyle karşılaşmadan ölmeye hiç niyeti yoktu. Etrafa mavi ışık yayan hançeriyle kendisini korumaya çalışarak yerden ani bir şekilde kalkıp uzaklaşacaktı. Eğer şansı yaver giderse bir şekilde kurtulma şansı olabilirdi...
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Bütün bunlar olurken elf kızı yayını aldı nişan aldı tuldor'a doğru attı okunu. kafası karışmıştı bu kargaşaya iyi de kötü de olsa bi son verip neler olduğunu iyice kavramalıydı. ok yaydan çıkmıştı bi kere
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Tenthor'un gözü dönünce...

Arbede İllüstrasyonu:
__________________
KARA NEHİR
__________________
-------------------------
-----------T-------------
-------------------------
-----------E-------------
-------------------------

Round 3:

Bir anda iki rakip birbirinden uzaklaşır ve Emrahab sessizce sözler fısıldamaya başlarken, Tenthor sağ elindeki kılıcını arkasında gizleyerek hızla bir adım ileri fırlayarak Emrahab'a doğru hamle yapar. Emrahab'ın ellerinden çıkan ışık gözlerini kamaştırsa da darbesini Emrahab'ın karnını sıyırmayı başarır. Tenthor aynı hızla geri çekilerek gözlerinin önündeki kara lekenin geçmesi için gözünü hafifçe örter. (Emrahab -7 hp).

Emrahab kan kaybetmektedir.

Round 3 sonu:
Last edited by Raistlin on Mon Nov 22, 2004 6:06 am, edited 1 time in total.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Ezakiel'in Gurur Arbedesi:

Arbede İllüstrasyonu:
---------------------
-----------B--------
----------Ef--------
----------A-L-T-----
--------------------

Round 4:

Thylotrel'in zihni, üzerindeki onu hareketsiz bırakan gücü yenemedi. Bilinçaltında o elf kadınına karşı müthiş bir öfke ve nefret duyuyordu.

Efla son sözlerini söyledikten sonra gökgürültüsü sesinin kulaklarını sağır ettiğini, yıldırımın ışığının gözlerini kör ettiğini, duyduğu korkunun ise dilini hissizleştirdiğini farketti. Saçları bir acıyla yanarken vücudundan yaşam gücünün emildiğini hissetti. Bütün büyülerinin geri geldiğini hissetti. Ellerinden çıkan şimşekler ise adeta kaosun özünden çıkıyordu. Güç vücuduna dolup artık görmediği Thylotrel'e çarptı. şimşeklerle şiddetle çarpılan vücut, kara-kırmızı bir alevle yanmaya başladı. (Thylotrel -45 hp -5 ateş hasarı)

Andero tereddüt ettiği için Lysana'ya karşı kazandığı avantajı kaybetse de büyülü sözlerini duyunca kadının karnını yarmak için kılıcını iki eliyle savurdu. Kadının diyaframını kesen kılıç umursamazca yerde yanmaya başlamış olan elfin sırtına doğru indi. Lysana sözlerinin arasında kendinden geçerek kanlar içinde yere yığıldı ve hayatı yerdeki çamura akarken ruhu vücuduna hapsoldu. (Lysana -12 hp -1hp kanama)

Andero'nun kılıcı Thylotreli sırtından yaraladı (Thylotrel -13 hp) Andero öfke içerisinde yerdeki Thylotrel'in sırtından kalbine doğru kılıcını saplayıp vücudunun içinde çevirdi. (Thylotrel -44 hp). Thylotrel'in yaşamı ve son nefesi havaya aktığında, ruhu sonsuza kadar vücuduna hapsolmuştu.

Round 4 sonu:

Lysana ölmüştür.
Thylotrel ölmüştür.
Efla bundan sonra kör, sağır ve dilsizdir.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Karanlık Tanrı'yla anlaşan Talon diğer yol arkadaşlarını terketti.
Handan içeri giren Talon'un gözlerinde bir kararlılık ifadesi vardı. Yerdeki öldürülmüş cesede baktı ve "kalk ve dövüş" diye emretti. Handa bulunan büyücü Findor'un şaşkın bakışları arasında cesedin etleri biraraya toplanmaya başladı. Lifler ve tendonlar oluştu ve paramparça canlı biraraya gelerek bir ölmeyen daha hayata döndü.

Talon 2 rapierini çekip, findora doğru ilerlediğinde, büyücü tehlikede olduğunu anlamıştı. Eskiden Melkortr isimli orc şefi, şimdi ise bir ölmeyendi. Üstünde kendi oğlu tarafından parçalanmış zırhı sarkıyordu. Dönüşen yaratık, aç gözlerle findora vahşice saldırmak için koşmaya başladı. Bu sırada findor bir büyü yapmaya başladı. Bir güç kalkanı büyücünün önünde oluşurken, bir anda kahkahalar ölümlü kulakları doldurmaya başladı.

Hanın içi bir anda değişmeye başlarken, Talon hızla silahlarını bırakıp yayını çekti ve Melkortr'ye saldırmasını emretti. Melkortr'nin gözü çoktan dönmüştü, findora doğru koşmaktaydı.

Hanın duvarları bir anda yok olduğunda göküzünün her yerinde savaş olduğunu farkettiler. Korkunç yaratıklar, iblisler, şeytanlar birbiriyle savaşıyordu. 400 metre kadar yüksekte alev topları uçuşuyordu. Findor, Talon ve Melkortr'nin bastıkları yer yoğun yeşil bir sıvıyla kaplıydı. Sıvıdan buharlar yükselirken, sıvı kaynıyormuşçasına hareket ediyordu ve sıvının kokusu kuvvetli bir kimyasal olduğunu gösteriyordu. Bir anlık şaşkınlıkla etraflarına bakındılar tehlikede olup olmadıklarını anlamak için fakat Melkortr burada evinde gibi hissediyordu. Findor'a doğru adeta sıçrarken insanüstü bir hızla pençesini ona doğru savurdu.

Fakat cehennemin ve karanlığın misafirlerine hediyesi hayallerin ötesinde bir güçtü. Yine de gözlerini kan bürümüşçesine birbirlerine saldırmalarına yol açıyordu bu kudret onların. (herkes +6 str +4 dex +6 con +4 int -8 wisdom +10 charisma cehennemde olduğu sürece)

Melkortr anlamsızca böğürürken pençesi büyücünün önündeki güç duvarında biraz takılmasına rağmen, onu da aşarak findorun göğsünü parçaladı (findor -20 hp).

Melkortr'nin pençesinden yayılan kaos hastalığını ise findor'un metabolizması yenmeyi başardı (fortitude tutar)

Talon yayını gererken, okunu yerdeki yeşil sıvıya batırdı ve içinden bir şey fısıldayarak yayını serbest bıraktı. Ok Findor'un güç kalkanını delerek büyü yapmaya çalışan büyücünün omzuna saplandı. (Findor -3 hp). Ok saplandığında findor'un omzuna korkunç bir acı doldu ve vücuduna yayılan alevin hızla onu öldürmeye başladığını hissetti.
(findor -7 constitution -28 hp)

Findor çok ağır yaralıydı fakat vücudunda kalan tüm gücüyle büyü sözlerini söylemeye başladı. Aldığı korkunç darbelere rağmen konsantre olmayı başardı. Ellerinde beyaz ışıklar belirdi. Büyücünün ellerinden fırlayan yıldırım melkora çarparak talona doğru ilelerken talon yıldırımdan sıyrılmayı başardı fakat omzundan yaralandı. (melkortr -34 hp, talon -17 hp)

Melkor öfkeyle gürledi ve iğrenç çığlıklar eşliğinde findora 3 kez pençesiyle saldırmaya çalıştı. Pençeler findorun kalkanını delemezken, son pençe kalkanını yararak suratına hızla çarptı. MelkorTr'nin elinden yayılan kaos hastalığı da findorun bünyesini yendi. Findor kendini kaybederek sıvıya düştü. Talon findora yavaşça yaklaştı ve ölüp ölmediğinden emin olmak için baktı. Bu sırada melkortr'nin gözleri dönerken, korkunç sesler çıkartarak findor'un cesedini vahşice parçalamaya başladı.

Talon fısıltıları duydu, bilmediği dilde ona fısıldanılanları duydu. Sonra bir sıcaklık vücuduna yayılmaya başladı. Zihni oradaydı ama bedeni orada mıydı bilmiyordu. Değerini kanıtladığını söylüyorlardı ona. Cehennemin korkunç varlıkları ona lanetler okuyordu. Sonra yürüdüğünü hatırlıyordu.

Yeşil zehir denizinden geçti, kan denizinden geçti ve sonunda karanlık kara bir sıvı denizin üzerinden geçti. Karşısında bir heykel duruyordu. 100 metre boyundaydı, elki de daha fazla... Her yerinden dikenler, boynuzlar fışkırmıştı ve bir çift alev en tepede parlıyordu.

"Kötülüğü, kaosu, yokoluşu ve kudreti ölümlülerin dünyasına götürmeye hazır mısın eskiden Talon olarak bilinen? Hizmetlerin karşılığında ölümlülerin arasında Tanrı'ya en çok benzeyen varlık olmak ister misin? Ve tabii kaybettiklerini de geri almak..."

Talon'un zihninde sevgilisinin yüzü ve çıplak vücudu şekillendi.

"Eğer amaçsız, anlamsız ve sınırlı yaşamını, benden istediğin gibi bir ruh, güç, ihtişam ve karanlık dolu bir sonsuzlukla değiştirmek istiyorsan, kurbanlarının dökülmüş kanıyla dolu bu çanaktan iç ve diğerlerini bana getir..."

Talon'un önünde bir insan büyüklüğünde bir testi şekillendi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne etrafındaki ölümleri kişilerin içinde birbirine karşı uyanan nefreti büyük bir hazla izliyor,birbirlerine savrulan her darbede etrafa yayılan her kan damlasında içindeki ölüm hissiyle besleniyordu.Büyücünün gönderdiği ışın dalgasını gördü ve yerdeki elfin çektiği acıyı,Andero nun öldürmekten aldığı hazzı hissetti iki elfi de arka arkaya katlederken gözlerindeki mutluluğu okuyabiliyordu.Elflerin vücutları ölsede ruhları vücutlarından çıkamadı Brenne bunu hissettiğinde gözleri mutlulukla ışıldadı,yeni köleler elde etmişti ve şimdi kontrolü ele almak gerekliydi en azından Andero cesetleri parçalamadan.
-Yeter!
Brenne nin sesi tiz bir çığlık ile tıslama gibi çıkmıştı,artık sesinden yayılan ölümü hissedebiliyordu.Denetimini sağlamaya çalıştı sesini kontrol etti ve mümkün olduğunca normal çıkması için uğraştı.
-Andero yeter onlar öldü yolumuza devam etmeliyiz!Karşıya geçmeliyiz.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Deliye dönmüş gibiydi. Güç vucudundan aktı. şekillendi bir yıldırım oldu. Hiç kendini bu kadar güçlü hissetmemişti. Cevap almıştı, yardım ediyordu. Korkuyordu ama zevk de alıyordu. Elinden çıkardığı yıldırım çok güçlüydü. Her taraf bir ışıkla parladı. Yıldırımın tok sesiyle inledi. Büyünün bütün etkileri çok kuvvetliydi. Sonra ışık söndü. Sesler yok oldu. Bir süre herşeyin normale dönmesini umarak bekledi Efla. Sonra öldüğünü düşünmeye başladı. Ölümü hiç böyle hayal etmemişti. Burnuna yanık kokusunun geldiğini farketti. Bu yaşadığını gösterirdi herhalde. Gözlerini ovuşturdu. His vardı. Demek ki henüz ölmemişti. Ama ne bir görüntü, ne de en ufak bir ses. Belki yardım isteyebilirdi. Haykırmaya çalıştı. Dilini hissetmiyordu. Korkudan tutulmuş gibiydi. Sadece derin derin nefes aldı. Bir savaşın ortasında sayılırdı. Yapabileceği tek şey ise beklemekti. Umutsuzluk kapladı heryanını. Bu haliyle nasıl büyü yapacakti ki artık ya da yapması gerektiğini nasıl anlayacaktı. Ölüm bile daha iyi gözüktü gözüne. Bir ceza mıydı bu verilen. Kimin tarafından? Aklı sorularla doldu yine. Dünyayla bir bağı yok gibiydi. SAdece düşünceleri vardı. "O" diye düşündü "O yaptı. O beni duyuyor. İstediğim bu muydu peki. Ya onun istediği?" Yanına çağırıyordu peki bir büyücü bu halde nasıl gelebilirdi ki? Haykırmak istiyordu bütün öfkesini kusmak. Ne gözleri ne kulakları ne de dili düzeldi. Zihninde ise çok ses vardı. Deliriyordu. Birçok kez bunun bir çeşit uyku olmasını umdu ve uyanmaya çalıştı. Acı gerçeği kabulleniyordu artık. Yaşıyordu. Uyanıktı ve çaresizdi. Zihninden haykırdı. Daha önce duymuştu hala duyuyor olmalıydı O. "Kimsin?" diye düşündü. "Bizden ne istiyorsun?VE NEDEN! Yanına gelmemizi istiyorsun bu halde gelemeyeceğimi bilmeyecek kadar akılsız olamazsın." Bu bir bedel miydi. Diye düşündü kendi kendine. Bu bir haykırış değildi. Sadece kendisiyle konuşuyordu. Haykırdı yeniden. "Bu bana verdiğinin karşılığı mı?" Sadece yere çöktü ve bekledi. Ölmek bile onun için bir ödül gibi görünüyordu. Umutsuzdu...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Talon sirkelendi ve kendine gelmeye çalıştı. yavaşça ilerledi ve testiye tün gücüyle asılarak hafif yan yatırdı. içmeden önce bir an düşündü, neyi düşünüyorduki..

artık acı yok, üzüntü yok, zayıflık yok, benden alabilecekleri bişey yok..

estel ise onu için başlı başına cezbedici bir öge idi. ve Talon testiden içmeye başladı...
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero kılıcı elfin kalbine saplayıp çevirdikten sonra tam yanan bedenden geri zıplayacakken Brenne'in sesini duydu. Elbetteki bu hareketini engellemedi. Yanan bedenden geri sıçradı ve savaşlardan sonra hep yaptığı gibi manzarayı izledi. "Adı neydi o elfin? Thlyrotel mi? Evet evet... Thlyrotel." Elfin artık eski haliyle pek alakası kalmamıştı. Yanmış, parçalanmış, mahvolmuş... Başını çevirdi sakince Andero. Yanık et kokusu midesini bulandırmıştı biraz. Savaş heyecanının yavaş yavaş üstünden kalktığını hissedebiliyordu. Gözü yerdeki diğer elfe kaydı. Tek kolu olmayan, vücudundan akan kanların oluşturduğu gölün ortasında, Thlyrotel'in ayak ucundaki elfe... Lysana'ya.... Bir an ilk karşılaşmalarını düşündü. Dragonfire'ın tapınağında... Gülümsedi bir an. Normalde ne kadar yakın olan şeyler ona o kadar uzak gelmeye başlamıştı ki... Komutan Squan ve vereceği görev, diğer savaşçı.... Adı neydi? Söylemiş miydi ki adını? Söylediyse de hatırlamıyordu. Sonra başını salladı. "Geçmişin gereksiz ve boş anıları." diye düşündü. Lysana'yı öldürdüğü için suçluluk duyacak mıydı? Evet mi? Ya da hayır? İhanet, onun gözünde sadece intikamla cezalandırılırdı, bir dostsa acı çekmemeliydi. Lysana hangisi olursa olsun, Andero yapması gerekeni yapmıştı. Hayır. pişmanlık duymayacaktı.

Sahneye arkasını döndü. Vücudu daha fazla kanla kaplanmıştı. "Kıpkırmızı olsam gerek şu an." diye düşündü. "Temizlenmeliyim." . İlk savaşında aldığı yaralardan ufak bir sızı hissetti. "Ve dinlenmeliyim."

Pelerinini önüne çekerek kılıcının üzerindeki kanı onunla sildi. Bir zamanlar beyaz olan pelerin daha kırmızı olamazdı zaten. Kan, siyah metalin üstünden rahatça aktı. Andero silaha baktı tekrar. Daha alalı bir kaç saat olmuştu ama iyi iş çıkarmıştı kılıç. Bir kaç saatte üç kişi. Fena değildi. Hiç fena değildi. Kılıcı kınına geri soktu. İlerledi ve kalkanını yerden aldı. Sonra diğerlerine baktı. Efla yerdeydi. Brenne ise onları bekliyor gibiydi. Yaratık ise hala aynı yerde duruyordu. Bir an ona baktı. "Hala hiçbir harekette bulunmaması Brenne'in kontrolünde olduğunu gösteriyor." diye düşündü. Bu işlerden anlamıyordu. O yüzden sadece ummakla yetindi Efla'nın yanına ilerlerken. Gitti ve dostunun yanına diz çöktü. Elini Efla'nın omzuna koydu.

-Ne oldu? Bir problem mi var? diye sordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Tudor'un İhaneti:

Arbede Illüstrasyonu:
-------------------
--C----------------
-------------------
---------------------
--------------------
--------------R-----
--------------------
--------------------
-------------T------
--------------E-----
--------------------

Round 1:

Tudor bir anda Esen'in üzerine müthiş bir hızla koşmaya başlamıştı. Ã?fkeden deliye dönen barbar elindeki dev kılıcı yerden kalkıp kaçmaya çalışmakta olan Esen'e savurdu ve hafif zırhlı kadını sırtından yaraladı (Esen -12 hp). Esen sırtındaki yaradan yayılan iğrenç sıcaklığın bir anda kalbine kadar yayıldığını hissetti. Koşarak kaçmaya çalışırken aklındaki onlarca düşünceyle gözleri karararak yüzüstü yere yığıldı. (Esen -8 constitution, -28 hp). Esen kendinden geçmiş bir şekilde yerde baygın yatııyordu.

Bu sırada Romedahl ve Tudor'un yanından uzaklaşmakta olan uzun boylu elf kadını yayını çekip Tudor'a doğrultmuştu.

Romedahl ağzı bir karış açık bir şekilde şaşkınlıkla Tudor'un barbar kadınını yere yıkmasını izlerken sol arka tarafından gerilen yayın sesini duydu (Listen başarılı). Okun Tudor'a yöneltilmiş olduğunu zanneden Romedahl bağırarak yayını germiş olan elfe doğru koşmaya başladı. Ã?ocuğun çığlığı bir anda ortalığı birbirine kattı:

"HAAAYYIIIIIIRRRRRRRRRR..."

Round 1 sonu:
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Üzerine doğru gelen Tudorun darbesinden kaçamamıştı. Sırtından kalbine doğru inanılmaz iğrenç bir sıcaklık yayılıyordu. Neler oluyordu !! bacakları onu taşımıyor sözünü dinlemiyorlardı . Gözleri kararmaya başladığında aklındaki son görüntü küçük bir bebeğin ağlayan görüntüsüydü. Küçük kızım! Bozkırın Rüzgarı ... Ağzından çıkan son sözlerdi bunlar, artık hiç bir şey önemli değildi gözleri yavaşca bu dünyaya kapanıyordu...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Tenthor'un gözü dönünce...

Arbede İllüstrasyonu:
__________________
KARA NEHİR
__________________
-------------------------
-----------T-------------
-------------------------
-----------E-------------
-------------------------

Round 4:

Emrahab ona verilen emri biliyordu. Gölü besleyecekti, hem de bulabildiği her canlının kanıyla. Sonunda Tenthor'u da ta istediği pozisyona getirmişti. Adam incecik vücuduyla bu kara lanetli diyarın ona verdiği güce güvenerek tüm kuvvetiyle koşmaya başladı. Gözleri bir an için kamaşmış olan Tenthor'u geriye düşürmek için diz kapaklarından onu itmeye çalıştı. Tenthor kılıcını Emrahab'a saplamak için uzattıysa da Emrahab çevik bir şekilde hızla ona çarptı.

Tenthor hafifçe eğilerek sağ ayağını hızla geriye attı ve Emrahab'a daha büyük bir kuvvetle cevap vererek onu gerisin geri fırlattı. Emrahab dengesiz bir şekilde gerilerken Tenthor'un ufak kılıcının göğsüne vurduğu darbeyle kendinden geçti. (Emrahab -10 hp)

Tenthor'un incecik rakibi sırtüstü yere yığıldı. Tenthor vücuduna dolan garip bir güç hissetti. Yaralarını nazikçe okşayan eller, sevgilisinin fısıltısı kulağına dolarken onu telkin eder gibiydi:

"Onu öldür... beni kurtar..."

Round 4 sonu:

Emrahab *baygın*
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Claidya'nın sesi zihninde yankılanırken Tenthor kılıcını net bir hamleyle soytarının göğüs kafesine soktu. Bilinçiz adam hızla ölürken kılıcın ucunda bir an titredi. Onun titreyişini, Claidya'nın sesiyle birlikte zihninde dolaşırken Tenthor giydiği öfke maskesinden arınmıştı. Onun için her şey artık açık ve netti. Kılıcını soytarının üzerinde temizledikten sonra, yavaşça kınına soktu. Cesedi nehir kenarına kadar sürükleyip kanın o balçığımsı sıvıyla karışmasını izlemeden önce etrafına baktı. Kendisinden uzakta bir grup silüet durmaktaydı. Yerde yatan et yığınlarına bakılırsa sadece kendisi dövüşmemişti... Yüzüne acı bir tebessüm yerleşti ve fısıldadı.. 'Geliyorum!'
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest