Dagoth Ur (RP)

Gölgelerdeki yaşamı bilenler için...
Post Reply
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Sabaha kadar kimseyi uyandırmayıp nöbet tuttu. Gece boyunca çeşitli konular üzerinde düşünecek pek çok zamanı olmuştu.
Tan yeri ağarmaya başlayınca tehlikeli yolculuğa çıkmak üzere diğerlerini uyandırdı.
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Birinin kendisini dürtmesiyle yavaşça gözlerini açtı. Hızla ona doğru döndü ama ilk etapta bu adamın kim olduğunu anımsayamamıştı. "Sen de kimsin?" dedi ve aniden kim olduğunu hatırladığında ise "Ha şu iri cüsseli adam." dedi gülümseyerek "Bu arada senin adın neydi?" diye soru fakat adamın cevap vermesini beklemeden "Off! Boşversene bunun ne önemi var ki. Zaten sayılı günlerimiz kaldı bir de isimlerle uğraşmayalım." dedi.

Siegerich'in kendisini uyandırmasıyla ayağı kalkan Suar, bir anda ortalığa lanetler savurmaya başladı. İri cüsseli adamın şaşkın bakışları arasında haykırmaya devam eden Suar, salak durumuna düşmemek için neden bu şekilde davrandığını açıklamaya karar verdi. "Yeni giyselerim! Lanet olsun burada küller olduğunu nasıl unuturum! şunların haline bak." derken bir yandan da iki eliyle pantolonunu ve gömleğini temizliyordu. Çok sinirli olduğu açıkça görülebilen Suar'ın isyan çığlıklarıyla uykuda olan herkes birden irkilerek uyanmışlardı..
Only God can Judge me!
Dareth
Başbüyücü
Posts: 165
Joined: Fri Nov 19, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Dareth »

"Garrrip..." diye mırıldandı Küçük-göz saklandığı kaya kuytusunda. Fark edilmeden biraz moon-sugar tüttürebilmek için yabancılardan biraz daha uzaklaşmıştı. Bir nefes daha çekip keyifle gözlerini yumdu. Sonra telaşla gözlerini açıp uyduruk kamp ateşine bir göz attı. Hayır , hiçbir yere gidecek gibi görünmüyorlardı. Memnun bir sırıtış gerildi yüzünde. Yabancıların dövüşeceğini sanmıştı , ama ateşin başında oturmuş yemek yiyorlardı. Yemek... Yüzündeki sırıtış soldu. Pişen etin kokusu birden daha da çekici geldi. Hem tüttürdükten sonra bir iki lokma şahane giderdi. Umutsuzca ceplerini yokladı. Hayır , bir iki parça kurutulmuş balıktan başka bir şey yoktu. Onlar da hiç çekici gelmiyordu taze et kokusunun yanında.

Dikkatlice kayanın gölgesine uzanıp kampa baktı. Biraz daha sabretmesi yetecekti. Sabırsızca iç çekti.

Bir tanesi çoktan rüyalar diyarında dolanmaya başlamıştı bile. Diğerleri de dalgın dalgın oturuyordu. İri adam gürültülü gürültülü esneyip ayaklarını ateşe doğru uzattı. Ve ta buradan duyulan homurtular çıkararak yayıldı. şimdi sadece kadınla sessiz adam kalmıştı geriye. Kadın çekingence biraz et alıp yedi. Sonra oburcasına daha büyük bir parça aldı. Küçük-göz Khajit dilinde küfürler mırıldandı.

Her neyse , sonunda kız da ateşin yanına uzanıp rahat bir pozisyon almıştı. Ama sessiz adamın uyuyacağı yok gibiydi.

Küçük-göz kayasının altına döndü. Oturmak için üzerini süpürdüğü küçük çıkıntı yine uçuşup duran küllerle kirlenmişti. Dikkatle bel çantasına uzanıp bir ucundan tutmaya çalıştığı bir paçavra çıkardı ve külleri silkti. Lanetli dağın gölgesinde büyümüştü ve küllerin ne anlama geldiğini biliyordu. Bezi tozutmadan çırptı ve yerine tıkıştırdı. Sonra yine çantayı kurcaladı ve fırçaya benzer bir şey çıkardı bu sefer de. Ve kürkünü temizlemeye başladı.

İşi bittiğinde sıkıntıyla esnedi. Calderadan beri hiç dinlenmemişti , ve gittikçe daha da çok acıkıyordu. Temkinle kampa bir kere daha göz attı. İri adamın huzursuz kıpırdanmaları dışıda pek bir hareket yoktu. Ama...

İsteksizce kuru balıkları çiğnedi , ve küçük matarasından bir yudum aldı üzerine. Hmmm. Hulius Likörü. Enfes. İkinci bir yudum almamak için kendini tuttu. Küçük çantasında bir şişe daha vardı. Ama belli olmaz...

Sabırsızca kampa bir göz attı. Havada değişen bir şey olmamasına rağmen şafağın yaklaştığını hissedebiliyordu. Sıkıntıyla esnedi. Ve piposunu doldurup yeniden yaktı.

...

Haykırışlarla kendine geldi.
Pipo... yerde... Pipoyu kapıp hafifçe silkeledi. Sonra birden nerede olduğunu hatırladı. Eli hızla kısa kılıcına gitti. Ama öbür eli daha da büyük bir hızla eşyalarını toplamıştı bile. Olduğu yere sindi ve gelecek herhangi bir saldırıyı beklemeye başladı.

Yavaş yavaş , gelen seslerin savaş çığlıkları olmadığına ikna oldu. Hayır. Birisi küfredip lanet okuyordu. Sesine bakılırsa dün takip ettiği iki adamdan biri. Giysilerinden bahsediyordu. Lanetli dağın puslu günü doğmuştu bile.

Lanet , lanet , lanet. Uyuyakalmıştı. şafak karanlığında yer değiştirmesi gerekiyordu. şimdi bu aptal kayanın altında sıkışıp kalkmıştı işte. Gırtlağından yükselen hırıltıya benzer khajit küfürlerini son anda bastırdı. Adamın yaygarası azalmaya başlamıştı , ve diğerlerinin homurtuları duyuluyordu.

İçinden bir ses "Boşver ödemeyi falan , çok tehlikeli , kaybol hemen!" diye bastırıyordu. Ama...
lil'grin'brin'
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Eşyalarını topladıktan sonra yakındaki bir kayanın üzerine oturup diğerlerini beklemeye başladı. O sırada garip bir hisle irkildi. Etrafına baktı, ama görünürde kimse yoktu. Hisleri kendisini pek çok defa haklı yere uyarmışlardı, ve onlara güveniyordu. Etrafta bir şeyler vardı, ama ne?.. Birisi tarafından gözetlenmenin neden olduğu iç gıcıklayıcı huzursuzluk vardı. Oturduğu yerden kalkıp etrafına dikkatli bakışlar atarak diğerlerinin yanına döndü...
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

odasına doğru yol aldı. Koirdorlar birbirine benzese de yolu bulmak zor olmadı. Odanın kapısını açtı. İçeride onu bir süpriz bekliyordu Birden irkildi. Loncanın içerisinde bir tehlike beklemezdi genellikle ama tedbirli olmak bir karakter özelliği olmuştu artık. Gözlerini kısıp adamı süzdü. Odanın içinde 2 mum yanıyordu.Bu içerdekini yeterince iyi görmesi için yeterliydi. Loş ışıkla birlikte ürkütücü bir görünümü vardı. Pek kolay korktuğu söylenemezdi kuldarı'ın. fakat bir gariplik hissetti. Bu doğaldı çünkü karşısındaki bir kara elfti. Loncada daha önce görmüş müydü? Hafızasını bir süre taradı. Hayır hatırlayamıyordu. Ama çok kuvvetli bir hafızası olduğu da söylenemezdi. Hatırlamadığına göre ya yeniydi loncada ya da hiç görmesi gerekmiyecek kadar yüksek bir konumda." Otur Kuldar" Dedi adamın buyurucu sesi. Gayet otoriterdi. Buikinci ihtimali yok ediyordu. Yani büyük ihtimalle lonca için önemli birisiydi.İtiraz etmedi dediği gibi yaptı ve oturdu."Mesaj nerede?" dedi kara elfin sesi. Kuldar kaşlarını çatıı. Bilmezmiş gibi bir bakış takınmaya çalıştı:
-Hangi mesaj?
-Benimle oyun oynama. Ghostgate'e götüreceğin mesaj. Herşeyi biliyorum.
Kara elfin sakin sesinden sabırsızlık tınıları sezilmeye başlamıştı. Kuldar adamı biraz süzdü. Sona vermeye karar verdi. Bu kadar çok şeyi dışarıdan kimsenin bilmeyeceğini düşünecek kadar loncaya güveniyordu. Belinden silindir kabı çıkardı. Kara elfe doğru uzattı. Kara Elf mühüre aldırmadan kabı açtı. İçindeki mesaja bir göz gezdirdi. Okumadı. NE yazdığını şöyle böyle biliyor gibiydi. Kağıdı yine rulo yapıp.silindir kutuya yerleştirdi. Kutuyu da kendi cebine koydu. "Görevin hala geçerli. Ama hemen gitmen gerekmiyor. Yolculuk 5 gün kadar ertelendi. Bilgilendirileceksin" adam bunları söyledikten sonra ciddiyetle ayağa kalktı. VE dışları çıktı. Kuldarın birşey söylemesine pek izin vermemişti. ZAten aklında pek söyleyecek birşey de yoktu ki...

Ne biçim bir işti bu böyle. Birden içine bir güvensizlik düştü. Neden böyle olmuştu. Loncanın onu koruyacağına emin olabilir miydi? Biraz düşündükten sonra sadece loncanın kendi çıkarlarını gözettiğini düşündü. Ne yapacaktı ki? 5 gün sonra diye geçirdi içinden. Onu kim gözetirdi ki. Abim diye geldi aklına. Bir büyücüydü. Beyaz cübbeli... Hayata bakış açıları kesinlikle farklıydı. Abisiyle karşılaşmaları bir tesadüftü. Ailesinden geriye tek kalan şey. Babasını pek hatırlamıyordu. Tek bildiği sokakta yaşamasına sebep olmasıydıç Pek sevdiği söylenemezdi. Abisi ona yardım etmişti. Tekrar edebilirdi. Loncadan kimseye güvenemezdi. Dışarı çıkmalıydı. abisine haber yollayacaktı. Ã?abuklukla bir mektup kalme aldı. şeihrde güvenebileceği bir yolla yolladı. Gitmesini umuyordu. Eğer planları tutarsa abisiyle ghostgate de karşılaşacaklardı.

Günler geçti. Hayatı sıradan gibiydi. rutinde yaptıklarını yapıyordu. Tek fark aklını kurcalayan sorulardı. 4. gün kara elfi odasında görmek onu şaşırtmadı. Tekrar silindir kutuda mesaj aldı ondan. Vermesi gereken artık bu mesajdı. Yola çıkmaya ise çoktan hazırdı. Kara elf ona bir miktar moon-sugar vermişti. Lazım olacağını söylemişti. Sorgulamadı. Ghostgate'e doğru bir an önce yola koyuldu...

Rp dışı: ARkadaşlar kusura bakmayın. Hem rp yavaşladığı için hem de mesajın yarısının özet gibi birşey olduğu için
normal yazmak isterdim ama vakit yeterli olmayacaktı sanırım. Hızlandırmak gerekti.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien bütün gece oturmuş nöbet tutmuştu.Zati çok az uyuyan adamın gözüne bu gece hiç uyku girmemişti.Yapıcakları yolculuk hakkında plan kurdu daha doğrusu bunu denedi.Ellerinde hiçbir bilgi yoktu.Tek bildikleri geri dönüşü olmayan bir yere girdikleri idi.Gece Vien'in son derece garip bulduğu kız yanına gelmiş ve konuşmaya başlamıştı.Açıkcası ilk seferinden daha az garip gelmeye başlamıştı kız.Ama hala nie bu pisliğe gönüllü olduğunu anlamamıştı.Gruptaki herkesin kendine göre sebepleri vardı ama bu kız sanki zevk için burdaydı gibi.Bu düşüncelerle ve gruptaki yeni yüz ile şafağı karşıladı adam.Suar'da artık uyanmıştı.Biraz daha beklemeği düşündü Vien.Grubun hazırlanması ve son rahat yemeklerini yemeleri için.
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien gruba baktığında artık yemeklerini bitirmiş olduklarını gördü ve ayağa kalkarak "Gitme zamanı" dedi.Bir anda grubun üzerine bir huzursuzluk çöktü.Ã?ünkü artık gerçekle yüzleşme vakti idi.Grubun üyeleri daha öncede kendileri için tehlikeli olaylar ile karşılaşmış olabilirlerdi ama burası Dagoth Ur idi.Çok kahraman gitmiş ama hiç biri geri dönmemişti.İçerisi etrafını sarmış olan saydam duvarlardan görülebiliyordu ve şuan da durdukları yerden bir farkıda yoktu ama gruptaki herkez iyi biliyorduki o toprakların üstünde gezenler daha önce hiç görmedikleri şeylerdi. Buradaki yüksek dağlara Kırmızı dağlar denirdi ve altlarında cüce şehrinin olduğu düşünülürdü."Resmen sonumuz için ısrar ediyoruz" diye düşündü Vien içinden. Tam bu arada Suar yanına geldi.
"Bunu da başıracaz dostum" dedi.
"Keşke dediklerine sende inansan" diye cevap verdi Vien.
"Evet burada bulunmak için herkesin kendi nedenleri var ama unutmayın içerisi cehennem. Mümkün olduğunca sessiz olucaz.Eğer şansımız varsa hiç bir olay olmadan buradan çıkarız. Suar ile beni izliceksiniz.Kahramanlığa gerek yok.Vadide kimsenin bilmediği yaratıklar olduğu söylenir ve cüce şehrinde ise hiç bir hırsızın aşamıcağı tuzaklar.Doğru olup olmadığını yakında görücez" dedi ve sütunun olduğu yere ilerledi.Ã?nünde dev demirparmaklı kapılar uzanıyordu.Sütuna elini götürdü ve son birkez arkasına gruba baktı.Gruptaki herkez ya başı yada gözü ile onayladı.Vien yuvarlak taşa elini bastırdı ve taş yavaşça içeri girmeye başladı aynı anda dev kapılarda açılmaya.Fakat çok büyük bir gürültü çıkarıyordu sanki bütün ada bu sesi duyacakmış gibi geldi gruptakilere.Yerin altında bazı seslerin geldiğini duyabiliyordu grup.Kapılar ardına kadar açıldı ve küçük grup ölümlerine doğru yola çıktılar.
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Grup diğer tarafa geçtiğinde kapı hızlıca arkalarından kapandı ve bu sefer daha büyük bir gürültü çıkardı.Herkez bir anda arkasına döndü ve ellerini silahlarına götürdüler.Herkez kısa bir iç çekiş veya lanet okumadan sonra önlerindeki yola döndüler.Kayalık dik yamaçlar heryerden uzanıyor sanki yol vermiyordu.Vien dikkatlice bakınca küçük bir yol gördü aralarında-daha doğrusu yol olarak kullanılabilecek tek yer- ve "işte şurdan.Sessiz olun dedi" alçak sesle ve grup yola doğru ilerledi.Yol yukarı doğru çıkıyor ve ilersinde ne olduğunu belli emiyordu.
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Siegerich işlemeli mızrağını hafifçe bırakıp tekrar yakaladı ve yumruğunu sıktı. Yorucu bir tırmanışa başlamışlardı, zaman zaman zor engelleri, ve büyük kayaları aşıyorlardı. Çok çaba gösteriyor ve yavaş ilerleyebiliyorlardı. Gizemli ve korkunç düşmanlarla karşılaşma ihtimaline karşılık tetikteydiler. Ve daha kötüsü kül fırtınası tekrar kendini belli etmeye başlamıştı. Kısa zaman sonra göz gözü görmeyecekti...
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Yolculuk sıradan bir yolculuktu. Biraz yorucu olmuştu ve sıkıcıydı da. Ama Kafasındaki soru işaretlerini düşünmekle geçiriyordu zamanını. Sıkılacak pek vakti yoktu. Abisinin de gelmiş olacağını umuyodu. Hesaplarına göre şu sıralar gelmiş olmalıydı. Ama büyücülere akıl sır ermezdi ki...Birden aklı taşıdığı mesaja kaydı. Kara elf ona yenisini vermişti. Yine mühürlü gibi. Ama eskisi gibi değil...Mühür eskisi gibi itinayla değil aceeyle yapılmıştı sanki. Bir süre kendiyle mücadele verdi. DAha sonra mesajı okumaya karar verdi. Kimse birşey anlamayacaktı... Becerikli ellerinin olayı halletmesi pek de zor olmadı. Mesajı kutudan heyecanla çıkardı. Kimsenin kendini izlemediğine emin olmalıydı. Bir süre emin olmak için etrafı gözledi. Bir köşeye çekildi.Mesajı okudu. Gözleri kısılmıştı önce. Okudukça açılmaya başladı. Bu olamazdı. Lonca o kediadama bir görev vermişti. şimdi ise onu besbelli ölüme gönderiyordu. Kağıdı indirdi. Bir süre rahat düşünmek ve nefes almak için zaman ayırdı kendine. Loncaya güveni fena halde sarsılmıştı. Kendisini de mi ölüme yolluyordu yoksa. şüphelenmekte haklı buldu kendini. Abisini çağırmayı akıl ettiği için ise şükretti. Pek yapmadığı birşeydi ama tanrılara şükretti. şimdi ise kendini toparlamalıydı.. Mesajı kutuya yerleştirdi. Biraz oynamayla eskisine çok yakın bir görünüm alacaktı. Zaten o kedi adamın bunu anlaması imkansız sayılırdı. Yola devam etti. Varmak üzereydi...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Dareth
Başbüyücü
Posts: 165
Joined: Fri Nov 19, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Dareth »

Kül fırtınasının karanlık etekleri yeri süpürmeye başlamıştı. Kamptakiler hızlıca bir şeyler atıştırıp toparlanmıştı bile. Kendi aralarında kısaca bir şeyler konuştular.

Küçük-göz ne yapacağını şaşırmıştı. Hala eli kılıcının kabzasında , küçük torbasını sırtına aceleyle bağlamış bekliyordu. Kalın dudakları sinirli sinirli seğiriyordu. Elf neredeydi. Bir an korkuya , bir an öfkeye boğuluyordu. Islıklar çalmaya başlayan kül fırtınası olmasaydı kamptakiler boğazından yükselen sinirli hırıltıları rahatlıkla duyabilirdi.

Onları takip etmeye cesaret edemiyordu. Büyük Ã?it'in ötesindeki dehşetlerin hikayelerini dinleyerek büyümüştü. Bunları hatırlamak bile ensesindeki tüylerin kabarmasına yetiyordu.

Hayır! Oraya gidemem , diye düşündü. Ama para... Ve elf onları gözden kaçırırsam beni pişman edeceğini söyledi.

Yine de tek başına kapının ötesine geçmek korkunç bir düşünceydi.

Kararsızlığın sivri uçları arasında kıvrandı bir süre. Bu sırada kapının korkunç bir gürültüyle açıldığını gördü. Hemen bir karar vermesi gerekiyordu. Ama fırtına dünyaya hakim olmuştu artık. Hayır. Peşlerinden gitse bile kaybederdi onları. Fırtınada fazla yol alamayacaklarını umarak beklemeye karar verdi. Kara-elf'i beklemeli , diye düşündü. O ne yapmam gerektiğini söyler.
lil'grin'brin'
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Bu grip olduğu kadar ilginç grupla karşılaştığından beri içinde hep tedirginlik hissi vardı. Bunun nedenini tam olarak anlamıyordu ama artık geri dönüşü olmayan bir yolda olduklarını hissetmişti... Ã?nünde uzanan yola baktı ve artık arkada kalan bildiği dünya kapıların kapanmasıyla gözden kaybolmuş gibiydi. Grup biraz tedirgin biraz şaşkındı yada ona öyle gelmişti. Bu yer hakkında daha önceden bazı söylentiler duymuştu ama hiç birini dikkatle dinlemediği aklına geldi.
Ã?nde ilerleyen Vien'e baktı, garip biri diye düşündü sessizce ilerlemelerini istemişti... Yol yukarı doğru çıkıyordu ve grubun ortasında ilerlemektense en arkada kalmayı tercih etmişti. Bir müddet sonra arkasına döndü, sanki bir şey onları izliyordu...
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Fırtına şiddetlenmeye başlayınca gözlerine kaçan küllere engel olması için sırtındaki beyaz ayı postunun baş kısmını kafasına geçirdi. Normalde bunu sadece savaşlarda yapardı, ama aşırı soğuklar ya da bunun gibi fırtınalarda da işe yarıyordu. Ortalığı kaplayıp her yeri döven ve gözlere perde olan kül fırtınasının içinde heybeti ve sırtındaki ayı postu ile beraber ürkütücü görünüyordu Siegerich. Arkaya bakmakta olan kız önüne dönünce bir an boş bulundu ve karşısında dikilen (ve ayı postunu da kafasına geçriince tam bir canavar gibi görünen) Siegerich'ten korktu. İri adam ise kızın durumunu farkedince kahkahayla güldü. Sonra sordu, "Ne oldu, nereye bakıyordun?"...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Bir an dalgınlıkla önüne dönmüştü, aynı anda karşısında bir yaratık gördüğünü sanıp ürkmüştü. Ama gördüğü sadece, gurubun en komik ve aynı zamanda aklı en az çalışan Siegerich'ten başkası değildi. Bu düşüncelerini ona söylemedi ama bu yaptığı şeydende hiç hoşlanmamıştı.
Birde sanki komik bir şey olmuş gibi gülmesi sinirini iyice bozmuştu.

-"Ne oldu, nereye bakıyordun?"...
Gülmesi kesildiğinde bu soruyu sormuştu, ama cevap vermek yerine yoluna devam etmeyi tercih etti. Ama kendisini tutamamıştı bu seni niye bu kadar ilgilendiriyor ki? Yoluna devam etsen iyi olacak...
Yola devam ediyordu, şimdi biraz daha hızlanmıştı ama hep bir huzursuzluk hissi vardı...
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Siegerich, kızın bu tavrına bir anlam veremeyerek sustu. "Bu lanetli topraklar sinirlerini bozmuş olmalı. Yoksa iyi biri..." diye düşündü. Geriye doğru bir kez daha baktıktan sonra büyük adımlarla tekrar yola koyularak diğerlerine yetişti.

Yanından geçerken korkuttuğu için özür dilemeyi istemişti. Ama sessiz kalıp rahatsız etmemeye karar vererek bir şeyler demek için açmış olduğu ağzını kapadı ve amansız kül fırtınasının içinde güçlü adımlarla yürümeye devam edip olası tehlikeleri karşı dikkatini yeniden topladı...
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests