Dagoth Ur (RP)
Siegerich'in daha önce gördüğünü söylediği uçuruma gelmişlerdi ilk etapta bir şey gözükmüyor gibiydi ama dikkatli bakılınca yapıyı görmüşlerdi. Biraz garip bir şeydi. Ama ilginç olduğu apaçık ortadaydı. Vien'in bakışları bu yapının üzerine kilitlenmiş gibiydi. , Ani hareketle uçurumun aşşağısına doğru ilerlemeye başlamıştı. Ama kolunda bir ağırlık hissetti. Kafasını çevirerek bakmaya yeltendi, onu kimin durdurduğunu merak ediyordu...
Vien kadının kolundan tutmuştu.Kadın ona döndüğünde
"Ne yaptığını sanıyorsun kadın? Biraz sabırlı ol ve daha uzun yaşa. Bırak bu işi uzmanları halletsin.Suar." dedi arkadaşına dönerek.
Suar hemen yanındaki ipi çıkarıp ucundaki kancayı biyere sabitledikten sonra yavaşça aşağa indi.
"Ne görüyorsun Suar" dedi Vien aşağada gözden kaybolmuş olan arkadaşına.
"Ne yaptığını sanıyorsun kadın? Biraz sabırlı ol ve daha uzun yaşa. Bırak bu işi uzmanları halletsin.Suar." dedi arkadaşına dönerek.
Suar hemen yanındaki ipi çıkarıp ucundaki kancayı biyere sabitledikten sonra yavaşça aşağa indi.
"Ne görüyorsun Suar" dedi Vien aşağada gözden kaybolmuş olan arkadaşına.
Kolunu tutanın Vien olduğunu gördüğünde biraz şaşırdı, ama asıl kızdığı nokta Vien'in ona biraz sabırlı olmasını ve köşede beklemesini söylemesi ve ima etmesiydi . Daha sonra Suar'ın uçurumdan inmesini sinirli bir şekilde izledi. Ama tüm sabırsızlığına rağmen bir kaç dakka sonra Suar'dan hiç ses çıkmadığını gördüler. Vien ipin uçunun hala ağır olduğunu görebiliyordu ama aksi giden bir şey olamlıydı. Tekrardan seslendiler bu seferde cevap gelmemişti. Ve ellerindeki ikinci ipte gurubun erkeklerini taşıyabilecek gibi gözükmüyordu. İster istemez Vien'in bakışları ona dönmüştü.
" Tamam ben gidiyorum" Bu biraz hoşuna gitmişti nasılsa ona ihtiyaçları vardı. Ama aşşağıda neler olduğunu bilmediği içinde biraz tedirgin olmuştu. Küçük hançerini kontrol etti ve uçurumun kenarından yavaş yavaş inmek için hazırlandı...
" Tamam ben gidiyorum" Bu biraz hoşuna gitmişti nasılsa ona ihtiyaçları vardı. Ama aşşağıda neler olduğunu bilmediği içinde biraz tedirgin olmuştu. Küçük hançerini kontrol etti ve uçurumun kenarından yavaş yavaş inmek için hazırlandı...
Aşağı sarkıttığı halat vasıtasıyla tekrar yukarı doğru çıkmaya başladı. Bir sağ elini bir sol elini halatla bağdaştırarak yukarı çıkmayı başaran Suar, Daeva'nın aşağıya inmek için hazırlandığını gördüğünde "Dur! İnmene gerek yok." dedi. şimdi bütün gözler Suar'ın üzerindeydi. Neler gördüğünü anlatmasını bekliyorlardı. "Görünenden fazlazı yok arkadaşlar. Hareket eden birşeye -canlıya (yaratık, insan vb.)- rastlamadım. Sadece işlenmiş sütunlar var ve sütunların iç kısımlarında ise bir kapı duruyor. İlgi çekici olan tek şey buydu görebildiğim kadarıyla.."
Only God can Judge me!
Siegerich'in yavaşça aşağıya indiğini gördü. Biraz sonra da sesi duyulmuştu "Aşşağıdayım." diyordu Siegerich. Bunun üzerine Suar hareketlendi. Halatı iki eliyle sıkıca kavradı, kendinden emindi, oldukça profesyonel hamlelerle yere indiğinde tıpkı Siegerich gibi o da yukarıdaki arkadaşlarına seslenmişti "Aşşağıdayım." Ne de olsa bunu daha önce defalarca yapmıştı. Hiçte zor olmamıştı..
şimdi Suar ve Siegerich yukarıdaki arkadaşları Vien ile Davea'yı beklemeye başlamışlardı. Hava soğuyor gibiydi ya da Suar'a öyle geliyordu..
şimdi Suar ve Siegerich yukarıdaki arkadaşları Vien ile Davea'yı beklemeye başlamışlardı. Hava soğuyor gibiydi ya da Suar'a öyle geliyordu..
Only God can Judge me!
"Evet büyücü ilk sen dedi" Vien.Büyücü zorlanarakta olsa aşağa inmeyi başarmıştı."Evet sıra sende" dedi Vien kadına bakarak."Kadında kendinden beklenmicek kadar çabuk ve düzgünce aşağı inmişti. Vien ise açıkça bukadar iyi bir iniş beklemiyordu kadından."muhtemelen aşağa kafa üstü düşecektir" diye düşünmüştü Vien.En son olarak ta kendisi inmişti adam.
"İpi burda bırakın.Eğer şansımız yaver giderde geri dönersek ityacımız olacak."
"İpi burda bırakın.Eğer şansımız yaver giderde geri dönersek ityacımız olacak."
Vien ile birlikte bütün grup aşağa varmıştı.şimdi kapı olabilecek dev kayayı inceliyorlardı.Vien elini kayanın üstünde dikkatlice gezdirdi.Hiç birşey yoktu.Nord ile ittirmeyi denediler ama fayda yoktu.Tek toz tanesi bile kıpırdamadı yerinden.
"Belki buralarda bu şeyi yerinden oynatacak bir mekanizma vardır.Etrafınıza bakın ve dikkatli olun."
Grup etrafa biraz araştırınca garip bir kol buldu."İşte bu" dedi Vien."Bunu benzer bir şekli cüce tarihi adlı bir kitaptada görmüştüm."
Tam elini kola götürürken arkadn bir ses duydu.Duyan tek o değildi diğer grup üyeleride sesi duymuşlardı.Bir süre sonra karanlıktan dışarı ayaklarını sürüyerek ağır adımlarla çıkan insana benzeyen-ama kesinlikle olmadığı anlaşılan- bir yaratık çıktı.
"Bune bir zombi mi?"dedi Suar yaratağa bakarak.Ne Suar nede Vien daha önce bir zombi görmemişti.
"Hayır" dedi Nord."Benziyor ama değil.Daha öncede zombilerle savaşmıştım."
Gruba ile arasında 40-45 adım bulunan yaratık, guruba paralel bir vaziyette ilerliyordu ve daha kafasını yana çevirip gruba bakmamıştı bile.
"Ses çıkarmazsak gidebilir" dedi Suar. Aynı Suar'ın dediği gibi yaratık bir müddet sonra gruba arkasını dönüp yürümeye başladı.Grup üyeleri içlerinden derin bi ohh çektiler.Ama daha bunu bitirmeden Yaratık bir anda arkasına dönüp bir kedi-adamı bile hayrete düşürecek bir hızda, korkunç bir haykırışla grubun önündeki Vien'e doğru saldırıya geçti.
Bu ani ve hızlı atak karşısında Vien sadece gözlerini şaşkınlıkla açabilecek süreyi yakalamıştı.Yaratık Vien'in karnına ani bir yumruk ile onu arkasındaki kayaya uçurdu. Ayakları yerden kesilen Vien arkasındaki kayaya çarpıp yere yığıldı ve kendinden geçti. Çoktan gardını almış olan Nord yaratığa saldırıya geçti. Ama yaratık çok hızlı idi ve silahtan ve saldırısından kurtuluyordu. Nordun bir saldırısının ardından onu bileğinen yakalayıp arkaya doğru fırlattı. Yerde birkaç takla atan Nord, tecrübe ile hızlıca doğruldu. Arkasına attığı adamın doğrulduğunu farketmeyen yaratığın gözleri kadına ve Suar'a çevrilmişti.
"Belki buralarda bu şeyi yerinden oynatacak bir mekanizma vardır.Etrafınıza bakın ve dikkatli olun."
Grup etrafa biraz araştırınca garip bir kol buldu."İşte bu" dedi Vien."Bunu benzer bir şekli cüce tarihi adlı bir kitaptada görmüştüm."
Tam elini kola götürürken arkadn bir ses duydu.Duyan tek o değildi diğer grup üyeleride sesi duymuşlardı.Bir süre sonra karanlıktan dışarı ayaklarını sürüyerek ağır adımlarla çıkan insana benzeyen-ama kesinlikle olmadığı anlaşılan- bir yaratık çıktı.
"Bune bir zombi mi?"dedi Suar yaratağa bakarak.Ne Suar nede Vien daha önce bir zombi görmemişti.
"Hayır" dedi Nord."Benziyor ama değil.Daha öncede zombilerle savaşmıştım."
Gruba ile arasında 40-45 adım bulunan yaratık, guruba paralel bir vaziyette ilerliyordu ve daha kafasını yana çevirip gruba bakmamıştı bile.
"Ses çıkarmazsak gidebilir" dedi Suar. Aynı Suar'ın dediği gibi yaratık bir müddet sonra gruba arkasını dönüp yürümeye başladı.Grup üyeleri içlerinden derin bi ohh çektiler.Ama daha bunu bitirmeden Yaratık bir anda arkasına dönüp bir kedi-adamı bile hayrete düşürecek bir hızda, korkunç bir haykırışla grubun önündeki Vien'e doğru saldırıya geçti.
Bu ani ve hızlı atak karşısında Vien sadece gözlerini şaşkınlıkla açabilecek süreyi yakalamıştı.Yaratık Vien'in karnına ani bir yumruk ile onu arkasındaki kayaya uçurdu. Ayakları yerden kesilen Vien arkasındaki kayaya çarpıp yere yığıldı ve kendinden geçti. Çoktan gardını almış olan Nord yaratığa saldırıya geçti. Ama yaratık çok hızlı idi ve silahtan ve saldırısından kurtuluyordu. Nordun bir saldırısının ardından onu bileğinen yakalayıp arkaya doğru fırlattı. Yerde birkaç takla atan Nord, tecrübe ile hızlıca doğruldu. Arkasına attığı adamın doğrulduğunu farketmeyen yaratığın gözleri kadına ve Suar'a çevrilmişti.
Siegerich acıyı zihninden atıp bu amansız yaratığa karşı ne yapabileceğini düşündü bir an. Elindeki mızrağı bir kere çevirdi kaslı kolunu gerip iyi atışlarından birini yaptı. Mızrak havayı yararken ıslık çalarak yaratığa doğru şimşek gibi gitti. Ancak canavar çevik bir hamle ile mızrağın yolundan çekildi. Mızrak uçmaya devam edip Vien'in yanında kayaya saplandı. Ancak tecrübeli Siegerich bu ihtimali düşünmüştü ve açısına buna göre ayarladığından mızrak Vien için tehdit oluşturmamıştı. Hemen belindeki iki kısa kılıcı çekip bir nara savurarak yaratığa doğru koşmaya başladı...
Siegerich'in elindeki kısa kılıçlarla hızla yaratığa doğru koştuğunu gördü. ama yaratıkta en az Siegerich kadar hızlı hareket ediyordu. Dostu Vien'in yaratıktan aldığı darbeyle kendinden geçtiğini gören Suar oldukça sinirlenmişti. şimdi dikkatlice iri cüsseliyi izlemeye başlayan Suar bir yandan da dostu Vien'in yanına giderek durumuna bakmak için uğraşıyordu..
Only God can Judge me!
Döne döne hamleler yaptı. Bir fırtına gibi hızlı ve şiddetliydi, ancak yaratık hamlelerden ya kaçınmayı beceriyor, ya da bir şekilde savuşturuyordu. Siegerich terlemeye başlamıştı, bir iki adım geri çekilip kılıçlarını önünde tutarak tekrar saldırıya geçti. Bu sefer zekice hamleler yaparak yaratığın savunmasını açtı ve kılıçlardan biri göğsünü yararak derinlere gömüldü. Siegerich durmadı ve elleriyle göğsünü tutan yaratığın kafasını diğer kılıcıyla tek hamlede uçurdu... Üstü başı canavarın pis kanıyla boyanmıştı.
Ã?nce elindeki kılıcı kalın bir deri ile silerek temizledi ve kınına yerleştirdi. Sonra ayağını yaratığa bastırıp destek alarak gömülü olan kılıcını çekip kurtardı, onu da silip yerine yerleştirdi. Başka bir bezle üstündeki kan ve pisliği silerken kayaya saplı duran mızrağını almak için yürümeye başladı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
