Dagoth Ur (RP)

Gölgelerdeki yaşamı bilenler için...
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

"Siegerich, hayatımı kurtaran sendin," dedi hüzünlü gülümsemesinin ardından. "Fakat... Hiçbir şey hatırlamıyorum," artık tamamen hüzne bulanmış gözleri iyice kısıldı. "Tek hatırladığım, bir grup Dagoth Ur inananı tarafından tuzağa düşürülmem ve buralara kadar kaçmam."

Bir an gözüne takılan belli bellirsiz görüntüler yüzünden şaşırdı. Derin bir yara. Bulanık hayaller... Ve hatırladı:

"Dur bir dakika! Hatırlıyorum. Amacım Dagoth Ur'a inanan bir grubu bozguna uğratmaktı. Fakat grubumdan ayrılmakla hata ettim. Sanırım hepsi öldü. Onlardan kaçarken bu civarda bir yere kadar geldim ve tam atlattığımı düşündüğüm sırada yaramdaki zehir etkisini arttırdı -zehirli bir ok saplanmıştı- ve hayaller görmeye başladım. O çarptığım kayayı da aslında size saldıran yaratık zannediyordum," durakasadı ve ekledi "öyle bir yaratık var mıydı?"

"Ve siz dostum... Sizler bu lânetli yerde ne arıyorsunuz?"
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

"Sağol iyim" dedi koca adama bakarak.
"İşimiz seni ilgilendirmez" dedi Vien sertçe. Karaelfin dediği aklına gelmişti" kimseye işinizden bahsetmeyin".Grup üyeleride(en azından bu iş için gelenler) bunu hatırlamıştı."Birilerinden kaçmak için buraya gelmek ne kadar akıllıca bilmiyorum.Biz şimdi içeriye giricez. İki seçeneğin var. Ya tek başına geri dönmeyi denersin-ki pek şansın yok yada bizle beraber gelir, ayağımıza dolanmazsan işimizi bitirir, bu lanetli topraklardan çıkar gideriz-ki buda diğer şeçenekten daha az tehlikeli değil.
Evet kararın nedir?"
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

"İşinize karışan yok, dostum. Ayrıca kovalanmamda bir bit yeniği vardı: kesinlikle buraya yönlendirildim, çünkü burası onların mekanıdır. Buralar hakkında az çok bilgim var ve gördüğün gibi iri bir savaşçıyım. Ayağınıza tatkılma düşüncenden kurtulsan iyi edersin. Bileğime güveniyorum ve eskilerdenim."

Karşısında duran sert adamın laflarıyla bir anda irkilen Mahkra, sinirini ve gururunu yenerek kendisini toparladı ve devam etti:

"Amacım işinize karışmak değil. Eğer grubum pusuya düşmeseydi burada olmayacaktım ve intikamımızı alabilecektim. Aylardır Dagoth'u ya da en azından güçlü adamlarını yok etme planları yapıyorum ve dostum, inan bana beni kandıramazsın. İçeri girmek istediğine göre sizin de benimle aynı -en azından paralel- düşüncelerde olduğunuzu tahmin ediyorum."

Bir an için ne yöne gideceğini düşünen Makhra, ani kararlarıyla ve sabırsız öfkesiyle ünlüydü:

"Sizinle geliyorum! Gördüğüm kadarıyla grubunuz bir avuç yeni yetmeden ibaret. Benim gibi bir savaşçıya ihtiyacınız olacak..."

Ve kader, onu bilinmedik yollarda, bilinmedik adamlarla (o güzel kadını da unutmamak gerek, diye düşündü içinden) birlikte amacından bir nebze olsun sapmamış bir halde yoluna devam etmesi için itekledi.

Ne olacağını, öleceğini ya da kalacağını bilmiyordu. Fakat bildiği tek bir şey vardı: Dagoth Ur denen lânetliyi ya da ona inanan -veya onun kölelerinden bir kişiyi- değil öldürmek, yaralasa ve acı içinde ölse bile atalarının yanına huzurla gideceğiydi.

"Sizinleyim, dostum..."
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

"Ölmeye gönüllü olan biri daha.. ne kadar hoş.." diye düşündü gruba henüz katılan iri cüsseli savaşçının son sözlerini duyduktan sonra.. Kısa bir süre adının Makhra olduğunu söyleyen savaşçıyı süzdü ve dostu Vien'in kulağına eğilerek fısıldadı "Bir savaşçı daha dostum! Bu tanrının bize bir hediyesi olsa gerek. Bizimle gelmesi hem onun için hem de bizim için daha iyi.." dedi. Doğruldu ve savaşçıya yaklaştı.. "Memnun oldum Makhra. Umarım heybetinin altında iyi bir savaşçı ruhu yatıyordur. Aramıza hoşgeldin." dedi ve gülümsedi.. Siegerich'i ima ederek bir de espriyi patlattı "Bizim dev adam da kendini yanlız hissetmeye başlamıştı artık.." Suar'ın bu sözlerinden sonra Daeva katıla katıla gülmeye başlamıştı. Çok güzel gülüyordu ve Suar düşünmeden edemedi "Tüm bu yerlerin iğrençliği bile duygularımı bastıramıyor. Yine aşık mı oluyorum yoksa..? Ah ne kadar güzel gülüyor. Acaba hayatında biri var mıdır?" Tüm bu yaşananların arasında böyle bir şey düşünmek.. Belki 10 dakika sonra öleceklerdi bu lanet yerde kim bilebilirdi ki.. Saçmalamaya son verme kararı aldı Suar ve "Çok aptalsın, ahmak ve bir aşk delisi olman da cabası. Tamamen bir belirsizliğin içindeyken nasıl böyle birşey düşünebiliyorsun!" diyerek kendi kendine yakındı..
Only God can Judge me!
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien, Suar konuşurken iç geçirdi.Daha sonra gruptan ayrı olarak Suar'a yaklaşıp "Umarım heybetinin altında iyi bir savaşçı ruhu yatıyordur mu? Nesin sen bir çeşit prenses mi? Nerden buluyorsun bu lafları? Biraz kafanı kullan Suar, hep burayı değil" dedi kalbini göstererek. "Bu adamın hikayesini duymadınmı. Burayla ve inanları ile bir derdi var ve bu dert ilerde bizim başımıza bela açabilir. Onun için şaçmalmayı bırakıp adama dikkat et." dedi tam arkasını dönüp giderken durdu ve arkasına dönüp Suar'a " Bazen ne olduğumuzu ve nerden geldiğimizi tamamen unutuyorsun. Biz birer hırsız olark büyüdük ve bölede ölüceğiz. Bizim birbirimizden başka dostumuz yok, olmıyacakta. Burada olanlara aldırma. Canın kokusu insanları birbirne yaklaştırır. Ne olduğunu unutma Suar ve gözlerini ve beynini açık tut." dedi ve hızlıca kapıya doğru yürüdü.
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Yeni gelen savaşcı ile Siegerich eskiden beri dosmuşlar gibi konuşmaya başlamışlardı. Gerçi bu savaşcıyı gözü hiç tutmamıştı, söylediklerini iyice dinlemeye ve hareketlerini izlemeye koyuldu. Anlattıklarında eksik kalan noktalar olduğunu farketti. Ama bunu tek farkeden kendisi değildi, Vien' e baktı sanki oda bir şeylerden şüphelenmiş gibiydi o an bu konuyu onunla konuşmak istemedi. Grubun diğer üyeleri bu şavaşcıyı çoktan aralarına kabul etmiş gözüküyordu. Sessizliğini korumayı sürdürdü, konuşmalar devam ediyordu. Suar'ın yeni gelene söylediği bir söz gülmesine neden oldu. Biraz gergin olmalıydı, yoksa gülmenin sırası değildi o an...

Kapının olduğu yere gitmeye karar verdi, bu kadar oyalanma zaten fazla geçikmelerine neden olmuştu. Gün ışığından yararlanmak istiyorlarsa ellerini çabuk tutmalıydılar. Kararlı adımlarla kapının olduğu yöne doğru gidiyorduki , Vien ile Suar'ın gruptan ayrı bir köşede konuştuklarını gördü... Ne olduğunu merak etmişti ama şimdilik ilk işi kapıdan içeri girmekti.
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

"Ya sen, gölgelerin kadını," dedi kendisini süzen zarif kadına. "Sen de mi canına susadın?"

(Kadının) Aklından ne geçtiğini tanrılar bilsin, benim yapacak daha önemli işlerim var, diye düşündü Makhra. Zaten sinirleri iyice gerilmişti. Zehirin etkisi geçerken, etkilediğinden fazlasını yapıyordu. Ama hoş birine benziyordu kadın. Yaşadığı guild'de ona kadınlara nazik davranılmasını öğretmişlerdi. Aniden hocasını ve kadınlar hakkında dediklerini hatırladı. Ve aniden hırsızlar hakkında dediklerini de hatırladı. Ne de olsa centilmen bir savaşçıydı ve hemen lafını düzeltti:

"Sanırım içeride yardıma ihtiyacın olacak. Arkamda durup beni kollarsan ve bu lânetli yaratıklara karşı ikili -hatta üçlü (ikinci savaşçı da dahil)- olarak savaşırsak, sanıyorum ki şansımız artar. Hem görünüşünden anladığım kadarıyla becerikli bir gölge ustasısın. Ben o işlerden anlamam. Fakat arkamı koruyacak birilerine ihtiyacım olacak. Ne dersin gölgelerin kadını?"
Hepsini al ve hiçbirini geri verme...
(Human - 7 Rogue)
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

İsminin Makhra olduğunu söyleyen yabancı bir an yanında bitivermişti. Sorduğu soru öylesine sorulmuş olsada cevabı kısa ve net omuştu
- " Sen, hangisine inanmak istiyorsan ona inan yabancı, bu konuyu seninle konuşmaya niyetim yok" Adam daha gelir gelmez bazı dengelerin değişeceğini sanıyor olmalıydı. Daha sonra söylediği sözleri Vien ve Suar'ında duyduğunu gördü, ama yabancının cevap beklediğini görünce
-" Başını derde sokmaman için seni korurum " Düşünceleri kafasının içinde dönüp uruyordu...Gruba doğru döndü
-" Artık girelim şu kapıdan, " kapı büyük ve heybetle duruyordu, davet edilmeselerde kapıdan gireceklerdi. Onları neyin beklediğinden haberleri bile yoktu...
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Yine saçmalamıştı Suar ve bunun sonucunda dostu Vien'den yine azar işitmişti. Genelde onun uyarılarını öğüt olarak alırdı ve cevap vermemeyi tercih ederdi. Sonuçta yine böyle olmuştu ve çiçeği burnunda hırsız yine sessiz kalmayı tercih etmişti.

Makhra ile Davea'nın diyaloglarına kulak kabartan Saur, Davea'nın son sözüne takılmıştı, "Artık girelim şu kapıdan" demişti kadın savaşçı. Bunun üzerine Suar kapının kilitli olma ihtimalini bile bile yinede Davea'ya dönerek "Ã?nden bayanlar! şansını dene bakalım madem ki bu kadar heveslisin. Belki kapı kilitli değildir.." dedi..
Only God can Judge me!
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

"Kapı zati açık unuttunuz mu?" dedi Vien ikiliye bakarak."İçeride çok dikkatli olun ve önden bizim gitmemize izin verin" dedi ve grup içeriye,karanlığa doğru adım attı.
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

"Bir savaş pozisyonu planı kurmamız gerekmez mi? 2 savaşçı, 3 hırsızımız var..."
Hepsini al ve hiçbirini geri verme...
(Human - 7 Rogue)
Dareth
Başbüyücü
Posts: 165
Joined: Fri Nov 19, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Dareth »

Grubun yarısı kapıya yönelmişken üstlerine küçük taş parçaları ve lav kumları yağdı. İrkilerek başlarını kaldırdıklarında yukarılarında hızla üstlerine doğru düşmek te olan bir tüy yumağından başka bir şey görmeye vakitleri olmadı. Bir an sonra birkaç metre ötelerine orta boylu bir khajit inmiş ve cinnetli bakışlarını yukarı çevirmişti. Boğazından bir hırtıltı yükselmesiyle kendini gruba doğru yere atması bir oldu. Khajitin bir an önce durduğu yere yukarıdan oklar yağmaya başlamıştı. Normalden büyük olan gözleri delicesine parlayan khajit tek bir fırlayışta grubun dibine kadar geldi. Ã?ılgınca gerilmiş dudaklarından tek bir kelime döküldü "Karra-elflerr!"
lil'grin'brin'
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien kapının ardına bakıyordu.Kapının hemen arkası büyük hasar almıştı, öleki eskiden aşağa doğru inen merdivenler yerine artık kaygan, inmesi zor bir alan oluşmuştu.Çok aşağadan gelen garip ışık bu yolu aydınlatıyordu.Vien bilgileri diğerleri ile paylaşmak için döndüğü sırada gözü gruptaki, yolculuk boyunca sessiz kalmış büyücüye yakladı.Büyücü bir anda duvarın dibine sinmişti.Tam bu anda olanlar oldu.Tepeden aşağa bir khajit düşmüş ve kara-elfler diye bağırmıştı.Aynı anda tepeden sayılarını bilemedikleri kara-elfler tarafından ok yağmuruna tutuldular.Vien hızlı düşünmek zorundaydı.Neyseki aşağadaki sis yukardakilerin görüşünü oldukça kısıtlıyor, rastgele ateş etmelerini sağlıyordu.

"İçeri.Herkez içeri." dedi ani bir karar ile.Herkez içeri doğru koşmaya başlarken, Vien kapıyı açtıkları kola doğru koştu ve kılcını çıkartıp kolu kırmak için hamle yapıcağı sırada büyücü onu durdurdu.
"Hayır seni sefil yaratık, okadar kolay değil" dedi büyücü.
Vien adamla çok kısa bir mücadeleden sonra onu bileğinden yakalayıp, duvar kenarından doğruca ok yağmurunun arasına attı ve hızlıca kola hamle yapıp onu parçaladı.Kapı bu hamle ile kapanmaya başlamıştı.Vien hızlıca kapıya doğru koştu tam içeri atlıyacağı sırada bir ok kolunu sıyırıp geçti.Vien kendini içeri atmış ve kapı kapanmadan önce büyücüyü ve boğazını parçalamış olan oku gördü ve kapı gürültü ile kapandı.

Grup şimdi kaygan zeminin hemen önündeki küçücük alanda duruyordu.
"Zemine dikkat edin" dedi Vien.
"Tamam ama burada durmak çok z... Ahhhhhh" diye çığlık attı kadın ve aşağa doğru yuvarlanmaya başladığı sırada Nordun bileğini yakaldı.Ne kadar güçlü olsada küçük olanda zor dengede duran adam bu çekme ile kadına katıldı ve bu bir hastalık gibi diğerlerine yayıldı.Nord yeni gelene, yeni gelen Suar'a,Suar kedi-adama ve kedi adamda Vien'i çekmişti.En son 5 kişinin ağırlığı ile aşağa doğru yuvarlandı Vien.Grup bağırışlar(ve hırıltılar) eşliğinde aşağa doğru yuvarlandı ve en sonunda hepsi zemine sertçe düştüler , ardında derin bir sessizlik oluştu.
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien yavaşça doğruldu ve hemen eli kılcına gitti."Kedi-adam" diye düşünmüştü ama arkadaşı Nord ondan daha hızlı davranmış, mızrağını kedi-adamın boğazına dayamıştı.

"Sen kimsin, ne istiyorsun ve bizi braya kadar nasıl takip ettin" demişti adam sinirlice.

"Son sorunu ben cevaplayabilirim" dedi Vien kolundaki acı ile doğrularak.
"O bir khajit seninde bildiğin gibi.Sessiz olmak onun uzmanlık alanı. Bu arada herkez iyimi?" Herkez başı ile iyi olduklarını onaylıyınca Vien yerde yatan khajit'in yanına gelip eğildikten sonra " Arkadaşımın diğer sorularının cevbını bende merak ediyorum" dedi. Kedi-adam Vien'e sinirle hırladı.

"Bana bak" dedi Vien aynı kızgınlıkla. "Açım,yorgunum ve yaralıyım.Bu bok çukurunda mahsur kaldık.Burada ve dışarıda kellemizi isteyen, kim ve ne olduklarını bilmediğimiz kişiler var. Ya hemen konuşmaya başlarsın yada sonun arkadaşımın omuzlarında bulunan ayı postu ile aynı olur.Hadi konuş"
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

Zehrin etkisinden yeni kurtulmuş savaşçı ne olduğunu anlayamadan ve körelmiş reflekslerine lânetler yağdırarak kılıcını çekti.

Khajiit savaşçı dostları yok değildi. Ama bu adamların gizlilik ve sinsilik yeteneklerini biliyordu guild'den. Ona sinsilik yeteneklerini öğretmeye çalışan hocalarından görmüştü. Yine de pek becerikli sayılmazdı bu konuda.

Ve bu koşullarda bu bela getiren bu kedi-adama sevgi duyması olanaklı değildi. "Belki ileride, beladan sonra" diye düşündü."

"Adamı dinleyip konuşsan iyi edersin ay şekeri bağımlısı!" dedi savaşçı kızgınca. "Senin yüzünden artık daha da beter bir batağın içindeyiz!"
Hepsini al ve hiçbirini geri verme...
(Human - 7 Rogue)
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests