Dagoth Ur (RP)

Gölgelerdeki yaşamı bilenler için...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Olaylar öyle hızlı gelişmiştiki ne olduğunu anlamadan Vien'in talimatıyla açık olan kapıdan içeri dalmaları bir olmuştu. Her yana fırlayan oklar şimdilik onlara gelmiyordu. Vien kapıyı kapatmak için kolu kırmak üzereyken büyücü tarafından engellenmişti. Uzakta oldukları için neler olduğunu tam olarak bilmiyordu ama ters giden bir şeyler olmalıydı. Daha sonrasında ise büyücü ölmüş ve Vien yaralanmıştı. Adımını atmıştı ki aşşağıya doğru kaymaya başlaması bir olmuştu...
Dareth
Başbüyücü
Posts: 165
Joined: Fri Nov 19, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Dareth »

Küçük-Göz bu kadar kısa sürede bu denli çok gariplikle karşılaştığı iyice korkmuştu. Ã?nce onunla buluşması gereken adam yanına gelip ona büyük bir ay şekeri kesesi ve garip , basitçe mühürlenmiş bir parşömen silindiri vermişti. Daha adam ona olan güvenini tartıp konuşmaya başlayamadan adamın boynuna bir ok saplanıp ruhunu karnlıklara göndermişti. Küçük-Göz de aynı akıbete uğramamak için tek çare olarak ölümden sonra en çok korktuğu yer olan Dagoth Ur'a doğru kaçmak zorunda kalmıştı. Gölgeler ve volkanik buhar sisleri arasında bir okçular savaşı ve acımasız bir kovalamacadan sonra birden sislerin içine uzanan bir ip görmiş ve can havliyle açık hedef olduğu düzlükten o çukura dalmıştı.

şimdi de uzun zamandır takip ettiği adamlar tarafından sorguya çekiliyordu. Sadakatini tekrar gözden geçirmenin zamanı gelmişti artık. Hafifçe hırladı ve kara-elflere karşı duyduğu korkuya rağmen konuşmaya karar verdi. Sonuçta onu oklayanlar da kara-elfti.

"Benii boşsuna tehdit etme savaşçı ," diye mırıldadı , "o karrra elflerrr sadece benim peşşimde değil." Sonra takip ettiği asık suratlı adama döndü. "Sizze güvenmiyorrrlarr. şekerrrim üzerrine bahse girrerrrim bana da güvenmiyorrlarrr. O karrra-elflerr burrradan çıktığınızzda sizzi bekliyor olacak. Beni sizi takip etmek için tuttularrr , messlektaşım." Son kelimeyi boğazından yükselen garip bir hırıltıyla boğup dikkatli hırsız kulakları dışındakiler için anlaşılmaz hale getirdi. Sonra kelimeleri tanıyabildikleri , ama anlam verebildikleri bir şeyler mırıldandı. Kadın ve hiddetli savaşçılar pek bir şey anlamamıştı , ama iki hırsız birbirlerine bakıyorlardı.

Khajit hırsız mottosuyla onlara kendisini kimin gönderdiğini ve burası hakkında duyduğu hikayeleri kısaca anlatmış , ne zamandır onları takip ettiğini söylemiş , sessizliklerinden ve hünerli hareketlerinden hırsız olduklarını anladığını söylemişti. Böyle hemencecik dökülmesine bakılırsa bu khajit pek de akıllı değildi , ya da kendini korumak için güvendiği başka bir şeyler vardı. Tamamen korkmuş ve sinmiş gibiydi , ama iri gözleri her an cinnet geçirecekmişçesine parlamaya devam ediyordu.
lil'grin'brin'
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

"Demek sana bizi izleme görevini kara-elf verdi ha.. Bize de görev veren kara-elf!" dedi ve ekledi "Bu adam işini gerçekten iyi biliyor."

Korkak ve ürkek davranışlar sergileyen kedi adama nedense acıma duygusu hissetmişti birden Suar ve duygusunu somutlaştırarak yardım elini uzattı yerde oturur vaziyette olan kedi adama.. Saldırabilirdi, çünkü davranışlarını henüz kontrol edemiyordu. Bunu göz önünde bulundurmuştu Suar ama kedi adamın buna cesaret edemeyeceğini de düşünüyordu. Ã?ünkü yanlızdı ve Suar dışında baş ucunda 3 savaşçı bir de hırsız duruyordu. "Kalk!" dedi "Anlaşılan kara-elf seni de bizim peşimizden ölüme göndermiş".. Daha sonra gruba dönerek "Daha fazla üstüne gitmenin bir anlamı yok. Zaten çaresizlik içerisindeyiz. Bir de grup içi tartışmalar olursa hiç çekilmez bu yolculuk. Ona bir şans verme taraftarıyım." dedi Suar..
Only God can Judge me!
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

"Pekala" dedi Vien, kendinden beklenmicek çabuklukta kabul etmişti durumu. "Bizimle geliyorsun, unutma artık sende bizle aynı kaderi paylaşıyorsun ve " dedi sessizce yaklaşarak."Mesleğimiz bizim aramızda kalacak, grubun şuanda bize düşman kesilmeleri pek hoş olmaz diğilmi?" dedi.

"Neden kara-elf bizi öldürmek istesin ki? Daha görevini yerine bile getirmedik." dedi Suar.

"Belli ki planlarında değişiklikler olmuş ve yeni planda bize yer yok. Onun için artık bize verdiği işi yapmaya da gerek yok, Tek yapmamız gereken burdan çıkmak ama buda görev kadar zor. Okuduklarıma göre buralar labirent gibidir ve tuzaklar la korunuyormuş.şu yan taraflarda gördüğünüz tüperin içindeki ışıklara elekterik deniliyormuş.Ne işe yaradığını bilmiyorum, şimdilik sadece yolumuzu aydınlatıyor ama dokunayım demeyin çünkü ölümcül olduğunu okumuştum." Gruptakiler duvarlardan yavaşça uzaklaşmaya başlamıştı.
Her tarafı neredeyse demirden olan odada grup sessizce duruyordu.
"Tuzaklar konusunda ne yapıcağız" diye sordu gruptakiler.
"Açıkcası bu bi çelişki.Ã?ünkü cüclerin tuzaklar ile işleri olmazmış ama bu kadar adı geçiyorsa bir gerçeklik payı vardır muhkkak.Bununda iki anlamı var. Ya bu tuzakları gerçekten cüceler yerleştirdi yada burada başkaları var ve bu tuzaklar onların işi."dedi ve gruptakiler birbirlerine bakmaya başladı.
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Siegerich elini sırtına sonra da beline doğru götürdü, keskin bir acı hissediyordu. Eline bakınca kan gördü. Kara elflerin oklarından biri sıyırmış olmalıydı, ama o karaışıklıkta ve adrenalinin de etkisiyle acıyı henüz duymaya başlamıştı.

Kedi adama karşı temkinli duruyordu. Gözü hiç tutmamıştı. Silahını hala indirmemişti ve her an kullanmaya hazırdı.

İçerde değişik metal ve buhar sesleri ve başka pek çok şeyin yankısı sessizce kulaklarına ulaşıyordu. Siegerich bu sesleri neyin veya nelerin çıkardığını bilmiyordu, ama burada bulundukları müddetçe bu sesleri duyacağını anlamıştı. Bir anlığına koridorun uzak kısımlarına doğru baktı, gözlerini açıp daha dikkatli baktı. Yanlış görüyor olamazdı. Siegerich'in beline kadar gelecek çapta metalden bir top hızla yuvarlanarak yaklaşıyordu!..
Dareth
Başbüyücü
Posts: 165
Joined: Fri Nov 19, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Dareth »

Küçük-Göz ona bir ev hayvanı gibi davranmalarına öfkelense de grupla kapışmak zorunda kalmadığına memnundu. Hem eninde sonunda üçü de hırsızdı. Tam keyifle mırıldayıp başıyla onaylıyordu ki boğazından yükselen mırıltının tonu sertleşti , korku dolu bir savaş çığlığına dönüştü. Reflekslerinin kontrol bile edemeden sıçradı ve kafasını alçak tavana çarparak geri düştü. Aralanan dudaklarınan hırıltılara benzeyen khajit küfürleri dökülürken elleri çoktan kısa yayına bir ok germişti bile. Ama üzerlerine doğru gelen lanet olası metal bir toptu. Gerçi üzerinde birkaç ek yeri görünüyordu ama...

Küçük Göz daha fazla düşünmeden yayı gevşetip oku sadağına salladı ve güçlü kuyruğunu tavandan sarkan kırık bir boruya dolayıp kendini yukarı çekti. Sonra da kedi suratında garip bir gülümsemeyle hırsız dostlarının omuzlarına vurdu. Sonuçta yuvarlanan metal bir gülleden zarar görmemenin en garantili çözümü yolundan çekilmekti.
lil'grin'brin'
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

Güçlü Savaşçı Makhra, zehrin etkisinin tam olarak geçmemiş olmasından dolayı yarı-körelmiş reflekslerine bir kere daha lânetler yağdırarak gülleyi fark edenler sayesinde tetiği çekilen duyularına sevinmeye başladı. Zehir bir süre sonra etkisini tamamen kaybedecek gibi görünüyordu...

Hemen bağırarak (diğerlerini de uyarmak istiyordu, geç de olsa) duvara dayadı sırtını ve güllenin geçişini izledi.

Vücudu, zırhıyla birlikte çok yer kapladığından, gülle ona çarpabilirdi ama bu olmadı.

Bir yandan duvara dayalı kalırken, bir yandan da ne yapacağını düşünüyordu. Ã?ünkü bu daha ilk tuzaktı ve hiçbir tuzak tetiğini çekmediklerini düşünüyordu.

Özellikle de aklı bu yeni gelen kedi-adama çevriliydi. Nereden geldiğini ve neden bu lânetli topraklarda bulunduğunu anlayamadı. İlk fırsatta öğrenmek için "içinden" kendine söz verdi.

Ayrıca bu iki dost da kimdi? Kendisine zararlarıı dokunabilir miydi? Yoksa dost muydular? Görünüşlerinden pek de tekin kişiler olmadıkları anlaşılıyordu. Znında hesap yaptı ve onlara fazla yaklaşmamanın güvenli olacağını düşündü. En azından hayatını tehlikeye atmak için bir neden görene kadar. Ne de olsa iyi bir adamdı Makhra. Her ne kadar ne yapacağı belli olmasa da.. Ama kötü biri değildi yine de.

Zehrin etkisinin geçtiğini hızlı düşünmesinden anladı ve tehlikeden kurtulduktan sonrası hakkında planlar yapmaya başladı bir yandan. Ã?yle sanıyordu ki, iri savaşçının verdiği panzehir etkiliydi. Artık düşünmesi gereken körelmiş refleksler ve zihin girdabı ya da kâbuslar değil, gruba karşı nasıl davranacağıydı.
Hepsini al ve hiçbirini geri verme...
(Human - 7 Rogue)
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Metal top yuvarlanarak onları fazla geçmemişti ki aniden durdu ve bir tur geriye doğru yuvarlandı. Gözlerine inanamıyorlardı, ama metal top değişik parçalara ayrılarak kendi içinde açılıyordu, az sonra yanan gözleri, silah tutan elleri, ve bir insanı andıran gövdesi ile metalden bir savaşçı karşılarında dikilmişti. Gövdesinin altında bacaklar yerine, hızla ilerlemesini sağlayacak küre şeklinde tekerleği vardı. Siegerich şaşkınlıktan sıyrılıp çift ağızlı büyük baltasını çekti. Gürleyerek kafasının üstünde kaldırdı...
User avatar
HenrichMiller
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 100
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by HenrichMiller »

"Bu şey!.. Aman Tanrım!" diye haykırdı Makhra. İlk defa metalden bir savaşçı görüyordu.

Guild'e kapalı bir yaşam, onu bu tür yaratıklara (!) karşı bilinçsiz kılmıştı. Ama böyle bir şeyi daha önce hatırlıyor muydu ne?

Hemen iri savaşçının yanına geçip savaş konumuna geçti ve ona uyum sağlayarak ikili bir savaş pozisyonu aldı.

Metal yaratığın arkasına geçmeye çalışacaktı ve iki yönden saldıracaktı. Siegerich'e fısıldadı:

"Ben arkasına geçmeye çalışacağım. Sen onu oyala ve iki yönden saldıralım! Dİğerleri de teşrif ederse yenme şansımız var."

(Zehir tamamen geçti artık...)

Savaş kurgusu kafasında oluşmuştu ama bu yaratığın koyu sarı metal zırhını (yaratık tamamen zırhtı zaten!) büyük kılıcını parçalamadan nasıl alt edecekti onu?

Bilemiyordu ama ilk darbeyi Siegerich'ten bekledi. Ã?ünkü metal yaratık ona döndüğü anda adım adım arkasına geçecek ve ikinci yönden saldıracaktı.

Umarım bir terslik çıkmaz, diye düşündü içinden. Ve yere tükürüp kaslarını gerdi: Bu rounda hazırlanmıştı...
Hepsini al ve hiçbirini geri verme...
(Human - 7 Rogue)
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien olanlrı dikkatlice izliyor, bu metalden yaratığa karşı ne yapabileceklerini düşünüyordu ama aklına bitürlü birşey gelmiyordu.Belkide bu işi kaslı arkadaşlarına bırakmalıydı. Svaşçıların arkasına doğru çekilip olanları izlemeye devam etti.
Titan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 161
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Titan »

Siegerich hiç bir şey söylememiş, hiç bir işarette bulunmamıştı, ama Makhra her nasılsa Siegerich'in plana göre hareket edeceğini anladı. Kafasının üstünde kaldırdığı büyük baltayı bir kuzeyli narası patlatıp aşağı doğru hızla inişe geçirdi.

Metal savaşçının gözü bir an daha kuvvetli parladı, ve kalkanlı kolunu baltanın önüne çekti. Balta kalkana geçip saplandığında müthiş bir çınlama kulakları doldurdu, meydana gelen kıvılcım ise gözleri almıştı.

Balta kalkanı yararak hasar vermesine rağmen metal savaşçı fazla hasar almış görünmüyordu, sadece darbenin etkisiyle bir ayaklık mesafe kadar gerilemek zorunda kalmıştı...
Dareth
Başbüyücü
Posts: 165
Joined: Fri Nov 19, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Dareth »

Küçük-Göz o an için kendisine aldırmayan meslektaşlarını beklemeyi bırakıp içinde bulundukları koridora göz gezdirdi. Sonra hırsız dostunun söylediklerini hatırladı.

Vien duvarın kenarındaki gölgeye sinmiş savaşçıları islerken yanıbaşında hissettiği hareketle gerildi. Khajit'in sinir bozucu suratını görünce gevşedi , ama pek de rahatlamış sayılmazdı. Khajit sessizliğini hiç bozmadan yanaştı ve başıyla koridorun iki yanında uzanan garip , ince boruları işaret etti. Bu boruları eşit aralıklarla bölen garip cam tüpler vardı ve bunlar ışık veriyordu. Vien bunlar hakkında bir şeyler biliyordu. En önemlisi de tehlikeli olduklarını biliyordu! Khajit inatla bir boruları bir savaşçıların cebelleştiği metal heyulayı gösteriyordu. Sonunda dayanamayıp hafifçe mırladı.

"Elk-tirrrrrk , bahsettiğin büyü , tehlikeli," ve bu sözlerle beraber hafif bir el hareketiyle metal savaşçının el yerine sahip olduğu uzun kılıcı işaret etti. "Onu kandırrrabilirrrizz."
lil'grin'brin'
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

Herşey çok ani gelişmişti..
Yuvarlak metal bir kütle grubun üzerine doğru hızla yaklaşırken kedi adamın tavanda asılı duran bir boruya zıplayarak kuyruğu sayesinde asıldığını gördü. Dostu Vien hemen yanında duruyordu ve kedi adam iki kafadarı yukarı çekmek için kollarını aşşağıya doğru sarkıtmıştı. Suar, olanları görebiliyor, algılayabiliyor fakat tepki veremiyordu. Adeta donakalmıştı. Nitekim kedi adamın uzattığı yardım elini de bilinçsizce geri çevirmişti. Ã?ylece olup biteni izlerken ansızın üzerlerine gelmekte olan yuvarlak metal kütle bir anda çetin bir düşman haline bürünmüştü. Böyle olması Suar için iyi olmuştu aslında. Aksi taktirde üzerine gelmekte olan metal topun altında kalarak ölebilirdi. Fakat şimdi başka bir tehlike grubu tehdit ediyordu; Metal bir savaşçı!

Artık kendine gelmesi gerektiğini düşünen Suar, yaşadığı ilk şoktan kurtulmalı ve arkadaşlarına yardım etmeliydi. Hırsız zekasını zorlayarak kendisine gelmeyi başaran Suar, bir kısa koşuda yanından uzaklaşmış olan dostu Vien'in yanına vardı. Suar, Vien'in hemen yanıbaşında ise kedi adamın durmuş, mimikleriyle ve fiziksel bir takım hareketlerle birşeyler anlatma çabası içerisinde olduğunu görmüştü. Pek birşey anlamamıştı Suar fakat görebildiği kadarıyla khajiit parıldayan cam tüpleri işaret ediyordu. Tam bu sırada kendisini şaşkına çeviren metal savaşçıya bakmayı akıl ettiği anda Suar, kapalı ortamda yükselen müthiş bir gürültüyle irkildi. Siegerich metal yığınına karşı atağa geçmişti ve sesin sebebi de buydu. Gruba katılalı çok olmayan savaşçı Makhra ise boş durmuyordu. Metal savaşçıya arkadan saldırabilmek için uğraşan iri savaşçının ilk günlerdeki halinden eser kalmamış gibi görünüyordu. Oldukça bilinçli ve kendinden emin hareket ediyordu..

Tüm bunlar yaşanırken Suar, Vien ve Khajiit bir arada duruyorlardı ve Khajiit, Vien'e hala birşeyler anlatmaktaydı. Sözlerini ve fiziksel hareketleri tamamlandığında Vien hareketlenmişti. "Acaba ne yapacak?" diye düşünmeden edemedi Suar..
Only God can Judge me!
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

kapıdan girdikeri andan itibaren sadece gözlemlemişti olayları. Kedi adamın yakalanıp sorgulanması sırasında bile sadece bekledi, izlenimleri şimdilik onun içindi. Bu arada guruba dahil edilen Khajiit garip bir enerji yayıyordu. Ama zaten yeterince garip olaylar olmaya başlamıştı, birde bunun üztüne etrafın çok garip şekilde aydınlatılması biraz ürkmesine neden olmuştu... Geçen süre boyunca etrafı dinledi, tuhaf bir ses duyuyordu ama ne olduğunu tam olarak çıkartamamıştı ki yeni bir bela daha onlara doğru geliyordu. Bu seferki bela öyle kolay kolay atlatılacak gibi gözükmüyordu. Metalden bir savaşcı, nasıl durdurulurdu ki?. Bu soru kafasında dönüp duruyor ama bir türlü cevabı bulamıyordu. Diyerleri çoktan karşı saldırıya geçmişlerdi bile. Gözü bir ara Suar, Vien ve Khajiit ' in bulundukları yere takıldı. Khajiit' in tuhaf hareketleri sanki bir şeyler anlatıyordu, bir anda karışan ortalıkta kimse onu farketmemişti bile. Durduğu yerden anladığı kadarıyla duvarda koridorun aydınlanmasını sağlayan nesneler kurtulmalarını sağlaya bilirldi. Sapanını çıkardı, küçük demir toplarından birini sapanın gövdesine yerleştirip parlayan nesnelerden birisine nişan aldı ve en iyi atışını yaptı. Hızla giden küçük top tam istediği yere ulaştığında ani bir parlama ve patlama sesi duyuldu...
VanwaElen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 187
Joined: Fri Oct 24, 2003 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by VanwaElen »

Vien kedi adamın dediklerini gürültüden duyamamıştı. Bunun için kollarını uzatıp kendini yukarı çekmesi için kedi adamdan yardım istedi.Yukarı çıktığında kedi adam dediklerini tekrarladı. Tam cevap vericekken, küçük bir taşın cam boruya çarptığını gördü.Bir gürültü ve patlama oldu. Vien sonlarının geldiğini düşündüğü sırada cam boruya baktı.Neyse ki taş sadece küçük bir parça cam götürmüştü borudan ve buda içerdeki ışığı dışarı çıkarmaya yetmemişti(cüceler sağlam işçilik çıkarmışlardı) ama bu Vien'i kızdırmıştı.

"Seni budala hepimizi öldürceksin. Sence bu lanet yerin tamamı demirden oluşmuşken bu borular neden camdan dersin? Bu ışık veya her ne ise demirde yüreyebiliyor ve yolunun üzerinde ne varsa öldürüyor. O metal pisliğin yanında bizide haklıcaktın."
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest