İyiliğin Eli
Yetimhaneyi incelemesi fena olmazdı, ne de en son bir yetimhaneyi yıllar önce görmüştü; bu adaletsiz dünyada yetimhaneler pek sık bulunmuyordu. Ama yoldaşları onu tapınakta bekliyordu ve dönmesi gerekliydi.
Elis'e dönerek eğildi, " İzninizle, tekrar görüşmek üzere, " diye kafiyeli bir cümle kurdu ve kapıyı çalan büyücüye bakmadan -veya muhtemelen farketmeden- dışarı çıktı. Bir an sonra sırt çantasını omzunda kaydırıp eski püskü paltosunu çıkarıp giymişti. Hızlı adımlarla tapınağa doğru yola koyuldu.
Elis'e dönerek eğildi, " İzninizle, tekrar görüşmek üzere, " diye kafiyeli bir cümle kurdu ve kapıyı çalan büyücüye bakmadan -veya muhtemelen farketmeden- dışarı çıktı. Bir an sonra sırt çantasını omzunda kaydırıp eski püskü paltosunu çıkarıp giymişti. Hızlı adımlarla tapınağa doğru yola koyuldu.
-
Ereshin
- Başbüyücü
- Posts: 171
- Joined: Wed Aug 04, 2004 10:00 am
- Location: 35,5 KARŞIYAKA, İstanbul
- Contact:
"Ã?ncelikle saygılarımı sunarım leydim müsadenizle 1-2 soru sormam gerekiyor size, özellikle sizi bulabildiğime çok sevindim..... Aldığımız bir habere göre Yeminer ellerinizde can vermiş. (ismi tükürür gibi söylemişti, o lichten oldu olası hoşlanmamıştı zaten)......... Büyü konseyinin başbüyücüsü ve shalafim Erethan tarafından görevlendirilerek olayın iç yüzünü araştırmaya geldim..... yoo sakın yanlış anlamayın leydim amacım katiyen hesap sormak yada öç almak değil, zaten o lich için öc almaya kalkışmam, fakat büyü konseyinin aldığı bir darbe bu ve eminim beni buradan müsait bir açıklamayla gönderirsiniz leydim. Olay nasıl oldu ve neden oldu tek bilmek istediğim bunlar" der ve beklemeye başlar genç büyücü....... "umarım gücenmemiştir" der kendi kendine çünkü istediği değil bu meleği gücendirmek ona duyduğu saygıyı anlatmaktır sadece.............
I break the silence now because I want the facts known. If I am to be judged let me be judged by the truth.
Soluk soluğa, kapının bir kaç ayak ötesindeki köşenin ardında dinleyen Kılıç Bilgini rahatladı. Tapınakda güç gösterisi yapan siyah büyücü değildi bu kişi, üstelik, son derece içten ve nazik konuşuyordu. Büyücüler belli ki intikam almak istemiyorlardı... bazıları hariç. Siyah cüppeli büyücüyü hatırladı ve buraya arada sırada gelmenin hiç de fena olmayacağını düşündü. Boşu boşuna bu kadar yolu geldiğini (boşu boşuna mı? dedi içinden bir ses bu sırada) düşünerek tekrar tapınağa doğru yol almaya başladı.
-
Ereshin
- Başbüyücü
- Posts: 171
- Joined: Wed Aug 04, 2004 10:00 am
- Location: 35,5 KARŞIYAKA, İstanbul
- Contact:
"Teşekkür ederim leydim sizi üzdüysem yalvarırım beni affedin. Fakat bir türlü aklım almıyor Yeminer niçin yetimhaneye saldırsınki??....... Tamam o karanlığın bir uşağıydı ve iğrenç bi insandı!!!" bir an tebessüm eder "Hıh!! ne insanı insan bile değildi ama bu kadar düşmüş olamaz bir sebebi olmalı mutlaka size hiçbirşey söylemedimi??" dedi genç büyücü. Karşısındaki meleği üzmemek içinden elinden gelen gayreti gösteriyordu Ereshin, o kadar saf ve temiz gözüküyorduki melek onun gözüne Yemineri öldürenin o olabileceğine bir türlü inanamıyordu...........
I break the silence now because I want the facts known. If I am to be judged let me be judged by the truth.
-
Ereshin
- Başbüyücü
- Posts: 171
- Joined: Wed Aug 04, 2004 10:00 am
- Location: 35,5 KARŞIYAKA, İstanbul
- Contact:
"Pekiala leydim sizi daha fazla rahatsız etmiycem. İyi günler dilerim ve geçmiş olsunda demeliyim sanırım hala acıyan yaralarınız var. Teşekkür ederim zaman ayırdığınız için leydim. Tekrar görüşmek dileğiyle........" der ve selam verip çekilir genç büyücü. şimdi gidip shalafisine anlatmalıdır durumu. Büyüsünün sözlerini söylemeye başlar.........
I break the silence now because I want the facts known. If I am to be judged let me be judged by the truth.
Hellfire yetkimhaneye geldiginde hava karanlikti. Tanrisi'nin yaptirmis oldugu bu yeri ogrenmis ve ziyarete gelmisti... Bir tanri'nin takipcilerini egitmek icin bundan daha iyi bir firsat olamazdi. Iceride hic isik yoktu, hic kimse yetimhanede nobet tutmuyor gibiydi...
"Lanet olsun!" diye gurledi yari-iblis... "Azalin'in gelecekteki savascilari, olumlu zavallilara karsi bile korumasiz"...
Hellfire yetimhanenin icine girdi. Bu ufakliklarin icinde korku, intikam ve kaosun ilk tomurcuklarini yesertmenin zamani gelmis de geciyordu ona gore. Koridorlarda gurultulu bir sekildi ilerledi ve yatakhaneye girdi. Cocuklar yaratigin garip nefes alis verisi ile bazilari yataklarin altina girmis, bazilari yorganlarini yuzlerine cekmis, bazilari dolaplara saklanmis, bazilari da misil misil uyumaya devam ediyordu...
Hellfire iceri girdiginde bazilarindan cigliklar yukseldi. Hellfire'in ellerinden karanlik kureler cikarak butun kapilari kapladi:
"Kacmaniza gerek yok" dedi korkunc gurultulu sesiyle... Zaten cocuklarin da kacacak pek bir yeri yoktu.
Cocuklarin korkulu yasli gozlerine kendi alev alev yanan gozleriyle bakti:
"Sizleri korudum... Sizleri doyurdum... Sizleri kurtardim..." dedi.
"Ben sizi birakan terkeden ailelerinizden sizleri korudum... Ailelerinizi katleden canavarlardan sizleri kurtardim... Ben sizin goremediginiz karanliklardan sizlere yardim ettim... Benden korkmayin... Sizi ailenizden ayiranlardan korkun..."
Yaratik kanatlarini acti ve gozlerindeki alevler kor demir gibi karanligi gelen birer isiga donustuler:
"Sizi sevdiklerinizden ayiranlardan, sizi terk edenlerden KORKUN! Bir gun gelecek hepiniz buyuyeceksiniz... ve size bunlari yapanlardan, SIZE ACI CEKTIRENLERDEN INTIKAMINIZI ALACAKSINIZ!"
Cocuklardan bazilari bu korkutucu gurultuyle yeniden gozyaslarina boguldu.
"Ben yine sizin yaninizda olacagim... Yine size yardim edecegim... Yine sizi koruyacagim... Karanlikta yalniz degilsiniz..."
Hellfire bu sefer gozlerini hafifce kisarak sactigi isigi azaltti ve kendisini de karanliga bogdu. Girtlagindan bir sesle konustu: "AZAAAAALIIIIINNN!"
Sonra geldigi hizla ortadan yok oldu...
"Lanet olsun!" diye gurledi yari-iblis... "Azalin'in gelecekteki savascilari, olumlu zavallilara karsi bile korumasiz"...
Hellfire yetimhanenin icine girdi. Bu ufakliklarin icinde korku, intikam ve kaosun ilk tomurcuklarini yesertmenin zamani gelmis de geciyordu ona gore. Koridorlarda gurultulu bir sekildi ilerledi ve yatakhaneye girdi. Cocuklar yaratigin garip nefes alis verisi ile bazilari yataklarin altina girmis, bazilari yorganlarini yuzlerine cekmis, bazilari dolaplara saklanmis, bazilari da misil misil uyumaya devam ediyordu...
Hellfire iceri girdiginde bazilarindan cigliklar yukseldi. Hellfire'in ellerinden karanlik kureler cikarak butun kapilari kapladi:
"Kacmaniza gerek yok" dedi korkunc gurultulu sesiyle... Zaten cocuklarin da kacacak pek bir yeri yoktu.
Cocuklarin korkulu yasli gozlerine kendi alev alev yanan gozleriyle bakti:
"Sizleri korudum... Sizleri doyurdum... Sizleri kurtardim..." dedi.
"Ben sizi birakan terkeden ailelerinizden sizleri korudum... Ailelerinizi katleden canavarlardan sizleri kurtardim... Ben sizin goremediginiz karanliklardan sizlere yardim ettim... Benden korkmayin... Sizi ailenizden ayiranlardan korkun..."
Yaratik kanatlarini acti ve gozlerindeki alevler kor demir gibi karanligi gelen birer isiga donustuler:
"Sizi sevdiklerinizden ayiranlardan, sizi terk edenlerden KORKUN! Bir gun gelecek hepiniz buyuyeceksiniz... ve size bunlari yapanlardan, SIZE ACI CEKTIRENLERDEN INTIKAMINIZI ALACAKSINIZ!"
Cocuklardan bazilari bu korkutucu gurultuyle yeniden gozyaslarina boguldu.
"Ben yine sizin yaninizda olacagim... Yine size yardim edecegim... Yine sizi koruyacagim... Karanlikta yalniz degilsiniz..."
Hellfire bu sefer gozlerini hafifce kisarak sactigi isigi azaltti ve kendisini de karanliga bogdu. Girtlagindan bir sesle konustu: "AZAAAAALIIIIINNN!"
Sonra geldigi hizla ortadan yok oldu...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Yetimhane...
'Ölümün Eli' için ne kadar uzak bir kavram, ailesini hatırlamayan, aileleri dağıtan 'Ölümün' getiricisi için uzak ve acı dolu bir kavram...
Yavaş adımlarla Yetimhaneye yaklaşan karanlık siluet yavaşça kapıyı çaldı ve içeriye süzüldü. Etrafına bakındı ve donuk sesi yankılandı.
- Merhaba... Yardımcı olacak kimse yok mu?
'Ölümün Eli' için ne kadar uzak bir kavram, ailesini hatırlamayan, aileleri dağıtan 'Ölümün' getiricisi için uzak ve acı dolu bir kavram...
Yavaş adımlarla Yetimhaneye yaklaşan karanlık siluet yavaşça kapıyı çaldı ve içeriye süzüldü. Etrafına bakındı ve donuk sesi yankılandı.
- Merhaba... Yardımcı olacak kimse yok mu?
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Karşısındaki varlığın içindeki olguyu hissettiğinde bir an gülümsedi. İyiliğin saf hali sadece yukarı alemdekilerin kanını taşıyanlara verilirdi. Kızıl gözleri ile etrafına tekrar bakındığında kadının tedirgin tavrının ona verdiği hazı hissetti. Varlıkların ondan korkmasını kompliman olarak alırdı.
- Bir çocuk evlat edinmek istiyorum, eğer mümkünse...
- Bir çocuk evlat edinmek istiyorum, eğer mümkünse...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Sensei gizli mabedinde bulunan kervanlara , saldırdığı günden beri yanında taşıdığı çocuğu artık daha yanında tutamayacaktı. Yeterince öğrenmiş ve yeterince güçlenmişti. Sensei etrafta diyarda bir yetimhanenin açıldığını duymuştu. Hatta bir akşam kendiside gidip bu yapıyı kontrol etmişti. Burayı yapanlara kesinlikle minnet duyuyordu. Sanki avlanmak için bir kümes, bir kafesti. Ama şimdilik yapacağı daha önemli işleri vardı. Sensei bir gece yarısı yanında bulundurduğu çocuğu yetimhenenin yakınlarında bırakmış ve oradan uzaklaşmıştı...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
